Mana i Mesnevi İçimdeki Ses — Yeşim Doğrusoy

Mana i Mesnevi İçimdeki Ses
Yeşim DoğrusoyEy Yayınları
Mana i Mesnevi İçimdeki Ses
Yeşim Doğrusoyİnsanın bu dünyadaki hikâyesi yani bizim bu dünyadaki hikâyemiz hep bir sır perdesinin arkasına gizlenmiştir Ben kimim Benim bu dünyadaki ve evrendeki yerim nedir sorunsalı insanı kendiyle ilgili bir anlam arayışı ekseninde varoluşunun sırlarına yönlendirmektedir Bu anlam arayışını insanın kendi hikâyesini bilme isteğindeki derinlikle birleştirdiğimizde bu şerh eserde geçen neyin sazlıktan koparılışının ve padişahın cariyeye olan o tutkulu aşkının aslında bizim bu âleme gelişimizin ve bu âlemde varoluşumuzun hikâyesi olduğunu görebiliriz Bu âleme gelişimiz neyin sazlıktan koparılışının feryadıyla dile gelirken aşkın insanı içine çeken büyüsü de padişahın cariyeye duyduğu o derin sevgide dile gelir Hikâyedeki her bir karakter yaşam denen olgunun içinde hüznün sevincin öfkenin nefretin mutluluğun yani yaşamımızdaki binbir renkteki duygu ve hislerin görüntüleri gibidir Hayat denen bu varoluş sahnesinde kendi hikâyemizi yazanın da kurgulayan ve oynayanın da kendimiz olduğunu anlayabilirsek eğer elinizde tuttuğunuz bu eserde padişahın cariyeye cariyenin kuyumcuya olan aşkını ve bu aşkın merkezinde gelişen her bir olayı ve bu olaylardaki ilahi tabibin rolünü kavrayabiliriz Böylelikle yaşamın nedenleri ve niçinleri içindeki bilinmezliğinde hüzün kederleriyle sıkışıp kalan kimliğimizi bulabiliriz Mevlânâ Hazretleri bu anlamsallığın bilgeliğiyle yüzyılların ötesinden bizlere seslenerek bilinçlerimize bu bilgeliğin ışığını yakmakta ve âdeta bizi kendimizle yüzleştirmektedir Hz Mevlânâ bu yüzleşmeyle insanın bu âlemdeki gizemli yolcuğuna düşünsel bir kapı aralarken bu eserdeki her bir karakterin açılımıyla da bizleri aşkın sonsuzluğunda Tanrı ile bir olmanın huzuruna taşımaktadır Tanıtım Bülteninden

EY YAYINLARI
İnsanın bu dünyadaki hikâyesi yani bizim bu dünyadaki hikâyemiz hep bir sır perdesinin arkasına gizlenmiştir Ben kimim Benim bu dünyadaki ve evrendeki yerim nedir sorunsalı insanı kendiyle ilgili bir anlam arayışı ekseninde varoluşunun sırlarına yönlendirmektedir Bu anlam arayışını insanın kendi hikâyesini bilme isteğindeki derinlikle birleştirdiğimizde bu şerh eserde geçen neyin sazlıktan koparılışının ve padişahın cariyeye olan o tutkulu aşkının aslında bizim bu âleme gelişimizin ve bu âlemde varoluşumuzun hikâyesi olduğunu görebiliriz Bu âleme gelişimiz neyin sazlıktan koparılışının feryadıyla dile gelirken aşkın insanı içine çeken büyüsü de padişahın cariyeye duyduğu o derin sevgide dile gelir Hikâyedeki her bir karakter yaşam denen olgunun içinde hüznün sevincin öfkenin nefretin mutluluğun yani yaşamımızdaki binbir renkteki duygu ve hislerin görüntüleri gibidir Hayat denen bu varoluş sahnesinde kendi hikâyemizi yazanın da kurgulayan ve oynayanın da kendimiz olduğunu anlayabilirsek eğer elinizde tuttuğunuz bu eserde padişahın cariyeye cariyenin kuyumcuya olan aşkını ve bu aşkın merkezinde gelişen her bir olayı ve bu olaylardaki ilahi tabibin rolünü kavrayabiliriz Böylelikle yaşamın nedenleri ve niçinleri içindeki bilinmezliğinde hüzün kederleriyle sıkışıp kalan kimliğimizi bulabiliriz Mevlânâ Hazretleri bu anlamsallığın bilgeliğiyle yüzyılların ötesinden bizlere seslenerek bilinçlerimize bu bilgeliğin ışığını yakmakta ve âdeta bizi kendimizle yüzleştirmektedir Hz Mevlânâ bu yüzleşmeyle insanın bu âlemdeki gizemli yolcuğuna düşünsel bir kapı aralarken bu eserdeki her bir karakterin açılımıyla da bizleri aşkın sonsuzluğunda Tanrı ile bir olmanın huzuruna taşımaktadır

