Lüzumsuz Adam — Sait Faik Abasıyanık

Lüzumsuz Adam
Sait Faik AbasıyanıkYapı Kredi Yayınları ( YKY )
Lüzumsuz Adam
Sait Faik AbasıyanıkSanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizlerden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikâye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

Yapı Kredi Yayınları
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan öykü kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

Yapı Kredi Yayınları

Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan öykü kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa Sayısı 87 Çeviri Ebat 14X20 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ocak 2019 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Yapı Kredi Yayınları
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah AtaçBen hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan öykü kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

Kırmızı Kedi Yayınevi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Kırmızıkedi Yayınevi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Yapı Kredi Yayınları
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizlerden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikâye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

YAPI KREDİ YAYINLARI
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan öykü kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı Yayınevi YAPI KREDİ YAYINLARI Yazar SAİT FAİK ABASIYANIK Baskı 16 BASKI Sayfa Sayısı 79 SAYFA Yıl 2025

Anonim Yayıncılık
Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz

Kırmızı Kedi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur Tanıtım Bülteninden

Yapı Kredi
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikayeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikayesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikaye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı Mektuplar manüskriler ve gün ışığına çıkmamış metinler sırada

Anonim Yayınları
Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz Tanıtım Bülteninden

Kırmızı Kedi Yayınevi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Anonim Yayıncılık
Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz

Yapı Kredi Yayınları
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Yapı Kredi Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan öykü kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı Yayınevi Yapı Kredi Yayınları Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 87 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 14 00x20 00 cm Basım Yılı Mart 2025 Barkod 9789750805127 Kategori Türk Edebiyatı

Kırmızı Kedi Yayınları
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Kırmızı Kedi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

Yapı Kredi Yayınları
Yapı Kredi Yayınları Lüzumsuz Adam Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizlerden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikâye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi

Kırmızı Kedi Yayınevi
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Kırmızı Kedi Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur Yayınevi Kırmızı Kedi Yayınevi Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 104 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 50x21 00 cm Basım Yılı Mart 2025 Barkod 9786254183652 Kategori Klasikler

Kırmızı Kedi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4

İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4 Tanıtım Bülteninden

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden Tanıtım Bülteninden

Palet Yayınları
Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanık ın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanık ı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu
Lüzumsuz Adam
Sait Faik Abasıyanık
Kitap Hakkında Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikayeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikayesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikaye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı Mektuplar manüskriler ve gün ışığına çıkmamış metinler sırada Ürün Özellikleri Yazar Sait Faik Abasıyanık Yayınevi Yapı Kredi ISBN 9789750805127 Sayfa Sayısı 80 Boyut 13 5 x 21 cm Dil Türkçe Cilt Tipi Karton Kapak

TÜRKİYE İŞ BANKASI KÜLTÜR YAYINLARI
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4

İş Bankası Kültür Yayınları
Lüzumsuz Adam Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4 Ben bir acayip oldum Gözüm kimseyi görmüyor kimsenin kapımı çalmasını istemiyorum Dünyanın en sevimli insanları olan posta müvezzilerinin bile Mahallemden pek memnunum Yedi senedir çıkmadım oradan desem yeri Hiçbir dostum da nerede oturduğumu bilmiyor Mahallem dediğim şu yedi senedir üç ayda bir Karaköy e inip dükkân kirasını almak bir yana yaşadığım yer üç dört sokak içindedir Mahallem birbirine muvazi üç sokakla bu sokakları diklemesine kesen bir diğer sokak bir de bunlardan bütün bütüne bağımsız İçindekiler Lüzumsuz Adam Ben Ne Yapayım Birahanedeki Adam Mürüvvet İp Meselesi Menekşeli Vadi Bizim Köy Bir Balıkçı Köyüdür Kaçamak Papağan Karabiber Bacakları Olsaydı Ayten Papaz Efendi Bir Külhanbey Hikâyesi Kameriyeli Mezar Hayvanca Gülen Adam Sait Faik in Ardından Sabahattin Kudret Aksal

Panama Yayıncılık
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu Tanıtım Bülteninden

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

Palet Yayınları
Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanık ın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanık ı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu Tanıtım Bülteninden

Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanıkın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanıkı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa Sayısı 96 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Haziran 2025 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

Palet Yayınları
Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanık ın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanık ı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu

