Nurendam Toprağın Kızı — İbrahim Beyik

Nurendam Toprağın Kızı
İbrahim Beyik40 Kitap
Nurendam Toprağın Kızı
İbrahim BeyikSütün mü yoksa suyun mu azizliği daha önce gelir karar veremiyordu bir türlü Bu iki kut sal sıvıyı öncelik sırasına göre kafasında kurmayı saçma buluyordu çok kez ama kurmaktan da hiç geri kalmıyordu Bir insan süt sağarken ya da testisine su doldururken büyülenir mi hiç Nurendam büyüleniyordu Sabahın ışığında yitip gitmesini saymazsak eğer bir sütün beyazlığında bir de suyun berraklığında yitip gidiyordu Ne büyük bir mutluluktu onun için öyle o kusursuz beyazı memeden kovasına sağarken Beyazlığın ve saflığın tarifini başka türlü yapmaya hiç yer bırakmıyordu işin doğrusu Ne de güzel işliyordu o eller öyle Keşke hiç gitmeseydi süt kokusu ellerinde öpseydi insan doya doya o süt kokan ellerinden Çeşmeye her vardığında su daha bir büyüleyici akıyordu onu görünce Nurendam ın yüzü ve çeşmenin suyu daha bir ışıldıyordu İkisi buluşunca ışığı daha çok çeki yorlardı kendilerine doğru sanki Ne büyük bir hazdı onun için öyle o buz gibi suyu testisine doldururken Ne de güzel görünüyordu avuç avuç yüzüne çaldığında suyu Keşke hep öyle ıslak kalsaydı yüzü seyretseydi insan o tanrısal güzelliği doya doya Süt ve Nurendam bir araya geldiğinde emeğin su ve Nurendam bir araya geldiğinde ise güzelliğin simgesi ortaya çıkıveriyordu kendiliğinden Görene de hayran hayran seyretmek kalıyordu bir tek Sabahın ışığı ile olan münasebeti ise tek kelime ile aşktı zaten anlatılamaz

40 Kitap
Su tu n mu yoksa suyun mu azizliği daha önce gelir karar veremiyordu bir tu rlu Bu iki kutsal sıvıyı öncelik sırasına göre kafasında kurmayı saçma buluyordu çok kez ama kurmaktan da hiç geri kalmıyordu Bir insan su t sağarken ya da testisine su doldururken bu yu lenir mi hiç Nurendam bu yu leniyordu Sabahın ışığında yitip gitmesini saymazsak eğer bir su tu n beyazlığında bir de suyun berraklığında yitip gidiyordu Ne bu yu k bir mutluluktu onun için öyle o kusursuz beyazı memeden kovasına sağarken Beyazlığın ve saflığın tarifini başka tu rlu yapmaya hiç yer bırakmıyordu işin doğrusu Ne de gu zel işliyordu o eller öyle Keşke hiç gitmeseydi su t kokusu ellerinde öpseydi insan doya doya osu t kokan ellerinden Çeşmeye her vardığında su daha bir bu yu leyici akıyordu onu göru nce Nurendam ın yu zu ve çeşmenin suyu daha bir ışıldıyordu İkisi buluşunca ışığı daha çok çekiyorlardı kendilerine doğru sanki Ne bu yu k bir hazdı onun için öyle o buz gibi suyu testisine doldururken Ne de gu zel göru nu yordu avuç avuç yu zu ne çaldığında suyu Keşke hep öyle ıslak kalsaydı yu zu seyretseydi insan o tanrısal gu zelliği doya doya Su t ve Nurendam bir araya geldiğinde emeğin suve Nurendam bir araya geldiğinde ise gu zelliğin simgesi ortaya çıkıveriyordu kendiliğinden Görene de hayran hayran seyretmek kalıyordu bir tek Sabahın ışığı ile olan mu nasebeti ise tek kelime ile aşktı zaten anlatılamaz

