MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş — Müfit Selim Saruhan

Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş
153,13
Din FelsefesiDinFelsefe Metinleri

Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş

Müfit Selim Saruhan

Eski Yeni Yayınları

2025-04-291. baskı166 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Teklif KitapEn ucuz

Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş

Müfit Selim Saruhan

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir

Ekin Kitap
176,40

Eski Yeni Yayınları

Nisan 2025166 sf.
Ekin Kitap

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir

Benli Kitap
183,75

Eski Yeni Yayınları

2025-04-291. baskı166 sf.
Karton135-210-Kitap KağıdıTürkçe
Benli Kitap

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir

Kitap Ambarı
183,75

Eskiyeni Yayınları

2025166 sf.
İnce Kapak13 x 21
Kitap Ambarı

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir Tanıtım Bülteninden

Kitap Sepeti
183,75

Eski Yeni Yayınları

2025166 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir

Şehadet Kitap
183,75

Eski Yeni Yayınları

2025166 sf.
Şehadet Kitap

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir

Ucuz Kitap Al
208,25

Eski Yeni Yayınları

Nisan 2025166 sf.
13.00x21.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Müfit Selim Saruhan tarafından kaleme alınan Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş Eski Yeni Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Niçin İnanıyor Niçin İnanmıyoruz İnanç Fenomenolojisine Giriş Müfit Selim Saruhan Kitap Özeti Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir Yayınevi Eski Yeni Yayınları Yazar Müfit Selim Saruhan Sayfa 166 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 00x21 00 cm Basım Yılı Nisan 2025 Barkod 9786255536198 Kategori Din Felsefesi

Nobel Kitap
215,60

Eski Yeni Yayınları

2025166 sf.
Nobel Kitap

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman ya

D&R
220,50

Eskiyeni Yayınları

20251. baskı166 sf.
13 x 212. HamurTürkçe
D&R

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir Tanıtım Bülteninden

Pandora

Eski Yeni Yayınları

2025166 sf.
Pandora

Bu kitap inancı da inançsızlığı da yargılamadan okuyucusuyla birlikte düşünmeye çalışan bir sorgulamanın izini sürüyor Niçin inanıyoruz veya niçin inanmıyoruz gibi temel sorulara verilen cevapların çoğu zaman derinlikten uzak taklitle şekillenmiş ya da yalnızca sosyolojik kabullerle sınırlı olduğunu fark ediyoruz Yazar bu cevaplara kendi mutlak cevabını sunmaktan çok bu tür soruların bizi hangi zihinsel ve varoluşsal eşiklere taşıdığını birlikte tartışmayı öneriyor Dinin toplumdaki fenomenolojik görünümleri ufuk huzur ve kaos kavramları üzerinden düşünülüyor Bu kavramlar dinin nasıl algılandığına dair farklı okumaların bir haritası olarak sunuluyor Ardından felsefi düşünce eşliğinde inancın sadece duygusal ya da kültürel değil aynı zamanda kavramsal olarak da nasıl temellendirilebileceği üzerine bir öneri geliştiriliyor Yazar Aristotelesçi dört neden anlayışını ve kategorileri bir tür zihinsel mercek olarak kullanmayı teklif ediyor Anlamaya çalışırken zihnimizin hangi yapılarla düşündüğünü birlikte keşfetmek için İnançla ilgili düşünsel geleneklerde kısa bir yolculuğa çıkan yazar İslam düşüncesinde İbn Arabî nin çoğulculuğa açık yapısını Fârâbî nin dini felsefeyle özdeşleştiren rasyonalist yaklaşımını hatırlatıyor Batı felsefesinde ise Locke Hume Kant ve Spinoza gibi isimlerin inanca dair özgün yaklaşımlarına değinerek neyi neden düşündüğümüzü sorgulamak için düşünce zemini sunuyor Ancak hiçbirini mutlaklaştırmadan sadece bir düşünme daveti olarak önümüze koyuyor Yazar dinî metinlerin farklı yorumlara açık doğası ve bu farklılıkların doğurabileceği gerilimler üzerinde duruyor Dinin şiirsel burhanî ya da retorik biçimde algılanışının insan zihninde ne tür anlam değişimleri yarattığını soruyor Herkesin anlama biçimi farklıysa o hâlde metinler hep yeniden mi anlaşılmalıdır Kutsal olanla ilişkiyi hangi düzlemde kurarız Niçin sorusu bu kitapta merkezi bir yer tutuyor İnanma veya inanmama başlı başına birer sonuç değil çoğu zaman yaşanmışlıkların karşılaşmaların korkuların ve umutların iç içe geçmiş hâlidir Dolayısıyla yazar bir taraf belirlemekten çok okuyucusunu kendi düşünsel serüvenine çağırıyor Düşünmeye sorgulamaya bazen durmaya bazen yeniden başlamaya Bu kitap kesin cevaplar sunmuyor Ama her cevabın ardında hangi sorunun gizli olduğunu birlikte aramaya davet ediyor Çünkü inanç da inançsızlık da nihayetinde bir bakış açısı değil bir yolculuk biçimidir