Labirent — Adil Küçükay

Labirent
Adil KüçükayCinius Yayınları
Labirent
Adil KüçükayYazarın önceki eseri Labirent Ölenler ve Gülenler kaotik olayların tohumlarının atıldığı dini ve tasavvufi unsurlar barındıran başlangıç romanıdır İstihbarat savaşlarında dinin rolü üzerinde durulmuştur Konusu aşk ve tasavvuf olan bir romandır Gerçek aşktan ilahi aşka dönüşen sevgilerin hikayesidir Realist değildir Yaşananların gerçekle ilgisi yoktur İnsanların nasıl yaşamaları gerektiği anlatılmış olaylara din ve ahlak açısından bakılmıştır Ruhun karanlıklarına bir nebze ışık tutmak amacı güdüldüğü için tasavvufi deyimlere ve konulara önem verilmiştir Dini konularda tecessüs sahibi olanlara tavsiye ederim Okuyucularıma mutluluk duyacakları mesut saatler geçirmelerini dilerim

Cinius Yayınları
Yazarın önceki eseri Labirent Ölenler ve Gülenler kaotik olayların tohumlarının atıldığı dini ve tasavvufi unsurlar barındıran başlangıç romanıdır İstihbarat savaşlarında dinin rolü üzerinde durulmuştur Konusu aşk ve tasavvuf olan bir romandır Gerçek aşktan ilahi aşka dönüşen sevgilerin hikayesidir Realist değildir Yaşananların gerçekle ilgisi yoktur İnsanların nasıl yaşamaları gerektiği anlatılmış olaylara din ve ahlak açısından bakılmıştır Ruhun karanlıklarına bir nebze ışık tutmak amacı güdüldüğü için tasavvufi deyimlere ve konulara önem verilmiştir Dini konularda tecessüs sahibi olanlara tavsiye ederim Okuyucularıma mutluluk duyacakları mesut saatler geçirmelerini dilerim

Cinius Yayınları
Yazarın önceki eseri Labirent Ölenler ve Gülenler kaotik olayların tohumlarının atıldığı dini ve tasavvufi unsurlar barındıran başlangıç romanıdır İstihbarat savaşlarında dinin rolü üzerinde durulmuştur Konusu aşk ve tasavvuf olan bir romandır Gerçek aşktan ilahi aşka dönüşen sevgilerin hikayesidir Realist değildir Yaşananların gerçekle ilgisi yoktur İnsanların nasıl yaşamaları gerektiği anlatılmış olaylara din ve ahlak açısından bakılmıştır Ruhun karanlıklarına bir nebze ışık tutmak amacı güdüldüğü için tasavvufi deyimlere ve konulara önem verilmiştir Dini konularda tecessüs sahibi olanlara tavsiye ederim Okuyucularıma mutluluk duyacakları mesut saatler geçirmelerini dilerim

Cinius
Yazarın önceki eseri Labirent Ölenler ve Gülenler kaotik olayların tohumlarının atıldığı dini ve tasavvufi unsurlar barındıran başlangıç romanıdır İstihbarat savaşlarında dinin rolü üzerinde durulmuştur Konusu aşk ve tasavvuf olan bir romandır Gerçek aşktan ilahi aşka dönüşen sevgilerin hikayesidir Realist değildir Yaşananların gerçekle ilgisi yoktur İnsanların nasıl yaşamaları gerektiği anlatılmış olaylara din ve ahlak açısından bakılmıştır Ruhun karanlıklarına bir nebze ışık tutmak amacı güdüldüğü için tasavvufi deyimlere ve konulara önem verilmiştir Dini konularda tecessüs sahibi olanlara tavsiye ederim Okuyucularıma mutluluk duyacakları mesut saatler geçirmelerini dilerim

