Musa nın Mapusanesi — Hasan İzzettin Dinamo

Musa nın Mapusanesi
Hasan İzzettin DinamoTekin Yayınevi
Musa nın Mapusanesi
Hasan İzzettin DinamoBu haber evliyaları bile gavur eder diye düşündüm Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın Yukarıdan gelen emir benim Tren şiiri için küplere binen İsmet Paşa yla Şükrü Kaya dan gelebilir Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin Peki peki yargıçlık bunun neresinde Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Altın adalet terazisi evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur Bir an düşlerimin gözleri kamaşır Evrenin altın adalet terazisi altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekâsı insan yüreği insan vicdanı en sonra insan düşüncesi taşır Bu gece kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz Sabahattin Ali Hamdi eliyle bana anti faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi En baştaki şiirin adı şu Kaçarken Vurulmuştur Anladım Nazi Almanya sında aydınları yazarları şairleri öldürmenin bahanesi bu Kaçarken vurulmuştur Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları mezartaşı hepsinin başında Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim ne ekmek bu kerte Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin Yayınevi
Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak Sayfa Sayısı 199 Baskı Yılı 2012 Dili Türkçe Yayınevi Tekin Yayınevi

Tekin Yayınevi
Bu haber evliyaları bile gavur eder diye düşündüm Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın Yukarıdan gelen emir benim Tren şiiri için küplere binen İsmet Paşa yla Şükrü Kaya dan gelebilir Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin Peki peki yargıçlık bunun neresinde Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Altın adalet terazisi evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur Bir an düşlerimin gözleri kamaşır Evrenin altın adalet terazisi altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası insan yüreği insan vicdanı en sonra insan düşüncesi taşır Bu gece kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz Sabahattin Ali Hamdi eliyle bana anti faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi En baştaki şiirin adı şu Kaçarken Vurulmuştur Anladım Nazi Almanya sında aydınları yazarları şairleri öldürmenin bahanesi bu Kaçarken vurulmuştur Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları mezartaşı hepsinin başında Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim ne ekmek bu kerte Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin
Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin Yayınevi
Bu haber evliyaları bile gavur eder diye düşündüm Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Yukarıdan gelen emir benim Tren şiiri için küplere binen İsmet Paşa yla Şükrü Kaya dan gelebilir Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin Peki peki yargıçlık bunun neresinde Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Altın adalet terazisi evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur Bir an düşlerimin gözleri kamaşır Evrenin altın adalet terazisi altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası insan yüreği insan vicdanı en sonra insan düşüncesi taşır Bu gece kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz Sabahattin Ali Hamdi eliyle bana anti faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi En baştaki şiirin adı şu Kaçarken Vurulmuştur Anladım Nazi Almanya sında aydınları yazarları şairleri öldürmenin bahanesi bu Kaçarken vurulmuştur Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları mezartaşı hepsinin başında Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim ne ekmek bu kerte Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin Yayınevi
Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin Yayınevi
Bu haber evliyaları bile gavur eder diye düşündüm Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın Yukarıdan gelen emir benim Tren şiiri için küplere binen İsmet Paşa yla Şükrü Kaya dan gelebilir Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin Peki peki yargıçlık bunun neresinde Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Altın adalet terazisi evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur Bir an düşlerimin gözleri kamaşır Evrenin altın adalet terazisi altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası insan yüreği insan vicdanı en sonra insan düşüncesi taşır Bu gece kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz Sabahattin Ali Hamdi eliyle bana anti faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi En baştaki şiirin adı şu Kaçarken Vurulmuştur Anladım Nazi Almanya sında aydınları yazarları şairleri öldürmenin bahanesi bu Kaçarken vurulmuştur Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları mezartaşı hepsinin başında Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim ne ekmek bu kerte Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak

Tekin Yayınevi
Bu haber evliyaları bile gavur eder diye düşündüm Sayın gözlüklü Ağır Ceza Reisi vicdanının sızlamış olması bile bir ilerleme sayılabilir Hep birkaç kuruş ekmek parası yüzünden değil midir ki vicdanının sesine kulaklarını tıkamak zorunda kaldın Yukarıdan gelen emir benim Tren şiiri için küplere binen İsmet Paşa yla Şükrü Kaya dan gelebilir Sen de işinden olmamak uğruna adaletin kıçına bir şaplak indirip onu kapıdan kovdun Dört yılın cehennem gibi fırınında dört genci kebap etmeyi göze alabildin Peki peki yargıçlık bunun neresinde Bunu doğrudan doğruya onlar da yapabilirdi neden seni bir zavallı maşa gibi kullanarak adaleti böyle kötü bir biçimde kirlettiler Matbaacı Tatar Kadri den bu haberi aldıktan sonra bütün namuslu duygularım tedirgin oldu Bir adalet sıtmasına tutuldum ki sormayın gitsin İçimin binlerce yakınışını dinledim Bence adaletsiz ne Tanrı olur ne de evren Adalet sıtması deprem gibi sarsar insanı Adalet sıtması kanı ateş gibi yakar Aşk ateşi bile bence böyle zorlu olmaz İnsan kavrulur kül olur adalet sıtmasıyla Altın adalet terazisi evrenin bir ucundan bir ucuna kurulur Bir an düşlerimin gözleri kamaşır Evrenin altın adalet terazisi altın ölçü ağırlıkları yerine insan zekası insan yüreği insan vicdanı en sonra insan düşüncesi taşır Bu gece kendimi yuvasından atılmış bir leylek yavrusuna benzettim Çarpınıp çırpındım düşüncelerimle dövüşerek delice Bir kez daha anladım ki adaletsiz bir Tanrı da adaletsiz bir insan da evrende uzun boylu dikiş tutturamaz Sabahattin Ali Hamdi eliyle bana anti faşist Alman şairlerinden derlenmiş acı acıklı şiirlerle dolu Almanca bir şiir kitabı gönderdi En baştaki şiirin adı şu Kaçarken Vurulmuştur Anladım Nazi Almanya sında aydınları yazarları şairleri öldürmenin bahanesi bu Kaçarken vurulmuştur Kaçarken vurulmakta hepsi sınır taşında Sınırtaşları mezartaşı hepsinin başında Bu buz gibi gecede okuduğum kitabın verdiği güzel imgeler bile çaya karşı duyduğum özlemi gideremedi Yaşamım boyunca ne kadın çekti içim ne ekmek bu kerte Çay kaşıklarının bardaklarda çıkardığı şıkırtılar senfonileşerek kulaklarıma çarparken Ali Saip in yüksek sesle konuşmaları da bu senfoninin biricik soloları gibi iştiliyor Doğa ilkyazın en güzel günlerini yaşarken bizim de başımızın üstünde düşüncelerimizin gençlik türküleri esiyordu Vakitsiz gençlik türküleri söyledik diye mayısın bu çimen müzik çiçek desenli halısı üzerinden kaldırılıp dört arkadaş dört yıl içeri atıldık Mahpushane bize seki seki derinlere doğru inen karanlık cehennem bahçeleri hazırlamış Can kapkara ağılı çiçekler açan bu bahçelerde her an çelik uçlu çakırdikenleriyle dalanır durur Burada insan bir zavallı buğday tanesi gibidir Her gün kaygı değirmeninin taşları arasında yeniden ufalanır durur İyi ki biz yüreğimizi düşüncemizin buyruğuna vermişiz Belki bu yüzden sarsıntımız daha az olacak Yaşamak sevincimiz daha az ağlayıp saçlarını daha az yolacak