MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Lawrence Durrell ın Eserleri Kişiliği ve Türkler — Ahmet Kayıntu

Lawrence Durrell ın Eserleri Kişiliği ve Türkler
285,00
Araştırma İnceleme ReferansAraştıma ve İnceleme KitaplarıBiyografi Otobiyografi

Lawrence Durrell ın Eserleri Kişiliği ve Türkler

Ahmet Kayıntu

Çizgi Kitabevi

2015
İnce Kapak
Kitap AmbarıEn ucuz

Lawrence Durrell ın Eserleri Kişiliği ve Türkler

Ahmet Kayıntu

Lawrence Durrell yüzyılımızın yazının her türünde eser vermiş üretken yazarlarının başında gelir olgunluk dönemi eserleri olarak nitelendirilen İskenderiye Dörtlüsü Afrodit in Başkaldırısı ve Avignon Beşlisi adlı eserlerinde söz konusu konuları özellikle yirminci yüzyılda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere dayanarak açıklamaya çalışır Bunlardan biri mekân olgusuna verdiği önem diğeri ise aşkın modern zamanlardaki görünümü ve algılanma biçimi sanatın ve sanatçının rolü savaş ve din gibi konuları çağın ruhuna uygun bir biçimde ele almasıdır Bu ve buna benzer konuları yaşadığı dönemle önceki dönemlerde algılanış biçimini karşılaştırırken bu iki çağ arasındaki devasa farkları ortaya koyar Bu eserlerinin merkezine yerleştirdiği gerçeklik arayışının karşıtlıklarda bulmaya çalışır Örneğin İngiltere den uzaklaşıp Tibet dağlarında huzur arar Hıristiyanlıktan kaçıp soluğu Uzakdoğu felsefesinde alır baba erkek egemen bir toplum anlayışına karşı kadın merkezli bir dünya anlayışı Batılı düşüncesine karşı Doğulu felsefeyi İngiltere ye karşı Hindistan ı akılcılığa karşı mistisizmi ve Hıristiyanlığa karşı Taoizmi öne çıkarır ve böylece zıt kutuplar arasında gelgitler yaşar Bir Batılı ve oryantalist olarak Durrell ın eserlerinde ele aldığı ve bizi öncelikle ve özellikle ilgilendiren konu Türklerle ilgili algısı ve düşünceleridir Durrell Türkleri her şeyden önce fiziksel cinsel ve zihinsel açıdan aşağı bir ırk olarak görür ve ötekileştirir Ayrıca Türkleri cinselliğin sapkın halleri üzerinden tanımlar Durrell a göre Türklerin sahip olduğu bütün bu olumsuz niteliklerin yakın bir gelecekte değişmesinin de yolu yoktur Zira bunlar genetik özelliklerdir ve değişme olasılıkları da bulunmamaktadır Ona göre Türkler sosyal yaşamda dinin kuşattığı bir kısır döngü içerisine sıkışıp kalmış genlerinde bulunan tembellikle de pasif durumda olan adeta hareketsiz kalmış bir ırka mensup insanlardır Durrell in yüzeysel olmaktan öteye gidemeyen ve toplumun dinle yaşam tarzı ve tarihiyle ve diğer ana kavramlarla doğrudan ve dolaylı ilgisini sorgulamadan yalnızca basit gözlemlerle çoğu kez temelsiz iddia düzeyinde kalan ve genellemelerle sonuçlanan yorumları hakaret içeren öğelerle doludur Örneklerin tüm topluma mal edildiği olumsuz genellemelere gidilmesinde sakınca görülmediği hemen fark edilir Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 304 Baskı Yılı 2015 Dili Türkçe Yayınevi Çizgi Kitabevi

