Ölüm Daha Güzeldi — Ahmed Davudoğlu

Ölüm Daha Güzeldi
Ahmed DavudoğluHece Yayınları
Ölüm Daha Güzeldi
Ahmed DavudoğluKollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Maskenin hava alıp vermeye yarayan bir hortumu vardı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüs etmeye başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hal oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu hissediyordum Sade kafam değil bütün vücudum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça feryad ü figanım ayyuka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu

Hece Yayınları
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Bu maskenin fil hortumuna benzer bir hortumu vardı Maskeyi giyen insan bu hortumun içinden nefes alıyordu Hortumun içinde ise oksijen vardı Zannederim hortum sesi önlemek için yapılmıştı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüse başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu maskenin gözlüklerinden görüyordum Sade kafam değil bütün vücudum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırdı duyuyor feryat ve figanım ayyuka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu
Ölüm Daha Güzeldi
Ahmed Davudoğlu
Hece Yayınları
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Bu maskenin fil hortumuna benzer bir hortumu vardı Maskeyi giyen insan bu hortumun içinden nefes alıyordu Hortumun içinde ise oksijen vardı Zannederim hortum sesi önlemek için yapılmıştı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüse başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu maskenin gözlüklerinden görüyordum Sade kafam değil bütün vücudum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırdı duyuyor feryat ve figanım ayyuka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu

Şamil Yayınevi
Osmanlının son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hocanın yetiştiği ortamı bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve oradaki yaşadığı sıkıntıları ibretle okuyacaksınız 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir hâlet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamıyla yatışmış değildi Fakat Selimiyenin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürura inkılap etti Bu ilahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyordu O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhacirhaneye inince nezrettiğim secde i şükranı eda için ilk fırsatta Selimiye Camiine koştum

Hece Yayınları
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Maskenin hava alıp vermeye yarayan bir hortumu vardı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüs etmeye başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyânını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu hissediyorum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryâd ü figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azâbı duymadan beni diri diri yakıyordu

Hece Yayınları
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Maskenin hava alıp vermeye yarayan bir hortumu vardı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüs etmeye başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyânını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu hissediyorum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryâd ü figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azâbı duymadan beni diri diri yakıyordu

Hece Yayınları
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Maskenin hava alıp vermeye yarayan bir hortumu vardı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüs etmeye başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyânını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu hissediyorum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryâd ü figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azâbı duymadan beni diri diri yakıyordu

Şamil Yayınevi
Ahmed Davudoğlu Hoca Üstad Necib Fazıl ın bizâtihi kendisine olan Günümüzün seyrek ilim adamlarından gerçek takvâ ve hûşû sahibi olduğuna şehâdet ettiğim övgüsünü hak etmiş gerçek bir âlimin nasıl olması gerektiğini yaşayışıyla göstermiş eşsiz çalışmalarıyla da ilmî hayatımıza damgasını vurmuş değerli şahsiyetlerimizdendir Bu hâtıratta Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı Bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve İslâm davası yaşadığı sıkıntıları hissedeceksiniz Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Bu maskenin fil hortumuna benzer bir hortumu vardı Maskeyi giyen insan bu hortumun içinden nefes alıyordu Hortumun içinde ise oksijen vardı Zannederim hortum sesi önlemek için yapılmıştı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlük ten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüse başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu maskenin gözlüklerinden görüyordum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryad û figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir halet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamiyle yatmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürûra inkılâb etti Bu İlahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyorlardı O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhâcirhâneye inince nezrettiğim secde i şükranı eda için ilk fırsatta Selimiye Câmii ne koştum

Şamil Yayınevi
Ahmed Davudoğlu Hoca Üstad Necib Fazıl ın bizâtihi kendisine olan Günümüzün seyrek ilim adamlarından gerçek takvâ ve hûşû sahibi olduğuna şehâdet ettiğim övgüsünü hak etmiş gerçek bir âlimin nasıl olması gerektiğini yaşayışıyla göstermiş eşsiz çalışmalarıyla da ilmî hayatımıza damgasını vurmuş değerli şahsiyetlerimizdendir Bu hâtıratta Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı Bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve İslâm davası yaşadığı sıkıntıları hissedeceksiniz Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Bu maskenin fil hortumuna benzer bir hortumu vardı Maskeyi giyen insan bu hortumun içinden nefes alıyordu Hortumun içinde ise oksijen vardı Zannederim hortum sesi önlemek için yapılmıştı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlük ten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüse başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu maskenin gözlüklerinden görüyordum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryad û figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir halet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamiyle yatmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürûra inkılâb etti Bu İlahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyorlardı O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhâcirhâneye inince nezrettiğim secde i şükranı eda için ilk fırsatta Selimiye Câmii ne koştum

