MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Oğlumuz Yarın Diye Bir Şey Yoktur — Tarık Buğra

Oğlumuz Yarın Diye Bir Şey Yoktur
266,50
ÖyküKLASİK TÜRK EDEBİYATIKlasik Türkiye Edebiyatı

Oğlumuz Yarın Diye Bir Şey Yoktur

Tarık Buğra

İLETİŞİM YAYINLARI

12.06.2020280 sf.
Karton Kapak13 x 19.5 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap YurduEn ucuz

Oğlumuz Yarın Diye Bir Şey Yoktur

Tarık Buğra

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

Şehadet Kitap
278,80

İletişim Yayınları

2025280 sf.
Şehadet Kitap

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

Kitap Ambarı
278,80

İletişim Yayınları

2019
İnce Kapak13 x 19,5
Kitap Ambarı

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşsorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup KadriKaraosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarındanbiri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya dageçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatanBuğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizdehissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getirenbu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına biröykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük girişkapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerekdönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğinidüşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar labuluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernistyazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünüettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasılTanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faikçizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden Tanıtım Bülteninden

D&R
286,59

İletişim Yayınları

20191. baskı
13 x 19,52. Hamur
D&R

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyleilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden Tanıtım Bülteninden

Kitap Ekspres
295,20
Ekim 2023280 sf.
13X192. HamurTÜRKÇE
Kitap Ekspres

Oğlumuz Yarın Diye Bir Şey Yoktur Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden Yazar Tarık Buğra Sayfa Sayısı 280 Çeviri Ebat 13X19 Basım Dili TÜRKÇE Basım Tarihi Ekim 2023 Kağıt Cinsi 2 Hamur Kredi Kartı Tek Çekim 0 00

Tamadres
307,50

İletişim Yayınları

Şubat 2019280 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

İdefix
309,96
20191. baskı
Ciltsiz2. Hamur
İdefix

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez

Kitap Sepeti
323,90

İletişim Yayınevi

2025280 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

Nobel Kitap
328,00

İletişim Yayınevi

2023280 sf.
Ciltsiz13x20 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

Kitapsan
328,00

İLETİŞİM YAYINLARI

280 SAYFA1. baskı1 sf.
TÜRKÇE
Kitapsan

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden Yayınevi İLETİŞİM YAYINLARI Yazar TARIK BUĞRA Baskı 1 BASKI Dil TÜRKÇE Sayfa Sayısı 1 BASKI Yıl 280 SAYFA

İletişim Yayınları
328,00

İletişim Yayınları

6. baskı - Aralık 2025 (1. baskı - Şubat 2019)280 sf.
130 mm x 195 mm
İletişim Yayınları

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden Kitaptan bir bölüm okumak için tıklayın

Teklif Kitap
328,00

İletişim Yayınları

2019-02-084. baskı280 sf.
Karton130-195-02.HamurTürkçe
Teklif Kitap

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden

Pandora
344,40

İletişim

2019280 sf.
Pandora

Tarık Buğra Kurtuluş Savaşı nı ve Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluş sorunsalını konu alan siyasal roman geleneğimizin Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Kemal Tahir ile birlikte önde gelen yazarlarından biri olmasının yanı sıra öykücülüğüyle de dikkat çeker Öykülerinde çoğu zaman sıradan insanın başından geçenleri ya da geçmesi ihtimal dahilinde olanları kendine has bir duyuş ile anlatan Buğra bazen bir hastalığın hüznünü bazen bir aşkın tutkusunu bazen de bir sohbetin neşesini kendimiz yaşıyormuşçasına içimizde hissettirir Romanlarında olduğu gibi öykülerinde de taşrada olmayı taşra insanıyla bir arada bulunmayı sözün özü taşranın ruhunu anlatmayı ihmâl etmez Tarık Buğra nın kaleme aldığı öykülerin ilk kısmını bir araya getiren bu kitap daha önce Buğra yı sadece romanlarından bilen okurları öykü de yazmış bir romancı ile değil her cümlesiyle başlı başına bir öykücüyle bir araya getirirken aynı zamanda Buğra nın metinleriyle ilk kez karşılaşacak okurların Tarık Buğra edebiyatının büyük giriş kapısını aralamalarına bir imkân sağlıyor Buğra nın hikâyeciliğini belirgin iki çizgi üzerinde geliştirerek dönemin edebi tartışmalarına teoriyle değil pratikle yanıt verdiğini düşünebiliriz Buğra öykücülüğünün bir çizgisi Proust ve Tanpınar la buluştuğu zaman çizgisidir Bu elbette Bergson sonrası modernist yazının da çizgisidir Buğra öykücülüğünün başta sözünü ettiğim ikinci çizgisi hümanizmdir Zamana ilişkin öykülerinde nasıl Tanpınar la aynı yerdeyse insancıl ve insancı öykülerinde de Sait Faik çizgisindedir Jale Parla nın Önsöz ünden