Ekin Kitap
304,00

Çizgi Kitabevi Yayınları

2015304 sf.
Ekin Kitap

Lawrence Durrell yüzyılımızın yazının her türünde eser vermiş üretken yazarlarının başında gelir Olgunluk dönemi eserleri olarak nitelendirilen İskenderiye Dörtlüsü Afrodit in Başkaldırısı ve Avignon Beşlisi adlı eserlerinde söz konusu konuları özellikle yirminci yüzyılda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere dayanarak açıklamaya çalışır Bunlardan biri mekan olgusuna verdiği önem diğeri ise aşkın modern zamanlardaki görünümü ve algılanma biçimi sanatın ve sanatçının rolü savaş ve din gibi konuları çağın ruhuna uygun bir biçimde ele almasıdır Bu ve buna benzer konuları yaşadığı dönemle önceki dönemlerde algılanış biçimini karşılaştırırken bu iki çağ arasındaki devasa farkları ortaya koyar Bu eserlerinin merkezine yerleştirdiği gerçeklik arayışının karşıtlarda bulmaya çalışır Örneğin İngiltere den uzaklaşıp Tibet dağlarında huzur arar Hıristiyanlıktan kaçıp soluğu Uzakdoğu felsefesinde alır baba erkek egemen bir toplum anlayışına karşı kadın merkezli bir dünya anlayışı Batılı düşüncesine karşı Doğulu felsefeyi İngiltere ye karşı Hindistan ı akılcılığa karşı mistisizmi ve Hıristiyanlığa karşı Taoizmi öne çıkarır ve böylece zıt kutuplar arasında gelgitler yaşar Bir Batılı ve oryantalist olarak Durrell ın eserlerinde ele aldığı ve bizi öncelikle ve özellikle ilgilendiren konu Türklerle ilgili algısı ve düşünceleridir Durrell Türkleri her şeyden önce fiziksel cinsel ve zihinsel açıdan aşağı bir ırk olarak ve ötekileştirir Ayrıca Türkleri cinselliğin sapkın halleri üzerinden tanımlar Durrell a göre Türklerin sahip olduğu bütün bu olumsuz niteliklerin yakın bir gelecekte değişmesinin de yolu yoktur Zira bunlar genetik özelliklerdir ve değişme olasılıkları da bulunmamaktadır Ona göre Türkler sosyal yaşamda dinin kuşattığı bir kısır döngü içerisine sıkışıp kalmış genlerinde bulunan tembellikle de pasif durumda olan adeta hareketsiz kalmış bir ırka mensup insanlardır Durrell in yüzeysel olmaktan öteye gidemeyen ve toplumun dinle yaşam tarzı ve tarihiyle ve diğer ana kavramlarla doğrudan ve dolaylı ilgisini sorgulamadan yalnızca basit gözlemlerle çoğu kez temelsiz iddia düzeyinde kalan ve genellemelerle sonuçlanan yorumları hakaret içeren öğelerle doludur Örneklerin tüm topluma mal edildiği olumsuz genellemelere gidilmesinde sakınca görülmediği hemen fark edilir

BKM Kitap
311,60

Çizgi Kitabevi Yayınları

2015304 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Lawrence Durrell yüzyılımızın yazının her türünde eser vermiş üretken yazarlarının başında gelir Olgunluk dönemi eserleri olarak nitelendirilen İskenderiye Dörtlüsü Afrodit in Başkaldırısı ve Avignon Beşlisi adlı eserlerinde söz konusu konuları özellikle yirminci yüzyılda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere dayanarak açıklamaya çalışır Bunlardan biri mekan olgusuna verdiği önem diğeri ise aşkın modern zamanlardaki görünümü ve algılanma biçimi sanatın ve sanatçının rolü savaş ve din gibi konuları çağın ruhuna uygun bir biçimde ele almasıdır Bu ve buna benzer konuları yaşadığı dönemle önceki dönemlerde algılanış biçimini karşılaştırırken bu iki çağ arasındaki devasa farkları ortaya koyar Bu eserlerinin merkezine yerleştirdiği gerçeklik arayışının karşıtlarda bulmaya çalışır Örneğin İngiltere den uzaklaşıp Tibet dağlarında huzur arar Hıristiyanlıktan kaçıp soluğu Uzakdoğu felsefesinde alır baba erkek egemen bir toplum anlayışına karşı kadın merkezli bir dünya anlayışı Batılı düşüncesine karşı Doğulu felsefeyi İngiltere ye karşı Hindistan ı akılcılığa karşı mistisizmi ve Hıristiyanlığa karşı Taoizmi öne çıkarır ve böylece zıt kutuplar arasında gelgitler yaşar Bir Batılı ve oryantalist olarak Durrell ın eserlerinde ele aldığı ve bizi öncelikle ve özellikle ilgilendiren konu Türklerle ilgili algısı ve düşünceleridir Durrell Türkleri her şeyden önce fiziksel cinsel ve zihinsel açıdan aşağı bir ırk olarak ve ötekileştirir Ayrıca Türkleri cinselliğin sapkın halleri üzerinden tanımlar Durrell a göre Türklerin sahip olduğu bütün bu olumsuz niteliklerin yakın bir gelecekte değişmesinin de yolu yoktur Zira bunlar genetik özelliklerdir ve değişme olasılıkları da bulunmamaktadır Ona göre Türkler sosyal yaşamda dinin kuşattığı bir kısır döngü içerisine sıkışıp kalmış genlerinde bulunan tembellikle de pasif durumda olan adeta hareketsiz kalmış bir ırka mensup insanlardır Durrell in yüzeysel olmaktan öteye gidemeyen ve toplumun dinle yaşam tarzı ve tarihiyle ve diğer ana kavramlarla doğrudan ve dolaylı ilgisini sorgulamadan yalnızca basit gözlemlerle çoğu kez temelsiz iddia düzeyinde kalan ve genellemelerle sonuçlanan yorumları hakaret içeren öğelerle doludur Örneklerin tüm topluma mal edildiği olumsuz genellemelere gidilmesinde sakınca görülmediği hemen fark edilir

