Muhacir — Ramazan Demir

Muhacir
Ramazan DemirPalme Yayınevi
Muhacir
Ramazan DemirMuhacir Muhacir olmak hiç kolay değildi Umuda yürüyüşte çamurlara yağmura fırtınalara boranlara direnip hayatta kalabilen aile bireyleri geçmişlerini yaşadıkları acılarını hatıralarını yeni nesillere zincirleme aktardılar Göç yollarında yok olmuş hayatların parçalanmış ailelerin anasını babasını tanımamış çocuklar babaannesinin ismini duymamış nice kuşakların anlatımları hep acı gerçeklerle doluydu Büyükleri öte tarafa göçtükçe geride kalanlar yeni kuşaklara hatıralarını anlatarak geçmişlerini geleceğe taşıdılar Balkanlarda başlayan ulusallaşma hareketleri kendine vatan edinmiş topraklarda artık ne Müslüman ne de Musevilere hayat hakkı tanınmayacağı belliydi Onun için yurtlarından sürülen Balkan Türklerinin acı hikayeleri her zaman iç yakıcı oldu Vatan bildikleri topraklarından koparılan çoğu aile fertlerini ayıran yıkılan hayalleri umutları ve buna rağmen ayakta kalmayı başaranlar oldu Grek baskısına isyan edip suç işleyen zindanlarda can vermek istemeyen hayatı pahasına Meriç in serin sularına atlayıp Türkiye topraklarına geçen Sarayı İlhan bir kaçaktı Zor ve acılı günlerin ardından Burgaz kasabasında yurt edinmiş Saraylı İlhan ın Batı Trakya da bıraktığı genç eşi Aybüke ve kızanları Yonca ve Yağmur umutsuzluk içinde yaşadılar yıllarca Bebeleriyle yıllar sonra erine kavuşmak için yine Meriç sularında boğulmayı dahi göze alan Aybüke Hatun aslında yürekli bir ana ve bir eş olarak zulme karşı sessiz isyandaydı Onların yazgıları Rodop Istranca Dağları ve yaylalarından başlayıp Sofya Hasköy Kırcaali ve Gümülcine hattı üzerinde yazılmış ana babalarının devamıydılar Gümülcine de yaşayan Sarılar ailesinin oğlu İlhan Dabakoğlu ailesinin kızı Aybüke ve onlardan olma çocuklarının nasıl bir gelecek beklediğini onlar da bilmiyordu Anavatana ulaşmayı önleyen pek çok engel vardı Grek polisi komutan Anastiyasis Sofulu Meriç Nehri birer birer geçilerek Burgaz kasabasına varılacak ve orada yepyeni bir hayatın temelleri atılacak Feride Yosun işte bu yeni hayatın ürünü olarak dünyaya gözlerini açacaktı Tamamı yaşanmış bir hayatın anılarına dayanan bu roman Balkan Türklerinden bir ailenin dördüncü kuşaktan torun Feride Yosun un anlatımları pek çok yerde okuyucuyu derin düşüncelere sürükleyeceği gibi bazen de duygusallığın doruğuna çıkarıp hayalden gerçeği yaşatacaktır Rumeli muhaciri ailelerin evlatları aşkı sevgiyi ve mutluluğu bulabilecekler mi

