Mehtap ta Büyücü
KİTAPYURDU DOĞRUDAN YAYINCILIK (KDY)
Ve sonra oldu Sunaktan gelen ışık kör edici bir sütun halinde yukarı doğru yükseldi gökyüzünü ateşten bir mızrak gibi deldi Yukarıdaki yıldızlar da aynı şekilde karşılık verdi dönen desenleri güneşten daha parlak yanan tek bir ışık noktasına dönüştü Arad sanki zigguratın kendisi göklere çekiliyormuş gibi altındaki zeminin kaydığını hissetti Hava inceldi soğudu ve etrafındaki dünya bir ışık ve gölge girdabına dönüştü Zaman bir nehir değildir Üstat Enlil in sesi zihninde yankılandı uzak ama net Bir labirenttir ve onun yollarında yürümeye cesaret edenler asla geri dönemeyebilir Arad çığlık atmaya çalıştı ama hiçbir ses gelmedi Işık onu tüketti bir koza gibi etrafını sardı ve kısa korkutucu bir an için sanki düşüyormuş gibi hissetti aşağı doğru değil dışarıya doğru zamanın ve mekanın hiçbir anlamının olmadığı sonsuz bir genişliğe Işık sonunda söndüğünde Arad kendini soğuk sert bir zeminde yatarken buldu Hava hareketsiz ve sessizdi burun deliklerini acıtan metalik bir tatla ağırdı Gözlerini açtı çevresindeki loş parıltıya karşı gözlerini kıstı Burası Babil değildi Altın kumlar ve yükselen zigguratlar gitmişti yerlerini devasa bir canavarın kaburgaları gibi yukarıda kıvrılan çelik ve taş duvarlar almıştı Yavaşça doğruldu başı dönüyordu kalbi hızla atıyordu Üstünde küçük güçlendirilmiş bir pencereden Dünya yı görebiliyordu uzayın karanlığında asılı duran uzak soluk mavi bir küre Arad gerçeği bir gök gürültüsü gibi fark ettiğinde nefesi boğazında düğümlendi Artık Babil de değildi O Ay daydı