Mu tezili Düşüncede Mucize — Meliha Bilge

Mu tezili Düşüncede Mucize
Meliha BilgeM. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Mu tezili Düşüncede Mucize
Meliha BilgeMûcize Allah ın kendilerini tasdik etmek amacıyla peygamberlerinin elinde yarattığı insanların gücünü aşan ve hiçbir şekilde benzerini yapamadıkları olaylardır Peygamberin nübüvvetinin bilinmesinde mûcizenin zorunlu olduğunu kabul eden Mu tezilî âlimler yaratılmışların faydasına olması nedeniyle peygamber göndermeyi Allah a vâcip kabul etmişlerdir Onlar Allah ın elçisini diğer insanlardan ayrışması maksadıyla elinde olağanüstü bir olay ızhar etmek suretiyle doğrulaması gerektiğini ve bunun Allah a vâcip olduğunu savunurlar Mu tezilî kelâmcılar mûcize konusuna Adalet prensibi ile bağlantılı olarak nübüvvet bahislerinde harikulade oluşu açısından da fizik teorilerinde yer verme gereği duymuşlardır Onlar Ehl i Sünnet kelâmcılarından peygamberliğin ispatının tek delilinin mûcize olduğunu bu nedenle peygamber olmayan kimseden olağanüstü bir durumun meydana gelmeyeceğini öne sürerek ve kendilerine has mûcize sınıflaması ile farklılaşmışlardır Mu tezilî kelâmcılar mûcizeyi yalnızca Allah ın kudretinde olan ve insanların yapabildiği türden şeklinde ikiye ayırmış bu ayrımın sonucunda ilâhî müdahalenin nesneye ve insana olmak üzere iki türlü gerçekleştiğini savunmuşlardır Onlar nesneye ilâhî müdahaleyi fizik teorilerine dayalı olarak açıklarken insana müdahaleyi insan fiilleri ve güdüleri bağlamında değerlendirmişlerdir Evrenin oluşum ve değişimini farklı tabiat teorileri ile açıklasalar da Mu tezilî düşünürlerin tamamı mûcizenin Allah ın doğrudan yarattığı fiili olduğunu ve peygamberi tasdik amacıyla gerçekleştiğini kabul ederler Bu nedenle öne sürdükleri tabiat teorilerinden yola çıkarak mûcizeyi kabul etmediklerini iddia etmek isabetli bir görüş değildir

M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları
Mûcize Allah ın kendilerini tasdik etmek amacıyla peygamberlerinin elinde yarattığı insanların gücünü aşan ve hiçbir şekilde benzerini yapamadıkları olaylardır Peygamberin nübüvvetinin bilinmesinde mûcizenin zorunlu olduğunu kabul eden Mu tezilî âlimler yaratılmışların faydasına olması nedeniyle peygamber göndermeyi Allah a vâcip kabul etmişlerdir Onlar Allah ın elçisini diğer insanlardan ayrışması maksadıyla elinde olağanüstü bir olay ızhar etmek suretiyle doğrulaması gerektiğini ve bunun Allah a vâcip olduğunu savunurlar Mu tezilî kelâmcılar mûcize konusuna Adalet prensibi ile bağlantılı olarak nübüvvet bahislerinde harikulade oluşu açısından da fizik teorilerinde yer verme gereği duymuşlardır Onlar Ehl i Sünnet kelâmcılarından peygamberliğin ispatının tek delilinin mûcize olduğunu bu nedenle peygamber olmayan kimseden olağanüstü bir durumun meydana gelmeyeceğini öne sürerek ve kendilerine has mûcize sınıflaması ile farklılaşmışlardır Mu tezilî kelâmcılar mûcizeyi yalnızca Allah ın kudretinde olan ve insanların yapabildiği türden şeklinde ikiye ayırmış bu ayrımın sonucunda ilâhî müdahalenin nesneye ve insana olmak üzere iki türlü gerçekleştiğini savunmuşlardır Onlar nesneye ilâhî müdahaleyi fizik teorilerine dayalı olarak açıklarken insana müdahaleyi insan fiilleri ve güdüleri bağlamında değerlendirmişlerdir Evrenin oluşum ve değişimini farklı tabiat teorileri ile açıklasalar da Mu tezilî düşünürlerin tamamı mûcizenin Allah ın doğrudan yarattığı fiili olduğunu ve peygamberi tasdik amacıyla gerçekleştiğini kabul ederler Bu nedenle öne sürdükleri tabiat teorilerinden yola çıkarak mûcizeyi kabul etmediklerini iddia etmek isabetli bir görüş değildir

