MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Mâtürîdî nin Otoritesi Mâtürîdî Algısının Yetkin Bir Âlimden Mezhep İmâmına Dönüşü — Hüseyin Kahramanlar

Mâtürîdî nin Otoritesi Mâtürîdî Algısının Yetkin Bir Âlimden Mezhep İmâmına Dönüşü
329,40
GenelHadis SünnetDin İslamiyet

Mâtürîdî nin Otoritesi Mâtürîdî Algısının Yetkin Bir Âlimden Mezhep İmâmına Dönüşü

Hüseyin Kahramanlar

Emin Yayınları

2023462 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Mâtürîdî nin Otoritesi Mâtürîdî Algısının Yetkin Bir Âlimden Mezhep İmâmına Dönüşü

Hüseyin Kahramanlar

Mâtürîdî nin kendisi ile başlayıp hemen hemen günümüze kadar gelen uzun asırlar boyu alanının meşhur uzman ve temsil kabiliyeti yüksek isimlerinin bakış ve algısı üzerinden derlenen veriler göstermektedir ki ona günümüzdeki kadar olmasa bile buna yakın tarzda bir otorite ilk kez vefatından ancak bir buçuk asır sonra V XI yüzyılın sonlarında Ebu l Yüsr el Pezdevî öl 493 1100 tarafından Ehl i sünnet in reislerinden biri unvanıyla izafe edilmiştir Gelenek içinde tarih boyunca imamlık ve şeyhlik ile Ehl i sünnet in riyaseti arasında inişli çıkışlı bir seyir izleyen otoritesi daha gerçekçi görünen Mâtürîdiyye nin imamı unvanını VII XIII asrın son yıllarında Ebu l Berekât en Nesefî nin öl 710 1310 dilinden elde etmiştir Fakat ilginç olan şudur ki Mâtürîdiyye ifadesi Ebu l Berekât tan sonra gelen Hanefî Mâtürîdî ulemanın tamamı tarafından kullanılmış da değildir Bu ifade ancak Hayâlî öl 875 1470 ile başlayan süreçte yani IX XV asrın ikinci yarısından sonra nispeten daha sık telaffuz edilir hale gelmiştir Ancak Ebu l Berekât ile başlayan bu kullanımın Eş arîlik gibi doğal yani kendi seyrinde vücut bulmuş bir yaklaşım olmayıp Eş ariyye ye karşı Ehl i sünnet içinde konum elde etme çabası Bu çatı altında biz de varız vurgusu ve rekabeti ile ilgili olduğuna da dikkat etmek gerekir Osmanlı nın sonuna kadar devam eden süreçte Mâtürîdiyye tabirini kullanan hemen bütün Mâtürîdîlerde aynı hissiyatın etkili olduğu söylenebilir Mâtürîdî nin otoritesi konusunda gelenek dışındaki yaklaşım da çok farklı değildir Nitekim o bir âlim olarak ilk atfını Abbâdî den öl 458 1066 fıkıhçı vurgusuyla almıştır Siczî nin öl 444 1052 onu dalâlet imamları içinde zikretmesiyle Mâtürîdî kelâmcılığına işaret eden ilk gelenek dışı atfını almıştır Aradığımız manaya yakın bir imam tavsifi bundan yaklaşık bir buçuk asır sonra Mâtürîdî yi Mâverâünnehir âlimlerinin tâbi olduğu önder şeklinde anan Fahrüddîn er Râzî de öl 606 1210 ortaya çıkar Menkubers et Türkî nin öl 652 1254 haber verip Ehl i bid at veya doğrudan Mu tezile tarafından kullanıldığını söylediği Mâtürîdiyye tabiri ise hem gelenek hem de coğrafya dışına yani o dönemlerde ilim merkezi vasfını tamamen kaybetmemiş Bağdat a işaret etmektedir Mâtürîdî nin kelâmî fırka imamlığı gelenek dışından yergi değil tarif ve tavsif ifade edecek tarzda ilk kez VIII XIV asrın sonlarında yani vefatının üzerinden tam dört buçuk asır sonra Teftâzânî öl 792 1390 tarafından teslim edilmiştir Teftâzânî nin Şâfiî Eş arî yani gelenek dışı kimliği çoğunluğun görüşüdür ama uzun yıllar Mâverâünnehir de bulunmuş olması ve Horasanlılığı tartışmadan uzaktır Mâtürîdiyye tabirini hem gelenek hem de coğrafya dışından ilk kez telaffuz eden âlim ise Kahireli Şâfiî Eş arî Makrizî dir öl 845 1442

