Müzik ve Gürültü Arasında Siyaset — Yusuf Çifci

Müzik ve Gürültü Arasında Siyaset
Yusuf ÇifciBüyüyen Ay Yayınları
Müzik ve Gürültü Arasında Siyaset
Yusuf ÇifciHenüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak Geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir

Büyüyen Ay Yayınları
Henüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak Geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir

Büyüyen Ay Yayınları
Henüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir

Büyüyen Ay
Henüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir

Büyüyen Ay Yayınları
Yusuf Çifci tarafından kaleme alınan Müzik ve Gürültü Arasında Siyaset Büyüyen Ay Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Müzik ve Gürültü Arasında Siyaset Yusuf Çifci Kitap Özeti Henüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir Yayınevi Büyüyen Ay Yayınları Yazar Yusuf Çifci Sayfa 272 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ekim 2016 Barkod 9786059268493 Kategori Diğer Sosyoloji Kitapları

Büyüyen Ay Yayınları
Henüz on beş yaşımda iken bir yandan lisede okuyor ve bir yandan da düğünlerde ve özel eğlencelerde bağlama çalıyordum Her gittiğim düğünde ve eğlencede istenen şarkılar değişiyordu Bir düğünde taşrada milliyetçilik marşı olarak bilinen Genç Osman şarkısı istenirken başka bir düğünde yine taşrada sol düşünce ile bağdaştırılan Leylim Ley şarkısı isteniyordu Bazı eğlencelerde bırakın Kürtçe bir şarkıyı Ahmet Kaya çalmak bile kesinlikle yasaktı Çünkü biz eğlence mekânına gidip teknik donanımı kurarken davetin sahibi gelip yasak listemizi veriyor ve eğer yasak listesinden herhangi bir istek gelirse isteyeni kendisine göndermemiz gerektiğini söylüyordu Ve arkasından da ekliyordu Sakın X i çalmayın Sonra sizi ben bile kurtaramam Buradaki X bilinmeyeni mekâna ve zamana göre değişiyordu Bir keresinde Ahmet Kaya nın Kum Gibi şarkısını söylerken birisi amfinin fişini çekti ve dolayısıyla sesimizi kesmiş oldu Birkaç dakika sonra yanımıza gelip Gürültü etmeyin Adam gibi çalıp söyleyecekseniz söyleyin Yoksa hemen burayı terk edin dedi Bu kitap bizzat benim başımdan geçen yukarıdaki hikâyeden hareket ederek müzik ve gürültü kavramlarını siyaset teorisi içinde konumlandırmaya çalışmakta ve Bir Ahmet Kaya şarkısı ya da Kürtçe söylenen bir şarkı gürültü müdür sorusuna yanıt aramaktadır Kitapta bir dönem Kürtçeye karşı olan olumsuz toplumsal tavır ve Kürt müziğinin gürültü olarak değerlendirilmesinden yola çıkılarak müzikal ötekileştirme olgusu kavramsallaştırılmaya çalışılmakta ve bu kavramsal çerçeveden bakılarak geç dönem Osmanlı dan Cumhuriyet e ve Cumhuriyet ten bugüne kadar Türkiye deki müzik ve gürültü ikilemi incelenmektedir