MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Okyanus Baladı — Ali Özdemir

Okyanus Baladı
158,34
ŞiirŞiir Yerli

Okyanus Baladı

Ali Özdemir

Luna Yayınları

2023179 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Okyanus Baladı

Ali Özdemir

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı

Şehadet Kitap
162,40

Luna Yayınları

2023179 sf.
Şehadet Kitap

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı

Ekin Kitap
166,46

Luna Yayınları

2023179 sf.
Ekin Kitap

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı

Nobel Kitap
176,61

Luna Yayınları

2023179 sf.
Nobel Kitap

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı

Kita Kitap
203,00

Luna Yayınları

Ağustos 20231. baskı179 sf.
Ciltsiz13,50 x 19,50 cm2. HamurTürkçe
Kita Kitap

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Pandora

Luna

2023179 sf.
Pandora

Bir tübekte izledim zalimlerin dünyasını Hayatın eş anlamlısı dedikleri bedenlerin mücevherlerine o gün başladı hayranlığım Duvarları olmayan evlerde geçirdiğim öğleden sonralarını toplayıp saklardım sayfaların arasında Toprağın beline tutunup yokuşları inen akarsular gibi süzüldüm bir kadının teninde Kendi ördüğü ağında sallanan bir örümcek gibi sallandım aşağıya sarkıtılan ipte Kulağa hoş gelen bir kuşku balosunda elinden tuttum çirkinliğin Benim için bir ıslık çalabilir misin Hatırlanması imkânsız sanılan buz tutan pencerelerin ardında kalan gençlik yokluğumun yerine bir çiçek koyabilir misin İşte oldu Gözyaşıyla sürülmüş zehirli topraklar şapkasını çıkarıp attı Bir erkek ya da kadın uykusuna daldı huzur zannettiği evliliğin Oysa yaşamın kendisidir yalnızlık diye karalanan serbestlik Sen söyle tutsaklığın sultanı hangi derinliğe kurdun sofranı Süpür yüreğinden keçesi eskimiş saltanatını Çırılçıplak uzan yine bir ressamın tablosuna Şiirden sürülen soylular gibi dokun sen de sanatıma Çocuk olmaktan utanan bir bilinçle aşağı ya da yukarı çekilen su kovaları var düşlerimde açığa çıkan Ve bir de bacağı kesilen o yakışıklı şair üflüyor dumanı ağaç yapraklarına Gelmedi hiç Ne tufandan sonra ne de yaz budalası gibi dehşete düşüren bir şiir Kat kat giyilen elbiseler gibi neyi içimde saklayacağım başkalarına göstermediğim ama herkesin bildiği rengi Hangisinin sahibi olmak istersin diye sordular Koşmaya başlamadan önce atılan yavaş adımların mı yoksa bir yarış atı gibi dörtnala giden zamanın mı Gece güvercini uçunca bana geçti bu yıpranmış hastalık Dilimde bir sıyrıkla benim dedim bu çığlık Müzik aletleri bize yalan söyleyebilseydi ya da öten kuşların cıvıltıları çıkarabilseydi saplandığı etten kılıcı onlar da katılırdı bu kötülük kervanına Bu fikirle geldim buraya bir bilgenin sakalının arkasına saklanınca yaptım hayalî dansımı Hesap günü geldi Açıldı kuşkucuların çantası ve içinden taş ocaklarının kara elmasları çıktı