EY Yayınları
İnsanın bu dünyadaki hikâyesi yani bizim bu dünyadaki hikâyemiz hep bir sır perdesinin arkasına gizlenmiştir Ben kimim Benim bu dünyadaki ve evrendeki yerim nedir sorunsalı insanı kendiyle ilgili bir anlam arayışı ekseninde varoluşunun sırlarına yönlendirmektedir Bu anlam arayışını insanın kendi hikâyesini bilme isteğindeki derinlikle birleştirdiğimizde bu şerh eserde geçen neyin sazlıktan koparılışının ve padişahın cariyeye olan o tutkulu aşkının aslında bizim bu âleme gelişimizin ve bu âlemde varoluşumuzun hikâyesi olduğunu görebiliriz Bu âleme gelişimiz neyin sazlıktan koparılışının feryadıyla dile gelirken aşkın insanı içine çeken büyüsü de padişahın cariyeye duyduğu o derin sevgide dile gelir Hikâyedeki her bir karakter yaşam denen olgunun içinde hüznün sevincin öfkenin nefretin mutluluğun yani yaşamımızdaki binbir renkteki duygu ve hislerin görüntüleri gibidir Hayat denen bu varoluş sahnesinde kendi hikâyemizi yazanın da kurgulayan ve oynayanın da kendimiz olduğunu anlayabilirsek eğer elinizde tuttuğunuz bu eserde padişahın cariyeye cariyenin kuyumcuya olan aşkını ve bu aşkın merkezinde gelişen her bir olayı ve bu olaylardaki ilahi tabibin rolünü kavrayabiliriz Böylelikle yaşamın nedenleri ve niçinleri içindeki bilinmezliğinde hüzün kederleriyle sıkışıp kalan kimliğimizi bulabiliriz Mevlânâ Hazretleri bu anlamsallığın bilgeliğiyle yüzyılların ötesinden bizlere seslenerek bilinçlerimize bu bilgeliğin ışığını yakmakta ve âdeta bizi kendimizle yüzleştirmektedir Hz Mevlânâ bu yüzleşmeyle insanın bu âlemdeki gizemli yolcuğuna düşünsel bir kapı aralarken bu eserdeki her bir karakterin açılımıyla da bizleri aşkın sonsuzluğunda Tanrı ile bir olmanın huzuruna taşımaktadır