Palme Yayınevi
Palme Yayınları Muhacir Göç Yollarında Yaşanmış Acıların Hikayesi

Palme Yayıncılık
MuhacirMuhacir olmak hiç kolay değildi Umuda yürüyüşte çamurlara yağmura fırtınalara boranlara direnip hayatta kalabilen aile bireyleri geçmişlerini yaşadıkları acılarını hatıralarını yeni nesillere zincirleme aktardılar Göç yollarında yok olmuş hayatların parçalanmış ailelerin anasını babasını tanımamış çocuklar babaannesinin ismini duymamış nice kuşakların anlatımları hep acı gerçeklerle doluydu Büyükleri öte tarafa göçtükçe geride kalanlar yeni kuşaklara hatıralarını anlatarak geçmişlerini geleceğe taşıdılar Balkanlarda başlayan ulusallaşma hareketleri kendine vatan edinmiş topraklarda artık ne Müslüman ne de Musevilere hayat hakkı tanınmayacağı belliydi Onun için yurtlarından sürülen Balkan Türklerinin acı hikayeleri her zaman iç yakıcı oldu Vatan bildikleri topraklarından koparılan çoğu aile fertlerini ayıran yıkılan hayalleri umutları ve buna rağmen ayakta kalmayı başaranlar oldu Grek baskısına isyan edip suç işleyen zindanlarda can vermek istemeyen hayatı pahasına Meriç in serin sularına atlayıp Türkiye topraklarına geçen Sarayı İlhan bir kaçaktı Zor ve acılı günlerin ardından Burgaz kasabasında yurt edinmiş Saraylı İlhan ın Batı Trakya da bıraktığı genç eşi Aybüke ve kızanları Yonca ve Yağmur umutsuzluk içinde yaşadılar yıllarca Bebeleriyle yıllar sonra erine kavuşmak için yine Meriç sularında boğulmayı dahi göze alan Aybüke Hatun aslında yürekli bir ana ve bir eş olarak zulme karşı sessiz isyandaydı Onların yazgıları Rodop Istranca Dağları ve yaylalarından başlayıp Sofya Hasköy Kırcaali ve Gümülcine hattı üzerinde yazılmış ana babalarının devamıydılar Gümülcine de yaşayan Sarılar ailesinin oğlu İlhan Dabakoğlu ailesinin kızı Aybüke ve onlardan olma çocuklarının nasıl bir gelecek beklediğini onlar da bilmiyordu Anavatana ulaşmayı önleyen pek çok engel vardı Grek polisi komutan Anastiyasis Sofulu Meriç Nehri birer birer geçilerek Burgaz kasabasına varılacak ve orada yepyeni bir hayatın temelleri atılacak Feride Yosun işte bu yeni hayatın ürünü olarak dünyaya gözlerini açacaktı Tamamı yaşanmış bir hayatın anılarına dayanan bu roman Balkan Türklerinden bir ailenin dördüncü kuşaktan torun Feride Yosun un anlatımları pek çok yerde okuyucuyu derin düşüncelere sürükleyeceği gibi bazen de duygusallığın doruğuna çıkarıp hayalden gerçeği yaşatacaktır Rumeli muhaciri ailelerin evlatları aşkı sevgiyi ve mutluluğu bulabilecekler mi

Palme Yayıncılık
Muhacir Muhacir olmak hiç kolay değildi Umuda yürüyüşte çamurlara yağmura fırtınalara boranlara direnip hayatta kalabilen aile bireyleri geçmişlerini yaşadıkları acılarını hatıralarını yeni nesillere zincirleme aktardılar Göç yollarında yok olmuş hayatların parçalanmış ailelerin anasını babasını tanımamış çocuklar babaannesinin ismini duymamış nice kuşakların anlatımları hep acı gerçeklerle doluydu Büyükleri öte tarafa göçtükçe geride kalanlar yeni kuşaklara hatıralarını anlatarak geçmişlerini geleceğe taşıdılar Balkanlarda başlayan ulusallaşma hareketleri kendine vatan edinmiş topraklarda artık ne Müslüman ne de Musevilere hayat hakkı tanınmayacağı belliydi Onun için yurtlarından sürülen Balkan Türklerinin acı hikayeleri her zaman iç yakıcı oldu Vatan bildikleri topraklarından koparılan çoğu aile fertlerini ayıran yıkılan hayalleri umutları ve buna rağmen ayakta kalmayı başaranlar oldu Grek baskısına isyan edip suç işleyen zindanlarda can vermek istemeyen hayatı pahasına Meriç in serin sularına atlayıp Türkiye topraklarına geçen Sarayı İlhan bir kaçaktı Zor ve acılı günlerin ardından Burgaz kasabasında yurt edinmiş Saraylı İlhan ın Batı Trakya da bıraktığı genç eşi Aybüke ve kızanları Yonca ve Yağmur umutsuzluk içinde yaşadılar yıllarca Bebeleriyle yıllar sonra erine kavuşmak için yine Meriç sularında boğulmayı dahi göze alan Aybüke Hatun aslında yürekli bir ana ve bir eş olarak zulme karşı sessiz isyandaydı Onların yazgıları Rodop Istranca Dağları ve yaylalarından başlayıp Sofya Hasköy Kırcaali ve Gümülcine hattı üzerinde yazılmış ana babalarının devamıydılar Gümülcine de yaşayan Sarılar ailesinin oğlu İlhan Dabakoğlu ailesinin kızı Aybüke ve onlardan olma çocuklarının nasıl bir gelecek beklediğini onlar da bilmiyordu Anavatana ulaşmayı önleyen pek çok engel vardı Grek polisi komutan Anastiyasis Sofulu Meriç Nehri birer birer geçilerek Burgaz kasabasına varılacak ve orada yepyeni bir hayatın temelleri atılacak Feride Yosun işte bu yeni hayatın ürünü olarak dünyaya gözlerini açacaktı Tamamı yaşanmış bir hayatın anılarına dayanan bu roman Balkan Türklerinden bir ailenin dördüncü kuşaktan torun Feride Yosun un anlatımları pek çok yerde okuyucuyu derin düşüncelere sürükleyeceği gibi bazen de duygusallığın doruğuna çıkarıp hayalden gerçeği yaşatacaktır Rumeli muhaciri ailelerin evlatları aşkı sevgiyi ve mutluluğu bulabilecekler mi