Şamil Yayıncılık
Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve oradaki yaşadığı sıkıntıları ibretle okuyacaksınız 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir hâlet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamıyla yatışmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürura inkılap etti Bu ilahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyordu O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhacirhaneye inince nezrettiğim secde i şükran ı eda için ilk fırsatta Selimiye Camii ne koştum Tanıtım Bülteninden

Şamil Yayınevi
Ahmed Davudoğlu Hoca nın yaşamı ve mücadelesi hakkında anlatılanlar okuyuculara ibret verici bir bakış açısı sunmaktadır Davudoğlu nun bulgar zindanlarında yaşadığı işkenceler ve anavatanına geri dönüşü onun inancı ve azmiyle nasıl başa çıktığını göstermektedir

Şamil Yayınevi
Ahmed Davudoğlu Hoca Üstad Necib Fazıl ın bizâtihi kendisine olan Günümüzün seyrek ilim adamlarından gerçek takvâ ve hûşû sahibi olduğuna şehâdet ettiğim övgüsünü hak etmiş gerçek bir âlimin nasıl olması gerektiğini yaşayışıyla göstermiş eşsiz çalışmalarıyla da ilmî hayatımıza damgasını vurmuş değerli şahsiyetlerimizdendir Bu hâtıratta Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı Bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve İslâm davası yaşadığı sıkıntıları hissedeceksiniz Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Bu maskenin fil hortumuna benzer bir hortumu vardı Maskeyi giyen insan bu hortumun içinden nefes alıyordu Hortumun içinde ise oksijen vardı Zannederim hortum sesi önlemek için yapılmıştı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlük ten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüse başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hâl oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu maskenin gözlüklerinden görüyordum Sade kafam değil bütün vücûdum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça elektrik burgusuna benzer bir çatırtı duyuyor feryad û figânım ayyûka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir halet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamiyle yatmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürûra inkılâb etti Bu İlahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyorlardı O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhâcirhâneye inince nezrettiğim secde i şükranı eda için ilk fırsatta Selimiye Câmii ne koştum

Şamil Yayıncılık
Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve oradaki yaşadığı sıkıntıları ibretle okuyacaksınız 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir hâlet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamıyla yatışmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürura inkılap etti Bu ilahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyordu O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhacirhaneye inince nezrettiğim secde i şükran ı eda için ilk fırsatta Selimiye Camii ne koştum

Şamil Yayıncılık
Osmanlı nın son ulemalarından ehl i sünnetin savunucusu Ahmed Davudoğlu Hoca nın yetiştiği ortamı bulgar zindanlarında çektiği işkenceleri anavatanına hicreti ve oradaki yaşadığı sıkıntıları ibretle okuyacaksınız 1949 yılının son günü Edirne muhacirhanesinde idik Türk hududuna geçinceye kadar komünist zulmünden kurtulduğuma inanamamış hattâ hududa yaklaştıkça tevkif emri gelecekmiş gibi garip bir hâlet i ruhiye içinde heyecanım arttıkça artmıştı Hududu geçtikten sonra geniş bir nefes aldım Ve yanımdaki bir yol arkadaşıma Şükür kurtulduk komünistler artık bulsunlar da tevkif etsinler dedim Tren Yunan toprağından geçerken bile heyecanım tamamıyla yatışmış değildi Fakat Selimiye nin semaya yükselen minarelerini görünce heyecanım aniden müjde i sürura inkılap etti Bu ilahî sütunlar sanki bizi istikbal için şahlanmış uzaktan bizi kemal i ihtişamla selamlıyordu Müjde kurtuldunuz diyordu O zaman içimin boşaldığını ve bütün elem ve kederlerimin Mart karı gibi eriyerek damladığını hissettim Muhacirhaneye inince nezrettiğim secde i şükran ı eda için ilk fırsatta Selimiye Camii ne koştum Tanıtım Bülteninden

HECE YAYINLARI
Kollarımı o kalın sicimle arkama kat kat bağladı Başıma da bir maske geçirdi Maskenin hava alıp vermeye yarayan bir hortumu vardı Maske başıma geçirilince dünyayı iki gözlükten görmeye ve hortumdan gelen hoş bir havayı teneffüs etmeye başladım Tam bu sırada birden ateş düşmüş gibi bir hal oldu Teğmen elektrik cereyanını salmıştı Kafamın mor alevler içinde cayır cayır yanmakta olduğunu hissediyordum Sade kafam değil bütün vücudum yanıyor Dişlerim birbirine çarptıkça feryad ü figanım ayyuka çıkıyordu İnsafsız kefere zerre kadar vicdan azabı duymadan beni diri diri yakıyordu