Nevzat Tarhan İhtilalden İkbale Var Olmanın Retoriği 2 — Leyla Yıldız

Nevzat Tarhan İhtilalden İkbale Var Olmanın Retoriği 2
Leyla Yıldız5 Şubat Yayınları
Nevzat Tarhan İhtilalden İkbale Var Olmanın Retoriği 2
Leyla YıldızGeleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat Yayınları
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 Şubat
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor Yazar Sakarya da bir edebiyat öğretmenidir

5 ŞUBAT YAYINLARI
Kendi hayat hikâyesi bir haksızlıkla başlıyordu asıl Doğum tarihi adaletsizliğe uğradığı tarihti Koyu bir gecenin bahşettiği dolunaydı Keskin sancıların eseri Postmodern bir darbenin doğurduğu adam Taktik ve stratejik açıdan Cumhuriyet tarihinin en büyük psikolojik savaşının tank paletlerinden sağ çıkan adamdı Darbe kansızdı kendisi yaralı Cemil Meriç e göre Yaşamak yaralanmaktır Bundan sonra yaralanarak yaşayacaktı Ağzında onlarca yara vardı yüreğinde binlercesi Asıl canını acıtan ağzındakiler değil asıl canını yakan kalbinde açılan yaralardı Hem muztaripti hem şaşkın Derin devletle tanışmıştı

5 ŞUBAT YAYINLARI
Geleceğe doğru akan bir zaman kavramı vardı kendisinde Mutlu olmak için değil zengin olmak için hiç değil tanınmış olmak para pul şöhret için değil hürriyet için kendini gerçekleştirmek için adeta hipnotik bir uyku halindeymişçesine tutkulu av başlıyordu Hür dediği iradesi varoluş egoizmi korkuları ve sancılarıyla bazı tutkuların bazı takıntıların esaretinde kıvrım kıvrım kıvranıyordu mütemadiyen Her alanda hekimlikte bilimde iş hayatında sosyal sorumluluk projelerinde belagatte çok başarılı çok yetenekliydi tuttuğunu koparıyordu ama bir türlü kendini yeterli hissetmiyordu Ne kadar başarı ne kadar güç elde ederse kendini o denli yetersiz hissediyor güvensiz hissediyor kendini eksik noksan kusurlu hissettikçe eylemlerine hız veriyor âlemden biraz daha güç gasp etme iştahı biraz daha güven iştiyakı ve kemal ihtirasıyla devamlı çalışıyor atılımlar gerçekleştiriyor fağfur kuleler inşa ediyor o kulelerde gönlünün dalgalarına hüzün nakşediyordu Sınırlarını aştıkça mutsuz oluyordu Hep başarılı hep güçlü hep kahraman ama hep hüzünlü hep mutsuz Napolyon Bonapart gibi Napolyon gibi güç sahibi bir insan Hayatında mutlu olduğum gün sayısı altıyı geçmez demiş Demek ki sadece maddi anlamda güçlü kuvvetli olmak mutlu olmaya yetmiyor