Nahid Sırrı Örik Harem i Hümâyun Yazıları — Kolektif

Nahid Sırrı Örik Harem i Hümâyun Yazıları
Kolektif
Everest Yayınları
Nahid Sırrı Örik Harem i Hümâyun Yazıları
Kolektif
Harem i Hümayun Yazıları Kitap Açıklaması Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 19391959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor Kitap Adı Harem i Hümayun Yazıları Yazar Nahid Sırrı Örik Yayınevi Everest Yayınları Hamur Tipi 2 Hamur Sayfa Sayısı 616 Ebat 14 x 20 İlk Baskı Yılı 2025 Baskı Sayısı 1 Basım Dil Türkçe Barkod 9786253695347

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 19391959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor Tanıtım Bülteninden

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor Yazar kolektif Sayfa Sayısı 616 Çeviri Ebat 14X20 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Kasım 2025 Kağıt Cinsi 1 hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Everest Yayınları
Harem i Hümâyun Yazıları Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

EVEREST YAYINLARI
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor Yayınevi EVEREST YAYINLARI Yazar KOLEKTİF Sayfa Sayısı 616 SAYFA Yıl 2025

Everest Yayınları
Nahid Sırrı Örik tarafından kaleme alınan Harem i Hümâyun Yazıları Everest Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Harem i Hümâyun Yazıları Nahid Sırrı Örik Kitap Özeti Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor Yayınevi Everest Yayınları Yazar Nahid Sırrı Örik Sayfa 616 Sayfa Kağıt Kitap Kağıdı Boyut 14 00x20 00 cm Basım Yılı Kasım 2025 Barkod 9786253695347 Kategori Osmanlı Tarihi

Everest
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor

Everest Yayınları
Osmanlı tarihinin en çok efsaneleştirilen kurumu olan harem yüzyıllar boyunca hem Batı nın oryantalist merakı hem de yerli tarih anlatısının sessizlikleriyle kuşatılmış bir alan olarak kaldı Modern araştırmalar ise haremin yalnızca padişahın özel yaşamına ait bir mekân değil devletin iç işleyişine nüfuz eden bir politik alan kadınların eğitim sanat ve iktidar pratikleriyle yer aldığı kurumsal bir yapı olduğuna işaret ediyor Örik in 1939 1959 yılları arasında kaleme aldığı dönemin arşiv belgeleri kendi hatıraları ve kişisel gözlemleriyle desteklenmiş olan yazıları da bu anlayışa katkı sağlayabilecek türdendir Bahriye Çeri nin Harem i Hümâyun Yazıları başlığıyla derlediği bu kitaptaki yazılarında Nahid Sırrı Örik haremin kapılarını hem bir tarihçi hem de romancının sezgisiyle aralar Onun kaleminde harem efsanelerin değil kadın öznesinin sahnesidir Valide sultanlar şehzade anneleri kalfalar ve cariyeler yalnızca mahrem alanın figürleri değil aynı zamanda saray siyasetinin ve toplumsal hiyerarşinin aktif aktörleridir Kadınlar görünmez kılındıkları bir tarihte danışmanlık arabuluculuk gibi rollerle himaye ve nüfuzlarıyla devletin yönetim ağının bir parçasıdır Bu yönüyle haremi ataerkil bir yapının içinde kadınların iktidar üretme biçimlerini gösteren özgün bir laboratuvar olarak görmek yanlış olmaz Yazar cariyelerin kölelikten yükselip güç kazandığı kadınların sanat ve siyaset alanlarında yer bulduğu Osmanlı sarayının iç dinamiklerini ele alırken tarih yazımının dışına itilmiş kadın seslerini yeniden kayda geçirir Harem i Hümâyun Yazıları tarihi ve sarayın gizli kapıları ardındaki yaşamı gözler önüne sermekle kalmıyor asıl önemini kadın tarihini erkek merkezli belleğin ve anlatının dışına çıkarmasından alıyor