MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni — Bülent Sönmez

Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni
80,00
HıristiyanlıkDiğer Felsefe KitaplarıTarih Mitoloji

Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni

Bülent Sönmez

Nüve Kültür Merkezi

Mart 2008302 sf.
14.50x23.50 cm1. Hamur
Ucuz Kitap AlEn ucuz

Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni

Bülent Sönmez

Bülent Sönmez tarafından kaleme alınan Modern Batı Düşüncesi Hıristiyanlık ve Din Algısı Nüve Kültür Merkezi eseri olarak okurlarla buluşuyor Modern Batı Düşüncesi Hıristiyanlık ve Din Algısı Bülent Sönmez Kitap Özeti Yeniçağla birlikte insanlığın yüzyüze kaldığı büyük altüst oluşlar insanın hayata bakışını oldukça bulandırmıştır Bu yüzden kimi filozoflar çağımız için bulanık ifadesini kullanmaktan çekinmemiştir Bunun en önemli sebebi bir değerler dizgesini temsil eden din ile insanın fiziksel dünyadan istifade etme yolunda yaptığı hamlelerin bütünü olan bilim arasında oluşturulan uçurum olmuştur Tarihsel gelişim içinde bilim din adına din ise bilim adına dışlanmıştır Aydınlanma düşüncesi özellikle Hıristiyan teolojisinin insanı Tanrı adına ve insan aklını da ilahi buyruk teoloji adına yok saymasına tepki olarak gelişmiştir Tanrı ve Vahiy Hıristiyan teolojisi diyebiliriz buna eksenli düşünme biçimi Batıda insanın ve insan aklının aşağılanması gibi bir görünüm sergilemişti Buna tepki olarak gelişen Aydınlanma Tanrı yerine insanı hümanizma Vahiy yerine ise intellecti zihin akıl demiyorum koydu Bu iki yaklaşım biçimi yüzyıllar boyu hesaplaştı Batı Aydınlanmaya kendi entelektüel ve kültürel havzasının bilincinde olarak ulaştı Tanrı ve vahiy karşıtlığı belli bir çaba ve alın teri sonucu ulaşılan bir noktaydı En ateşli tanrıtanımazlar bile Kutsal kitabı çok iyi biliyorlardı Sonraları Aydınlanmanın temel söylemleri bu çatışma ve entelektüel yoğunluğun doğal seyri olarak sorgulanmaya başlandı Akıl bilim ve ilerleme gibi Aydınlanmanın üç ana dayanağı da yoğun eleştirilere uğradı Aslında ne dinler ne de ideolojiler insan gerçeğinden kopabildiler Ne maddeyi inkâr eden yaklaşım kendisini maddeden kurtarabildi ne manevi olanı inkâr eden yaklaşım çoğu kere manevi olanın savunuculuğunu yapmaktan geri durabildi Bu iki yaklaşım hayat ve insan gerçeği karşısında sürekli çelişkiler yaşadı Çünkü insanlık tarih boyunca bir yönüyle kendisini bu dünyadan ayrı görmüş ahlak sanat din diğer yanıyla bu dünyayı anlamaya çalışıp fiziksel olarak rahat etmek istemiştir bilim İslam dünyasının bu çatışmaların yansımalarından etkilenmemesi mümkün değildi Ancak Batı dünyasının kendine özgü şartları ile İslam dünyasının kendine özgü şartları arasında kimi benzerlikler olmakla birlikte çoğu noktada bir örtüşme bulunmuyordu Örneğin İslam dünyasında teoloji vardı ama Kilise ve seçkin din adamı sınıfı yoktu Bu özel şartların dikkate alınmaması Muhafazakâr tutucu eğilim ile modernist yenilikçi eğilim olarak niteleyebileceğimiz iki eğilimin öne çıkmasına neden oldu Muhafazakâr eğilim Batının özgül şartlarında gelişen Aydınlanmanın bütün söylemlerine duygusal bir tepki koydu Yanı sıra modernist eğilim Batıdaki skolastisizm karşıtı bütün söylemleri aynen kendi toplumlarına tercüme etti Sonuçta kesif anlamsız ve haksız bir kördöğüşü yaşanmaya başlandı Bu durum İslam dünyasının gerçek aydınlanmasına engel oldu ve hala da engel olmaya devam etmekte Bu çalışma hayat boyunca iç içe olduğumuz ve asla ayrı duramadığımız değerler inançlar ve ülkülerden yola çıkıp hakikatin özüne eğilmeye dikkat çekebildiyse amacına ulaşmış demektir Yayınevi Nüve Kültür Merkezi Yazar Bülent Sönmez Sayfa 302 Sayfa Kağıt 1 Hamur Boyut 14 50x23 50 cm Basım Yılı Mart 2008 Barkod 9789944116497 Kategori Diğer Felsefe Kitapları Dinler Tarihi Hıristiyanlık

