Matüridi de Dini Çoğulculuk — Hanifi Özcan

Matüridi de Dini Çoğulculuk
Hanifi ÖzcanM. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Matüridi de Dini Çoğulculuk
Hanifi ÖzcanHakdin gökten inen suya benzer Su gökten temiz duru ve her toprağa eşit olarak indiği halde toprağın bileşiminde bulunan unsurların rengi tadı kokusu vs nin değişik olması suyun tat renk koku vb özelliklerini de değiştirir O zaman suyun bazısı tuzlu bazısı tatlı bazısı kirli ve bulanık olur bazısından faydalanılır bazısından faydalanılamaz Bu yeryüzünün cevherlerinin farklı olmasının gerektirdiği bir zorunluluktur Çünkü aslı ve özü bakımından gökten inen su tatlı duru ve temiz olduğu halde yere indikten sonra değişmektedir Bir başka deyişle eğer su üzerine indiği toprağın durumuna göre değişmeseydi o zaman gökten indirilen suyun hepsi tatlı ve temiz olduğu gibi kendisinden faydalanılan su da tek tür yani sadece tatlı su olurdu İşte din de tıpkı bunun gibidir Yani Tanrı tarafından gönderilen ve vahye dayanan din tek ve aynı din olduğu halde insanların yeryüzünde farklı dil ve kültürlere sahip topluluklar halinde yaşamaları gönderilen dinin de farklı şekilde anlaşılıp yorumlanmasına ve amaçları aynı olmasına rağmen farklı fiillerle örneklenip yaşanılmasına böylece o aynı zamanda Peygamberlerin ve şeriatların farklı olmasının da zorunlu hale gelmesine sebep olmuştur Bu demektir ki semâvî dinler yani vahye dayanan büyük târihî dinler özü itibariyle aynı doğruluk ve geçerliliğe sahiptir İşte bu Mâtüridînin açıkça ortaya koyduğu İbrâhimî dinlerle sınırlı bir kısmî çoğulculuktur
Matüridi de Dini Çoğulculuk
Hanifi Özcan
M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Hakdin gökten inen suya benzer Su gökten temiz duru ve her toprağa eşit olarak indiği halde toprağın bileşiminde bulunan unsurların rengi tadı kokusu vs nin değişik olması suyun tat renk koku vb özelliklerini de değiştirir O zaman suyun bazısı tuzlu bazısı tatlı bazısı kirli ve bulanık olur bazısından faydalanılır bazısından faydalanılamaz Bu yeryüzünün cevherlerinin farklı olmasının gerektirdiği bir zorunluluktur Çünkü aslı ve özü bakımından gökten inen su tatlı duru ve temiz olduğu halde yere indikten sonra değişmektedir Bir başka deyişle eğer su üzerine indiği toprağın durumuna göre değişmeseydi o zaman gökten indirilen suyun hepsi tatlı ve temiz olduğu gibi kendisinden faydalanılan su da tek tür yani sadece tatlı su olurdu İşte din de tıpkı bunun gibidir Yani Tanrı tarafından gönderilen ve vahye dayanan din tek ve aynı din olduğu halde insanların yeryüzünde farklı dil ve kültürlere sahip topluluklar halinde yaşamaları gönderilen dinin de farklı şekilde anlaşılıp yorumlanmasına ve amaçları aynı olmasına rağmen farklı fiillerle örneklenip yaşanılmasına böylece o aynı zamanda Peygamberlerin ve şeriatların farklı olmasının da zorunlu hale gelmesine sebep olmuştur Bu demektir ki semâvî dinler yani vahye dayanan büyük târihî dinler özü itibariyle aynı doğruluk ve geçerliliğe sahiptir İşte bu Mâtüridînin açıkça ortaya koyduğu İbrâhimî dinlerle sınırlı bir kısmî çoğulculuktur

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Hakdin gökten inen suya benzer Su gökten temiz duru ve her toprağa eşit olarak indiği halde toprağın bileşiminde bulunan unsurların rengi tadı kokusu vs nin değişik olması suyun tat renk koku vb özelliklerini de değiştirir O zaman suyun bazısı tuzlu bazısı tatlı bazısı kirli ve bulanık olur bazısından faydalanılır bazısından faydalanılamaz Bu yeryüzünün cevherlerinin farklı olmasının gerektirdiği bir zorunluluktur Çünkü aslı ve özü bakımından gökten inen su tatlı duru ve temiz olduğu halde yere indikten sonra değişmektedir Bir başka deyişle eğer su üzerine indiği toprağın durumuna göre değişmeseydi o zaman gökten indirilen suyun hepsi tatlı ve temiz olduğu gibi kendisinden faydalanılan su da tek tür yani sadece tatlı su olurdu İşte din de tıpkı bunun gibidir Yani Tanrı tarafından gönderilen ve vahye dayanan din tek ve aynı din olduğu halde insanların yeryüzünde farklı dil ve kültürlere sahip topluluklar halinde yaşamaları gönderilen dinin de farklı şekilde anlaşılıp yorumlanmasına ve amaçları aynı olmasına rağmen farklı fiillerle örneklenip yaşanılmasına böylece o aynı zamanda Peygamberlerin ve şeriatların farklı olmasının da zorunlu hale gelmesine sebep olmuştur Bu demektir ki semâvî dinler yani vahye dayanan büyük târihî dinler özü itibariyle aynı doğruluk ve geçerliliğe sahiptir İşte bu Mâtüridînin açıkça ortaya koyduğu İbrâhimî dinlerle sınırlı bir kısmî çoğulculuktur
Matüridi de Dini Çoğulculuk
Hanifi Özcan
Marmara Üniv. İlahiyat Fak. Vakfı