MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ölümün Dönüşen Yüzü — Zeki Parlak

Ölümün Dönüşen Yüzü
156,00
Türk EdebiyatıRoman GünümüzToplumsal Cinsiyetler

Ölümün Dönüşen Yüzü

Zeki Parlak

Cinius Yayınları

2013132 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Ölümün Dönüşen Yüzü

Zeki Parlak

Kır gönlünün zincirlerini Toplumlarda ölümün dönüşen yüzleri hemen görünür olmuyor Toplumun değişmesi için belli bir süreç gerekiyor Bu sürecin başlangıç aşaması kavramların dönüşmesi ile olur Her ölümden görünür bir şey beklemek süreç açısından sağlıklı değildir Değişimin kalıcı olması için toplumlarda önce kavramların üzerinde biriken yüklerin atılması gerekir İnsanı ve özellikle kadınları çevreleyen kavramların halkalarından bir tanesinin kırılması ile topluma dönüşen yüzler gösterilir Her ölümün dönüşen yüzü olur Bu yüzler bazen kavramların yüklerinden kurtulmak şeklinde görünür olur Evet Avrupa da ölümler insanlığın tekâmülünü sağlayacak Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini oluşturmuştur Yaşadığımız ülkede de kavramların kadınların üzerindeki etkisinden kurtulması için bu kavramların türbülansa sokulması gerekir Her ölüm bir kavramın türbülansı olarak toprağa karışır Türbülans sonunda kavramın orijinal hali ortaya çıkar Eğer kavram türbülans sonucu kayboluyor ise bırakalım kaybolsun Kutsanmış kavramları bizler de kutsayarak ayaklarımızdaki prangaların halkaları kırılmaz hatta gönlümüze bir halka daha ekleriz Önce kavramların değişmesini daha sonra toplumun değişmesini beklemek gerekir Her değişim önce kavramların değişimiyle başlar Avrupa geçmişte özgürlük kavramını keşfeder ve daha sonra değişim toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğinde de gerçekleşir Ölümün dönüşen yüzleri kavramların dönüşüne sebep olur İşte bu kutsanmış kavramların aslında orijinal olmadığını göstermek içindir Somut bir değişim göstererek Pollyannacılık yapmak ve üzerinden kazanım sağlamak sadece kadınları bulundukları konuma hapsetmektir Artık herkes bu sese kulak vermelidir Her bıçak darbesi bir kavramın sonu olur Sevgi anne sadakat samimiyet ve aşk hepsinin kutsanmış kavramlar olduğunun gösterilmesi gerekir Her ölüm bir son gibi görünse de toprağa düşen her beden bir kavramın sorgulanması demektir Kavramı sorgulamak yerine farklı gerekçelere sığınarak açıklama yapmak sadece kadınların konumlarını sabitler Bu ölen kadınların bedeni olurken yüzleri ise kavramların orijinal hali olur Gönüllerin yüzleri görecek zinciri yoktur Kutsanmış kavramlar ile hayata bakanlar sadece insanı etiketler ve geleneğe teslim olur Artık bu sese kulak vermenin zamanıdır Her ses pranganın bir halkasının kırılmasıdır Bu ses özgünlüğün sesidir Bu ses birilerinin sınırlarını belirlediği özgürlüğün sesi değil bu tamamen sınırlarını kendi çizdiği özgünlüğün sesidir Ölümün dönüşen yüzünü kadınların yaşamında aramak yerine kavramlara bakmak gerekir