Teklif Kitap
105,00

Nüve Kültür Merkezi

2008-07-071. baskı302 sf.
Karton140-230-01.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Yeniçağla birlikte insanlığın yüzyüze kaldığı büyük altüstoluşlar insanın hayata bakışını oldukça bulandırmıştır Bu yüzden kimi filozoflar çağımız için bulanık ifadesini kullanmaktan çekinmemiştir Bunun en önemli sebebi bir değerler dizgesini temsil eden din ile insanın fiziksel dünyadan istifade etme yolunda yaptığı hamlelerin bütünü olan bilim arasında oluşturulan uçurum olmuştur Tarihsel gelişim içinde bilim din adına din ise bilim adına dışlanmıştır Aydınlanma düşüncesi özellikle Hıristiyan teolojisinin insanı Tanrı adına ve insan aklını da ilahi buyruk teoloji adına yok saymasına tepki olarak gelişmiştir Tanrı ve Vahiy Hıristiyan teolojisi diyebiliriz buna eksenli düşünme biçimi Batıda insanın ve insan aklının aşağılanması gibi bir görünüm sergilemişti Buna tepki olarak gelişen Aydınlanma Tanrı yerine insanı hümanizma Vahiy yerine ise intellect i zihin akıl demiyorum koydu Bu iki yaklaşım biçimi yüzyıllar boyu hesaplaştı Batı Aydınlanmaya kendi entelektüel ve kültürel havzasının bilincinde olarak ulaştı Tanrı ve vahiy karşıtlığı belli bir çaba ve alın teri sonucu ulaşılan bir noktaydı En ateşli tanrıtanımazlar bile Kutsal kitabı çok iyi biliyorlardı Sonraları Aydınlanmanın temel söylemleri bu çatışma ve entelektüel yoğunluğun doğal seyri olarak sorgulanmaya başlandı Akıl bilim ve ilerleme gibi Aydınlanmanın üç ana dayanağı da yoğun eleştirilere uğradı Aslında ne dinler ne de ideolojiler insan gerçeğinden kopabildiler Ne maddeyi inkâr eden yaklaşım kendisini maddeden kurtarabildi ne manevi olanı inkâr eden yaklaşım çoğu kere manevi olanın savunuculuğunu yapmaktan geri durabildi Bu iki yaklaşım hayat ve insan gerçeği karşısında sürekli çelişkiler yaşadı Çünkü insanlık tarih boyunca bir yönüyle kendisini bu dünyadan ayrı görmüş ahlak sanat din diğer yanıyla bu dünyayı anlamaya çalışıp fiziksel olarak rahat etmek istemiştir bilim İslam dünyasının bu çatışmaların yansımalarından etkilenmemesi mümkün değildi Ancak Batı dünyasının kendine özgü şartları ile İslam dünyasının kendine özgü şartları arasında kimi benzerlikler olmakla birlikte çoğu noktada bir örtüşme bulunmuyordu Örneğin İslam dünyasında teoloji vardı ama Kilise ve seçkin din adamı sınıfı yoktu Bu özel şartların dikkate alınmaması Muhafazakâr tutucu eğilim ile modernist yenilikçi eğilim olarak niteleyebileceğimiz iki eğilimin öne çıkmasına neden oldu Muhafazakâr eğilim Batının özgül şartlarında gelişen Aydınlanmanın bütün söylemlerine duygusal bir tepki koydu Yanı sıra modernist eğilim Batıdaki skolastisizm karşıtı bütün söylemleri aynen kendi toplumlarına tercüme etti Sonuçta kesif anlamsız ve haksız bir kördöğüşü yaşanmaya başlandı Bu durum İslam dünyasının gerçek aydınlanmasına engel oldu ve hala da engel olmaya devam etmekte Bu çalışma hayat boyunca iç içe olduğumuz ve asla ayrı duramadığımız değerler inançlar ve ülkülerden yola çıkıp hakikatin özüne eğilmeye dikkat çekebildiyse amacına ulaşmış demektir

