Modern Alman Felsefesi — Rüdiger Bubner

Modern Alman Felsefesi
Rüdiger Bubnerİdea Yayınevi
Modern Alman Felsefesi
Rüdiger Bubnerİdea yayınevinin Türk felsefe okuruna çağdaş Batı felsefesine ilişkin ortalama bir yorum verebilme amacıyla çevirilerini sunduğu bu iki modern felsefe çalışması Modern Alman Felsefesi ve Modern Fransız Felsefesi özel olarak İngiliz dilinde okuyan felsefe okuru için hazırlanmıştır Ortada hiç kuşkusuz tikel ekinler arasında karşılıklı tanışıklığı arttırma ve karşılıklı yanlış anlamaların ve önyargıların yerine işlerin gerçeğine daha yakın bir anlayış geliştirme gibi bir amaç vardır Ama şu ya da bu düzeyde ussalcı olmuş bir Kıta felsefeciliğinin her zaman militan görgücülüğün özeği olmuş olan İngiliz geleneğinin diline çevrilebilir ve ona seslenebilir olması kendinde çoktandır bir benzeşmenin yer aldığını imlemektedir Klasiği özgür ussalı çürütme süreci Kanal ın bu yanında da aşağı yukarı tamamlanmış felsefede Modernizmin özbilinci evrenselleşmiştir Eğer Klasisizmi uyum duruluk evrensellik ve idealizm ile bir olan eski Yunan tini ile birleştirirsek çağdaş felsefeleri Klasik ile karşıtlık içinde Modern olarak nitelendirmek hiç kuşkusuz doğru olacaktır çünkü onlarda klasik erdemlerin tam karşıtları egemendir İç çatışma bulanıklık bireysellik ve özdekçilik Ama çağdaş felsefeler yine geleneklerden kopma felsefenin dinden bütünüyle ayrılarak dünyasallaştırılması anlamında da moderndirler gene de böylece yalnızca onlar tarafından koşullandırılır bağımlı göreceli ve tepkisel olanın soyut bir yansımanın tüm özelliklerini gösterirler örneğin kendini bu işleve sınırladığı için salt ateist bir kısırlıktan öteye geçemeyen böylece kendini salt inanç düzlemine sınırlayarak bilim olmak yerine kendisi olumsuz bir din olan nihilist bir ideoloji olan özdekçilik durumunda olduğu gibi Hiç kuşkusuz modern felsefenin salt modern olmakla klasik felsefe üzerinde bir üstünlüğü vardır ama öyle bir üstünlükki zamansalın zamansal olmayan üzerindeki üstünlüğü olarak görgül olanın kurgul olan üzerindeki üstünlüğü olarak yalnızca ve yalnızca geçici olanın kalıcı olan üzerindeki üstünlüğüdür felsefeye karşı bir üstünlük Örneğin Heidegger Husserl Gadamer vb tümü de felsefeyi tarihselleştirmeye çalıştıkları saltık kurgul olanı çürütüp göreli görgül olanı kurtarmaya çalıştıkları zaman yalnızca felsefe yapamadıkları olgusunun bilinciyle karşılaşırlar Bu bakımdan çağdaş Alman felsefesi özsel olarak felsefi düşünceye girme felsefenin kurgul gizine ulaşma yönünde bir girişimdir Ama bu girişim felsefeyi sıradan düşüncenin alanına uyarlama amacıyla yürütüldüğü sürece modern İngiliz görgücülüğünden biricik ayrımı yalnızca ikincinin görgül bilgide direterek tutarlı bir tavırla bu girişimi ve bütününde felsefeyi yadsırken birincinin henüz saf tutumuyla fenomenleri şeyleri yaşantı dünyasını duyulur varlığı kısaca görgül olanı ve bir görüngü olmakla kendisi bir ölçüte gereksineni felsefeye ölçüt yapma çabasında yatar Tüm bu modern akımlar özsel olarak bu umutsuz ikircimde varlık düşünce görgül aşkınsal olgusal ideal an beden vb görgül düzlemden ayrılmadan kurgul düşünceye yükselme çabasında yatan gerilimin anlatımlarıdırlar Ve bu biteviye durdurulmanın sonunda bilinç tükendiği için ve gene de uslamlamasını sürdürme isteğini durduramadığı için içtenlik yiter demagoji başlar felsefeyi öğrenmeden öğretmeye anlamadan anlatmaya çalışmak Bu bakımdan denebilir ki bütün bir görgücü modern felsefe kavramın ciddi emeğini üstlenmek yerine çocuksu bir denemecilik tutumunu geliştirmeyi seçmiş Sayfa Sayısı 200 Baskı Yılı 2014 Dili Türkçe Yayınevi İdea Yayınevi

