MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Milli Güvenlik Algısı Kıskacında Türkiye — Seydi Çelik

Milli Güvenlik Algısı Kıskacında Türkiye
198,80
GenelAraştırma İncelemePolitika Türkiye

Milli Güvenlik Algısı Kıskacında Türkiye

Seydi Çelik

Sarmal Kitabevi

2024352 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Milli Güvenlik Algısı Kıskacında Türkiye

Seydi Çelik

Kuşkusuz farklı siyasal sosyal ve kültürel yapılara sahip birçok ülke iç hukuk metinlerinde Milli Güvenlik kav ramına yer vermektedir Hatta bu kavram ulusalüstü belgelerde de özgürlükleri sınırlandırma ölçütü olarak yer bulmaktadır Bir sınırlandırma ölçütü olarak Milli Güvenlik kavramının günümüze kadar geçen süreçte siyasal sosyal ve ekonomik alanda etkileri büyük olmuştur Türkiye deki asker ve sivil bürokrasinin ve çoğu kez bu algıdan yarar lanmaya çalışan hükümetlerin de bütün demokratik hak talebi ve özgürlük sorunlarını bu kavramın penceresinden değerlendirme gayreti Türk demokrasisinin gelişimini en gellemiştir Toplumdaki demokratik yönde seyreden siyasal ve sosyal hareketler bu kavramın ezici gölgesinde filiz ver meye çalışmış ancak demokrasinin çok seslilik ve yönetime katılma gibi ilkeleriyle birlikte milli güvenlik algısına kurban verilmiştir Devletler kendilerine özgü sosyo ekonomik siyasal kültürel ve tarihsel özelliklerine göre şekillenir Türkiye de milli güvenlik kavramının ortaya çıkışını Milli Güvenlik Kurulu nun kurulduğu yıl olan 1960 yılına tarihleme eğilimi vardır Oysa Türkiye de iç ve dış güvenlik tehdidi açısından olağanüstü dönemlerin varlığı böylesi bir milli güvenlik algısını ortaya çıkarmıştır ki bu algının tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar götürülebilir Osmanlı Devletinin son zamanları da dahil olmak üzere sürekli bir beka korkusu içinde uygulamaya sokulan olağanüstü tedbirler ilan edilen sıkıyönetimler ve oluşturulan olağanüstü kurumların varlığıyla ülke adeta bir milli güvenlik devleti karakterine bürünmüştür Osmanlının son dönemlerinde yaşanan savaşların ve özellikle dünya savaşlarının yarattığı travmanın etkisiyle cumhuriyet kurucuları olan asker sivil elit için de beka algısı adeta kronik hale gelmiştir Yeni kurulan cumhuriyetin kabul ettiği milli marşın korkma diye başlaması şairin tesadüfi bir seçimi olmayıp bütün bu beka korkusunun bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır Bu korkuların elbette gerçeklere yaslanan temelleri vardır Ancak anayasal düzene geçildiği andan itibaren insan hak larına dayalı sosyal bir hukuk devletini kurmaya yönelmiş her demokratik talebin boğulması için de bu beka apa ratına başvurulmasının rasyonel olmaktan çok ekonomi politikten kaynaklanan bir siyasi tercih olduğu gözden uzak tutulmamalıdır

Ekin Kitap
215,60

Sarmal Kitabevi

352 sf.
Ekin Kitap

Kuşkusuz farklı siyasal sosyal ve kültürel yapılara sahip birçok ülke iç hukuk metinlerinde Milli Güvenlik kav ramına yer vermektedir Hatta bu kavram ulusalüstü belgelerde de özgürlükleri sınırlandırma ölçütü olarak yer bulmaktadır Bir sınırlandırma ölçütü olarak Milli Güvenlik kavramının günümüze kadar geçen süreçte siyasal sosyal ve ekonomik alanda etkileri büyük olmuştur Türkiye deki asker ve sivil bürokrasinin ve çoğu kez bu algıdan yarar lanmaya çalışan hükümetlerin de bütün demokratik hak talebi ve özgürlük sorunlarını bu kavramın penceresinden değerlendirme gayreti Türk demokrasisinin gelişimini en gellemiştir Toplumdaki demokratik yönde seyreden siyasal ve sosyal hareketler bu kavramın ezici gölgesinde filiz ver meye çalışmış ancak demokrasinin çok seslilik ve yönetime katılma gibi ilkeleriyle birlikte milli güvenlik algısına kurban verilmiştir Devletler kendilerine özgü sosyo ekonomik siyasal kültürel ve tarihsel özelliklerine göre şekillenir Türkiye de milli güvenlik kavramının ortaya çıkışını Milli Güvenlik Kurulu nun kurulduğu yıl olan 1960 yılına tarihleme eğilimi vardır Oysa Türkiye de iç ve dış güvenlik tehdidi açısından olağanüstü dönemlerin varlığı böylesi bir milli güvenlik algısını ortaya çıkarmıştır ki bu algının tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar götürülebilir Osmanlı Devletinin son zamanları da dahil olmak üzere sürekli bir beka korkusu içinde uygulamaya sokulan olağanüstü tedbirler ilan edilen sıkıyönetimler ve oluşturulan olağanüstü kurumların varlığıyla ülke adeta bir milli güvenlik devleti karakterine bürünmüştür Osmanlının son dönemlerinde yaşanan savaşların ve özellikle dünya savaşlarının yarattığı travmanın etkisiyle cumhuriyet kurucuları olan asker sivil elit için de beka algısı adeta kronik hale gelmiştir Yeni kurulan cumhuriyetin kabul ettiği milli marşın korkma diye başlaması şairin tesadüfi bir seçimi olmayıp bütün bu beka korkusunun bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır Bu korkuların elbette gerçeklere yaslanan temelleri vardır Ancak anayasal düzene geçildiği andan itibaren insan hak larına dayalı sosyal bir hukuk devletini kurmaya yönelmiş her demokratik talebin boğulması için de bu beka apa ratına başvurulmasının rasyonel olmaktan çok ekonomi politikten kaynaklanan bir siyasi tercih olduğu gözden uzak tutulmamalıdır