İŞ BANKASI KÜLTÜR YAY.
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Yayınevi İŞ BANKASI KÜLTÜR YAY Yazar SAİT FAİK ABASIYANIK Sayfa Sayısı 108 SAYFA Yıl 2013

Panama Yayıncılık
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir

İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam İş Bankası Kültür Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4 Yayınevi İş Bankası Kültür Yayınları Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 116 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 50x20 50 cm Basım Yılı Ocak 2025 Barkod 9786254054068 Kategori Klasikler

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

DOĞAN KİTAP
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu Yayınevi DOĞAN KİTAP Yazar SAİT FAİK ABASIYANIK Sayfa Sayısı 104 SAYFA Yıl 2024

Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa Sayısı 104 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ocak 2019 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Can Yayınları
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Can Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden Yayınevi Can Yayınları Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 120 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Şubat 2025 Barkod 9789750765148 Kategori Klasikler

Panama Yayıncılık
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir Tanıtım Bülteninden

Palet Yayınları
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Palet Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanıkın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanıkı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu Yayınevi Palet Yayınları Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 96 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Haziran 2025 Barkod 9786256345805 Kategori Roman

İş Bankası
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4

Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Sabahattin Kudret Aksal Doğu ve Batı Dergisi Haziran 1954 Yeni Seri 5 4

İthaki Yayınları
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Can
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

Panama Yayıncılık
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir

The Kitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir Tanıtım Bülteninden

Anonim Yayıncılık
Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz

Anonim Yayıncılık
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Anonim Yayıncılık eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz Yayınevi Anonim Yayıncılık Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 128 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı 2025 Barkod 9786259515175 Kategori Klasikler

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

Palet Yayınları
Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanık ın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanık ı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu

The Kitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir

The Kitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir

İş Bankası Kültür Yayınları
Sait Faik e geceleri sinemalarda rastlardım Tanışmazdık Sinemanın ön sıralarına oturur koltuğuna iyice gömülürdü Koyu yeşil bir pardösüsü çok dar kenarlı kafasının biraz üstünde kalan kahverengi bir şapkası vardı Sinema dönüşü dalgın Beyoğlu nun gece yarısı kalabalığına dalar çeker giderdi Sinemada bulunanlar arasında bu gedikli birinci mevki müşterisinin yazısını okuyan var mıdır acaba diye çok düşünmüşümdür Kuşkusuz yoktu Sait Faik edebiyattan hoşlanacak bir okur topluluğunu hazır bulan talihli yazarlardan değildi Okurunu yetiştiren eğiten okuruyla birlikte oluşan bir yazardı Gerçek talihinin de bu olduğu söylenemez miydi Ürün Adı Lüzumsuz AdamÜrün Kodu 9786254054068Yazar Sait Faik AbasıyanıkBasım Yılı 2021Kapak Türü Karton KapakSayfa Sayısı 116Kağıt Cinsi 2 HamurÇevirmen

The Kitap
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam The Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir Yayınevi The Kitap Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 112 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 50x19 50 cm Basım Yılı Nisan 2025 Barkod 9786256182516 Kategori Öykü

İthaki Yayınları
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Tanıtım Bülteninden

İthaki Yayınları
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

İTHAKİ YAYINLARI
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Panama Yayıncılık
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir

Panama
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık ın bireyin iç dünyasına en çıplak hâliyle yaklaştığı yalnızlık ve yabancılaşma duygularını merkeze alan çarpıcı öykü kitaplarından biridir Bu kitapta Sait Faik kalabalıklar içinde kendini gereksiz fazlalık ya da dışarıda kalmış hisseden insanlara odaklanır Kahveler sokaklar evler ve deniz kıyıları toplumla bağ kurmakta zorlanan bireylerin sessiz sığınaklarına dönüşür Öykü kişileri çoğu zaman konuşmaz anlatmaz varlıklarıyla bile bir ağırlık taşırlar Lüzumsuz Adam Sait Faik edebiyatının en samimi örneklerinden biri olarak insanın kendine topluma ve hayata karşı duyduğu sessiz itirazı unutulmaz öykülerle dile getirir

Can Yayınları
Lüzumsuz Adam Kitap Açıklaması Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

