MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Lale Devri mi — Kolektif

Lale Devri mi
374,00
Türk Tarihi AraştırmalarıTarih Araştırma ve İnceleme KitaplarıAraştırma İnceleme

Lale Devri mi

Kolektif

Vakıfbank Kültür Yayınları

2026-01-061. baskı448 sf.
Ciltli180-240-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Lale Devri mi

Kolektif

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Şehadet Kitap
401,20

Vakıfbank Kültür Yayınları

2026448 sf.
Şehadet Kitap

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Kitap Ambarı
428,40

VakıfBank Kültür Yayınları

2025448 sf.
Ciltli18 x 24
Kitap Ambarı

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor Tanıtım Bülteninden

Kitap Sepeti
476,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2025448 sf.
Ciltli
Kitap Sepeti

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

BKM Kitap
489,60

Vakıfbank Kültür Yayınları

448 sf.
Ciltli
BKM Kitap

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

D&R
509,32

VakıfBank Kültür Yayınları

20261. baskı448 sf.
18 x 242. HamurTürkçe
D&R

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor Tanıtım Bülteninden

Tamadres
510,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

Ocak 2026448 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen 3 Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Pandora
510,00

Vakıfbank Kültür

2026448 sf.
Pandora

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Benli Kitap
544,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2026-01-061. baskı448 sf.
Ciltli180-240-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Nobel Kitap
578,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

2025448 sf.
Ciltli18x24 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor

Kita Kitap
680,00

Vakıfbank Kültür Yayınları

Aralık 20251. baskı448 sf.
Ciltli18,00 x 24,00 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Ahmed Refik in Lale Devri kitabı modern Osmanlı tarihçiliğinde birçok kitap makale ve polemiğin kapısını açmıştı Kâh Osmanlı Devleti nde batılılaşmanın başlangıcı kâh zevk ve sefaya düşen III Ahmed ve damadı İbrahim Paşa nın hatalı ve hedonist tasarruflarının anlatısı hâline gelen lale devri gerçekten yaşanmış mıydı Birçok revizyonist çalışmanın da konusunu teşkil eden bu dönem Osmanlı tarih yazımının en köklü klişelerinden biridir Erken batılılaşma ve sefahat arasında gidip gelen bu dönemin tanımı değil bizatihi varlığı tarihsel bir mesele olarak ele alınmalıdır 1718 1730 döneminin kültürel siyasi sosyal veçhelerini ele alan makalelerden müteşekkil bu derleme Ahmed Refik ve onu takip eden tarihçilerin edebî bir dönem icadı yaptıklarını göstermeyi ve lale nin gölgesinde kalan bir devri yeni araştırmalarla yeniden tanımlamayı ve anlamlandırmayı hedefliyor Selim Karahasanoğlu giriş yazısında lale devri adlandırmasını problematize ediyor ve doktora tezinden bugüne döneme yönelik çalışmaların evrimini değerlendiriyor Tülay Artan dönemin entelektüel çevrelerini kitap koleksiyonlarını ve zihniyet dünyasının resmini lale devri anlatısının merkezî simalarından Paris sefiri Mehmed Çelebi nin fikir dünyasıyla ele alırken Mehmet Yılmaz Akbulut bu yılları askerî ve diplomatik açıdan bir zevk ve sefahat çağı değil Avrupa daki güç dengelerine duyarlı diplomatik bir dönemeç olarak yeniden konumlandırıyor Tuğba Kara nın devrin sembolü haline gelmiş bostanlar üzerine birincil kaynaklarla yapılan çalışması Şaduman Tuncer in padişahın mesire ve kasırlar arasındaki hareketlilik alışkanlıklarını inceleyen makalesi ise dönemin saraydaki gündelik hayatını abartılardan arındırarak somutlaştırıyor Ahlaki bir çöküş ya da yarım kalmış bir batılılaşma perspektifinin yetersizliklerini vurgulayan bu makaleler Ahmed Refik in kitabın yayımlanmasından sonra kaleme aldığı yazıları ilk kez kapsamlı biçimde gün yüzüne çıkarıyor Kendi yarattığı anlatıyı birkaç yıl sonra nasıl yumuşattığı hatta yer yer geri aldığı Fatma Aliye ile girdiği polemikler İbrahim Paşa yı savunma teşebbüsleri bu metinlerde lale devrinin ilk revizyonu olarak sunuluyor Öte yandan Türk okuruyla ilk kez buluşacak bir diğer çalışma Wilhelm Heinz ın 1967 tarihli makalesi dönemin kültür dünyasını popülerleşmiş anlatının ötesine taşıyor