40 Kitap
Sütün mü yoksa suyun mu azizliği daha önce gelir karar veremiyordu bir türlü Bu iki kut sal sıvıyı öncelik sırasına göre kafasında kurmayı saçma buluyordu çok kez ama kurmaktan da hiç geri kalmıyordu Bir insan süt sağarken ya da testisine su doldururken büyülenir mi hiç Nurendam büyüleniyordu Sabahın ışığında yitip gitmesini saymazsak eğer bir sütün beyazlığında bir de suyun berraklığında yitip gidiyordu Ne büyük bir mutluluktu onun için öyle o kusursuz beyazı memeden kovasına sağarken Beyazlığın ve saflığın tarifini başka türlü yapmaya hiç yer bırakmıyordu işin doğrusu Ne de güzel işliyordu o eller öyle Keşke hiç gitmeseydi süt kokusu ellerinde öpseydi insan doya doya o süt kokan ellerinden Çeşmeye her vardığında su daha bir büyüleyici akıyordu onu görünce Nurendam ın yüzü ve çeşmenin suyu daha bir ışıldıyordu İkisi buluşunca ışığı daha çok çeki yorlardı kendilerine doğru sanki Ne büyük bir hazdı onun için öyle o buz gibi suyu testisine doldururken Ne de güzel görünüyordu avuç avuç yüzüne çaldığında suyu Keşke hep öyle ıslak kalsaydı yüzü seyretseydi insan o tanrısal güzelliği doya doya Süt ve Nurendam bir araya geldiğinde emeğin suve Nurendam bir araya geldiğinde ise güzelliğin simgesi ortaya çıkıveriyordu kendiliğinden Görene de hayran hayran seyretmek kalıyordu bir tek Sabahın ışığı ile olan münasebeti ise tek kelime ile aşktı zaten anlatılamaz

40 Kitap
Su tu n mu yoksa suyun mu azizliği daha önce gelir karar veremiyordu bir tu rlu Bu iki kutsal sıvıyı öncelik sırasına göre kafasında kurmayı saçma buluyordu çok kez ama kurmaktan da hiç geri kalmıyordu Bir insan su t sağarken ya da testisine su doldururken bu yu lenir mi hiç Nurendam bu yu leniyordu Sabahın ışığında yitip gitmesini saymazsak eğer bir su tu n beyazlığında bir de suyun berraklığında yitip gidiyordu Ne bu yu k bir mutluluktu onun için öyle o kusursuz beyazı memeden kovasına sağarken Beyazlığın ve saflığın tarifini başka tu rlu yapmaya hiç yer bırakmıyordu işin doğrusu Ne de gu zel işliyordu o eller öyle Keşke hiç gitmeseydi su t kokusu ellerinde öpseydi insan doya doya osu t kokan ellerinden Çeşmeye her vardığında su daha bir bu yu leyici akıyordu onu göru nce Nurendam ın yu zu ve çeşmenin suyu daha bir ışıldıyordu İkisi buluşunca ışığı daha çok çekiyorlardı kendilerine doğru sanki Ne bu yu k bir hazdı onun için öyle o buz gibi suyu testisine doldururken Ne de gu zel göru nu yordu avuç avuç yu zu ne çaldığında suyu Keşke hep öyle ıslak kalsaydı yu zu seyretseydi insan o tanrısal gu zelliği doya doya Su t ve Nurendam bir araya geldiğinde emeğin suve Nurendam bir araya geldiğinde ise gu zelliğin simgesi ortaya çıkıveriyordu kendiliğinden Görene de hayran hayran seyretmek kalıyordu bir tek Sabahın ışığı ile olan mu nasebeti ise tek kelime ile aşktı zaten anlatılamaz

40 Kitap
Sütün mü yoksa suyun mu azizliği daha önce gelir karar veremiyordu bir türlü Bu iki kutsal sıvıyı öncelik sırasına göre kafasında kurmayı saçma buluyordu çok kez ama kurmaktan da hiç geri kalmıyordu Bir insan süt sağarken ya da testisine su doldururken büyülenir mi hiç Nurendam büyüleniyordu Sabahın ışığında yitip gitmesini saymazsak eğer bir sütün beyazlığında bir de suyun berraklığında yitip gidiyordu Ne büyük bir mutluluktu onun için öyle o kusursuz beyazı memeden kovasına sağarken Beyazlığın ve saflığın tarifini başka türlü yapmaya hiç yer bırakmıyordu işin doğrusu Ne de güzel işliyordu o eller öyle Keşke hiç gitmeseydi süt kokusu ellerinde öpseydi insan doya doya o süt kokan ellerinden Çeşmeye her vardığında su daha bir büyüleyici akıyordu onu görünce Nurendam ın yüzü ve çeşmenin suyu daha bir ışıldıyordu İkisi buluşunca ışığı daha çok çekiyorlardı kendilerine doğru sanki Ne büyük bir hazdı onun için öyle o buz gibi suyu testisine doldururken Ne de güzel görünüyordu avuç avuç yüzüne çaldığında suyu Keşke hep öyle ıslak kalsaydı yüzü seyretseydi insan o tanrısal güzelliği doya doya Süt ve Nurendam bir araya geldiğinde emeğin su ve Nurendam bir araya geldiğinde ise güzelliğin simgesi ortaya çıkıveriyordu kendiliğinden Görene de hayran hayran seyretmek kalıyordu bir tek Sabahın ışığı ile olan muünasebeti ise tek kelime ile aşktı zaten anlatılamaz