Mezarlar Ne Söyler — Halil Cibran

Mezarlar Ne Söyler
Halil CibranMavi Çatı Yayınları
Mezarlar Ne Söyler
Halil CibranHalil Cibran tarafından kaleme alınan Mezarlar Ne Söyler Mavi Çatı Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Mezarlar Ne Söyler Halil Cibran Kitap Özeti Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Yayınevi Mavi Çatı Yayınları Yazar Halil Cibran Sayfa 180 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Eylül 2017 Barkod 9786059133425 Kategori Edebiyat Kitapları Seç Al 10 Kitap 500TL

Olympia Yayınları

AVRUPA YAKASI YAYINLARI
çev. A. Erkin Köylügil
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Kor kulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının ke silmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek par çalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını ke sen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Ya naklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çeke rek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pen çesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtar dı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginle rin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala pa ra yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzı nı korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı ca niler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

Avrupa Yakası Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler Sayfa Sayısı 192 Baskı Yılı 2013 Dili Türkçe Yayınevi Avrupa Yakası Yayınları

Avrupa Yakası Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi

Siyah Beyaz Yayınları
Yeryüzündeki her şey tabiatın kanunlarıyla yaşıyor Tabiat kanunları özgürlük şeref ve sevgilerini sunuyor onlara Oysa insanlar bu nimetten ne kadar da yoksun Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhlarına sınırlar koydular Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar

Siyah Beyaz
Yeryüzündeki her şey tabiatın kanunlarıyla yaşıyor Tabiat kanunları özgürlük şeref ve sevgilerini sunuyor onlara Oysa insanlar bu nimetten ne kadar da yoksun Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhlarına sınırlar koydular Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar Tanıtım Bülteninden

Avrupa Yakası Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

Olympia Yayınları
Halil Cibran tarafından kaleme alınan Mezarlar Ne Söyler Olympia Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Mezarlar Ne Söyler Halil Cibran Kitap Özeti Mezarlar Ne Söyler Halil Cibran Olympia Yayınları Yayınevi Olympia Yayınları Yazar Halil Cibran Sayfa 176 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Barkod 9786059645300 Kategori Deneme Edebiyat Kitapları

Avrupa Yakası Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi

Avrupa Yakası Yayınları
çev. A. Erkin Köylügil
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

Avrupa Yakası Yayınları
çev. A. Erkin Köylügil
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

Siyah Beyaz Yayınları
Yeryüzündeki her şey tabiatın kanunlarıyla yaşıyor Tabiat kanunları özgürlük şeref ve sevgilerini sunuyor onlara Oysa insanlar bu nimetten ne kadar da yoksun Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhlarına sınırlar koydular Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar

Siyah Beyaz
Yeryüzündeki her şey tabiatın kanunlarıyla yaşıyor Tabiat kanunları özgürlük şeref ve sevgilerini sunuyor onlara Oysa insanlar bu nimetten ne kadar da yoksun Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhlarına sınırlar koydular Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar Tanıtım Bülteninden

Avrupa Yakası Yayınları
Halil Cibran tarafından kaleme alınan Mezarlar Ne Söyler Avrupa Yakası Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Mezarlar Ne Söyler Halil Cibran Kitap Özeti Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi Yayınevi Avrupa Yakası Yayınları Yazar Halil Cibran Sayfa 187 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 10 50x17 00 cm Basım Yılı Ağustos 2013 Barkod 9789944979924 Kategori Diğer Ülke Edebiyatları Ortadoğu Arap Edebiyatı

Avrupa Yakası Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürü düm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi

Mavi Çatı Yayınları
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pençesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

MAVİÇATI YAYINLARI
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini öğrenmek ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu Sonunda delikanlının kesilmiş başını gördü Bir anda dünyası karardı Yürek parçalayan çığlıklar kopardı Delikanlının üzerine kapandı Onu bağrına bastı Titriyordu Gözlerinden yaşlar boşanıyordu Parmak uçlarıyla onun kıvırcık saçlarını okşuyor ta ciğerinden gelen yürek parçalayıcı feryatlar koparıyordu Sonunda bitkin düştü Gücü kesildi Sonra parmaklarıyla toprağı eşelemeye başladı Genişçe bir mezar açtı Cesedi mezara taşıdı Yavaşça yatırdı Kanlı başını omuzlarının arasına koydu Üzerini toprakla örttü Başucuna başını kesen kılıcı dikti Tam dönmek üzereyken ona doğru yürüdüm Ürktü Korkuyla titredi Sonra başını önüne eğdi Yanaklarından yağmur gibi sıcak yaşlar boşanıyordu İç çekerek şöyle dedi İstersen beni krala şikâyet edebilirsin Beni utanç pen çesinden kurtaran bu genç haklı iken onun cesedini yırtıcı kuşlara ve vahşi kurtlara terk etmektense ölmek benim için daha iyidir Şöyle dedim Benden korkma bahtsız kızım Ben sevgilinin yasını senden önce tuttum O seni utanç pençesinden nasıl kurtardı Sen asıl bunu anlat bana Hıçkırıklar sözcükleri boğazına düğümleyerek anlatmaya başladı Kralın kumandanı vergileri toplayıp teslim alıyordu Bizim tarlamıza geldi Beni görünce hayran hayran fakat korkutucu bakışlarla süzdü Sonra bizim tarlaya zenginlerin bile ödeyemeyeceği çok yüksek bir vergi koydu Oysa babam çok fakir bir çiftçidir Hemen ardından da krala para yerine beni götürmek üzere yakaladı Ağlayarak ona yalvardım fakat umursamadı Babamın yaşlı olduğunu söyleyerek yalvarıp yakardım fakat hiç aldırmadı Bunun üzerine ben de çığlık çığlığa köyün erkeklerinden yardım istedim Nişanlım olan bu genç yetişti ve beni onun vahşi pençelerinden kurtardı Kumandan çılgına döndü Onu öldürmeye kalktı Nişanlım ondan önce davrandı Duvarda asılı bulunan eski bir kılıcı kaptı Kendisini ve benim ırzını korumak için onu öldürdü Onurlu olduğu için azılı caniler gibi kaçmadı Aksine zorba kumandanın cesedinin başında bekledi Bir süre sonra askerler geldi Onu zincire vurdular ve zindana götürdüler

ARKHE YAYINLARI
Bu dünyadan göç etmiş olan insanların geri kalanlara öğütlerini ister misiniz Nasıl mı Geride bıraktıkları acılı yürekler aracılığıyla Mezarlar Ne Söyler Kitabında okuyacağınız hikayelerde sizinle konuşanlara kulak verin Öğreneceğiniz yeni şeyler olabilir Ağaçların arasından genç bir kız göründü Yavaş yavaş cesetlere yaklaştı Tedirgindi Korkulu bakışlarla etrafa bakıyordu

Siyah Beyaz
Yeryüzündeki her şey tabiatın kanunlarıyla yaşıyor Tabiat kanunları özgürlük şeref ve sevgilerini sunuyor onlara Oysa insanlar bu nimetten ne kadar da yoksun Çünkü insanlar evrensel ilahi ruhlarına sınırlar koydular Bedenleri ve ruhları için acımasız kanunlar çıkardılar Eğilim ve duyguları için korkunç ve dar zindanlar yaptılar Kalpleri ve akılları için derin ve karanlık mezarlar kazdılar