Şehadet Kitap
158,40

Cinius Yayınları

2013132 sf.
Şehadet Kitap

Kır gönlünün zincirlerini Toplumlarda ölümün dönüşen yüzleri hemen görünür olmuyor Toplumun değişmesi için belli bir süreç gerekiyor Bu sürecin başlangıç aşaması kavramların dönüşmesi ile olur Her ölümden görünür bir şey beklemek süreç açısından sağlıklı değildir Değişimin kalıcı olması için toplumlarda önce kavramların üzerinde biriken yüklerin atılması gerekir İnsanı ve özellikle kadınları çevreleyen kavramların halkalarından bir tanesinin kırılması ile topluma dönüşen yüzler gösterilir Her ölümün dönüşen yüzü olur Bu yüzler bazen kavramların yüklerinden kurtulmak şeklinde görünür olur Evet Avrupada ölümler insanlığın tekâmülünü sağlayacak Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini oluşturmuştur Yaşadığımız ülkede de kavramların kadınların üzerindeki etkisinden kurtulması için bu kavramların türbülansa sokulması gerekir Her ölüm bir kavramın türbülansı olarak toprağa karışır Türbülans sonunda kavramın orijinal hali ortaya çıkar Eğer kavram türbülans sonucu kayboluyor ise bırakalım kaybolsun Kutsanmış kavramları bizler de kutsayarak ayaklarımızdaki prangaların halkaları kırılmaz hatta gönlümüze bir halka daha ekleriz Önce kavramların değişmesini daha sonra toplumun değişmesini beklemek gerekir Her değişim önce kavramların değişimiyle başlar Avrupa geçmişte özgürlük kavramını keşfeder ve daha sonra değişim toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğinde de gerçekleşir Ölümün dönüşen yüzleri kavramların dönüşüne sebep olur İşte bu kutsanmış kavramların aslında orijinal olmadığını göstermek içindir Somut bir değişim göstererek Pollyannacılık yapmak ve üzerinden kazanım sağlamak sadece kadınları bulundukları konuma hapsetmektir Artık herkes bu sese kulak vermelidir Her bıçak darbesi bir kavramın sonu olur Sevgi anne sadakat samimiyet ve aşk hepsinin kutsanmış kavramlar olduğunun gösterilmesi gerekir Her ölüm bir son gibi görünse de toprağa düşen her beden bir kavramın sorgulanması demektir Kavramı sorgulamak yerine farklı gerekçelere sığınarak açıklama yapmak sadece kadınların konumlarını sabitler Bu ölen kadınların bedeni olurken yüzleri ise kavramların orijinal hali olur Gönüllerin yüzleri görecek zinciri yoktur Kutsanmış kavramlar ile hayata bakanlar sadece insanı etiketler ve geleneğe teslim olur Artık bu sese kulak vermenin zamanıdır Her ses pranganın bir halkasının kırılmasıdır Bu ses özgünlüğün sesidir Bu ses birilerinin sınırlarını belirlediği özgürlüğün sesi değil bu tamamen sınırlarını kendi çizdiği özgünlüğün sesidir Ölümün dönüşen yüzünü kadınların yaşamında aramak yerine kavramlara bakmak gerekir

Nobel Kitap
184,80

Cinius Yayınları

2013132 sf.
Ciltsiz13x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Kır gönlünün zincirlerini Toplumlarda ölümün dönüşen yüzleri hemen görünür olmuyor Toplumun değişmesi için belli bir süreç gerekiyor Bu sürecin başlangıç aşaması kavramların dönüşmesi ile olur Her ölümden görünür bir şey beklemek süreç açısından sağlıklı değildir Değişimin kalıcı olması için toplumlarda önce kavramların üzerinde biriken yüklerin atılması gerekir İnsanı ve özellikle kadınları çevreleyen kavramların halkalarından bir tanesinin kırılması ile topluma dönüşen yüzler gösterilir Her ölümün dönüşen yüzü olur Bu yüzler bazen kavramların yüklerinden kurtulmak şeklinde görünür olur Evet Avrupa da ölümler insanlığın tekâmülünü sağlayacak Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini oluşturmuştur Yaşadığımız ülkede de kavramların kadınların üzerindeki etkisinden kurtulması için bu kavramların türbülansa sokulması gerekir Her ölüm bir kavramın türbülansı olarak toprağa karışır Türbülans sonunda kavramın orijinal hali ortaya çıkar Eğer kavram türbülans sonucu kayboluyor ise bırakalım kaybolsun Kutsanmış kavramları bizler de kutsayarak ayaklarımızdaki prangaların halkaları kırılmaz hatta gönlümüze bir halka daha ekleriz Önce kavramların değişmesini daha sonra toplumun değişmesini beklemek gerekir Her değişim önce kavramların değişimiyle başlar Avrupa geçmişte özgürlük kavramını keşfeder ve daha sonra değişim toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğinde de gerçekleşir Ölümün dönüşen yüzleri kavramların dönüşüne sebep olur İşte bu kutsanmış kavramların aslında orijinal olmadığını göstermek içindir Somut bir değişim göstererek Pollyannacılık yapmak ve üzerinden kazanım sağlamak sadece kadınları bulundukları konuma hapsetmektir Artık herkes bu sese kulak vermelidir Her bıçak darbesi bir kavramın sonu olur Sevgi anne sadakat samimiyet ve aşk hepsinin kutsanmış kavramlar olduğunun gösterilmesi gerekir Her ölüm bir son gibi görünse de toprağa düşen her beden bir kavramın sorgulanması demektir Kavramı sorgulamak yerine farklı gerekçelere sığı

