Lodosun Gözleri — Hüsnü Sönmezer

Lodosun Gözleri
Hüsnü SönmezerTunç Yayıncılık
Lodosun Gözleri
Hüsnü SönmezerGözleri hiç bir şeyi görmüyordu Nereye yürüdüğünü nereye bastığını fark eder gibi değildi Gözleri içine çökmüş kaşları düşebildiği kadar düşmüş Kirpikleri bükülü vermişti aşağıya doğru ortasından kırılmış bir buğday sapı gibi Benzi soluk mu soluktu Saçları darmaduman olmuş birbirine karışmıştı iç içe biten kan yaş ve ayrık otları gibi ya da yelde savrulmayı bekleyen samanla buğday taneleri misali Üzerinde ince bir tişört ayağında da bir kot pantolon vardı Eski püskü olmuş uzun süre yıkanmamış bir kot bazı yerleri erimiş giyilmekten Eve geldiği zaman hemen annesinden kalan sandığın başına gitti Açtı ve içinden bir bohça çıkardı Bohçanın içinde üç tane yemeni ve başörtüsü vardı Üçü de ayrı renklerde idi ama üçünün de üzerinde ayni harfler işliydi S ve T harfleri Hemen bir tanesini ayırdı Güzel bir paket yaptı Oktay la gidecekleri çantanın içine kendisine gönderilen mevlit örtüsü ile beraber koydu Bana gönderdiğin mevlit örtüsündeki A ile H harfleri annenin annesinin işleyip benim anneme hediye ettiği mevlit örtüsüdür Biz onunla çok iyi

Tunç Yayıncılık
Gözleri hiç bir şeyi görmüyordu Nereye yürüdüğünü nereye bastığını fark eder gibi değildi Gözleri içine çökmüş kaşları düşebildiği kadar düşmüş Kirpikleri bükülü vermişti aşağıya doğru ortasından kırılmış bir buğday sapı gibi Benzi soluk mu soluktu Saçları darmaduman olmuş birbirine karışmıştı iç içe biten kan yaş ve ayrık otları gibi ya da yelde savrulmayı bekleyen samanla buğday taneleri misali Üzerinde ince bir tişört ayağında da bir kot pantolon vardı Eski püskü olmuş uzun süre yıkanmamış bir kot bazı yerleri erimiş giyilmekten Eve geldiği zaman hemen annesinden kalan sandığın başına gitti Açtı ve içinden bir bohça çıkardı Bohçanın içinde üç tane yemeni ve başörtüsü vardı Üçü de ayrı renklerde idi ama üçünün de üzerinde ayni harfler işliydi S ve T harfleri Hemen bir tanesini ayırdı Güzel bir paket yaptı Oktay la gidecekleri çantanın içine kendisine gönderilen mevlit örtüsü ile beraber koydu Bana gönderdiğin mevlit örtüsündeki A ile H harfleri annenin annesinin işleyip benim anneme hediye ettiği mevlit örtüsüdür Biz onunla çok iyi arkadaştık Beraber oynardık hep sokakta üç muço sobe sek sek gibi oyunları Onun ömrü kısaymış bak ben yaşıyorum hala Ona rahmet diliyorum Allah ımdan Nurlarda yatsın Çok iyi iki aileydik Hepimizin toprakları çiftleri çubukları vardı Memlekette Ama yunan bir türlü rahat vermiyordu bize bir de en çok da dedene rahat vermiyorlardı Hüsnü SÖNMEZER