İdea Yayınevi
Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olması için geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bilmeme hırsına kuşkuculuğa nihilizme ve pozitivizme teslim olması giderek Heidegger ve Sartre ve başka pekçokları durumunda gördüğümüz gibi dosdoğru despotizmin kendisine katılmasıdır Aziz Yardımlı MODERN ALMAN FELSEFESİ İÇİNDEKİLER İÇİNDEKİLER Önsöz 7 Giriş Felsefenin tarihselliği üzerine 9 1 Fenomenoloji ve hermeneutik Husserl in başlangıcı 17 Fenomenolojik yöntem 20 Heidegger in fenomenolojiyi dönüştürmesi 25 Hermeneutiğe geçiş 29 Bunalım ve yaşam dünyası 34 Çözülmemiş problemler 37 Toplumsal bilimde ve mantıkta sonuçlar 41 Heidegger in geç felsefesi 46 Gadamer in hermeneutiği 50 Dilbilimsel anlak ya da kılgı 53 Geçmişin sürmekte olan etkisi 57 Gerçeklik 63 2 Dil felsefesi ve bilim kuramı Felsefi bir odak olarak dil 65 Dil oyununun uyarlanması 66 Aşkınsal pragmatik nedir 70 Tartışma için kılgısal önsavlar 73 Aşkınsal derin düşünme 77 Törel perspektifler 81 Fenomenoloji ve dilbilimsel çözümleme 84 Geleneksel temalar 88 Bilim kuramı üzerine birkaç söz 93 Popper ın konumu 95 Eleştirel ussalcılık 98 Anlağın açıklaması 103 Değerler problemi 108 Bilişsel çıkarlar 112 Paradigmanın tarihselliği 114 Paradigma değişiminde diyalektik 119 Stegmüller in ortodoksluğu savunusu 122 Yapılaştırmacılık 125 Kararcılık ya da aşkınsal temel 129 Kılgısal diluzluğu 133 3 Diyalektik ve kılgı felsefesi Bir yöntem olarak diyalektik 137 Hegel rönesansı 139 Eytişimsel mantık 142 Lukács ın etkisi 147 Neo Marxistler 150 Eleştirel kuram 153 İdeolojinin eleştirisinin paradoksları 156 Adorno nun estetiğe kayışı 158 Habermas ın kavrayışı 161 Karşıçıkışlar 164 Kuram ve kılgı 167 Toplumsal Sözleşmenin öğeleri 171 Bir çember 174 Kılgı felsefesi 177 Eski ve yeni görevler 180 İnsanbilim ve toplumbilim 182 Eylem kuramı 186 Son vargılar 190 Sözlük 193 Dizin 197

İDEA YAYINEVİ
çev. Aziz Yardımlı
Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olması için geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bilmeme hırsına kuşkuculuğa nihilizme ve pozitivizme teslim olması giderek Heidegger ve Sartre ve başka pekçokları durumunda gördüğümüz gibi despotizme katılmasıdır Aziz Yardımlı

İdea Yayınevi
Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olmasıiçin geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bilmeme hırsına kuşkuculuğa nihilizme ve pozitivizme teslim olması giderek Heidegger ve Sartre ve başka pekçokları durumunda gördüğümüz gibi despotizme katılmasıdır