İthaki Yayınları
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam İthaki Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Yayınevi İthaki Yayınları Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 112 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 00 cm Basım Yılı Temmuz 2025 Barkod 9786052656044 Kategori Öykü

The Kitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir Tanıtım Bülteninden

İthaki
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

İthaki Yayınları
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Dorlion Yayınları
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası içinhaydi Sait Faik okuyalım

Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa Sayısı 120 Çeviri Ebat 13X21 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Şubat 2026 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Dorlion Yayınevi
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası için haydi Sait Faik okuyalım
Lüzumsuz Adam
Sait Faik Abasıyanık
Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Everest Yayınları
Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

EVEREST YAYINLARI
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar SAİT FAİK ABASIYANIK Sayfa Sayısı 120 SAYFA Yıl 2026

Thekitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir

Kopernik Kitap
Bu hikâyelerde Abasıyanık kendine özgü tarzını sürdürür düzensiz okurun merakını kamçılayan düğümlerle örülme yen çarpıcı olaylara dayanmayan metinler yazar Nitekim Birahanedeki Adam daki yazar kahramanın söylediği Sa kın benden büyük vakalar beklemeyin n olur cümlesi as lında Sait Faik in hikâye anlayışının da bir ifadesidir Bu hikâyelerde dikkati çeken asıl özelliklerden biri kenar semtlerdeki hayatı yoksul sıradan küçük insanlar ı balıkçı ları sokağa düşmüş kadınları hatta işsiz güçsüz aylak ları konu edinmesidir Hayatın kenarlarında köşelerinde geziyor Sait Faik Silik bir köşeye çekilmiş insanlara onların içinde ki küçük dünyalarındaki kıvılcımlara tutkulara dramlara odaklanıyor Kahraman yok hikâyelerinde kenardakiler var Bir davanın değil hayatın akışında insanı kavramanın peşinde Tanıtım Bülteninden

Kopernik Kitap
Bu hikâyelerde Abasıyanık kendine özgü tarzını sürdürür düzensiz okurun merakını kamçılayan düğümlerle örülmeyen çarpıcı olaylara dayanmayan metinler yazar Nitekim Birahanedeki Adam daki yazar kahramanın söylediği Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur cümlesi aslında Sait Faik in hikâye anlayışının da bir ifadesidir Bu hikâyelerde dikkati çeken asıl özelliklerden biri kenar semtlerdeki hayatı yoksul sıradan küçük insanlar ı balıkçıları sokağa düşmüş kadınları hatta işsiz güçsüz aylak ları konu edinmesidir Hayatın kenarlarında köşelerinde geziyor Sait Faik Silik bir köşeye çekilmiş insanlara onların içindeki küçük dünyalarındaki kıvılcımlara tutkulara dramlara odaklanıyor Kahraman yok hikâyelerinde kenardakiler var Bir davanın değil hayatın akışında insanı kavramanın peşinde

Kopernik Kitap
Bu hikâyelerde Abasıyanık kendine özgü tarzını sürdürür düzensiz okurun merakını kamçılayan düğümlerle örülme yen çarpıcı olaylara dayanmayan metinler yazar Nitekim Birahanedeki Adam daki yazar kahramanın söylediği Sa kın benden büyük vakalar beklemeyin n olur cümlesi as lında Sait Faik in hikâye anlayışının da bir ifadesidir Bu hikâyelerde dikkati çeken asıl özelliklerden biri kenar semtlerdeki hayatı yoksul sıradan küçük insanlar ı balıkçı ları sokağa düşmüş kadınları hatta işsiz güçsüz aylak ları konu edinmesidir Hayatın kenarlarında köşelerinde geziyor Sait Faik Silik bir köşeye çekilmiş insanlara onların içinde ki küçük dünyalarındaki kıvılcımlara tutkulara dramlara odaklanıyor Kahraman yok hikâyelerinde kenardakiler var Bir davanın değil hayatın akışında insanı kavramanın peşinde

Everest
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Dorlion
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası için haydi Sait Faik okuyalım

Dorlion Yayınevi
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası için haydi Sait Faik okuyalım Yayınevi Dorlion Yayınevi Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 96 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ocak 2025 Barkod 9786253749118 Kategori Öykü

Dorlion Yayınları
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası içinhaydi Sait Faik okuyalım

