Mead — Murtaza Mutahhari

Mead
Murtaza MutahhariÖnsöz Yayıncılık
Mead
Murtaza MutahhariMeâd ehemmiyet bakımından tevhidden sonra en önemli dinî ve İslâmî meseledir Peygamberler Kur ân dan anlaşıldığı üzere bilhassa bizim peygamberimiz insanları iki hakikate iman ettirmek ve inandırmak için gönderilmişlerdir Bunlardan birincisi Allah mebde başlangıç diğeri ise kıyamettir veya şimdilerde kullanılan tabirle terimle meâd Meâda iman bir Müslüman için zorunludur Yani o haddizatında bağımsız bir iman ve itikat konusu olup İslâm ın zaruriyâtıyla aynı düzlemde ele alınabilecek meselelerden değildir Ona iman etmek sadece Peygamber e iman etmenin zaruretine bağlı olarak zaruri olur Bazı şeyler hakkında Ona iman etmek gerekir ifadesi kullanıldığında bu o şeye iman etmenin Peygamber e imanla birlikte olmadığı anlamına gelir Örneğin Ramazan orucunun niçin İslâm ın zaruriyâtından olduğu ve bir kimsenin onu inkâr ettiği takdirde dinden çıktığı söylenir İslâm Allah ın birliğine ve peygambere iman demek olduğundan ve bir kimsenin bir yandan peygamberin söylediğine iman edip diğer taraftan orucu inkâr etmesi mümkün olmadığından bu dinde mevcut olan oruç hükmü zaruriyât ve vâzıhâttan olmaktadır Dolayısıyla insanın kendi zihninde Peygamber in sözlerini kabul etmek ile orucu kabul etmek arasında bir ayrım yapması caiz uygun olmaz Oruç tek başına bir iman ve itikat konusu değildir Yani Kur ân ın hiçbir yerinde oruca iman eden kimse gibi bir ibare geçmez Oysa meâd tıpkı oruç gibi İslâm ın zaruriyâtından olmanın yanında yani nasıl ki Peygamber e inanıldığı halde orucu inkâr etmek mümkün değilse Kur ân ın beyanlarında da müstakil olarak bir iman ve itikat konusu olarak ele alınmıştır Yani Peygamber meâdı halka tıpkı Allah a inandıkları gibi inanacakları yani insan Allah ı bir dereceye kadar kendi düşüncelerinden bağımsız olarak bilmelidir ve tıpkı Allah ı bildikleri gibi bilmek zorunda oldukları bir şey olarak sunmuştur Dolayısıyla o meâd hakkında Ben meâdın olduğunu söylediğim için siz de meâdın olduğunu söyleyin dememekte bilakis bir taraftan düşünceleri meâdı bilmek noktasında hidayet rehberlik ve davet ederken diğer taraftan ona iman etmeyi sağlamaktadır

Önsöz Yayıncılık
Bu Rabbu l âlemin in katından yaratılmışlara inen el kitabu l mübin in âyetlerinden istifade edilmiş ilâhî ilimlerin nurları rabbani meselelerin sırları ve Kur ânî maksatlarıdır Bunlar cennetlerin ve Allah ın rızasının kapılarını açan er Rahman ın nimetlerinin hazinelerini ortaya çıkaran Melekût âleminin cevherlerinin muayene edildiği ve Ceberût âleminin nurlarının ortaya çıkarıldığı anahtarlardır O anahtarlarda seyr u sülûk ehline göz aydınlığı muvahhit müminlerin gönüllerine şifa münkir inatçıların kalplerine hastalık vardır Yine onlarda muttakilere hidâyet kibirli münafıkların gözlerine bir örtü ve körlük vardır Allah onunla pek çoğunu saptırır ve pek çoğunu da hidâyete erdirir Saptırdıkları da ancak fasıklardır 1 Bil ki bizim keşif ve keşif sonrasında elde ettiğimiz ve bu kitapta ifade etmediğimiz pek çok delilimiz vardır Nitekim o delilleri kalbî basiret sahibi dışındaki kimselere söylemenin bir yararı olmayacaktır Her kim kalbî bir basirete sahip olursa mezkûr delillerden serdettiklerimiz ona yetecektir Bu kitaptaki nihai amacımız bazı Kur ân âyetlerinin sırlarına genel olarak işaret etmektir Biz bu kitapta hakikatte irfanın usulleri ve imanın erkanı olan üç önemli konuyla alakalı kaideleri sunmakla yetineceğiz Gerçekten de Allah Teâlâ âyetlerin sırları ve ilâhî kelamın rumuzları hakkında hiçbir eserde zikredilmeyen kaidelerin kapılarını kalbimize açtı Eğer ehli isen bunları anlarsın Eğer değilsen bu kitabın mütalaasından ve Kur ân ilimlerinin derinlikleri hakkında düşünmekten geri kal Kıssalar haberler rivayetler siyer ve soy ilimleriyle uğraş Arap dili ve edebiyatıyla ilgilen Hâsılı bu kitabımı Esrâru l âyât ve Envâru l beyyinât diye isimlendirdim Bu kitabı bir mukaddime ve çeşitli oturumlara haiz geniş bölümler içerisinde topladım Molla Sadrâ Tanıtım Bülteninden