Ey Yayınları
İnsanın bu dünyadaki hikâyesi yani bizim bu dünyadaki hikâyemiz hep bir sır perdesinin arkasına gizlenmiştir Ben kimim Benim bu dünyadaki ve evrendeki yerim nedir sorunsalı insanı kendiyle ilgili bir anlam arayışı ekseninde varoluşunun sırlarına yönlendirmektedir Bu anlam arayışını insanın kendi hikâyesini bilme isteğindeki derinlikle birleştirdiğimizde bu şerh eserde geçen neyin sazlıktan koparılışının ve padişahın cariyeye olan o tutkulu aşkının aslında bizim bu âleme gelişimizin ve bu âlemde varoluşumuzun hikâyesi olduğunu görebiliriz Bu âleme gelişimiz neyin sazlıktan koparılışının feryadıyla dile gelirken aşkın insanı içine çeken büyüsü de padişahın cariyeye duyduğu o derin sevgide dile gelir Hikâyedeki her bir karakter yaşam denen olgunun içinde hüznün sevincin öfkenin nefretin mutluluğun yani yaşamımızdaki binbir renkteki duygu ve hislerin görüntüleri gibidir Hayat denen bu varoluş sahnesinde kendi hikâyemizi yazanın da kurgulayan ve oynayanın da kendimiz olduğunu anlayabilirsek eğer elinizde tuttuğunuz bu eserde padişahın cariyeye cariyenin kuyumcuya olan aşkını ve bu aşkın merkezinde gelişen her bir olayı ve bu olaylardaki ilahi tabibin rolünü kavrayabiliriz Böylelikle yaşamın nedenleri ve niçinleri içindeki bilinmezliğinde hüzün kederleriyle sıkışıp kalan kimliğimizi bulabiliriz Mevlânâ Hazretleri bu anlamsallığın bilgeliğiyle yüzyılların ötesinden bizlere seslenerek bilinçlerimize bu bilgeliğin ışığını yakmakta ve âdeta bizi kendimizle yüzleştirmektedir Hz Mevlânâ bu yüzleşmeyle insanın bu âlemdeki gizemli yolcuğuna düşünsel bir kapı aralarken bu eserdeki her bir karakterin açılımıyla da bizleri aşkın sonsuzluğunda Tanrı ile bir olmanın huzuruna taşımaktadır

EY
İnsanın bu dünyadaki hikâyesi yani bizim bu dünyadaki hikâyemiz hep bir sır perdesinin arkasına gizlenmiştir Ben kimim Benim bu dünyadaki ve evrendeki yerim nedir sorunsalı insanı kendiyle ilgili bir anlam arayışı ekseninde varoluşunun sırlarına yönlendirmektedir Bu anlam arayışını insanın kendi hikâyesini bilme isteğindeki derinlikle birleştirdiğimizde bu şerh eserde geçen neyin sazlıktan koparılışının ve padişahın cariyeye olan o tutkulu aşkının aslında bizim bu âleme gelişimizin ve bu âlemde varoluşumuzun hikâyesi olduğunu görebiliriz Bu âleme gelişimiz neyin sazlıktan koparılışının feryadıyla dile gelirken aşkın insanı içine çeken büyüsü de padişahın cariyeye duyduğu o derin sevgide dile gelir Hikâyedeki her bir karakter yaşam denen olgunun içinde hüznün sevincin öfkenin nefretin mutluluğun yani yaşamımızdaki binbir renkteki duygu ve hislerin görüntüleri gibidir Hayat denen bu varoluş sahnesinde kendi hikâyemizi yazanın da kurgulayan ve oynayanın da kendimiz olduğunu anlayabilirsek eğer elinizde tuttuğunuz bu eserde padişahın cariyeye cariyenin kuyumcuya olan aşkını ve bu aşkın merkezinde gelişen her bir olayı ve bu olaylardaki ilahi tabibin rolünü kavrayabiliriz Böylelikle yaşamın nedenleri ve niçinleri içindeki bilinmezliğinde hüzün kederleriyle sıkışıp kalan kimliğimizi bulabiliriz Mevlânâ Hazretleri bu anlamsallığın bilgeliğiyle yüzyılların ötesinden bizlere seslenerek bilinçlerimize bu bilgeliğin ışığını yakmakta ve âdeta bizi kendimizle yüzleştirmektedir Hz Mevlânâ bu yüzleşmeyle insanın bu âlemdeki gizemli yolcuğuna düşünsel bir kapı aralarken bu eserdeki her bir karakterin açılımıyla da bizleri aşkın sonsuzluğunda Tanrı ile bir olmanın huzuruna taşımaktadır