Benli Kitap
432,00

Emin Yayınları

2023-07-221. baskı462 sf.
Karton160-235-25Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Mâtürîdî nin kendisi ile başlayıp hemen hemen günümüze kadar gelen uzun asırlar boyu alanının meşhur uzman ve temsil kabiliyeti yüksek isimlerinin bakış ve algısı üzerinden derlenen veriler göstermektedir ki ona günümüzdeki kadar olmasa bile buna yakın tarzda bir otorite ilk kez vefatından ancak bir buçuk asır sonra V XI yüzyılın sonlarında Ebu l Yüsr el Pezdevî öl 493 1100 tarafından Ehl i sünnet in reislerinden biri unvanıyla izafe edilmiştir Gelenek içinde tarih boyunca imamlık ve şeyhlik ile Ehl i sünnet in riyaseti arasında inişli çıkışlı bir seyir izleyen otoritesi daha gerçekçi görünen Mâtürîdiyye nin imamı unvanını VII XIII asrın son yıllarında Ebu l Berekât en Nesefî nin öl 710 1310 dilinden elde etmiştir Fakat ilginç olan şudur ki Mâtürîdiyye ifadesi Ebu l Berekât tan sonra gelen Hanefî Mâtürîdî ulemanın tamamı tarafından kullanılmış da değildir Bu ifade ancak Hayâlî öl 875 1470 ile başlayan süreçte yani IX XV asrın ikinci yarısından sonra nispeten daha sık telaffuz edilir hale gelmiştir Ancak Ebu l Berekât ile başlayan bu kullanımın Eş arîlik gibi doğal yani kendi seyrinde vücut bulmuş bir yaklaşım olmayıp Eş ariyye ye karşı Ehl i sünnet içinde konum elde etme çabası Bu çatı altında biz de varız vurgusu ve rekabeti ile ilgili olduğuna da dikkat etmek gerekir Osmanlı nın sonuna kadar devam eden süreçte Mâtürîdiyye tabirini kullanan hemen bütün Mâtürîdîlerde aynı hissiyatın etkili olduğu söylenebilir Mâtürîdî nin otoritesi konusunda gelenek dışındaki yaklaşım da çok farklı değildir Nitekim o bir âlim olarak ilk atfını Abbâdî den öl 458 1066 fıkıhçı vurgusuyla almıştır Siczî nin öl 444 1052 onu dalâlet imamları içinde zikretmesiyle Mâtürîdî kelâmcılığına işaret eden ilk gelenek dışı atfını almıştır Aradığımız manaya yakın bir imam tavsifi bundan yaklaşık bir buçuk asır sonra Mâtürîdî yi Mâverâünnehir âlimlerinin tâbi olduğu önder şeklinde anan Fahrüddîn er Râzî de öl 606 1210 ortaya çıkar Menkubers et Türkî nin öl 652 1254 haber verip Ehl i bid at veya doğrudan Mu tezile tarafından kullanıldığını söylediği Mâtürîdiyye tabiri ise hem gelenek hem de coğrafya dışına yani o dönemlerde ilim merkezi vasfını tamamen kaybetmemiş Bağdat a işaret etmektedir Mâtürîdî nin kelâmî fırka imamlığı gelenek dışından yergi değil tarif ve tavsif ifade edecek tarzda ilk kez VIII XIV asrın sonlarında yani vefatının üzerinden tam dört buçuk asır sonra Teftâzânî öl 792 1390 tarafından teslim edilmiştir Teftâzânî nin Şâfiî Eş arî yani gelenek dışı kimliği çoğunluğun görüşüdür ama uzun yıllar Mâverâünnehir de bulunmuş olması ve Horasanlılığı tartışmadan uzaktır Mâtürîdiyye tabirini hem gelenek hem de coğrafya dışından ilk kez telaffuz eden âlim ise Kahireli Şâfiî Eş arî Makrizî dir öl 845 1442