Cinius Yayınları
Bu kitabı okuduğunuzda Türkiye de on binlerce genç insanın ne uğruna öldüğünü milyonlarca insanın neden gözyaşı döktüğünü anlayacaksınız Adil olmak insanoğlu için meziyet değil zorunluluktur Büyük Ortadoğu Projesi diye ortaya konan ideoloji aslında Türkiye ve Arabistan yarımadasında mevcut güçlü devletleri küçük devletler halinde parçalara bölerek coğrafi ve ekonomik yönden kontrol edilebilir şekle büründürmek amacına ulaşmaya zemin hazırlamak içindir Arap Baharı diye nitelenen toplumsal faaliyetler de bu güçler tarafından ortaya konan bir demokrasi aldatmacasıdır Asıl amaç bu ülke halklarının yararı için demokrasi getirmek değildir Güçlü iktidarlar değil kolay yönlendirebilecekleri söz dinleyen kukla yönetimler kurmak istemektedirler Sıradaki ülke Türkiye dir Eğer bu ülkede de iç karışıklık ve halk ayaklanması başarılabilirse kolayca parçalamak mümkün olacaktır İsrail ABD İngiltere Almanya ve Fransa gibi ülkeler ticari ve ekonomik açıdan imtiyazlı pozisyon elde etmek istemekte Rusya ise Ortadoğu daki enerji havzasını tek başına Batı Blokuna kaptırmamak için İran ve Çin gibi ülkelerle işbirliği yaparak peyk haline getirdiği Suriye üzerindeki nüfuzunu korumaya çalışmaktadır Anlaşılan o ki bu Ortadoğu içinden çıkılamaz labirenttir Adil Küçükay Artvin Arhavi ilçesinde 1945 yılında doğmuştur İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1968 senesinde bitirmiştir Farklı şehirlerde savcılık yapmıştır Fatsa Aybastı Korgan üçgeninde bölgesel sıkıyönetim ilan edildiği 1979 senesinde Korgan Savcılığında bulunmuştur 1980 askeri darbesi sonrasında Erzincan Sıkıyönetim Askeri Savcılığında ve 1988 1994 yıllarında Konya DGM Savcılığını yapmıştır Tasavvufi çalışmaları ve yayınlanmamış eserleri vardır

Cinius Yayınları
Bu kitabı okuduğunuzda Türkiye de on binlerce genç insanın ne uğruna öldüğünü milyonlarca insanın neden gözyaşı döktüğünü anlayacaksınız Adil olmak insanoğlu için meziyet değil zorunluluktur Büyük Ortadoğu Projesi diye ortaya konan ideoloji aslında Türkiye ve Arabistan yarımadasında mevcut güçlü devletleri küçük devletler halinde parçalara bölerek coğrafi ve ekonomik yönden kontrol edilebilir şekle büründürmek amacına ulaşmaya zemin hazırlamak içindir Arap Baharı diye nitelenen toplumsal faaliyetler de bu güçler tarafından ortaya konan bir demokrasi aldatmacasıdır Asıl amaç bu ülke halklarının yararı için demokrasi getirmek değildir Güçlü iktidarlar değil kolay yönlendirebilecekleri söz dinleyen kukla yönetimler kurmak istemektedirler Sıradaki ülke Türkiye dir Eğer bu ülkede de iç karışıklık ve halk ayaklanması başarılabilirse kolayca parçalamak mümkün olacaktır İsrail ABD İngiltere Almanya ve Fransa gibi ülkeler ticari ve ekonomik açıdan imtiyazlı pozisyon elde etmek istemekte Rusya ise Ortadoğu daki enerji havzasını tek başına Batı Blokuna kaptırmamak için İran ve Çin gibi ülkelerle işbirliği yaparak peyk haline getirdiği Suriye üzerindeki nüfuzunu korumaya çalışmaktadır Anlaşılan o ki bu Ortadoğu içinden çıkılamaz labirenttir Adil Küçükay Artvin Arhavi ilçesinde 1945 yılında doğmuştur İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1968 senesinde bitirmiştir Farklı şehirlerde savcılık yapmıştır Fatsa Aybastı Korgan üçgeninde bölgesel sıkıyönetim ilan edildiği 1979 senesinde Korgan Savcılığında bulunmuştur 1980 askeri darbesi sonrasında Erzincan Sıkıyönetim Askeri Savcılığında ve 1988 1994 yıllarında Konya DGM Savcılığını yapmıştır Tasavvufi çalışmaları ve yayınlanmamış eserleri vardır

