Lacivert Sevdalar — Emine Özgenç

Lacivert Sevdalar
Emine ÖzgençKripto
Lacivert Sevdalar
Emine ÖzgençÖte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA Tanıtım Bülteninden

Kripto Basım Yayın
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

KRİPTO BASIN YAYIN
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

Kripto Basım Yayın
Emine Özgenç tarafından kaleme alınan Lacivert Sevdalar Kripto Basım Yayın eseri olarak okurlarla buluşuyor Lacivert Sevdalar Emine Özgenç Kitap Özeti Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA Yayınevi Kripto Basım Yayın Yazar Emine Özgenç Sayfa 192 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Mayıs 2025 Barkod 9786057908469 Kategori Roman

Kripto Basım Yayın
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

Kripto Basım Yayın
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

Kripto Yayınları
Kitap Tanıtım Yazısı Arka Kapak Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

Kripto
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA

Kripto Basım Yayın
Öte dünya denen memleket denizin karşı kıyısı mıydı acaba Beyaz ve kül rengi bulutlar zaman zaman kucağında bebeğini emziren bir ana resmi çizerdi ufka Gün batımına yakınsa zaman pembe sarı renkler belirirdi ana resminin arkasında O zaman daha dayanılmaz olurdu seyretmesi Belki de ayrılık kanalının üzerine çizilirdi ana resmi Uzaklardan evlatçığına gözcülük mü ederdi Ufuk ana resmi çizdiği için mi severdi denizi Bakmalıydı O ayrılık kanalı dönülmeyecek kadar uzak mıydı İşte tam oraya bırakmalıydı isyanını Öte kıyılara taşırdı dalgalar belki de hicranı En azından karşı sahilin iştahlı kumlarında yitip giderdi kumsala serilen şu köpükler gibi Yoksa yittim sanırken döner de çoğaltır mıydı denizi Öyle yapıyordu peş peşe gelen dalgaları içiyordu kumsal Sonra biraz ilerde tekrar katıyordu emdiği her damlayı deryaya Ölüm niye böyle bir şey değildi Niye vermiyordu aldığını geri Yaşamın ve denizin şiirleştiği bu hikâyeler Halikarnas Balıkçısı ndan beri özlediğimiz deniz tuzu kokusunu masum hayat parçaları ile birleştiriyor Emine Özgenç her zamanki berrak dili ve engin anlatımıyla gerçek hayattan alınmış hikâyeler kaleme almış Bu hikâyelerin kişileri Özgenç in bazen ataları bazen kardeşleri bazen de çocukları Aşk her hikâyenin başköşesinde Kavuşamayan âşıklar Karadeniz in kaderi gibi Lacivert Sevdalar ismi bu yüzden aslında bütün hikâyelerin özetini içerisinde barındırıyor Hikâyelere Karadeniz in Rus işgalinden kalan trajik anlatılar da ayrıca can katmış Karadeniz e Rusların tasallutu edebiyatımızda nedense çok az gündeme getirilmiştir Bu bakımdan Özgenç ata yurduna vefayı da ihmal etmiyor Düşüneceğiniz şefkatle gülümseyeceğiniz hasretle irkilip göğsünüz sızlayarak gözyaşı dökeceğiniz bu hikâyeler bulutlu göğün yüzünüzü serinleten rüzgârına benziyor Okuyucuları kucağına çağırıyor Prof Dr Nesîme CEYHAN AKÇA img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img