Şehadet Kitap
106,50

Nüve Kültür Merkezi

2008302 sf.
Şehadet Kitap

Yeniçağla birlikte insanlığın yüzyüze kaldığı büyük altüstoluşlar insanın hayata bakışını oldukça bulandırmıştır Bu yüzden kimi filozoflar çağımız için bulanık ifadesini kullanmaktan çekinmemiştir Bunun en önemli sebebi bir değerler dizgesini temsil eden din ile insanın fiziksel dünyadan istifade etme yolunda yaptığı hamlelerin bütünü olan bilim arasında oluşturulan uçurum olmuştur Tarihsel gelişim içinde bilim din adına din ise bilim adına dışlanmıştır Aydınlanma düşüncesi özellikle Hıristiyan teolojisinin insanı Tanrı adına ve insan aklını da ilahi buyruk teoloji adına yok saymasına tepki olarak gelişmiştir Tanrı ve Vahiy Hıristiyan teolojisi diyebiliriz buna eksenli düşünme biçimi Batıda insanın ve insan aklının aşağılanması gibi bir görünüm sergilemişti Buna tepki olarak gelişen Aydınlanma Tanrı yerine insanı hümanizma Vahiy yerine ise intellect i zihin akıl demiyorum koydu Bu iki yaklaşım biçimi yüzyıllar boyu hesaplaştı Batı Aydınlanmaya kendi entelektüel ve kültürel havzasının bilincinde olarak ulaştı Tanrı ve vahiy karşıtlığı belli bir çaba ve alın teri sonucu ulaşılan bir noktaydı En ateşli tanrıtanımazlar bile Kutsal kitabı çok iyi biliyorlardı Sonraları Aydınlanmanın temel söylemleri bu çatışma ve entelektüel yoğunluğun doğal seyri olarak sorgulanmaya başlandı Akıl bilim ve ilerleme gibi Aydınlanmanın üç ana dayanağı da yoğun eleştirilere uğradı Aslında ne dinler ne de ideolojiler insan gerçeğinden kopabildiler Ne maddeyi inkâr eden yaklaşım kendisini maddeden kurtarabildi ne manevi olanı inkâr eden yaklaşım çoğu kere manevi olanın savunuculuğunu yapmaktan geri durabildi Bu iki yaklaşım hayat ve insan gerçeği karşısında sürekli çelişkiler yaşadı Çünkü insanlık tarih boyunca bir yönüyle kendisini bu dünyadan ayrı görmüş ahlak sanat din diğer yanıyla bu dünyayı anlamaya çalışıp fiziksel olarak rahat etmek istemiştir bilim İslam dünyasının bu çatışmaların yansımalarından etkilenmemesi mümkün değildi Ancak Batı dünyasının kendine özgü şartları ile İslam dünyasının kendine özgü şartları arasında kimi benzerlikler olmakla birlikte çoğu noktada bir örtüşme bulunmuyordu Örneğin İslam dünyasında teoloji vardı ama Kilise ve seçkin din adamı sınıfı yoktu Bu özel şartların dikkate alınmaması Muhafazakâr tutucu eğilim ile modernist yenilikçi eğilim olarak niteleyebileceğimiz iki eğilimin öne çıkmasına neden oldu Muhafazakâr eğilim Batının özgül şartlarında gelişen Aydınlanmanın bütün söylemlerine duygusal bir tepki koydu Yanı sıra modernist eğilim Batıdaki skolastisizm karşıtı bütün söylemleri aynen kendi toplumlarına tercüme etti Sonuçta kesif anlamsız ve haksız bir kördöğüşü yaşanmaya başlandı Bu durum İslam dünyasının gerçek aydınlanmasına engel oldu ve hala da engel olmaya devam etmekte Bu çalışma hayat boyunca iç içe olduğumuz ve asla ayrı duramadığımız değerler inançlar ve ülkülerden yola çıkıp hakikatin özüne eğilmeye dikkat çekebildiyse amacına ulaşmış demektir