Cinius Yayınları
Bu kitabı okuduğunuzda Türkiye de on binlerce genç insanın ne uğruna öldüğünü milyonlarca insanın neden gözyaşı döktüğünü anlayacaksınız Adil olmak insanoğlu için meziyet değil zorunluluktur Büyük Ortadoğu Projesi diye ortaya konan ideoloji aslında Türkiye ve Arabistan yarımadasında mevcut güçlü devletleri küçük devletler halinde parçalara bölerek coğrafi ve ekonomik yönden kontrol edilebilir şekle büründürmek amacına ulaşmaya zemin hazırlamak içindir Arap Baharı diye nitelenen toplumsal faaliyetler de bu güçler tarafından ortaya konan bir demokrasi aldatmacasıdır Asıl amaç bu ülke halklarının yararı için demokrasi getirmek değildir Güçlü iktidarlar değil kolay yönlendirebilecekleri söz dinleyen kukla yönetimler kurmak istemektedirler Sıradaki ülke Türkiye dir Eğer bu ülkede de iç karışıklık ve halk ayaklanması başarılabilirse kolayca parçalamak mümkün olacaktır İsrail ABD İngiltere Almanya ve Fransa gibi ülkeler ticari ve ekonomik açıdan imtiyazlı pozisyon elde etmek istemekte Rusya ise Ortadoğu daki enerji havzasını tek başına Batı Blokuna kaptırmamak için İran ve Çin gibi ülkelerle işbirliği yaparak peyk haline getirdiği Suriye üzerindeki nüfuzunu korumaya çalışmaktadır Anlaşılan o ki bu Ortadoğu içinden çıkılamaz labirenttir Adil Küçükay Artvin Arhavi ilçesinde 1945 yılında doğmuştur İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini 1968 senesinde bitirmiştir Farklı şehirlerde savcılık yapmıştır Fatsa Aybastı Korgan üçgeninde bölgesel sıkıyönetim ilan edildiği 1979 senesinde Korgan Savcılığında bulunmuştur 1980 askeri darbesi sonrasında Erzincan Sıkıyönetim Askeri Savcılığında ve 1988 1994 yıllarında Konya DGM Savcılığını yapmıştır Tasavvufi çalışmaları ve yayınlanmamış eserleri vardır

Cinius
Adil olmak insanoğlu için meziyet değil zorunluluktur Büyük Ortadoğu Projesi diye ortaya konan ideoloji aslında Türkiye ve Arabistan yarımadasında mevcut güçlü devletleri küçük devletler halinde parçalara bölerek coğrafi ve ekonomik yönden kontrol edilebilir şekle büründürmek amacına ulaşmaya zemin hazırlamak içindir Arap Baharı diye nitelenen toplumsal faaliyetler de bu güçler tarafından ortaya konan bir demokrasi aldatmacasıdır Asıl amaç bu ülke halklarının yararı için demokrasi getirmek değildir Güçlü iktidarlar değil kolay yönlendirebilecekleri söz dinleyen kukla yönetimler kurmak istemektedirler Sıradaki ülke Türkiye dir Eğer bu ülkede de iç karışıklık ve halk ayaklanması başarılabilirse kolayca parçalamak mümkün olacaktır İsrail ABD İngiltere Almanya ve Fransa gibi ülkeler ticari ve ekonomik açıdan imtiyazlı pozisyon elde etmek istemekte Rusya ise Ortadoğu daki enerji havzasını tek başına Batı Blokuna kaptırmamak için İran ve Çin gibi ülkelerle işbirliği yaparak peyk haline getirdiği Suriye üzerindeki nüfuzunu korumaya çalışmaktadır Anlaşılan o ki bu Ortadoğu içinden çıkılamaz labirenttir