Önsöz Yayıncılık
Meâd ehemmiyet bakımından tevhidden sonra en önemli dinî ve İslâmî meseledir Peygamberler Kur ân dan anlaşıldığı üzere bilhassa bizim peygamberimiz insanları iki hakikate iman ettirmek ve inandırmak için gönderilmişlerdir Bunlardan birincisi Allah mebde başlangıç diğeri ise kıyamettir veya şimdilerde kullanılan tabirle terimle meâd Meâda iman bir Müslüman için zorunludur Yani o haddizatında bağımsız bir iman ve itikat konusu olup İslâm ın zaruriyâtıyla aynı düzlemde ele alınabilecek meselelerden değildir Ona iman etmek sadece Peygamber e iman etmenin zaruretine bağlı olarak zaruri olur Bazı şeyler hakkında Ona iman etmek gerekir ifadesi kullanıldığında bu o şeye iman etmenin Peygamber e imanla birlikte olmadığı anlamına gelir Örneğin Ramazan orucunun niçin İslâm ın zaruriyâtından olduğu ve bir kimsenin onu inkâr ettiği takdirde dinden çıktığı söylenir İslâm Allah ın birliğine ve peygambere iman demek olduğundan ve bir kimsenin bir yandan peygamberin söylediğine iman edip diğer taraftan orucu inkâr etmesi mümkün olmadığından bu dinde mevcut olan oruç hükmü zaruriyât ve vâzıhâttan olmaktadır Dolayısıyla insanın kendi zihninde Peygamber in sözlerini kabul etmek ile orucu kabul etmek arasında bir ayrım yapması caiz uygun olmaz Oruç tek başına bir iman ve itikat konusu değildir Yani Kur ân ın hiçbir yerinde oruca iman eden kimse gibi bir ibare geçmez Oysa meâd tıpkı oruç gibi İslâm ın zaruriyâtından olmanın yanında yani nasıl ki Peygamber e inanıldığı halde orucu inkâr etmek mümkün değilse Kur ân ın beyanlarında da müstakil olarak bir iman ve itikat konusu olarak ele alınmıştır Yani Peygamber meâdı halka tıpkı Allah a inandıkları gibi inanacakları yani insan Allah ı bir dereceye kadar kendi düşüncelerinden bağımsız olarak bilmelidir ve tıpkı Allah ı bildikleri gibi bilmek zorunda oldukları bir şey olarak sunmuştur Dolayısıyla o meâd hakkında Ben meâdın olduğunu söylediğim için siz de meâdın olduğunu söyleyin dememekte bilakis bir taraftan düşünceleri meâdı bilmek noktasında hidayet rehberlik ve davet ederken diğer taraftan ona iman etmeyi sağlamaktadır