İdea
çev. Yardımlı, Aziz
Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olması için geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bilmeme hırsına kuşkuculuğa nihilizme ve pozitivizme teslim olması giderek Heidegger ve Sartre ve başka pekçokları durumunda gördüğümüz gibi despotizme katılmasıdır Aziz Yardımlı İÇİNDEKİLER Önsöz 7 Giriş Felsefenin tarihselliği üzerine 9 1 Fenomenoloji ve hermeneutik Husserl in başlangıcı 17 Fenomenolojik yöntem 20 Heidegger in fenomenolojiyi dönüştürmesi 25 Hermeneutiğe geçiş 29 Bunalım ve yaşam dünyası 34 Çözülmemiş problemler 37 Toplumsal bilimde ve mantıkta sonuçlar 41 Heidegger in geç felsefesi 46 Gadamer in hermeneutiği 50 Dilbilimsel anlak ya da kılgı 53 Geçmişin sürmekte olan etkisi 57 Gerçeklik 63 2 Dil felsefesi ve bilim kuramı Felsefi bir odak olarak dil 65 Dil oyununun uyarlanması 66 Aşkınsal pragmatik nedir 70 Tartışma için kılgısal önsavlar 73 Aşkınsal derin düşünme 77 Törel perspektifler 81 Fenomenoloji ve dilbilimsel çözümleme 84 Geleneksel temalar 88 Bilim kuramı üzerine birkaç söz 93 Popper ın konumu 95 Eleştirel ussalcılık 98 Anlağın açıklaması 103 Değerler problemi 108 Bilişsel çıkarlar 112 Paradigmanın tarihselliği 114 Paradigma değişiminde diyalektik 119 Stegmüller in ortodoksluğu savunusu 122 Yapılaştırmacılık 125 Kararcılık ya da aşkınsal temel 129 Kılgısal diluzluğu 133 3 Diyalektik ve kılgı felsefesi Bir yöntem olarak diyalektik 137 Hegel rönesansı 139 Eytişimsel mantık 142 Lukács ın etkisi 147 Neo Marxistler 150 Eleştirel kuram 153 İdeolojinin eleştirisinin paradoksları 156 Adorno nun estetiğe kayışı 158 Habermas ın kavrayışı 161 Karşıçıkışlar 164 Kuram ve kılgı 167 Toplumsal Sözleşmenin öğeleri 171 Bir çember 174 Kılgı felsefesi 177 Eski ve yeni görevler 180 İnsanbilim ve toplumbilim 182 Eylem kuramı 186 Son vargılar 190 Sözlük 193 Dizin 197

İdea Yayınevi
Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olmasıiçin geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bil

İdea Yayınevi
çev. Aziz Yardımlı
İdea yayınevinin Türk felsefe okuruna çağdaş Batı felsefesine ilişkin ortalama bir yorum verebilme amacıyla çevirilerini sunduğu bu iki modern felsefe çalışması Modern Alman Felsefesi ve Modern Fransız Felsefesi özel olarak İngiliz dilinde okuyan felsefe okuru için hazırlanmıştır Ortada hiç kuşkusuz tikel ekinler arasında karşılıklı tanışıklığı arttırma ve karşılıklı yanlış anlamaların ve önyargıların yerine işlerin gerçeğine daha yakın bir anlayış geliştirme gibi bir amaç vardır Ama şu ya da bu düzeyde ussalcı olmuş bir Kıta felsefeciliğinin her zaman militan görgücülüğün özeği olmuş olan İngiliz geleneğinin diline çevrilebilir ve ona seslenebilir olması kendinde çoktandır bir benzeşmenin yer aldığını imlemektedir Klasiği özgür ussalı çürütme süreci Kanal ın bu yanında da aşağı yukarı tamamlanmış felsefede Modernizmin özbilinci evrenselleşmiştir Eğer Klasisizmi uyum duruluk evrensellik ve idealizm ile bir olan eski Yunan tini ile birleştirirsek çağdaş felsefeleri Klasik ile karşıtlık içinde Modern olarak nitelendirmek hiç kuşkusuz doğru olacaktır çünkü onlarda klasik erdemlerin tam karşıtları egemendir İç çatışma bulanıklık bireysellik ve özdekçilik Ama çağdaş felsefeler yine geleneklerden kopma felsefenin dinden bütünüyle ayrılarak dünyasallaştırılması anlamında da moderndirler gene de böylece yalnızca onlar tarafından koşullandırılır bağımlı göreceli ve tepkisel olanın soyut bir yansımanın tüm özelliklerini gösterirler örneğin kendini bu işleve sınırladığı için salt ateist bir kısırlıktan öteye geçemeyen böylece kendini salt inanç düzlemine sınırlayarak bilim olmak yerine kendisi olumsuz bir din olan nihilist bir ideoloji olan özdekçilik durumunda olduğu gibi Hiç kuşkusuz modern felsefenin salt modern olmakla klasik felsefe üzerinde bir üstünlüğü vardır ama öyle bir üstünlükki zamansalın zamansal olmayan üzerindeki üstünlüğü olarak görgül olanın kurgul olan üzerindeki üstünlüğü olarak yalnızca ve yalnızca geçici olanın kalıcı olan üzerindeki üstünlüğüdür felsefeye karşı bir üstünlük Örneğin Heidegger Husserl Gadamer vb tümü de felsefeyi tarihselleştirmeye çalıştıkları saltık kurgul olanı çürütüp göreli görgül olanı kurtarmaya çalıştıkları zaman yalnızca felsefe yapamadıkları olgusunun bilinciyle karşılaşırlar Bu bakımdan çağdaş Alman felsefesi özsel olarak felsefi düşünceye girme felsefenin kurgul gizine ulaşma yönünde bir girişimdir Ama bu girişim felsefeyi sıradan düşüncenin alanına uyarlama amacıyla yürütüldüğü sürece modern İngiliz görgücülüğünden biricik ayrımı yalnızca ikincinin görgül bilgide direterek tutarlı bir tavırla bu girişimi ve bütününde felsefeyi yadsırken birincinin henüz saf tutumuyla fenomenleri şeyleri yaşantı dünyasını duyulur varlığı kısaca görgül olanı ve bir görüngü olmakla kendisi bir ölçüte gereksineni felsefeye ölçüt yapma çabasında yatar Tüm bu modern akımlar özsel olarak bu umutsuz ikircimde varlık düşünce görgül aşkınsal olgusal ideal an beden vb görgül düzlemden ayrılmadan kurgul düşünceye yükselme çabasında yatan gerilimin anlatımlarıdırlar Ve bu biteviye durdurulmanın sonunda bilinç tükendiği için ve gene de uslamlamasını sürdürme isteğini durduramadığı için içtenlik yiter demagoji başlar felsefeyi öğrenmeden öğretmeye anlamadan anlatmaya çalışmak Bu bakımdan denebilir ki bütün bir görgücü modern felsefe kavramın ciddi emeğini üstlenmek yerine çocuksu bir denemecilik tutumunu geliştirmeyi seçmiş Sayfa Sayısı 200Baskı Yılı 2014Dili TürkçeYayınevi İdea Yayınevi

