MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ölü Ruhlar Şehrinde Son Tango — Erkan Atlıhan

Ölü Ruhlar Şehrinde Son Tango
150,48
ÖyküRoman Günümüz

Ölü Ruhlar Şehrinde Son Tango

Erkan Atlıhan

Liman Yayınevi

2024366 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Ölü Ruhlar Şehrinde Son Tango

Erkan Atlıhan

Güzel prenses seni güllerin arasına saklanmış bir yılan sokmuş Beni ise bugün üzerine insan kisvesi giymiş yılanlar soktu Bir kere değil her fırsatta da sok maya devam ediyorlar Galiba buna alıştım onun için de hayattayım Hayatta derken belki de silueti tarihi dokula rı ve doğası öldürülen İstanbul gibiyim Biliyor musun İstanbul artık feryat figan bile etmiyor çünkü ruhu da öldürüldü ve benim gibi de yaşayan bir ölü oldu Ya sen Kız Kulesi sen de kavuşamadın sevdiğin Galata ya Aranıza boğaz girmiş benim ise arama Kara deniz Hem hırçındır Karadeniz yol vermez Zindanda Sabahattin Ali bile dayanamamış dalgalarının sesine ya ben nasıl dayanayım Üstat Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar beni bu sesler oyalar aldırma gönül aldır ma demiş ve içini döküp rahatlamış Ya ben ne yapayım benim zindanım Sinop ta değil içimde Her şeyi de içime attım çünkü çaresizlikten içime söyler derdime de dert katarım İşte böyle Kız Kulesi Bilirim sen boğazın dalgala rına dayanırsın ama ben nefessiz kalmışken nasıl daya nırım beni boğan derinliklere Biliyor musun bazen gaipten de sesler duyarım Yoksa bu ses içinde soluksuz kalan prensesin sesi mi Yok değil çünkü ben her cina yet gördüğümde bu sesi duyarım Yine bir ses katıldı derim ölü ruhların sesine Aslında o kadar çok ses var ki İstanbul un semalarında belki de Şehri bu hale onların ahi getirdi Bu da onların şerefine gelsin dedikten sonra elindeki bira şişesini kafasına gözlerini de Tarihi Yarıma daya dikti

Kitap Ambarı
159,60

Liman Yayınevi

2024366 sf.
İnce Kapak
Kitap Ambarı

Güzel prenses seni güllerin arasına saklanmış bir yılan sokmuş Beni ise bugün üzerine insan kisvesi giymiş yılanlar soktu Bir kere değil her fırsatta da sokmaya devam ediyorlar Galiba buna alıştım onun için de hayattayım Hayatta derken belki de silueti tarihi dokuları ve doğası öldürülen İstanbul gibiyim Biliyor musun İstanbul artık feryat figan bile etmiyor çünkü ruhu da öldürüldü ve benim gibi de yaşayan bir ölü oldu Ya sen Kız Kulesi sen de kavuşamadın sevdiğin Galata ya Aranıza boğaz girmiş benim ise arama Karadeniz Hem hırçındır Karadeniz yol vermez Zindanda Sabahattin Ali bile dayanamamış dalgalarının sesine ya ben nasıl dayanayım Üstat Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar beni bu sesler oyalar aldırma gönül aldırma demiş ve içini döküp rahatlamış Ya ben ne yapayım benim zindanım Sinop ta değil içimde Her şeyi de içime attım çünkü çaresizlikten içime söyler derdime de dert katarım İşte böyle Kız Kulesi Bilirim sen boğazın dalgalarına dayanırsın ama ben nefessiz kalmışken nasıl dayanırım beni boğan derinliklere Biliyor musun bazen gaipten de sesler duyarım Yoksa bu ses içinde soluksuz kalan prensesin sesi mi Yok değil çünkü ben her cinayet gördüğümde bu sesi duyarım Yine bir ses katıldı derim ölü ruhların sesine Aslında o kadar çok ses var ki İstanbul un semalarında belki de Şehri bu hale onların ahi getirdi Bu da onların şerefine gelsin dedikten sonra elindeki bira şişesini kafasına gözlerini de Tarihi Yarımadaya dikti Tanıtım Bülteninden