Tunç Yayıncılık
Gözleri hiç bir şeyi görmüyordu Nereye yürüdüğünü nereye bastığını fark eder gibi değildi Gözleri içine çökmüş kaşları düşebildiği kadar düşmüş Kirpikleri bükülü vermişti aşağıya doğru ortasından kırılmış bir buğday sapı gibi Benzi soluk mu soluktu Saçları darmaduman olmuş birbirine karışmıştı iç içe biten kan yaş ve ayrık otları gibi ya da yelde savrulmayı bekleyen samanla buğday taneleri misali Üzerinde ince bir tişört ayağında da bir kot pantolon vardı Eski püskü olmuş uzun süre yıkanmamış bir kot bazı yerleri erimiş giyilmekten Eve geldiği zaman hemen annesinden kalan sandığın başına gitti Açtı ve içinden bir bohça çıkardı Bohçanın içinde üç tane yemeni ve başörtüsü vardı Üçü de ayrı renklerde idi ama üçünün de üzerinde ayni harfler işliydi S ve T harfleri Hemen bir tanesini ayırdı Güzel bir paket yaptı Oktay la gidecekleri çantanın içine kendisine gönderilen mevlit örtüsü ile beraber koydu Bana gönderdiğin mevlit örtüsündeki A ile H harfleri annenin annesinin işleyip benim anneme hediye ettiği mevlit örtüsüdür Biz onunla çok iyi arkadaştık Beraber oynardık hep sokakta üç muço sobe sek sek gibi oyunları Onun ömrü kısaymış bak ben yaşıyorum hala Ona rahmet diliyorum Allah ımdan Nurlarda yatsın Çok iyi iki aileydik Hepimizin toprakları çiftleri çubukları vardı Memlekette Ama yunan bir türlü rahat vermiyordu bize bir de en çok da dedene rahat vermiyorlardı Hüsnü SÖNMEZER

Tunç Yayıncılık
Gözleri hiç bir şeyi görmüyordu Nereye yürüdüğünü nereye bastığını fark eder gibi değildi Gözleri içine çökmüş kaşları düşebildiği kadar düşmüş Kirpikleri bükülü vermişti aşağıya doğru ortasından kırılmış bir buğday sapı gibi Benzi soluk mu soluktu Saçları darmaduman olmuş birbirine karışmıştı iç içe biten kan yaş ve ayrık otları gibi ya da yelde savrulmayı bekleyen samanla buğday taneleri misali Üzerinde ince bir tişört ayağında da bir kot pantolon vardı Eski püskü olmuş uzun süre yıkanmamış bir kot bazı yerleri erimiş giyilmekten Eve geldiği zaman hemen annesinden kalan sandığın başına gitti Açtı ve içinden bir bohça çıkardı Bohçanın içinde üç tane yemeni ve başörtüsü vardı Üçü de ayrı renklerde idi ama üçünün de üzerinde ayni harfler işliydi S ve T harfleri Hemen bir tanesini ayırdı Güzel bir paket yaptı Oktay la gidecekleri çantanın içine kendisine gönderilen mevlit örtüsü ile beraber koydu Bana gönderdiğin mevlit örtüsündeki A ile H harfleri annenin annesinin işleyip benim anneme hediye ettiği mevlit örtüsüdür Biz onunla çok iyi arkadaştık Beraber oynardık hep sokakta üç muço sobe sek sek gibi oyunları Onun ömrü kısaymış bak ben yaşıyorum hala Ona rahmet diliyorum Allah ımdan Nurlarda yatsın Çok iyi iki aileydik Hepimizin toprakları çiftleri çubukları vardı Memlekette Ama yunan bir türlü rahat vermiyordu bize bir de en çok da dedene rahat vermiyorlardı Hüsnü SÖNMEZER

Zeus Kitabevi
Kayıpların içinden geçip yine de umuda tutunan yüreklerin romanı Hani insanın boğazına bir düğüm oturur da ne ağlayabilir ne susabilir ya İşte o arada kalan sesi içinden gelen kadınların erkeklerin annelerin ve yarım kalmış aşklarından utanmadan söz eden bir hikâye bu Yalnızlığına alışmaya çalışan bir kalbin ansızın gelen bir bakışla ürkekçe yerinden doğruluşunu yıllardır bastırılan acının bir annenin sesiyle yumuşayıp sevgiye dönüşmesini okuyorsunuz Bu romanda en çok kelimeler değil içinizdeki sızı konuşuyor Lodos burada sadece bir rüzgâr değil kimi zaman elinizden tuttuklarınızı alan kimi zaman da kalbinizi birine emanet etmeye zorlayan görünmez bir el gibi Sayfaları çevirdikçe denizin kokusunu lodosun sertliğini bir annenin şefkatini iki elin tereddütle birbirine yaklaşmasını hissediyorsunuz Lodosun Gözleri kaybetmenin ağırlığını affetmenin inceliğini yeniden başlamanın korkusunu ve belki bu sefer olur diyen küçük umutları taşıyan okuru hem yakan hem ısıtan içten bir duygu romanı

