Nietzsche Sustuğunda — Mehmet Uğur

Nietzsche Sustuğunda
Mehmet UğurYalçın Yayınları
Nietzsche Sustuğunda
Mehmet UğurŞimdi de içim nerede dışım nerede diye düşünüyorsun Yediğin içtiğin bunca yalan seni sarhoş etmiş Kendin de değilsin Bak ayakların yere basmıyor Başının üzerinde yürüdüğünün farkında değilsin Bu adam kimdir nedir benden ne istiyor Benimle mi yoksa kendi kendine mi konuşuyor Durumu hala anlamış değilim Mehmet Uğur un yazdıkları alışıldık öykü roman deneme anlatı formlarının anlatıcısından farklı bir düzlemden sesleniyor Bir kurgunun anlatıcısı olarak konuşmuyor Dilin anlatım biçimlerini biçimsel alışkanlıklarını kullanma teknikleriyle belirlenmiş insan zihninin özne ayrışmasına uğramış düşleminden uyanışının bir dramatiği olarak okunabilir Herakleitos dan Parmenides e Platon a Hint ve Çin felsefelerinin Buda Zen özne nesne ayrışmasına uğramış zihnin sanı doksa yapılanmalarından çözünebilmeyi insanın düşünsel olgunlaşmasının nihai hedefi olarak sezmiş bir insanın dramatiği Sokrates inkine benzemek zorunda olmasa da dramatik bir iç benzerliği hep paylaşır Sanılarla belirlenmiş insanın kültür ve tarihsel bağlamında hakikat sezgisinin uyanışının bir kaderi dramatik açılımı sözkonusu bu metinlerde Hakikat sorununun merkez olduğu bir anlatıda yazarın okurun metinle düşünle ilişkisi de problematiktir Yazar okur metin roman deneme dil Artık bu kavramların yerleşik anlamları üzerinden seslenmez insan duyarlığına Hakikat sezgisinin ifadesine dolayım oluşturan bir metinde bu ayrımlar birbirine dönüşen ve birbirini dönüştüren bir ortam oluşturur çağrıyla karşılığın içinde birlikte yankılandığı Edebiyatın hakikat duyarlığından kopmadığı bir metinde kendini gösteren değerleri konvansiyonel biçimsel değer ölçütleriyle ölçülemez Erkut Sezgin İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yalçın Yayınları
Mehmet Uğur tarafından kaleme alınan Nietzsche Sustuğunda Yalçın Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Nietzsche Sustuğunda Mehmet Uğur Kitap Özeti Şimdi de içim nerede dışım nerede diye düşünüyorsun Yediğin içtiğin bunca yalan seni sarhoş etmiş Kendin de değilsin Bak ayakların yere basmıyor Başının üzerinde yürüdüğünün farkında değilsin Bu adam kimdir nedir benden ne istiyor Benimle mi yoksa kendi kendine mi konuşuyor Durumu hala anlamış değilim Mehmet Uğurun yazdıkları alışıldık öykü roman deneme anlatı formlarının anlatıcısından farklı bir düzlemden sesleniyor Bir kurgunun anlatıcısı olarak konuşmuyor Dilin anlatım biçimlerini biçimsel alışkanlıklarını kullanma teknikleriyle belirlenmiş insan zihninin özne ayrışmasına uğramış düşleminden uyanışının bir dramatiği olarak okunabilir Herakleitosdan Parmenidese Platona Hint ve Çin felsefelerinin Buda Zen özne nesne ayrışmasına uğramış zihnin sanı doksa yapılanmalarından çözünebilmeyi insanın düşünsel olgunlaşmasının nihai hedefi olarak sezmiş bir insanın dramatiği Sokratesinkine benzemek zorunda olmasa da dramatik bir iç benzerliği hep paylaşır Sanılarla belirlenmiş insanın kültür ve tarihsel bağlamında hakikat sezgisinin uyanışının bir kaderi dramatik açılımı sözkonusu bu metinlerde Hakikat sorununun merkez olduğu bir anlatıda yazarın okurun metinle düşünle ilişkisi de problematiktir Yazar okur metin roman deneme dil Artık bu kavramların yerleşik anlamları üzerinden seslenmez insan duyarlığına Hakikat sezgisinin ifadesine dolayım oluşturan bir metinde bu ayrımlar birbirine dönüşen ve birbirini dönüştüren bir ortam oluşturur çağrıyla karşılığın içinde birlikte yankılandığı Edebiyatın hakikat duyarlığından kopmadığı bir metinde kendini gösteren değerleri konvansiyonel biçimsel değer ölçütleriyle ölçülemez Erkut Sezgin İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Yayınevi Yalçın Yayınları Yazar Mehmet Uğur Sayfa 136 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x19 50 cm Basım Yılı Eylül 2009 Barkod 9789754881097 Kategori Roman Yerli Yabancı Türk Edebiyatı

Yalçın
Mehmet Uğur un yazdıkları alışıldık öykü roman deneme anlatı formlarının anlatıcısından farklı bir düzlemden sesleniyor Bir kurgunun anlatıcısı olarak konuşmuyor Dilin anlatım biçimlerini biçimsel alışkanlıklarını kullanma teknikleriyle belirlenmiş insan zihninin özne nesne ayrışmasına uğramış düşleminden uyanışının bir dramatiği olarak okunabilir Herakleitos dan Parmanides e Platon a Hint ve Çin felsefelerinin Buda Zen özne nesne ayrışmasına uğramış zihnin sanı doksa yapılanmalarından çözünebilmeyi insanın düşünsel olgunlaşmasının nihai hedefi olarak sezmiş bir insanın dramatiği Sokrates inkine benzemek zorunda olmasa da dramatik bir iç benzerliği hep paylaşır Sanılarla belirlenmiş insanın kültür ve tarihsel bağlamında hakikat sezgisinin uyanışının bir kaderi dramatik açılımı söz konusu bu metinlerde Hakikat sorununun merkez olduğu bir anlatıda yazarın okurun metinle düşünle ilişkisi de problematiktir Yazar okur metin roman deneme dil Artık bu kavramların yerleşik anlamları üzerinden seslenmez insan duyarlığına Hakikat sezgisinin ifadesine dolayım oluşturan bir metinde bu ayrımlar birbirine dönüşen ve birbirini dönüştüren bir ortam oluşturur çağrıyla karşılığın içinde birlikte yankılandığı Edebiyatın hakikat duyarlığından kopmadığı bir metinde kendini gösteren değerleri konvansiyonel biçimsel değer ölçütleriyle ölçülemez Erkut Sezgin İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Tanıtım Yazısı ndan