Kitap Sepeti
248,47

Liman Yayınevi

2023366 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Güzel prenses seni güllerin arasına saklanmış bir yılan sokmuş Beni ise bugün üzerine insan kisvesi giymiş yılanlar soktu Bir kere değil her fırsatta da sok maya devam ediyorlar Galiba buna alıştım onun için de hayattayım Hayatta derken belki de silueti tarihi dokula rı ve doğası öldürülen İstanbul gibiyim Biliyor musun İstanbul artık feryat figan bile etmiyor çünkü ruhu da öldürüldü ve benim gibi de yaşayan bir ölü oldu Ya sen Kız Kulesi sen de kavuşamadın sevdiğin Galata ya Aranıza boğaz girmiş benim ise arama Kara deniz Hem hırçındır Karadeniz yol vermez Zindanda Sabahattin Ali bile dayanamamış dalgalarının sesine ya ben nasıl dayanayım Üstat Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar beni bu sesler oyalar aldırma gönül aldır ma demiş ve içini döküp rahatlamış Ya ben ne yapayım benim zindanım Sinop ta değil içimde Her şeyi de içime attım çünkü çaresizlikten içime söyler derdime de dert katarım İşte böyle Kız Kulesi Bilirim sen boğazın dalgala rına dayanırsın ama ben nefessiz kalmışken nasıl daya nırım beni boğan derinliklere Biliyor musun bazen gaipten de sesler duyarım Yoksa bu ses içinde soluksuz kalan prensesin sesi mi Yok değil çünkü ben her cina yet gördüğümde bu sesi duyarım Yine bir ses katıldı derim ölü ruhların sesine Aslında o kadar çok ses var ki İstanbul un semalarında belki de Şehri bu hale onların ahi getirdi Bu da onların şerefine gelsin dedikten sonra elindeki bira şişesini kafasına gözlerini de Tarihi Yarıma daya dikti

Nobel Kitap
285,01

Liman Yayınevi

2023366 sf.
Nobel Kitap

Güzel prenses seni güllerin arasına saklanmış bir yılan sokmuş Beni ise bugün üzerine insan kisvesi giymiş yılanlar soktu Bir kere değil her fırsatta da sok maya devam ediyorlar Galiba buna alıştım onun için de hayattayım Hayatta derken belki de silueti tarihi dokula rı ve doğası öldürülen İstanbul gibiyim Biliyor musun İstanbul artık feryat figan bile etmiyor çünkü ruhu da öldürüldü ve benim gibi de yaşayan bir ölü oldu Ya sen Kız Kulesi sen de kavuşamadın sevdiğin Galata ya Aranıza boğaz girmiş benim ise arama Kara deniz Hem hırçındır Karadeniz yol vermez Zindanda Sabahattin Ali bile dayanamamış dalgalarının sesine ya ben nasıl dayanayım Üstat Dışarıda deli dalgalar gelir duvarları yalar beni bu sesler oyalar aldırma gönül aldır ma demiş ve içini döküp rahatlamış Ya ben ne yapayım benim zindanım Sinop ta değil içimde Her şeyi de içime attım çünkü çaresizlikten içime söyler derdime de dert katarım İşte böyle Kız Kulesi Bilirim sen boğazın dalgala rına dayanırsın ama ben nefessiz kalmışken nasıl daya nırım beni boğan derinliklere Biliyor musun bazen gaipten de sesler duyarım Yoksa bu ses içinde soluksuz kalan prensesin sesi mi Yok değil çünkü ben her cina yet gördüğümde bu sesi duyarım Yine bir ses katıldı derim ölü ruhların sesine Aslında o kadar çok ses var ki İstanbul un semalarında belki de Şehri bu hale onların ahi getirdi Bu da onların şerefine gelsin dedikten sonra elindeki bira şişesini kafasına gözlerini de Tarihi Yarıma daya dikti