Kitap Sepeti
234,00

Sarmal Kitabevi

2023352 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Kuşkusuz farklı siyasal sosyal ve kültürel yapılara sahip birçok ülke iç hukuk metinlerinde Milli Güvenlik kav ramına yer vermektedir Hatta bu kavram ulusalüstü belgelerde de özgürlükleri sınırlandırma ölçütü olarak yer bulmaktadır Bir sınırlandırma ölçütü olarak Milli Güvenlik kavramının günümüze kadar geçen süreçte siyasal sosyal ve ekonomik alanda etkileri büyük olmuştur Türkiye deki asker ve sivil bürokrasinin ve çoğu kez bu algıdan yarar lanmaya çalışan hükümetlerin de bütün demokratik hak talebi ve özgürlük sorunlarını bu kavramın penceresinden değerlendirme gayreti Türk demokrasisinin gelişimini en gellemiştir Toplumdaki demokratik yönde seyreden siyasal ve sosyal hareketler bu kavramın ezici gölgesinde filiz ver meye çalışmış ancak demokrasinin çok seslilik ve yönetime katılma gibi ilkeleriyle birlikte milli güvenlik algısına kurban verilmiştir Devletler kendilerine özgü sosyo ekonomik siyasal kültürel ve tarihsel özelliklerine göre şekillenir Türkiye de milli güvenlik kavramının ortaya çıkışını Milli Güvenlik Kurulu nun kurulduğu yıl olan 1960 yılına tarihleme eğilimi vardır Oysa Türkiye de iç ve dış güvenlik tehdidi açısından olağanüstü dönemlerin varlığı böylesi bir milli güvenlik algısını ortaya çıkarmıştır ki bu algının tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar götürülebilir Osmanlı Devletinin son zamanları da dahil olmak üzere sürekli bir beka korkusu içinde uygulamaya sokulan olağanüstü tedbirler ilan edilen sıkıyönetimler ve oluşturulan olağanüstü kurumların varlığıyla ülke adeta bir milli güvenlik devleti karakterine bürünmüştür Osmanlının son dönemlerinde yaşanan savaşların ve özellikle dünya savaşlarının yarattığı travmanın etkisiyle cumhuriyet kurucuları olan asker sivil elit için de beka algısı adeta kronik hale gelmiştir Yeni kurulan cumhuriyetin kabul ettiği milli marşın korkma diye başlaması şairin tesadüfi bir seçimi olmayıp bütün bu beka korkusunun bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır Bu korkuların elbette gerçeklere yaslanan temelleri vardır Ancak anayasal düzene geçildiği andan itibaren insan hak larına dayalı sosyal bir hukuk devletini kurmaya yönelmiş her demokratik talebin boğulması için de bu beka apa ratına başvurulmasının rasyonel olmaktan çok ekonomi politikten kaynaklanan bir siyasi tercih olduğu gözden uzak tutulmamalıdır