İdea Yayınevi
Rüdiger Bubner tarafından kaleme alınan Modern Alman Felsefesi İdea Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Modern Alman Felsefesi Rüdiger Bubner Kitap Özeti Bilimin özgür olması gerekir Ama olmayabilir Tarihsel kültürel giderek kişisel etmenler tarafından belirlenebilir Bu düşüncenin köleliğidir ve bir olgudur Ama bir olgu olması onu gerçek yapmaz Ve modern Alman felsefesi de bir olgu olmasına karşın gerçek değil felsefenin kavramına uygun bir felsefe değildir Rüdiger Bubner modern ya da daha doğrusu çağdaş Alman felsefesinin sayısız düşünürünün emeği ile on yıllar boyunca üretilen bir yanılgılar birikimini anlatmaya çalışmakta ve görüngüye kendisi bir görüngü olarak katılmaktadır Sonuç bir yorumdur Felsefi düşüncenin bir tarihinin olması olgusunun bizi genellikle olduğundan daha çok şaşırtması gerekir Eğer bu doğru ise o zaman felsefenin sürekli olarak tarihsel kalması gerektiği görüşü daha da şaşırtıcı olmalıdır Ama eğer tarihsellik yalnızca görelilik ve dolayısıyla saçmalık değilse eğer tarihsel olan o denli de ereksel ise eğer özsel olarak ussal olan insanlığın büyümesi estetik moral ve entellektüel gelişiminin kendisi bir olgu ise o zaman bilginin ve bilimin estetik duyarlığın moral ve törel karakterin bir Tarihe gereksinmemesi şaşırtıcı aslında saçma olurdu Homo sapiens mağaraya doğmak ve mağaradan Sokrates in gün ışığına çıkmak zorundadır çünkü bilme yetisi ile donatılı olmasına Doğadan daha çoğu olmasına Tin olmasına karşın başlangıçta yalnızca Doğadır ve önünde kendini ne ise o yapması için büyümesi için kendini kavramına uygun gerçek insan yapması gerçeği bilerek gerçek olmasıiçin geçmesi gereken bir Tarih vardır Felsefe hiç kuşkusuz insanın kendisi ile birlikte büyümektedir ve bu şaşırtıcı değildir Şaşırtıcı olması gereken şey felsefe büyürken felsefecinin büyümemesi felsefenin bir Tarihinin olduğunu ve kendisinin sıradan bilincinde olduğu gibi felsefi bilincinde de o tarihin bir özeti olduğunu anlamamasıdır Usdışının doruğu olan şey Dünya Tini özgür istencini kavramışken ve geleneği despotizmi ve barbarlığı yenmek için çalışıp çabalarken felsefecinin bilgisizliğe bilmeme hırsına kuşkuculuğa nihilizme ve pozitivizme teslim olması giderek Heidegger ve Sartre ve başka pekçokları durumunda gördüğümüz gibi despotizme katılmasıdır Yayınevi İdea Yayınevi Yazar Rüdiger Bubner Sayfa 200 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 13 50x20 00 cm Basım Yılı Kasım 2014 Barkod 9789753970167 Kategori Araştıma İnceleme Referans Felsefi Akımlar Genel Felsefe