Pandora

Emin

2023462 sf.
Pandora

Mâtürîdî nin kendisi ile başlayıp hemen hemen günümüze kadar gelen uzun asırlar boyu alanının meşhur uzman ve temsil kabiliyeti yüksek isimlerinin bakış ve algısı üzerinden derlenen veriler göstermektedir ki ona günümüzdeki kadar olmasa bile buna yakın tarzda bir otorite ilk kez vefatından ancak bir buçuk asır sonra V XI yüzyılın sonlarında Ebu l Yüsr el Pezdevî öl 493 1100 tarafından Ehl i sünnet in reislerinden biri unvanıyla izafe edilmiştir Gelenek içinde tarih boyunca imamlık ve şeyhlik ile Ehl i sünnet in riyaseti arasında inişli çıkışlı bir seyir izleyen otoritesi daha gerçekçi görünen Mâtürîdiyye nin imamı unvanını VII XIII asrın son yıllarında Ebu l Berekât en Nesefî nin öl 710 1310 dilinden elde etmiştir Fakat ilginç olan şudur ki Mâtürîdiyye ifadesi Ebu l Berekât tan sonra gelen Hanefî Mâtürîdî ulemanın tamamı tarafından kullanılmış da değildir Bu ifade ancak Hayâlî öl 875 1470 ile başlayan süreçte yani IX XV asrın ikinci yarısından sonra nispeten daha sık telaffuz edilir hale gelmiştir Ancak Ebu l Berekât ile başlayan bu kullanımın Eş arîlik gibi doğal yani kendi seyrinde vücut bulmuş bir yaklaşım olmayıp Eş ariyye ye karşı Ehl i sünnet içinde konum elde etme çabası Bu çatı altında biz de varız vurgusu ve rekabeti ile ilgili olduğuna da dikkat etmek gerekir Osmanlı nın sonuna kadar devam eden süreçte Mâtürîdiyye tabirini kullanan hemen bütün Mâtürîdîlerde aynı hissiyatın etkili olduğu söylenebilir Mâtürîdî nin otoritesi konusunda gelenek dışındaki yaklaşım da çok farklı değildir Nitekim o bir âlim olarak ilk atfını Abbâdî den öl 458 1066 fıkıhçı vurgusuyla almıştır Siczî nin öl 444 1052 onu dalâlet imamları içinde zikretmesiyle Mâtürîdî kelâmcılığına işaret eden ilk gelenek dışı atfını almıştır Aradığımız manaya yakın bir imam tavsifi bundan yaklaşık bir buçuk asır sonra Mâtürîdî yi Mâverâünnehir âlimlerinin tâbi olduğu önder şeklinde anan Fahrüddîn er Râzî de öl 606 1210 ortaya çıkar Menkubers et Türkî nin öl 652 1254 haber verip Ehl i bid at veya doğrudan Mu tezile tarafından kullanıldığını söylediği Mâtürîdiyye tabiri ise hem gelenek hem de coğrafya dışına yani o dönemlerde ilim merkezi vasfını tamamen kaybetmemiş Bağdat a işaret etmektedir Mâtürîdî nin kelâmî fırka imamlığı gelenek dışından yergi değil tarif ve tavsif ifade edecek tarzda ilk kez VIII XIV asrın sonlarında yani vefatının üzerinden tam dört buçuk asır sonra Teftâzânî öl 792 1390 tarafından teslim edilmiştir Teftâzânî nin Şâfiî Eş arî yani gelenek dışı kimliği çoğunluğun görüşüdür ama uzun yıllar Mâverâünnehir de bulunmuş olması ve Horasanlılığı tartışmadan uzaktır Mâtürîdiyye tabirini hem gelenek hem de coğrafya dışından ilk kez telaffuz eden âlim ise Kahireli Şâfiî Eş arî Makrizî dir öl 845 1442