Şehadet Kitap
247,50

Tire Kitap

2024404 sf.
Şehadet Kitap

Din denilen olgu kimi zaman sevginin kimi zaman da nefretin kaynağı olmuştur Bazen insanlara barış ve esenlik kazandırırken bazen de büyük yıkımlara sebep olabilmiştir Bu yüzden bu olguyu çok temelli ve sağlıklı bir biçimde ele almak gerekmiştir Din olgusuyla ilgili olarak bir yandan geniş bir yelpazeyi kapsayan oluşumlarla diğer yanda bizzat bu oluşumları temelden reddeden yaklaşımlarla karşılaşmaktayız Dolayısıyla çalışmamızda din kavramını irdeleyerek var olan yaklaşımları din dinler ve din karşıtlığı başlıklarında olmak üzere üç boyutta ele almaya çalıştık Modern Batı düşüncesi akıl bilim ve ilerleme fikrinin egemen olduğu Aydınlanma anlayışına yaslanan bir düşüncedir Bu anlayış Tanrı yerine insanı vahiy yerine aklı kilise yerine bilimi ikame etmiş ve eskinin kötü yeninin daima iyi olduğu yolundaki anlayışı esas almıştır Lakin Batı düşüncesi gerek Orta Çağ gerekse Yeni Çağ boyunca hep kilisenin ekseni etrafında dönüp durmuştur Düşünce adamları Orta Çağ da kilisenin doğrularını rasyonel temellere oturtma Yeni Çağ da da kiliseden kurtulma yönünde hamleler yapmakla uğraşmıştır Bu hamleler farklı boyutlarda kendini göstermiştir Kiliseyi reddetmekle birlikte Tanrı yı ve dini reddetmeyen eğilim ile her tür dinsel anlayışı toptan reddeden iki eğilim olmuştur Aslında din karşıtlığına dayanan Batı düşüncesinin Hristiyan teolojisinin tersyüz edilmiş hâli olduğu bile söylenebilir Çalışmamızı okurken bu meselelerin daha iyi anlaşılacağınıumuyoruz

Ekin Kitap
270,00

Tire Kitap

2024404 sf.
Ekin Kitap

Din denilen olgu kimi zaman sevginin kimi zaman da nefretin kaynağı olmuştur Bazen insanlara barış ve esenlik kazandırırken bazen de büyük yıkımlara sebep olabilmiştir Bu yüzden bu olguyu çok temelli ve sağlıklı bir biçimde ele almak gerekmiştir Din olgusuyla ilgili olarak bir yandan geniş bir yelpazeyi kapsayan oluşumlarla diğer yanda bizzat bu oluşumları temelden reddeden yaklaşımlarla karşılaşmaktayız Dolayısıyla çalışmamızda din kavramını irdeleyerek var olan yaklaşımları din dinler ve din karşıtlığı başlıklarında olmak üzere üç boyutta ele almaya çalıştık Modern Batı düşüncesi akıl bilim ve ilerleme fikrinin egemen olduğu Aydınlanma anlayışına yaslanan bir düşüncedir Bu anlayış Tanrı yerine insanı vahiy yerine aklı kilise yerine bilimi ikame etmiş ve eskinin kötü yeninin daima iyi olduğu yolundaki anlayışı esas almıştır Lakin Batı düşüncesi gerek Orta Çağ gerekse Yeni Çağ boyunca hep kilisenin ekseni etrafında dönüp durmuştur Düşünce adamları Orta Çağ da kilisenin doğrularını rasyonel temellere oturtma Yeni Çağ da da kiliseden kurtulma yönünde hamleler yapmakla uğraşmıştır Bu hamleler farklı boyutlarda kendini göstermiştir Kiliseyi reddetmekle birlikte Tanrı yı ve dini reddetmeyen eğilim ile her tür dinsel anlayışı toptan reddeden iki eğilim olmuştur Aslında din karşıtlığına dayanan Batı düşüncesinin Hristiyan teolojisinin tersyüz edilmiş hâli olduğu bile söylenebilir Çalışmamızı okurken bu meselelerin daha iyi anlaşılacağını umuyoruz