Kitap Sepeti
315,40

Çizgi Kitabevi Yayınları

2015304 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Lawrence Durrell yüzyılımızın yazının her türünde eser vermiş üretken yazarlarının başında gelir Olgunluk dönemi eserleri olarak nitelendirilen İskenderiye Dörtlüsü Afrodit in Başkaldırısı ve Avignon Beşlisi adlı eserlerinde söz konusu konuları özellikle yirminci yüzyılda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere dayanarak açıklamaya çalışır Bunlardan biri mekan olgusuna verdiği önem diğeri ise aşkın modern zamanlardaki görünümü ve algılanma biçimi sanatın ve sanatçının rolü savaş ve din gibi konuları çağın ruhuna uygun bir biçimde ele almasıdır Bu ve buna benzer konuları yaşadığı dönemle önceki dönemlerde algılanış biçimini karşılaştırırken bu iki çağ arasındaki devasa farkları ortaya koyar Bu eserlerinin merkezine yerleştirdiği gerçeklik arayışının karşıtlarda bulmaya çalışır Örneğin İngiltere den uzaklaşıp Tibet dağlarında huzur arar Hıristiyanlıktan kaçıp soluğu Uzakdoğu felsefesinde alır baba erkek egemen bir toplum anlayışına karşı kadın merkezli bir dünya anlayışı Batılı düşüncesine karşı Doğulu felsefeyi İngiltere ye karşı Hindistan ı akılcılığa karşı mistisizmi ve Hıristiyanlığa karşı Taoizmi öne çıkarır ve böylece zıt kutuplar arasında gelgitler yaşar Bir Batılı ve oryantalist olarak Durrell ın eserlerinde ele aldığı ve bizi öncelikle ve özellikle ilgilendiren konu Türklerle ilgili algısı ve düşünceleridir Durrell Türkleri her şeyden önce fiziksel cinsel ve zihinsel açıdan aşağı bir ırk olarak ve ötekileştirir Ayrıca Türkleri cinselliğin sapkın halleri üzerinden tanımlar Durrell a göre Türklerin sahip olduğu bütün bu olumsuz niteliklerin yakın bir gelecekte değişmesinin de yolu yoktur Zira bunlar genetik özelliklerdir ve değişme olasılıkları da bulunmamaktadır Ona göre Türkler sosyal yaşamda dinin kuşattığı bir kısır döngü içerisine sıkışıp kalmış genlerinde bulunan tembellikle de pasif durumda olan adeta hareketsiz kalmış bir ırka mensup insanlardır Durrell in yüzeysel olmaktan öteye gidemeyen ve toplumun dinle yaşam tarzı ve tarihiyle ve diğer ana kavramlarla doğrudan ve dolaylı ilgisini sorgulamadan yalnızca basit gözlemlerle çoğu kez temelsiz iddia düzeyinde kalan ve genellemelerle sonuçlanan yorumları hakaret içeren öğelerle doludur Örneklerin tüm topluma mal edildiği olumsuz genellemelere gidilmesinde sakınca görülmediği hemen fark edilir