Everest Yayınları
Sait Faik Abasıyanık yalnızca 48 yıl süren ömrüne sonsuzlukta yankılanan eserler sığdırdı Baktığı her görüntüde her canlıda tabiatta insan ruhunda bir martıda bir balıkçının ellerinde ya da bir köy kahvesinde hep hikâyeyi aradı ve buldu Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi ölümüne dek bırakmadı İnsanları güzelliklerle dolu bir dünyada görme arzusunu tüm tazeliği ve canlılığıyla okuruna hissettirdi Çağdaş Türk öyküsünün kurucu isimlerinden Sait Faik Abasıyanık ın dördüncü kitabı Lüzumsuz Adam ın ilk baskısı 1948 yılında ikinci baskısı ise yazarın vefat ettiği tarih olan Mayıs 1954 te yapılmıştır Kitaba adını veren Lüzumsuz Adam başta olmak üzere yazarın Ben Ne Yapayım Kaçamak Papağan Karabiber Papaz Efendi gibi sevilen öykülerinin yer aldığı Lüzumsuz Adam yayımlanışının üzerinden yaklaşık 80 yıl geçmesine rağmen hâlâ Türk hikâyeciliğinin en çok okunan ve konuşulan eserleri arasındadır Edebiyatımızda bir İstanbul külliyatı meydana gelmesine katkısı da aşikârdır Mahalle gene ne olsa mahalledir Benim dükkân yanabilir aç da kalabilirim Ama bana öyle gelir ki şu öğleleri limonlu terbiyeli işkembe çorbasını içtiğim işkembeci beni ölünceye kadar besleyecek Portakalcı Salomon çürük portakalları çıplak Yahudi çocuklarına nasıl dağıtıyorsa ben geçerken de iki tane avucuma koyacak O günler belki elbiselerim pek eski olur da içeriye almaz ama pastanenin madamı kapısının önünde bana bir kapuçina içirir

Kopernik Kitap
Bu hikâyelerde Abasıyanık kendine özgü tarzını sürdürür düzensiz okurun merakını kamçılayan düğümlerle örülme yen çarpıcı olaylara dayanmayan metinler yazar Nitekim Birahanedeki Adam daki yazar kahramanın söylediği Sa kın benden büyük vakalar beklemeyin n olur cümlesi as lında Sait Faik in hikâye anlayışının da bir ifadesidir Bu hikâyelerde dikkati çeken asıl özelliklerden biri kenar semtlerdeki hayatı yoksul sıradan küçük insanlar ı balıkçı ları sokağa düşmüş kadınları hatta işsiz güçsüz aylak ları konu edinmesidir Hayatın kenarlarında köşelerinde geziyor Sait Faik Silik bir köşeye çekilmiş insanlara onların içinde ki küçük dünyalarındaki kıvılcımlara tutkulara dramlara odaklanıyor Kahraman yok hikâyelerinde kenardakiler var Bir davanın değil hayatın akışında insanı kavramanın peşinde

Telgrafhane
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor

Elips Kitapları
Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim Tanıtım Bülteninden

Katip Yayınevi
İstanbul un arka sokaklarında vapur iskelelerinde ve kıraathanelerin dumanlı havasında dolaşan bir avuç insanın sessiz çığlığı Sait Faik Lüzumsuz Adam ile küçük adamın büyük dünyasına kapı aralıyor Herhangi bir işi gücü olmayan aylaklığı bir yaşam biçimi değil bir varoluş sancısı olarak duyan Mansur Bey in gözünden şehri insanı ve yalnızlığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz Modern Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından biri olan bu eser hayatın kıyısında kalanların hiçbir yere ait olamayanların ve her şeye rağmen yaşama aşkıyla dolup taşanların hikâyesidir Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey diyen bir kalemin sıradanlığı mucizeye dönüştürdüğü o eşsiz durak

Elips Kitap
Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim

Elips Kitap
Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim

Katip Yayınları
İstanbul un arka sokaklarında vapur iskelelerinde ve kıraathanelerin dumanlı havasında dolaşan bir avuç insanın sessiz çığlığı Sait Faik Lüzumsuz Adam ile küçük adamın büyük dünyasına kapı aralıyor Herhangi bir işi gücü olmayan aylaklığı bir yaşam biçimi değil bir varoluş sancısı olarak duyan Mansur Bey in gözünden şehri insanı ve yalnızlığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz Modern Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından biri olan bu eser hayatın kıyısında kalanların hiçbir yere ait olamayanların ve her şeye rağmen yaşama aşkıyla dolup taşanların hikâyesidir Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey diyen bir kalemin sıradanlığı mucizeye dönüştürdüğü o eşsiz durak

