Manzaranın Zamanı — Jacques Ranciere

Manzaranın Zamanı
Jacques RanciereLemis Yayın
Manzaranın Zamanı
Jacques RanciereRancière 18 yüzyılda Avrupa da manzaranın sadece bir seyir nesnesi olmaktan çıkıp özgül bir deneyim ve düşünce nesnesi haline geldiği dönüm noktasını odağına alıyor Bu dönemde yeni bahçe anlayışları peyzaj düzenlemelerine dair teorik münakaşalar manzara tasvirleri vahşi doğaya yapılan seyahatler ön plana çıkar Duyumsanabilir çeşitliliğin tecrübe edilmesindeki bu yeni biçimle birlikte algılama kiplerinin ve düşünme nesnelerinin dizilimi güzelliğin ölçütü değişir doğa mefhumunun ve sanat kelimesinin anlamı dönüşür Manzara bu dönemde doğa unsurlarının bir bütün dâhilinde nasıl birarada var olduğunu gösteren bir model haline gelir Bu biraradalık sadece sanat için değil siyasi topluluklar için de model olur Manzaranın zamanı estetik ve siyasi altüst oluşlar çağında ortak bir ufkun belli belirsiz algılanabildiği zamandır Hem algılama rejimi ve sanat düşüncesi olarak estetiğin doğuşuyla hem de bir insan topluluğunu biraraya getiren şeye dair fikrin kendisinde yaşanan bir devrim olarak Fransız Devrimi yle çağdaştır Rancière Batı toplumlarında yeri net olarak belirlenebilen bu dönüm noktasında doğa güzellik ve sanat algısının yanı sıra toplumsal örgütlenme biçimlerinin de seyrine manzaranın perspektifinden bakıyor Rancière manzarayı estetik devrim dediği temsil rejiminden estetik rejime geçiş sürecinin başlangıcına konumlandırıyor ve ona belirleyici bir rol atfediyor zira manzara sanat ile sanat olmayan arasındaki estetik rejim için asli öneme sahip olan özdeşliğin erken bir örneği ve güzelliğin anlamındaki değişimin timsalidir Bu dönemde manzara doğayı bir sanatçı olarak gösteren bir sahne olur Fakat doğa kendine has bir sanatçıdır çünkü aynı zamanda sanat yapma derdinde olmayan bir anti sanatçıdır Güzellik de artık bilgiye dayanmayan bir iradenin hüneri olmaktan çıkan kasti olan ile kasti olmayan ayrımının belirsizleştiği özgür bir mahiyet kazanır ve duyumsanabilir olanın özgül bir kipinin deneyimi haline gelir

LEMİS YAYIN
çev. Aziz Ufuk Kılıç
Rancière 18 yüzyılda Avrupa da manzaranın sadece bir seyir nesnesi olmaktan çıkıp özgül bir deneyim ve düşünce nesnesi haline geldiği dönüm noktasını odağına alıyor Bu dönemde yeni bahçe anlayışları peyzaj düzenlemelerine dair teorik münakaşalar manzara tasvirleri vahşi doğaya yapılan seyahatler ön plana çıkar Duyumsanabilir çeşitliliğin tecrübe edilmesindeki bu yeni biçimle birlikte algılama kiplerinin ve düşünme nesnelerinin dizilimi güzelliğin ölçütü değişir doğa mefhumunun ve sanat kelimesinin anlamı dönüşür Manzara bu dönemde doğa unsurlarının bir bütün dâhilinde nasıl birarada var olduğunu gösteren bir model haline gelir Bu biraradalık sadece sanat için değil siyasi topluluklar için de model olur Manzaranın zamanı estetik ve siyasi altüst oluşlar çağında ortak bir ufkun belli belirsiz algılanabildiği zamandır Hem algılama rejimi ve sanat düşüncesi olarak estetiğin doğuşuyla hem de bir insan topluluğunu biraraya getiren şeye dair fikrin kendisinde yaşanan bir devrim olarak Fransız Devrimi yle çağdaştır Rancière Batı toplumlarında yeri net olarak belirlenebilen bu dönüm noktasında doğa güzellik ve sanat algısının yanı sıra toplumsal örgütlenme biçimlerinin de seyrine manzaranın perspektifinden bakıyor Rancière manzarayı estetik devrim dediği temsil rejiminden estetik rejime geçiş sürecinin başlangıcına konumlandırıyor ve ona belirleyici bir rol atfediyor zira manzara sanat ile sanat olmayan arasındaki estetik rejim için asli öneme sahip olan özdeşliğin erken bir örneği ve güzelliğin anlamındaki değişimin timsalidir Bu dönemde manzara doğayı bir sanatçı olarak gösteren bir sahne olur Fakat doğa kendine has bir sanatçıdır çünkü aynı zamanda sanat yapma derdinde olmayan bir anti sanatçıdır Güzellik de artık bilgiye dayanmayan bir iradenin hüneri olmaktan çıkan kasti olan ile kasti olmayan ayrımının belirsizleştiği özgür bir mahiyet kazanır ve duyumsanabilir olanın özgül bir kipinin deneyimi haline gelir

