Naikan Sen İçine Bak — Senai Demirci

Naikan Sen İçine Bak
Senai DemirciHayy Kitap
Naikan Sen İçine Bak
Senai DemirciEge nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster
Naikan Sen İçine Bak
Senai Demirci
Hayy Kitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster Tanıtım Bülteninden

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayy Kitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayy Kitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayykitap
Sen İçine Bak Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Hayykitap
Ege nin küçük bir kasabasında ikindi üzeri bir delikanlı denize bakan derin falezlerin başına geçer kendisini aşağıya atmaya niyetlidir Etraftakiler vazgeçirmek için dil döker tanıdıkları yalvarır ama nafile Hayatın hiçbir anlamı yok kendimi aşağı atıp son vereceğim bu saçmalığa der Sonunda kasabadan delikanlının hatırını sayacağını düşündükleri Osman Dedeyi çağırırlar Ümmidir Osman Dede tek bildiği çiftçiliktir özel bir eğitimi yoktur Gelir gelmez İstersen hemen atla der delikanlıya Ama önce sende hakkı olanların hakkını ver Şaşkınca bakan delikanlıdan ayakkabılarından birini ister Hatırla bakalım buraya kadar yürüdüğün ayakkabıda kimlerin emeği var Yürüdüğün yolu kimler senden önce senin için kazdı Ayaklarının altında eskittiğin hangi canlının derisi Bugüne kadar yaşarken kaç cana mal olduğunu hesaplayabilir misin Bir ara delikanlının üzerindeki tişörtü çekiştirir Bu tişörtün pamuklarını toplayanlara pamukları eğirip sana tişört olsun diye dokuyanlara atlamadan önce söyleyeceğin bir şey yok mu Bugüne kadar yediğin ekmeklerin buğdayını sıcağın alnında ekip biçenlere ve özenle pişirenlere gitmeden önce teşekkür etmeyi düşünmez misin Delikanlıyı Osman Dedenin gösterdiği şeffaf bağlar öylesine sarıp tutar ki kendi isteğiyle uçurumdan hayata döner Ben de derim ki uçurumun başında değilsin ama hayatı konforun yüksek tepelerinde kaçırıyorsun Yaşamı yaşayarak öldürüyorsun Ben bana yeterim derken seni kucaklayan sıcacık bağları hoyratça söküp uçuruma savuruyorsun Olur da bu akşam Osman Dede sana uğrarsa yorma onu elindeki Naikan ı göster Tanıtım Bülteninden