Telgrafhane Yayınları
Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Elips Kitap
Sait Faik Abasıyanık tarafından kaleme alınan Lüzumsuz Adam Elips Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Lüzumsuz Adam Sait Faik Abasıyanık Kitap Özeti Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim Yayınevi Elips Kitap Yazar Sait Faik Abasıyanık Sayfa 96 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x19 00 cm Basım Yılı Temmuz 2025 Barkod 9786051212371 Kategori Öykü

Katip Yayınları
İstanbul un arka sokaklarında vapur iskelelerinde ve kıraathanelerin dumanlı havasında dolaşan bir avuç insanın sessiz çığlığı Sait Faik Lüzumsuz Adam ile küçük adamın büyük dünyasına kapı aralıyor Herhangi bir işi gücü olmayan aylaklığı bir yaşam biçimi değil bir varoluş sancısı olarak duyan Mansur Bey in gözünden şehri insanı ve yalnızlığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz Modern Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından biri olan bu eser hayatın kıyısında kalanların hiçbir yere ait olamayanların ve her şeye rağmen yaşama aşkıyla dolup taşanların hikâyesidir Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey diyen bir kalemin sıradanlığı mucizeye dönüştürdüğü o eşsiz durak

Elips Kitap
Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim

Katip Yayınları
İstanbul un arka sokaklarında vapur iskelelerinde ve kıraathanelerin dumanlı havasında dolaşan bir avuç insanın sessiz çığlığı Sait Faik Lüzumsuz Adam ile küçük adamın büyük dünyasına kapı aralıyor Herhangi bir işi gücü olmayan aylaklığı bir yaşam biçimi değil bir varoluş sancısı olarak duyan Mansur Bey in gözünden şehri insanı ve yalnızlığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz Modern Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından biri olan bu eser hayatın kıyısında kalanların hiçbir yere ait olamayanların ve her şeye rağmen yaşama aşkıyla dolup taşanların hikâyesidir Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey diyen bir kalemin sıradanlığı mucizeye dönüştürdüğü o eşsiz durak

Katip Yayınevi
İstanbul un arka sokaklarında vapur iskelelerinde ve kıraathanelerin dumanlı havasında dolaşan bir avuç insanın sessiz çığlığı Sait Faik Lüzumsuz Adam ile küçük adamın büyük dünyasına kapı aralıyor Herhangi bir işi gücü olmayan aylaklığı bir yaşam biçimi değil bir varoluş sancısı olarak duyan Mansur Bey in gözünden şehri insanı ve yalnızlığı iliklerinize kadar hissedeceksiniz Modern Türk hikâyeciliğinin dönüm noktalarından biri olan bu eser hayatın kıyısında kalanların hiçbir yere ait olamayanların ve her şeye rağmen yaşama aşkıyla dolup taşanların hikâyesidir Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey diyen bir kalemin sıradanlığı mucizeye dönüştürdüğü o eşsiz durak

Anonim
Sait Faik Abasıyanık Lüzumsuz Adam ile hayatın kenarında duranları merkeze alıyor Onlar sesleri duyulmayan adları hatırlanmayan ama yaşamın gerçek sahipleri Bu öykülerde kâh bir balıkçı kulübesinde kâh bir kahve köşesinde ya da dar bir sokakta bulursunuz kendinizi Sait Faik in kelimeleriyle bu Lüzumsuz görünen hayatların ne kadar anlam dolu olduğunu keşfedersiniz İnsan ruhunun derinliklerini yalın ama güçlü bir dille anlatan bu eser Türk Edebiyatı nda unutulmaz bir iz bırakmıştır Onun gözünde Lüzumsuz diye bir şey yoktur yalnızlıklar hayal kırıklıkları ve en küçük sevinçler bile anlamla doludur İstanbul un dar sokaklarından deniz kıyısına uzanan hikâyelerde her insan bir dünya her dünya bir hikâye olur Lüzumsuz Adam insanı ve hayatı anlama çabasına dair bir davet Her satırında içtenlik her cümlesinde bir parça sizden bir şeyler var Ne garip insanlarız çok az konuşur çok şey söyleriz

