Leyla — Leyla

Leyla
LeylaGece Kitaplığı
Leyla
LeylaGece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı

GECE KİTAPLIĞI
Gece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı

Gece Kitaplığı
Gece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı Tanıtım Bülteninden

Gece Kitaplığı
Gece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı

Gece Kitaplığı Yayınları
Gece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı

Gece Kitaplığı
Gece ile Gündüz arasında sıkışmış bir vakitte rüzgar Nevşehir in taş yürekli peribacalarını usulca okşarken Leyla yalınayak yürüyordu Üzerinde ince beyaz bir elbise Saçları rüzgarla bakışları karanlıkla yarışıyordu Gözlerinde hem hüzün hem teslimiyet vardı Bir vedanın tam ortasında kalmış gibiydi Arkasında eski bir hastane binası yükseliyordu Camlarında sarı ışıklar sönmüş kapısında bekleyen hiçbir umut kalmamıştı Orası artık bir ayrılığın son durağıydı Toprağın kıyısında açmış birkaç beyaz gül geceye meydan okurcasına dik durmaya çalışsa da teker teker o da yapraklarını döküyordu Her biri yaşanamayan bir günün söylenmeyen bir cümlenin simgesiydi Leyla geride bıraktığı her şeyin ve herkesin hüznünü sırtına almıştı Ve o an zamanın bile başını öne eğdiği andı