Ölüme Çalım — Ertan Doğan

Ölüme Çalım
Ertan DoğanCevahir Yayınları

Cevahir Yayınları
Ölüme Çalım Cevahir Yayınları

Cevahir Yayınları
Ölüme Çalım Cevahir Yayınları

Cevahir
Bir gece evimizin kapısını polis çalarsa hiç şaşma anne Baksana ortalıkta Atatürkçü kalmadı yakında bizi de alırlar içeriye Ayy Allah korusun oğlum deme öyle dedi Emine ve kulağını çektikten sonra üç kere masayı tıklattı Güneş şemsiyesinin altında oturmalarına rağmen üzerinde kazak olduğu için sıcak iyice bunaltmıştı Çağatayı Gazetelere bir süre daha göz gezdirdikten sonra ayağa kalktı Bacaklarını açmak için mermer zeminde birkaç adım yürüdü ağırdan Merdivenlerden bahçeye indi Çimlerin üzerinde yürürken kendini cennetteymiş gibi hissetti Oysa bu ev çok zaman cehennemden farksızdı onun için Geciken buluşma için özür diledi üzgün bakışlarla Görülmeye değer bir bahçesi vardı Işılların Güller ve ortancalar karşılıklı sıralanmıştı Okşanınca çevresine mis gibi koku salardı fesleğen Sevdalı serçelerin buluşma yeriydi çam ağacı Işıklar yanınca içi içine sığmazdı akşamsefasının Her ne kadar doğa tüm cömertliğini sergiliyorduysa da bu güzel bahçede insan görmek istemedikten sonra yapacak ne kalıyordu geriye Çağatay fesleğene elini sürterken sahip olduklarımızın değerini niye çok geç anlarız diye sordu içinden Gökyüzünün mavi olduğunu biliriz de kafamızı göğe çevirip o maviliğin büyüsüne kaptırıp kendimizi kaç kez düşlere dalarız Doğanın yeşilliğini severiz de çınarın gölgesinde soluklanırken dallarla yaprakların kendi aralarındaki söyleşisine kulak verenimiz olur mu hiç Sırf gökyüzü mavi ağaçlar yeşil diye mutlu olanımız var mıdır Çam ağacının gölgesinde çimlere uzanmış pırıl pırıl gökyüzünü izlerken mutluydu Çağatay hem de çok Şairin istediği mutluluğun resmi bu olmalı diye geçirdi içinden