The Kitap
Lüzumsuz Adam yalnızca bir hikâye kitabı değil aynı zamanda insan ruhunun bir portresidir Sait Faik in kalemiyle sıradanın içinde saklı olan büyüyü keşfetmeye davet eden bu eser okuyucuyu hem bir içsel yolculuğa çıkarır hem de hayatı daha farklı daha duyarlı bir şekilde görmeye teşvik eder Bu kitabı okurken Sait Faik in Yazmasaydım çıldırırdım dediği bir dünyaya konuk olacaksınız Onun anlattığı karakterlerin yaşantılarına sevinçlerine hüzünlerine ve yalnızlıklarına tanık olurken aslında hepimizin birer lüzumsuz adam olabileceğimizi fark edeceksiniz Bu farkındalık hem insan olmanın hem de edebiyatın bir mucizesidir

Palet
Sait Faik Abasıyanık modem Türle öykücülüğünün öncülerinden biri olarak kısa öykü türüne yaptığı katkılar ve özgün üslubuyla ardında büyük bir edebi miras bırakmıştır Abasıyanık ın eserleri Türle edebiyatına yeni bir bakış açısı ve anlatı yaklaşımı getirmiş o dönemde yaygın olan geleneksel hikaye anlatma tekniklerinden uzaklaşmıştır Gündelik hayatın nüanslarını yakalamak için keskin bir göze sahipti ve karakterleri genellikle derin bir empati ve sahicilik duygusuyla tasvir edildi insan ilişkileri sosyal dinamikler nostalji ve insanın anlam arayışı gibi temaları işledi Abasıyanık ı diğerlerinden ayıran şey dili ustaca kullanmasıdır Abasıyanık okuyucularda yankı uyandıran ve tasvir ettiği ortamların ve duyguların özünü yakalayan basit ama çağrıştırıcı ve şiirsel bir yazım tarzı kullanmıştır Dili canlı imgeler ve özenle hazırlanmış betimlemelerle zengindi ve öykülerinde benzersiz bir atmosfer yaratıyordu

Elips
Öykü denince akla ilk gelen yazarlardan biri olan Sait Faik Abasıyanık Anadolu nun sıradan küçük insan ını benzersiz bir üslup becerisiyle öykülerine taşımıştır Sade ve basit hayatların çok ince detaylarda saklanan derinliğini gözler önüne seren Abasıyanık Türk edebiyatının yeri doldurulamaz isimlerinden biri olmayı başarmıştır Birbirinden eşsiz toplam on dört farklı hikâyeyi içinde barındıran Lüzumsuz Adam birçok karakterle buluşmamızı sağlıyor Kâh bir külhanbeyinin hayatına konuk oluyor kâh şarap içen bir papazın sırrına varıyoruz Bacakları olsaydı neler yapacağını hayal eden bir adam geçmişin izlerini taşıyan kameriyeli bir mezar ya da yüzündeki ifadenin hiç değişmediği hayvanca gülen bir adam Hepsi Abasıyanık ın yalın diliyle hayat buluyor ve okuyucuya keyifli bir öykü serüveni vadediyor Bilmez miyim hepsi kalleş budala hırsız yalancı Birbirinin ekmeğine karısına kızına dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim Ben yaşayarak gülerek toprak anamızı güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim

YAPI KREDİ YAYINLARI
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı NURULLAH ATAÇ Ben hikayeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikayesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikaye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayıma hazırlandı

Kırmızı Kedi
Ben hikâyeciyim diye sizden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur

Can Yayınları
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Sait Faik Abasıyanık kendine özgü yalın ve akıcı öykülerinde okuru şaşırtan insanı ve doğayı bütün içtenliğiyle anlatmaktan geri durmayan her şeyin merkezine insan sevgisini koyan bir yazar Kökü kendinden olan bir yazar olarak Abasıyanık cumhuriyet dönemi edebiyatımızda bir mihenk noktası olarak belirirken çağdaş öykücülüğümüzün de temellerini atar Sait Faik Abasıyanık öykücülüğümüzün en özgün ve ayrıksı seslerinden