Pandora
252,00

Sarmal

2023352 sf.
Pandora

Kuşkusuz farklı siyasal sosyal ve kültürel yapılara sahip birçok ülke iç hukuk metinlerinde Milli Güvenlik kav ramına yer vermektedir Hatta bu kavram ulusalüstü belgelerde de özgürlükleri sınırlandırma ölçütü olarak yer bulmaktadır Bir sınırlandırma ölçütü olarak Milli Güvenlik kavramının günümüze kadar geçen süreçte siyasal sosyal ve ekonomik alanda etkileri büyük olmuştur Türkiye deki asker ve sivil bürokrasinin ve çoğu kez bu algıdan yarar lanmaya çalışan hükümetlerin de bütün demokratik hak talebi ve özgürlük sorunlarını bu kavramın penceresinden değerlendirme gayreti Türk demokrasisinin gelişimini en gellemiştir Toplumdaki demokratik yönde seyreden siyasal ve sosyal hareketler bu kavramın ezici gölgesinde filiz ver meye çalışmış ancak demokrasinin çok seslilik ve yönetime katılma gibi ilkeleriyle birlikte milli güvenlik algısına kurban verilmiştir Devletler kendilerine özgü sosyo ekonomik siyasal kültürel ve tarihsel özelliklerine göre şekillenir Türkiye de milli güvenlik kavramının ortaya çıkışını Milli Güvenlik Kurulu nun kurulduğu yıl olan 1960 yılına tarihleme eğilimi vardır Oysa Türkiye de iç ve dış güvenlik tehdidi açısından olağanüstü dönemlerin varlığı böylesi bir milli güvenlik algısını ortaya çıkarmıştır ki bu algının tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar götürülebilir Osmanlı Devletinin son zamanları da dahil olmak üzere sürekli bir beka korkusu içinde uygulamaya sokulan olağanüstü tedbirler ilan edilen sıkıyönetimler ve oluşturulan olağanüstü kurumların varlığıyla ülke adeta bir milli güvenlik devleti karakterine bürünmüştür Osmanlının son dönemlerinde yaşanan savaşların ve özellikle dünya savaşlarının yarattığı travmanın etkisiyle cumhuriyet kurucuları olan asker sivil elit için de beka algısı adeta kronik hale gelmiştir Yeni kurulan cumhuriyetin kabul ettiği milli marşın korkma diye başlaması şairin tesadüfi bir seçimi olmayıp bütün bu beka korkusunun bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır Bu korkuların elbette gerçeklere yaslanan temelleri vardır Ancak anayasal düzene geçildiği andan itibaren insan hak larına dayalı sosyal bir hukuk devletini kurmaya yönelmiş her demokratik talebin boğulması için de bu beka apa ratına başvurulmasının rasyonel olmaktan çok ekonomi politikten kaynaklanan bir siyasi tercih olduğu gözden uzak tutulmamalıdır

Nobel Kitap
270,00

Sarmal Kitabevi

2023352 sf.
Ciltsiz13.5x19.5 cm1. Hamur
Nobel Kitap

Kuşkusuz farklı siyasal sosyal ve kültürel yapılara sahip birçok ülke iç hukuk metinlerinde Milli Güvenlik kav ramına yer vermektedir Hatta bu kavram ulusalüstü belgelerde de özgürlükleri sınırlandırma ölçütü olarak yer bulmaktadır Bir sınırlandırma ölçütü olarak Milli Güvenlik kavramının günümüze kadar geçen süreçte siyasal sosyal ve ekonomik alanda etkileri büyük olmuştur Türkiye deki asker ve sivil bürokrasinin ve çoğu kez bu algıdan yarar lanmaya çalışan hükümetlerin de bütün demokratik hak talebi ve özgürlük sorunlarını bu kavramın penceresinden değerlendirme gayreti Türk demokrasisinin gelişimini en gellemiştir Toplumdaki demokratik yönde seyreden siyasal ve sosyal hareketler bu kavramın ezici gölgesinde filiz ver meye çalışmış ancak demokrasinin çok seslilik ve yönetime katılma gibi ilkeleriyle birlikte milli güvenlik algısına kurban verilmiştir Devletler kendilerine özgü sosyo ekonomik siyasal kültürel ve tarihsel özelliklerine göre şekillenir Türkiye de milli güvenlik kavramının ortaya çıkışını Milli Güvenlik Kurulu nun kurulduğu yıl olan 1960 yılına tarihleme eğilimi vardır Oysa Türkiye de iç ve dış güvenlik tehdidi açısından olağanüstü dönemlerin varlığı böylesi bir milli güvenlik algısını ortaya çıkarmıştır ki bu algının tarihi Osmanlının son dönemlerine kadar götürülebilir Osmanlı Devletinin son zamanları da dahil olmak üzere sürekli bir beka korkusu içinde uygulamaya sokulan olağanüstü tedbirler ilan edilen sıkıyönetimler ve oluşturulan olağanüstü kurumların varlığıyla ülke adeta bir milli güvenlik devleti karakterine bürünmüştür Osmanlının son dönemlerinde yaşanan savaşların ve özellikle dünya savaşlarının yarattığı travmanın etkisiyle cumhuriyet kurucuları olan asker sivil elit için de beka algısı adeta kronik hale gelmiştir Yeni kurulan cumhuriyetin kabul ettiği milli marşın korkma diye başlaması şairin tesadüfi bir seçimi olmayıp bütün bu beka korkusunun bir tezahürü olarak yorumlanmalıdır Bu korkuların elbette ge