Mantıkut Tayr Kuş Dili — Feridüddin Attar

Mantıkut Tayr Kuş Dili
Feridüddin AttarAraf Yayınları
Mantıkut Tayr Kuş Dili
Feridüddin AttarFeridüddîn Attâr bir sair ve mutasavvıf olarak gerek Fars edebiyatında gerekse klâsik Türk edebiyatında birçok sair üzerinde derin izler bırakmıs önemli bir sahsiyettir Onun en tanınmıs kitabı olan Mantıkut Tayr ise hem içerdigi hikâyelerle hem de bu hikâyelerin arka plânındaki tasavvufî düsüncelerle genis bir okuyucu kitlesi kazanmıs ve çok genis bir cografyada zevkle okunmus bir Sark Klasigidir Kuslar ülkesinin bütün kusları Kafdagının ardındaki padisahları efsanevi kus olan Simurgu bulmak için zorlu ve zahmetli bir yolculuga çıkarlar Istegi ve azmi yeterli olmayanlar ve dünyevi seylere takılanlar birer birer yolda kalır Kafdagına ulasanları ise hepsi birbirinden çetin yedi vadi bekler Istek Ask Marifet Istigna Tevhid Hayret ve Yokluk Vadileri Uzun ve zorlu bir yolculugun ardından yedi vadiyi de asabilen otuz kusu ise Simurg yerine baska bir sürpriz bekler

Yason Yayınları
Ferîdüddin Attâr ya da tam adıyla Ebû Hâmid Ferîdüddin Muhammed bin Ebî Bekir İbrâhîm i Nîsâbûrî İran nın en önemli dört şehrinden biri olan Nişabur da 1136 yılında doğmuş 1221 yılında vefat etmiş ünlü bir İranlı şair ve mutasavvıftır Hekim ve eczacı olmasından dolayı Attâr aktar olarak anılır Mevlânâ Celâleddîn i Rûmî Şeyh Galip ve diğer mutasavvıflar tarafından yüceltilen Attâr çoğu günümüze kadar ulaşan pek çok eser bıraktı Attâr küçüklüğünde Nişabur civarındaki Şadyah ta babasının attar dükkanına devam ediyor bir yandan baba mesleği attarlığı öbür yandan ilim ve irfan öğreniyordu Attâr ın eserlerine bakıldığında iyi derecede Arapça tefsir hadis kelam fıkıh gibi dini ilimler öğrenimi gördüğünü hikmet felsefe ilm i nücum eczacılık gibi akli ve tecrübi ilimlerden anladığı görülür Ancak bu ilimleri nereden ve kimden öğrendiği hakkında tarihi kaynaklarda yeterli bir bilgi bulunmamaktadır Bazı tarihçiler Ferîdüddin Attâr ın tasavvufta adet olduğu üzere seyahatler yaptığından Mekke ye gidip Kabe yi ziyaret ettiğinden hatta Şam Mısır ve Hindistan a kadar gittiğinden söz ederlerse de bunlar ispatlanmamış rivayetlerdir Hayatının sonuna doğru yazdığı Esrarname de Kabe yi görme arzusu içinde olması Hicaz a gitmediğinin delilidir