Lemis Yayın
çev. Kılıç, Aziz Ufuk
Manzaranın zamanı güzelliğin ölçütünün ve hatta sanat sözcüğünün anlamının düzenlenmiş bahçelerin ahenkliliği kadar vahşi doğanın ahenksizliği tarafından da altüst edildiği zamandır Bu altüst oluş temel nitelikte bir mefhum olan doğanın hem genel kullanımdaki hem de felsefi düşünüşteki anlamını etkileyen bir başka altüst oluşu beraberinde getirir Şu da var ki doğadan söz ettiniz mi onun yasalarına itaat ettiği varsayılan toplumdan da söz etmeniz kaçınılmazdır Ve manzaranın zamanı aynı zamanda mutlu toplum örgütlenmesinin mecazlarını tarlaların ormanların ya da akan suların ahenginden ödünç aldığı zamandır

Lemis Yayın
Rancière 18 yüzyılda Avrupa da manzaranın sadece bir seyir nesnesi olmaktan çıkıp özgül bir deneyim ve düşünce nesnesi haline geldiği dönüm noktasını odağına alıyor Bu dönemde yeni bahçe anlayışları peyzaj düzenlemelerine dair teorik münakaşalar manzara tasvirleri vahşi doğaya yapılan seyahatler ön plana çıkar Duyumsanabilir çeşitliliğin tecrübe edilmesindeki bu yeni biçimle birlikte algılama kiplerinin ve düşünme nesnelerinin dizilimi güzelliğin ölçütü değişir doğa mefhumunun ve sanat kelimesinin anlamı dönüşür Manzara bu dönemde doğa unsurlarının bir bütün dâhilinde nasıl birarada var olduğunu gösteren bir model haline gelir Bu biraradalık sadece sanat için değil siyasi topluluklar için de model olur Manzaranın zamanı estetik ve siyasi altüst oluşlar çağında ortak bir ufkun belli belirsiz algılanabildiği zamandır Hem algılama rejimi ve sanat düşüncesi olarak estetiğin doğuşuyla hem de bir insan topluluğunu biraraya getiren şeye dair fikrin kendisinde yaşanan bir devrim olarak Fransız Devrimi yle çağdaştır Rancière Batı toplumlarında yeri net olarak belirlenebilen bu dönüm noktasında doğa güzellik ve sanat algısının yanı sıra toplumsal örgütlenme biçimlerinin de seyrine manzaranın perspektifinden bakıyor Rancière manzarayı estetik devrim dediği temsil rejiminden estetik rejime geçiş sürecinin başlangıcına konumlandırıyor ve ona belirleyici bir rol atfediyor zira manzara sanat ile sanat olmayan arasındaki estetik rejim için asli öneme sahip olan özdeşliğin erken bir örneği ve güzelliğin anlamındaki değişimin timsalidir Bu dönemde manzara doğayı bir sanatçı olarak gösteren bir sahne olur Fakat doğa kendine has bir sanatçıdır çünkü aynı zamanda sanat yapma derdinde olmayan bir anti sanatçıdır Güzellik de artık bilgiye dayanmayan bir iradenin hüneri olmaktan çıkan kasti olan ile kasti olmayan ayrımının belirsizleştiği özgür bir mahiyet kazanır ve duyumsanabilir olanın özgül bir kipinin deneyimi haline gelir