Önsöz Yayıncılık
Meâd ehemmiyet bakımından tevhidden sonra en önemli dinî ve İslâmî meseledir Peygamberler Kur ân dan anlaşıldığı üzere bilhassa bizim peygamberimiz insanları iki hakikate iman ettirmek ve inandırmak için gönderilmişlerdir Bunlardan birincisi Allah mebde başlangıç diğeri ise kıyamettir veya şimdilerde kullanılan tabirle terimle meâd Meâda iman bir Müslüman için zorunludur Yani o haddizatında bağımsız bir iman ve itikat konusu olup İslâm ın zaruriyâtıyla aynı düzlemde ele alınabilecek meselelerden değildir Ona iman etmek sadece Peygamber e iman etmenin zaruretine bağlı olarak zaruri olur Bazı şeyler hakkında Ona iman etmek gerekir ifadesi kullanıldığında bu o şeye iman etmenin Peygamber e imanla birlikte olmadığı anlamına gelir Örneğin Ramazan orucunun niçin İslâm ın zaruriyâtından olduğu ve bir kimsenin onu inkâr ettiği takdirde dinden çıktığı söylenir İslâm Allah ın birliğine ve peygambere iman demek olduğundan ve bir kimsenin bir yandan peygamberin söylediğine iman edip diğer taraftan orucu inkâr etmesi mümkün olmadığından bu dinde mevcut olan oruç hükmü zaruriyât ve vâzıhâttan olmaktadır Dolayısıyla insanın kendi zihninde Peygamber in sözlerini kabul etmek ile orucu kabul etmek arasında bir ayrım yapması caiz uygun olmaz Oruç tek başına bir iman ve itikat konusu değildir Yani Kur ân ın hiçbir yerinde oruca iman eden kimse gibi bir ibare geçmez Oysa meâd tıpkı oruç gibi İslâm ın zaruriyâtından olmanın yanında yani nasıl ki Peygamber e inanıldığı halde orucu inkâr etmek mümkün değilse Kur ân ın beyanlarında da müstakil olarak bir iman ve itikat konusu olarak ele alınmıştır Yani Peygamber meâdı halka tıpkı Allah a inandıkları gibi inanacakları yani insan Allah ı bir dereceye kadar kendi düşüncelerinden bağımsız olarak bilmelidir ve tıpkı Allah ı bildikleri gibi bilmek zorunda oldukları bir şey olarak sunmuştur Dolayısıyla o meâd hakkında Ben meâdın olduğunu söylediğim için siz de meâdın olduğunu söyleyin dememekte bilakis bir taraftan düşünceleri meâdı bilmek noktasında hidayet rehberlik ve davet ederken diğer taraftan ona iman etmeyi sağlamaktadır

Önsöz Yayıncılık
Meâd ehemmiyet bakımından tevhidden sonra en önemli dinî ve İslâmî meseledir Peygamberler Kur ân dan anlaşıldığı üzere bilhassa bizim peygamberimiz insanları iki hakikate iman ettirmek ve inandırmak için gönderilmişlerdir Bunlardan birincisi Allah mebde başlangıç diğeri ise kıyamettir veya şimdilerde kullanılan tabirle terimle meâd Meâda iman bir Müslüman için zorunludur Yani o haddizatında bağımsız bir iman ve itikat konusu olup İslâm ın zaruriyâtıyla aynı düzlemde ele alınabilecek meselelerden değildir Ona iman etmek sadece Peygamber e iman etmenin zaruretine bağlı olarak zaruri olur Bazı şeyler hakkında Ona iman etmek gerekir ifadesi kullanıldığında bu o şeye iman etmenin Peygamber e imanla birlikte olmadığı anlamına gelir Örneğin Ramazan orucunun niçin İslâm ın zaruriyâtından olduğu ve bir kimsenin onu inkâr ettiği takdirde dinden çıktığı söylenir İslâm Allah ın birliğine ve peygambere iman demek olduğundan ve bir kimsenin bir yandan peygamberin söylediğine iman edip diğer taraftan orucu inkâr etmesi mümkün olmadığından bu dinde mevcut olan oruç hükmü zaruriyât ve vâzıhâttan olmaktadır Dolayısıyla insanın kendi zihninde Peygamber in sözlerini kabul etmek ile orucu kabul etmek arasında bir ayrım yapması caiz uygun olmaz Oruç tek başına bir iman ve itikat konusu değildir Yani Kur ân ın hiçbir yerinde oruca iman eden kimse gibi bir ibare geçmez Oysa meâd tıpkı oruç gibi İslâm ın zaruriyâtından olmanın yanında yani nasıl ki Peygamber e inanıldığı halde orucu inkâr etmek mümkün değilse Kur ân ın beyanlarında da müstakil olarak bir iman ve itikat konusu olarak ele alınmıştır Yani Peygamber meâdı halka tıpkı Allah a inandıkları gibi inanacakları yani insan Allah ı bir dereceye kadar kendi düşüncelerinden bağımsız olarak bilmelidir ve tıpkı Allah ı bildikleri gibi bilmek zorunda oldukları bir şey olarak sunmuştur Dolayısıyla o meâd hakkında Ben meâdın olduğunu söylediğim için siz de meâdın olduğunu söyleyin de

