Nükleer Felaketlerle Yaşamak — Alex Rosen Angelika Claussen

Nükleer Felaketlerle Yaşamak
Alex Rosen Angelika ClaussenYeni İnsan Yayınevi
Nükleer Felaketlerle Yaşamak
Alex Rosen Angelika ClaussenNükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Yeni İnsan Yayınevi

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır Tanıtım Bülteninden Sayfa Sayısı 160 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Yeni İnsan Yayınevi

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır

Yeni İnsan
çev. Öktem, Alper
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur

Yeni İnsan Yayınevi
Angelika Claussen tarafından kaleme alınan Nükleer Felaketlerle Yaşamak Yeni İnsan Yayınevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Nükleer Felaketlerle Yaşamak Angelika Claussen Kitap Özeti Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır Yayınevi Yeni İnsan Yayınevi Yazar Angelika Claussen Sayfa 160 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Nisan 2016 Barkod 9786055895846 Kategori Diğer Tarih Kitapları Ekoloji

Yeni İnsan Yayınevi
çev. Alper Öktem
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonya sına ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır

Yeni İnsan Yayınevi
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünya

Yeni İnsan Yayınları
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur Peki Çernobil de yaşananlar Fukişima da başarıya alışmış ve teknolojiye belki de dünyada en çok inanan Japonlara ders oldu mu Kitap bu karşılaştırmanın da izini sürerek bir yanıyla da güç sahiplerinin eğilimlerinin sivil toplumun etkililiğinin tıp camiasının örgütlüğünün bilim insanlarının bağımsızlığının ve gazetecilerin cesaretinin önemini sorguluyor Biz özellikle Türkiye de artık çok iyi biliyoruz ki vatan hainliği ile sevgisi arasındaki çizgi iktidarın tercihine kalmıştır Bir şekilde her iki kazadan da en çok zararı görme ihtimali olan insanların örtbas etmelere değil sonuçlarıyla oynanmış raporlara değil nükleer lobisinin finanse ettiği araştırmalara ve boş umutlara değil güvenilir bilgilere ve desteğe ihtiyacı vardır Kaldı ki bütün kazanın 300 yıla kadar sürecek etkilerini ortadan kaldırmak için yine bu en çok zarar gören yurttaşların vergileri kullanılıyor Nükleer serpintinin cinsi yarılanma ömrü ve bunların bitkiler hayvanlar genel olarak doğal ekosistem üzerindeki etkileri ise insan merkezli düşünenlerin dahi ihmal edemeyeceği düzeydedir çünkü bunların çoğu dönüp dolaşıp besin ya da su olarak insanlar tarafından tüketilmektedir Ancak dünyaya başka bir gözlükle bakmayı becerebilenler için ömürleri çok kısa olan mavi kelebeklerin nasıl etkilendiği de önem taşır Ömürlerinin kısalması kanat uzunlukların azalmasının yanı sıra yeni nesillerdeki mutasyonlar gelecek için çok kaygı vericidir İronik bir gelişme ise nükleerden elde edeceğimiz enerji olmazsa yaşam durur sloganları atan lobicilerin söylediklerin tam tersine kazadan sonra 17 adet nükleer güç santralini toplam reaktör sayısı 48 kapatan hem de bu kadar teknoloji ve elektrik bağımlısı bir ülke olan Japonya o zamandan beri nükleer enerjiye muhtaç olmadan yaşamıştır ve bugün de tekrar çalıştırılan 2 reaktör dışında nükleersiz yaşamaktadır Bütün bu kazaların bize öğrettiği bir önemli unsur ise tıpkı küresel iklim değişikliği gibi nükleer santraller de bulundukları devletlerin sorumluluğundan fazlasını yani bütün gezegende yaşayanları ilgilendiriyor Bu nedenle hangi ülkede yapılırsa yapılsın yarın onun olumsuz etkilerine maruz kalacak tüm insanların bunlara direnmeye hakkı vardır img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

YENİ İNSAN YAYINEVİ
çev. Alper Öktem
Nükleer santral kazaları tüm gezegeni tehdit ediyor Gelişmiş geçinen Rusya sından Japonyası na ABD sinden Fransa sına kadar herhangi bir kaza sonrası santralde çalıştırılan işçiden bölge halkına ve hem o ülkenin hem yakın coğrafyadaki ülkelerin vatandaşlarının hem de kontamine olmuş ürünleri satın olmak zorunda bırakılan çok uzak ülkelerin tüketicilerine kadar herkes büyük yalanlar bilgi saklamaları ve en temel sağlık haklarından dahi mahrum bırakılmaktadır Bütün bunları değerlendirmek için üzerinden geçen makul sürelerle verilerin daha belirginleştiği Çernobil ve Fukişima kazalarında nasıl uygulandığını bu kitapta okuyacaksınız Öylesine ki Japonya gibi bir ülkede nükleer kazadan sonra yapılacak ilk iş olan iyot tabletlerin dağıtımı bile yapılmamıştır ve sonuçları daha şimdiden çok ağır olmuştur