Ölümsüzlük Arzusu ve Dini Ritüeller — Şerife Ericek Maraşlıoğlu

Ölümsüzlük Arzusu ve Dini Ritüeller
Şerife Ericek MaraşlıoğluEskiyeni Yayınları
Ölümsüzlük Arzusu ve Dini Ritüeller
Şerife Ericek MaraşlıoğluBu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır Tanıtım Bülteninden

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır

Eski Yeni Yayınları
Bu çalışma insanın ölüm farkındalığı karşısında geliştirdiği ölümsüzlük arzusunu ve bu arzunun dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırıldığını din psikolojisi perspektifinden incelemeyi amaçlamaktadır İnsan kendi ölümlülüğünün farkında olan tek varlık olarak ölümün kaçınılmazlığı ile yaşamını anlamlı ve sürdürülebilir kılma ihtiyacı arasında varoluşsal bir gerilim deneyimlemektedir Bu gerilim ölümün bireyin benlik algısını değer sistemlerini ve anlam dünyasını şekillendiren temel bir varoluşsal gerçeklik olduğunu göstermektedir Bu bağlamda ölüm farkındalığı bireyin kimlik inşası anlam üretimi ve varoluşsal başa çıkma süreçlerinin merkezinde yer alan çok boyutlu bir psikolojik olgu olarak değerlendirilmektedir Psikoloji ve din psikolojisi literatürü ölüm düşüncesinin bireyde kaygı ve belirsizlik duygularını tetiklemekle birlikte anlam arayışı ve kimlik bütünlüğünü sürdürme çabalarını da harekete geçirdiğini göstermektedir Bu çerçevede ölümsüzlük arzusu bireyin yok olma tehdidi karşısında geliştirdiği temel varoluşsal yönelimlerden biri olarak ortaya çıkmaktadır Kuramsal düzlemde bu olgu psikanalitik yaklaşımlar varoluşçu psikoloji ve özellikle Dehşet Yönetimi Kuramı çerçevesinde ele alınmaktadır Dehşet Yönetimi Kuramı ölüm farkındalığından kaynaklanan varoluşsal kaygının kültürel dünya görüşleri ve özsaygı aracılığıyla düzenlendiğini ileri sürmektedir Bu bağlamda dinî inançlar ve ritüeller ölüm karşısındaki varoluşsal kaygıyı düzenleyen güçlü kültürel ve sembolik mekanizmalar olarak değerlendirilmektedir Dua ibadet ve yas ritüelleri gibi dinî pratikler bireyin ölümün yarattığı ontolojik belirsizliği anlamlandırmasına ve benlik sürekliliğini korumasına katkı sağlamaktadır Ancak mevcut literatürde bu süreç çoğunlukla nicel yöntemlerle incelenmiş bireyin öznel deneyim dünyasında ölümsüzlük arzusunun nasıl yapılandığı yeterince açıklanamamıştır Bu çalışmada söz konusu boşluktan hareketle ölüm farkındalığı karşısında bireylerin ölümsüzlük arzusunu dinî ritüeller aracılığıyla nasıl anlamlandırdıkları yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılarak incelenmiştir Araştırma dinî ritüellerin bireyin benlik sürekliliğini yeniden kuran ve yaşamı ölüm sonrasına uzanan bir anlam ufku içinde konumlandıran psikolojik düzenleme mekanizmaları olarak işlev gördüğünü ortaya koymayı amaçlamaktadır