Laiklik Tanrı ve Din Sapması — Faysal Hacımustafaoğlu

Laiklik Tanrı ve Din Sapması
Faysal HacımustafaoğluFecr Yayınları
Laiklik Tanrı ve Din Sapması
Faysal HacımustafaoğluBu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inanç amel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır

Fecr Yayınları
Bu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inanç amel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır

Fecr Yayınları
Bu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inançamel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır Tanıtım Bülteninden

Fecr Yayınları
Bu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inanç amel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır

Fecr Yayınları
Bu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inanç amel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır

Fecr
Bu eser modern dönemde özellikle İslam dünyasında yaygınlık kazanan laiklik ve sekülerlik anlayışlarını Tanrı ve din tasavvurunda meydana getirdiği dönüşümler bağlamında eleştirel bir perspektifle incelemektedir Çalışmanın temel iddiası laik seküler ideolojilerin yalnızca siyasal ve toplumsal alanı değil aynı zamanda inanç biçimlerini Tanrı algısını ve dini yaşama pratiklerini de derinden dönüştürdüğüdür Yazar bu dönüşümü Tanrı ve din sapması kavramı etrafında tartışarak modern ideolojilerin Tanrı yı kamusal hayattan sürgün eden dini ise bireysel ve işlevsiz bir alana hapseden yönlerine dikkat çekmektedir Eserde Batı kaynaklı ideolojilerin tarihsel gelişimi ile İslam düşüncesinin tevhid merkezli Tanrı anlayışı karşılaştırılmakta özellikle laikliğin Tanrı yı otorite ve hükümranlık alanının dışına iterek beşerî ideolojileri fiilen kutsallaştırdığı savunulmaktadır Bu durumun Müslüman birey ve toplumlarda zihinsel bir parçalanmaya inanç amel bütünlüğünün zedelenmesine ve dinin hayatı dönüştürücü gücünün zayıflamasına yol açtığı ileri sürülmektedir Yazar eleştirilerini yalnızca teorik düzlemde bırakmayarak modern Müslüman kimliğin yaşadığı çelişkileri tarihsel hafıza kaybını ve taklitçilik sorununu da kapsamlı biçimde tartışır Laik seküler söylemlerin İslam medeniyetinin kavramsal ve ahlaki mirasını gölgelediği buna karşılık İslam ilim geleneğinin çağdaş sorunlara kendi iç dinamikleriyle cevap üretebilecek bir yeterliliğe sahip olduğu vurgulanır Sonuç olarak eser sahih bir Tanrı ve din tasavvurunun ancak vahiy merkezli bir bilinçle yeniden inşa edilebileceğini savunan bütüncül ve polemik yönü güçlü bir düşünsel çağrı niteliği taşımaktadır