Önsöz Yayıncılık
çev. Fevzi Yiğit
Bu Rabbu l âlemin in katından yaratılmışlara inen el kitabu l mübin in âyetlerinden istifade edilmiş ilâhî ilimlerin nurları rabbani meselelerin sırları ve Kur ânî maksatlarıdır Bunlar cennetlerin ve Allah ın rızasının kapılarını açan er Rahman ın nimetlerinin hazinelerini ortaya çıkaran Melekût âleminin cevherlerinin muayene edildiği ve Ceberût âleminin nurlarının ortaya çıkarıldığı anahtarlardır O anahtarlarda seyr u sülûk ehline göz aydınlığı muvahhit müminlerin gönüllerine şifa münkir inatçıların kalplerine hastalık vardır Yine onlarda muttakilere hidâyet kibirli münafıkların gözlerine bir örtü ve körlük vardır Allah onunla pek çoğunu saptırır ve pek çoğunu da hidâyete erdirir Saptırdıkları da ancak fasıklardır 1 Bil ki bizim keşif ve keşif sonrasında elde ettiğimiz ve bu kitapta ifade etmediğimiz pek çok delilimiz vardır Nitekim o delilleri kalbî basiret sahibi dışındaki kimselere söylemenin bir yararı olmayacaktır Her kim kalbî bir basirete sahip olursa mezkûr delillerden serdettiklerimiz ona yetecektir Bu kitaptaki nihai amacımız bazı Kur ân âyetlerinin sırlarına genel olarak işaret etmektir Biz bu kitapta hakikatte irfanın usulleri ve imanın erkanı olan üç önemli konuyla alakalı kaideleri sunmakla yetineceğiz Gerçekten de Allah Teâlâ âyetlerin sırları ve ilâhî kelamın rumuzları hakkında hiçbir eserde zikredilmeyen kaidelerin kapılarını kalbimize açtı Eğer ehli isen bunları anlarsın Eğer değilsen bu kitabın mütalaasından ve Kur ân ilimlerinin derinlikleri hakkında düşünmekten geri kal Kıssalar haberler rivayetler siyer ve soy ilimleriyle uğraş Arap dili ve edebiyatıyla ilgilen Hâsılı bu kitabımı Esrâru l âyât ve Envâru l beyyinât diye isimlendirdim Bu kitabı bir mukaddime ve çeşitli oturumlara haiz geniş bölümler içerisinde topladım Molla Sadrâ Tanıtım Bülteninden

Önsöz
çev. Söğüt, Aliye
Meâd ehemmiyet bakımından tevhidden sonra en önemli dinî ve İslâmî meseledir Peygamberler Kur ân dan anlaşıldığı üzere bilhassa bizim peygamberimiz insanları iki hakikate iman ettirmek ve inandırmak için gönderilmişlerdir Bunlardan birincisi Allah mebde başlangıç diğeri ise kıyamettir veya şimdilerde kullanılan tabirle terimle meâd Meâda iman bir Müslüman için zorunludur Yani o haddizatında bağımsız bir iman ve itikat konusu olup İslâm ın zaruriyâtıyla aynı düzlemde ele alınabilecek meselelerden değildir Ona iman etmek sadece Peygamber e iman etmenin zaruretine bağlı olarak zaruri olur Bazı şeyler hakkında Ona iman etmek gerekir ifadesi kullanıldığında bu o şeye iman etmenin Peygamber e imanla birlikte olmadığı anlamına gelir Örneğin Ramazan orucunun niçin İslâm ın zaruriyâtından olduğu ve bir kimsenin onu inkâr ettiği takdirde dinden çıktığı söylenir İslâm Allah ın birliğine ve peygambere iman demek olduğundan ve bir kimsenin bir yandan peygamberin söylediğine iman edip diğer taraftan orucu inkâr etmesi mümkün olmadığından bu dinde mevcut olan oruç hükmü zaruriyât ve vâzıhâttan olmaktadır Dolayısıyla insanın kendi zihninde Peygamber in sözlerini kabul etmek ile orucu kabul etmek arasında bir ayrım yapması caiz uygun olmaz Oruç tek başına bir iman ve itikat konusu değildir Yani Kur ân ın hiçbir yerinde oruca iman eden kimse gibi bir ibare geçmez Oysa meâd tıpkı oruç gibi İslâm ın zaruriyâtından olmanın yanında yani nasıl ki Peygamber e inanıldığı halde orucu inkâr etmek mümkün değilse Kur ân ın beyanlarında da müstakil olarak bir iman ve itikat konusu olarak ele alınmıştır Yani Peygamber meâdı halka tıpkı Allah a inandıkları gibi inanacakları yani insan Allah ı bir dereceye kadar kendi düşüncelerinden bağımsız olarak bilmelidir ve tıpkı Allah ı bildikleri gibi bilmek zorunda oldukları bir şey olarak sunmuştur Dolayısıyla o meâd hakkında Ben meâdın olduğunu söylediğim için siz de meâdın olduğunu söyleyin dememekte bilakis bir taraftan düşünceleri meâdı bilmek noktasında hidayet rehberlik ve davet ederken diğer taraftan ona iman etmeyi sağlamaktadır