Doğan Kitap
Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor Denizi vapuru adası mahalle kahveleri salaş meyhaneleri bohem pasajları Ermeni balıkçısı topal martısı Lüzumsuz Adam ı sokak köpekleri bin bir hüznün oynaştığı günbatımları gün doğmadan sokakları dolduran ameleleri paydos saatlerinin umutsuz memurları rakı şişesinde balık olan şairleri neşeli kumpanyaları sokakları utangaçça adımlayan yoksul çocukları gayrimüslimleri yalnızlığına ortak ettiği küçük insanlarıyla İstanbul u yazdı Sait Faik İstanbul oldu

Yapı Kredi Yayınları
Sanatına onun kadar bağlı az yazar tanıdım Sanatı dışında bir işle uğraştığını görmedim Üne ermeye bile özenmedi tanınmak için yazılarından başka hiçbir şeye başvurmadı Nurullah Ataç Ben hikâyeciyim diye sizlerden ayrı şeyler düşünecek değilim Sizin düşündüklerinizden başka bir şey de düşünemem O halde bu adamın hikâyesi ne olabilir Sakın benden büyük vakalar beklemeyin n olur diyen büyük yazarın ilk kez 1948 yılında yayımlanan hikâye kitabı Lüzumsuz Adam yeniden gözden geçirilerek yayına hazırlandı

Dorlion Yayınları
Yedi sene evvel bir sabah evden çıktım dedi Tam yirmi bir yaşındaydım Bir şubat ayıydı ama bizim dere içi bir bahar sabahı gibi ılıktı Menekşeler kokuyordu Ben kucağımda çiçeklerle Beyoğlu na çıktım Çiçekpazarı nda çiçekleri sattım On dokuz lira aldım Hiç içki içmemiştim içtim Üç sene evvel evlenmiştim ama boyalı kokulu kadın hiç koklamamıştım kokladım Ondan sonra eve gitmedim Sağ mı ölü mü evdekiler bilmem Hiçbirine hiçbir yerde rastlamadım Bir ihtiyar babam vardı Bir anam bir karım iki çocuğum Bir ses gürler gibi bağırıyor Barba Niko bir elinde dümen yerine tuttuğu kıça bağlanmış bir kürek öteki elini yukarıya doğru kaldırıyor muhteşem bir tavırla Yukarıdaki bilir Değerli okurlar Lüzumsuz Adam bize yurdumuz insanını iyisiyle kötüsüyle yurdumuzun güzelliklerini her yönüyle yalın bir dille anlatıyor Daha fazlası için haydi Sait Faik okuyalım

İthaki Yayınları
Sait Faik in yazıya ilişkin düşüncelerinden ve yazarlık deneyiminden muhtelif izler taşıyor buradaki öyküler Üstelik yazarlığın türlü hâllerine de ev sahipliği yapıyorlar Sadece yazarak hayatını idame ettirmenin imkânsızlığını ironik şekilde dile getiren serzeniş hâlindeki yazardan içi kıpır kıpır bir hâlde sokakta yazı avına çıkan yazara okuruna yaratıcı yazarlık dersi veren yazardan onunla dertleşen duygularını paylaşan yazara dek hepsi buradalar Öykülere yansıyan bir diğer mesele ise şehir sıkıntısı Her ne kadar simitçi balıkçı gibi şehrin emekçilerine yönelik sevgi dile getirilse de şehrin diğer bileşenlerine karşı büyük bir korku seziliyor Bu korku da beraberinde aidiyet ve güven problemlerini doğuruyor Şiddete meyilli insanlarla bir arada olma her an ölümle burun burunaymış hissini tetikleyerek karakterleri kesif bir tekinsizliğe sürüklüyor Yedi senedir bu sokaktan gayrı İstanbul şehrinde bir yere gitmedim Ürküyorum Sanki döveceklermiş linç edeceklermiş paramı çalacaklarmış ne bileyim bir şeyler işte gibime geliyor da şaşırıyorum Başka yerlerde bana bir gariplik basıyor Her insandan korkuyorum Kimdir bu sokakları dolduran adamlar Bu koca şehir ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu Sevişemeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar Aklım ermiyor Birbirini küçük görmeye boğazlaşmaya kandırmaya mı Nasıl birbirinden bu kadar ayrı birbirini bu kadar tanımayan insanlar bir şehirde yaşıyor