Nobel Kitap
349,60

Çizgi Kitabevi Yayınları

2015304 sf.
Ciltsiz14x22 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Lawrence Durrell yüzyılımızın yazının her türünde eser vermiş üretken yazarlarının başında gelir Olgunluk dönemi eserleri olarak nitelendirilen İskenderiye Dörtlüsü Afrodit in Başkaldırısı ve Avignon Beşlisi adlı eserlerinde söz konusu konuları özellikle yirminci yüzyılda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere dayanarak açıklamaya çalışır Bunlardan biri mekan olgusuna verdiği önem diğeri ise aşkın modern zamanlardaki görünümü ve algılanma biçimi sanatın ve sanatçının rolü savaş ve din gibi konuları çağın ruhuna uygun bir biçimde ele almasıdır Bu ve buna benzer konuları yaşadığı dönemle önceki dönemlerde algılanış biçimini karşılaştırırken bu iki çağ arasındaki devasa farkları ortaya koyar Bu eserlerinin merkezine yerleştirdiği gerçeklik arayışının karşıtlarda bulmaya çalışır Örneğin İngiltere den uzaklaşıp Tibet dağlarında huzur arar Hıristiyanlıktan kaçıp soluğu Uzakdoğu felsefesinde alır baba erkek egemen bir toplum anlayışına karşı kadın merkezli bir dünya anlayışı Batılı düşüncesine karşı Doğulu felsefeyi İngiltere ye karşı Hindistan ı akılcılığa karşı mistisizmi ve Hıristiyanlığa karşı Taoizmi öne çıkarır ve böylece zıt kutuplar arasında gelgitler yaşar Bir Batılı ve oryantalist olarak Durrell ın eserlerinde ele aldığı ve bizi öncelikle ve özellikle ilgilendiren konu Türklerle ilgili algısı ve düşünceleridir Durrell Türkleri her şeyden önce fiziksel cinsel ve zihinsel açıdan aşağı bir ırk olarak ve ötekileştirir Ayrıca Türkleri cinselliğin sapkın halleri üzerinden tanımlar Durrell a göre Türklerin sahip olduğu bütün bu olumsuz niteliklerin yakın bir gelecekte değişmesinin de yolu yoktur Zira bunlar genetik özelliklerdir ve değişme olasılıkları da bulunmamaktadır Ona göre Türkler sosyal yaşamda dinin kuşattığı bir kısır döngü içerisine sıkışıp kalmış genlerinde bulunan tembellikle de pasif durumda olan adeta hareketsiz kalmış bir ırka mensup insanlardır Durrell in yüzeysel olmaktan öteye gidemeyen ve toplumun dinle yaşam tarzı ve tarihiyle ve

Şehadet Kitap
380,00

Çizgi Kitabevi

2015304 sf.
Şehadet Kitap

Patolojik bir ruh hâlinin bireyselden toplumsala bütün ilişkilere damgasını vurduğu haricî ve dahilî bütün siyasal kararların da bu atmosferden etkilendiği ve hayaletler ruhlar hortlaklar anaforuna sıklıkla tutulan bir memlekette artık Hayaletbilimi ne olan ihtiyaç kaçınılmazdır Bu kitap da bu yüzden bugüne kadar denenmemiş bir yaklaşımla Türk dış politikasının 90 lı yıllarda gündeme gelen konularından Balkanlar Sorunu nu o dönemin en tartışmalı kişiliği Özal çevresinde Neo Osmanlılık tartışmaları bağlamında analiz etmeye çalışmaktadır Binlerce sözcük kavram ve dahi söylem içerisinde aslında esas sorun hayat ile ölüm eski ile yeni modern ile gelenek arasında düğümlenmiştir Bu alanın kutsalları uluslar devletler kimlikler gibi şeyler ise hep muhayyeldir hep icat edilmiştir ve hep tarihseldir

Pandora

Çizgi

2015304 sf.
Pandora

Gerçek sürgünler diyarının gözlerden uzak bir köşesinde toplanmış bir avuç genç doktor ve subay yakın bir gelecekte insanlığa layık bir cemiyet kurmak ümidi ve hayaliyle yaşıyorduk Eğer onlar da bizi terk etselerdi yüreğimiz karşıki çöller gibi kuruyacaktı Fakat tecrübesizdik Emel yolunun dikenler ve işkencelerle dolu yokuş olduğunu bilmiyorduk bu sözleri Cami Bey 1896 da Trablusgarp a genç bir teğmen olarak gönderildiği zaman söylüyordu Hakikaten de Trablusgarp ta başlayan askeri görev devamında 1908 Meclisinde milletvekilliği ve ardından başlayan I Dünya Savaşı kesintisiz ve yorucu bir yaşam hikayesi Bununla da son bulmayacak ve bu kez Mondros la ülke işgale maruz kalınca yine Cami Bey kendini vazifeli bilip İzmir Müdafaa i Hukuk ı Osmaniye Cemiyeti nin kuruluşunda yer alacak Ankara daki Meclis in İlk İçişleri Bakanı olacak ve sonra Roma temsilciliğine atanacaktır Uzun süre siyasi yaşamdan uzak kaldıktan sonra her defasında engellerle karşılaşacağı gazete yazarlığı siyasi parti kurma girişimi ve İnsan Hakları Derneği gibi bir dizi başarısız girişimin önderi olacaktır Onun hayattaki bu başarısızlığını Halide Edip Adıvar şu cümlelerle özetler Cami Bey in siyasette hiç bir zaman muvaffak olamaması kısmen gerek İttihat ve Terakki hatta daha sonra milli rejimde hiç bir ihtirası olmamasına bağlıydı Bundan başka da çok hassas hareketi sevmez ve hitabetten kaçınır bir adam olduğu için bir köşeye çekilip kafasının içinde inandığı esaslara bağlı kalmayı tercih ederdi İşte elinizdeki bu kitap Yeni Türk Devleti nin ilk İçişleri Bakanı olan Cami Baykurt un içerisinde yer aldığı tarihi olayları birinci elden kaynaklara dayanarak okuyucularına sunmaktadır