Ucuz Kitap Al
281,25

Tire Kitap

Mart 2024404 sf.
13.00x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Bülent Sönmez tarafından kaleme alınan Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni Tire Kitap eseri olarak okurlarla buluşuyor Modern Batı Düşüncesi Hristiyanlık ve Dinin Kökeni Bülent Sönmez Kitap Özeti Din denilen olgu kimi zaman sevginin kimi zaman da nefretin kaynağı olmuştur Bazen insanlara barış ve esenlik kazandırırken bazen de büyük yıkımlara sebep olabilmiştir Bu yüzden bu olguyu çok temelli ve sağlıklı bir biçimde ele almak gerekmiştir Din olgusuyla ilgili olarak bir yandan geniş bir yelpazeyi kapsayan oluşumlarla diğer yanda bizzat bu oluşumları temelden reddeden yaklaşımlarla karşılaşmaktayız Dolayısıyla çalışmamızda din kavramını irdeleyerek var olan yaklaşımları din dinler ve din karşıtlığı başlıklarında olmak üzere üç boyutta ele almaya çalıştık Modern Batı düşüncesi akıl bilim ve ilerleme fikrinin egemen olduğu Aydınlanma anlayışına yaslanan bir düşüncedir Bu anlayış Tanrı yerine insanı vahiy yerine aklı kilise yerine bilimi ikame etmiş ve eskinin kötü yeninin daima iyi olduğu yolundaki anlayışı esas almıştır Lakin Batı düşüncesi gerek Orta Çağ gerekse Yeni Çağ boyunca hep kilisenin ekseni etrafında dönüp durmuştur Düşünce adamları Orta Çağ da kilisenin doğrularını rasyonel temellere oturtma Yeni Çağ da da kiliseden kurtulma yönünde hamleler yapmakla uğraşmıştır Bu hamleler farklı boyutlarda kendini göstermiştir Kiliseyi reddetmekle birlikte Tanrı yı ve dini reddetmeyen eğilim ile her tür dinsel anlayışı toptan reddeden iki eğilim olmuştur Aslında din karşıtlığına dayanan Batı düşüncesinin Hristiyan teolojisinin tersyüz edilmiş hâli olduğu bile söylenebilir Çalışmamızı okurken bu meselelerin daha iyi anlaşılacağını umuyoruz Yayınevi Tire Kitap Yazar Bülent Sönmez Sayfa 404 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Mart 2024 Barkod 9786256017016 Kategori Hıristiyanlık

Nobel Kitap
288,75

Tire Kitap

2024404 sf.
Nobel Kitap

Din denilen olgu kimi zaman sevginin kimi zaman da nefretin kaynağı olmuştur Bazen insanlara barış ve esenlik kazandırırken bazen de büyük yıkımlara sebep olabilmiştir Bu yüzden bu olguyu çok temelli ve sağlıklı bir biçimde ele almak gerekmiştir Din olgusuyla ilgili olarak bir yandan geniş bir yelpazeyi kapsayan oluşumlarla diğer yanda bizzat bu oluşumları temelden reddeden yaklaşımlarla karşılaşmaktayız Dolayısıyla çalışmamızda din kavramını irdeleyerek var olan yaklaşımları din dinler ve din karşıtlığı başlıklarında olmak üzere üç boyutta ele almaya çalıştık Modern Batı düşüncesi akıl bilim ve ilerleme fikrinin egemen olduğu Aydınlanma anlayışına yaslanan bir düşüncedir Bu anlayış Tanrı yerine insanı vahiy yerine aklı kilise yerine bilimi ikame etmiş ve eskinin kötü yeninin daima iyi olduğu yolundaki anlayışı esas almıştır Lakin Batı düşüncesi gerek Orta Çağ gerekse Yeni Çağ boyunca hep kilisenin ekseni etrafında dönüp durmuştur Düşünce adamları Orta Çağ da kilisenin doğrularını rasyonel temellere oturtma Yeni Çağ da da kiliseden kurtulma yönünde hamleler yapmakla uğraşmıştır Bu hamleler farklı boyutlarda kendini göstermiştir Kiliseyi reddetmekle birlikte Tanrı yı ve dini reddetmeyen eğilim ile her tür dinsel anlayışı toptan reddeden iki eğilim olmuştur Aslında din karşıtlığına dayanan Batı düşüncesinin Hristiyan teolojisinin tersyüz edilmiş hâli olduğu bile söylenebilir Çalışmamızı okurken bu meselelerin daha iyi anlaşılacağını umuyoruz