Zeus Kitabevi
Kayıpların içinden geçip yine de umuda tutunan yüreklerin romanı Hani insanın boğazına bir düğüm oturur da ne ağlayabilir ne susabilir ya İşte o arada kalan sesi içinden gelen kadınların erkeklerin annelerin ve yarım kalmış aşklarından utanmadan söz eden bir hikâye bu Yalnızlığına alışmaya çalışan bir kalbin ansızın gelen bir bakışla ürkekçe yerinden doğruluşunu yıllardır bastırılan acının bir annenin sesiyle yumuşayıp sevgiye dönüşmesini okuyorsunuz Bu romanda en çok kelimeler değil içinizdeki sızı konuşuyor Lodos burada sadece bir rüzgâr değil kimi zaman elinizden tuttuklarınızı alan kimi zaman da kalbinizi birine emanet etmeye zorlayan görünmez bir el gibi Sayfaları çevirdikçe denizin kokusunu lodosun sertliğini bir annenin şefkatini iki elin tereddütle birbirine yaklaşmasını hissediyorsunuz Lodosun Gözleri kaybetmenin ağırlığını affetmenin inceliğini yeniden başlamanın korkusunu ve belki bu sefer olur diyen küçük umutları taşıyan okuru hem yakan hem ısıtan içten bir duygu romanı

Zeus Kitabevi
Kayıpların içinden geçip yine de umuda tutunan yüreklerin romanı Hani insanın boğazına bir düğüm oturur da ne ağlayabilir ne susabilir ya İşte o arada kalan sesi içinden gelen kadınların erkeklerin annelerin ve yarım kalmış aşklarından utanmadan söz eden bir hikâye bu Yalnızlığına alışmaya çalışan bir kalbin ansızın gelen bir bakışla ürkekçe yerinden doğruluşunu yıllardır bastırılan acının bir annenin sesiyle yumuşayıp sevgiye dönüşmesini okuyorsunuz Bu romanda en çok kelimeler değil içinizdeki sızı konuşuyor Lodos burada sadece bir rüzgâr değil kimi zaman elinizden tuttuklarınızı alan kimi zaman da kalbinizi birine emanet etmeye zorlayan görünmez bir el gibi Sayfaları çevirdikçe denizin kokusunu lodosun sertliğini bir annenin şefkatini iki elin tereddütle birbirine yaklaşmasını hissediyorsunuz Lodosun Gözleri kaybetmenin ağırlığını affetmenin inceliğini yeniden başlamanın korkusunu ve belki bu sefer olur diyen küçük umutları taşıyan okuru hem yakan hem ısıtan içten bir duygu romanı

Zeus Kitabevi
Kayıpların içinden geçip yine de umuda tutunan yüreklerin romanı Hani insanın boğazına bir düğüm oturur da ne ağlayabilir ne susabilir ya İşte o arada kalan sesi içinden gelen kadınların erkeklerin annelerin ve yarım kalmış aşklarından utanmadan söz eden bir hikâye bu Yalnızlığına alışmaya çalışan bir kalbin ansızın gelen bir bakışla ürkekçe yerinden doğruluşunu yıllardır bastırılan acının bir annenin sesiyle yumuşayıp sevgiye dönüşmesini okuyorsunuz Bu romanda en çok kelimeler değil içinizdeki sızı konuşuyor Lodos burada sadece bir rüzgâr değil kimi zaman elinizden tuttuklarınızı alan kimi zaman da kalbinizi birine emanet etmeye zorlayan görünmez bir el gibi Sayfaları çevirdikçe denizin kokusunu lodosun sertliğini bir annenin şefkatini iki elin tereddütle birbirine yaklaşmasını hissediyorsunuz Lodosun Gözleri kaybetmenin ağırlığını affetmenin inceliğini yeniden başlamanın korkusunu ve belki bu sefer olur diyen küçük umutları taşıyan okuru hem yakan hem ısıtan içten bir duygu romanı