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı
Meliha Bilge tarafından kaleme alınan Mu tezili Düşüncede Mucize Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı eseri olarak okurlarla buluşuyor Mu tezili Düşüncede Mucize Meliha Bilge Kitap Özeti Mûcize Allah ın kendilerini tasdik etmek amacıyla peygamberlerinin elinde yarattığı insanların gücünü aşan ve hiçbir şekilde benzerini yapamadıkları olaylardır Peygamberin nübüvvetinin bilinmesinde mûcizenin zorunlu olduğunu kabul eden Mu tezilî âlimler yaratılmışların faydasına olması nedeniyle peygamber göndermeyi Allah a vâcip kabul etmişlerdir Onlar Allah ın elçisini diğer insanlardan ayrışması maksadıyla elinde olağanüstü bir olay ızhar etmek suretiyle doğrulaması gerektiğini ve bunun Allah a vâcip olduğunu savunurlar Mu tezilî kelâmcılar mûcize konusuna Adalet prensibi ile bağlantılı olarak nübüvvet bahislerinde harikulade oluşu açısından da fizik teorilerinde yer verme gereği duymuşlardır Onlar Ehl i Sünnet kelâmcılarından peygamberliğin ispatının tek delilinin mûcize olduğunu bu nedenle peygamber olmayan kimseden olağanüstü bir durumun meydana gelmeyeceğini öne sürerek ve kendilerine has mûcize sınıflaması ile farklılaşmışlardır Mu tezilî kelâmcılar mûcizeyi yalnızca Allah ın kudretinde olan ve insanların yapabildiği türden şeklinde ikiye ayırmış bu ayrımın sonucunda ilâhî müdahalenin nesneye ve insana olmak üzere iki türlü gerçekleştiğini savunmuşlardır Onlar nesneye ilâhî müdahaleyi fizik teorilerine dayalı olarak açıklarken insana müdahaleyi insan fiilleri ve güdüleri bağlamında değerlendirmişlerdir Evrenin oluşum ve değişimini farklı tabiat teorileri ile açıklasalar da Mu tezilî düşünürlerin tamamı mûcizenin Allah ın doğrudan yarattığı fiili olduğunu ve peygamberi tasdik amacıyla gerçekleştiğini kabul ederler Bu nedenle öne sürdükleri tabiat teorilerinden yola çıkarak mûcizeyi kabul etmediklerini iddia etmek isabetli bir görüş değildir Yayınevi Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yazar Meliha Bilge Sayfa 344 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 50 cm Basım Yılı Aralık 2021 Barkod 9789755485966 Kategori Araştırma İnceleme

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı
Mûcize Allah ın kendilerini tasdik etmek amacıyla peygamberlerinin elinde yarattığı insanların gücünü aşan ve hiçbir şekilde benzerini yapamadıkları olaylardır Peygamberin nübüvvetinin bilinmesinde mûcizenin zorunlu olduğunu kabul eden Mu tezilî âlimler yaratılmışların faydasına olması nedeniyle peygamber göndermeyi Allah a vâcip kabul etmişlerdir Onlar Allah ın elçisini diğer insanlardan ayrışması maksadıyla elinde olağanüstü bir olay ızhar etmek suretiyle doğrulaması gerektiğini ve bunun Allah a vâcip olduğunu savunurlar Mu tezilî kelâmcılar mûcize konusuna Adalet prensibi ile bağlantılı olarak nübüvvet bahislerinde harikulade oluşu açısından da fizik teorilerinde yer verme gereği duymuşlardır Onlar Ehl i Sünnet kelâmcılarından peygamberliğin ispatının tek delilinin mûcize olduğunu bu nedenle peygamber olmayan kimseden olağanüstü bir durumun meydana gelmeyeceğini öne sürerek ve kendilerine has mûcize sınıflaması ile farklılaşmışlardır Mu tezilî kelâmcılar mûcizeyi yalnızca Allah ın kudretinde olan ve insanların yapabildiği türden şeklinde ikiye ayırmış bu ayrımın sonucunda ilâhî müdahalenin nesneye ve insana olmak üzere iki türlü gerçekleştiğini savunmuşlardır Onlar nesneye ilâhî müdahaleyi fizik teorilerine dayalı olarak açıklarken insana müdahaleyi insan fiilleri ve güdüleri bağlamında değerlendirmişlerdir Evrenin oluşum ve değişimini farklı tabiat teorileri ile açıklasalar da Mu tezilî düşünürlerin tamamı mûcizenin Allah ın doğrudan yarattığı fiili olduğunu ve peygamberi tasdik amacıyla gerçekleştiğini kabul ederler Bu nedenle öne sürdükleri tabiat teorilerinden yola çıkarak mûcizeyi kabul etmediklerini iddia etmek isabetli bir görüş değildir