Tamadres
192,00

Cinius Yayınları

Temmuz 2013132 sf.
Ciltsiz
Tamadres

Kır gönlünün zincirlerini Toplumlarda ölümün dönüşen yüzleri hemen görünür olmuyor Toplumun değişmesi için belli bir süreç gerekiyor Bu sürecin başlangıç aşaması kavramların dönüşmesi ile olur Her ölümden görünür bir şey beklemek süreç açısından sağlıklı değildir Değişimin kalıcı olması için toplumlarda önce kavramların üzerinde biriken yüklerin atılması gerekir İnsanı ve özellikle kadınları çevreleyen kavramların halkalarından bir tanesinin kırılması ile topluma dönüşen yüzler gösterilir Her ölümün dönüşen yüzü olur Bu yüzler bazen kavramların yüklerinden kurtulmak şeklinde görünür olur Evet Avrupa da ölümler insanlığın tekâmülünü sağlayacak Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini oluşturmuştur Yaşadığımız ülkede de kavramların kadınların üzerindeki etkisinden kurtulması için bu kavramların türbülansa sokulması gerekir Her ölüm bir kavramın türbülansı olarak toprağa karışır Türbülans sonunda kavramın orijinal hali ortaya çıkar Eğer kavram türbülans sonucu kayboluyor ise bırakalım kaybolsun Kutsanmış kavramları bizler de kutsayarak ayaklarımızdaki prangaların halkaları kırılmaz hatta gönlümüze bir halka daha ekleriz Önce kavramların değişmesini daha sonra toplumun değişmesini beklemek gerekir Her değişim önce kavramların değişimiyle başlar Avrupa geçmişte özgürlük kavramını keşfeder ve daha sonra değişim toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğinde de gerçekleşir Ölümün dönüşen yüzleri kavramların dönüşüne sebep olur İşte bu kutsanmış kavramların aslında orijinal olmadığını göstermek içindir Somut bir değişim göstererek Pollyannacılık yapmak ve üzerinden kazanım sağlamak sadece kadınları bulundukları konuma hapsetmektir Artık herkes bu sese kulak vermelidir Her bıçak darbesi bir kavramın sonu olur Sevgi anne sadakat samimiyet ve aşk hepsinin kutsanmış kavramlar olduğunun gösterilmesi gerekir Her ölüm bir son gibi görünse de toprağa düşen her beden bir kavramın sorgulanması demektir Kavramı sorgulamak yerine farklı gerekçelere sığınarak açıklama yapmak sadece kadınların konumlarını sabitler Bu ölen kadınların bedeni olurken yüzleri ise kavramların orijinal hali olur Gönüllerin yüzleri görecek zinciri yoktur Kutsanmış kavramlar ile hayata bakanlar sadece insanı etiketler ve geleneğe teslim olur Artık bu sese kulak vermenin zamanıdır Her ses pranganın bir halkasının kırılmasıdır Bu ses özgünlüğün sesidir Bu ses birilerinin sınırlarını belirlediği özgürlüğün sesi değil bu tamamen sınırlarını kendi çizdiği özgünlüğün sesidir Ölümün dönüşen yüzünü kadınların yaşamında aramak yerine kavramlara bakmak gerekir

Pandora
204,00

Cinius

2013132 sf.
Pandora

Kır gönlünün zincirlerini Toplumlarda ölümün dönüşen yüzleri hemen görünür olmuyor Toplumun değişmesi için belli bir süreç gerekiyor Bu sürecin başlangıç aşaması kavramların dönüşmesi ile olur Her ölümden görünür bir şey beklemek süreç açısından sağlıklı değildir Değişimin kalıcı olması için toplumlarda önce kavramların üzerinde biriken yüklerin atılması gerekir İnsanı ve özellikle kadınları çevreleyen kavramların halkalarından bir tanesinin kırılması ile topluma dönüşen yüzler gösterilir Her ölümün dönüşen yüzü olur Bu yüzler bazen kavramların yüklerinden kurtulmak şeklinde görünür olur Evet Avrupa da ölümler insanlığın tekâmülünü sağlayacak Evrensel İnsan Hakları Beyannamesini oluşturmuştur Yaşadığımız ülkede de kavramların kadınların üzerindeki etkisinden kurtulması için bu kavramların türbülansa sokulması gerekir Her ölüm bir kavramın türbülansı olarak toprağa karışır Türbülans sonunda kavramın orijinal hali ortaya çıkar Eğer kavram türbülans sonucu kayboluyor ise bırakalım kaybolsun Kutsanmış kavramları bizler de kutsayarak ayaklarımızdaki prangaların halkaları kırılmaz hatta gönlümüze bir halka daha ekleriz Önce kavramların değişmesini daha sonra toplumun değişmesini beklemek gerekir Her değişim önce kavramların değişimiyle başlar Avrupa geçmişte özgürlük kavramını keşfeder ve daha sonra değişim toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğinde de gerçekleşir Ölümün dönüşen yüzleri kavramların dönüşüne sebep olur İşte bu kutsanmış kavramların aslında orijinal olmadığını göstermek içindir Somut bir değişim göstererek Pollyannacılık yapmak ve üzerinden kazanım sağlamak sadece kadınları bulundukları konuma hapsetmektir Artık herkes bu sese kulak vermelidir Her bıçak darbesi bir kavramın sonu olur Sevgi anne sadakat samimiyet ve aşk hepsinin kutsanmış kavramlar olduğunun gösterilmesi gerekir Her ölüm bir son gibi görünse de toprağa düşen her beden bir kavramın sorgulanması demektir Kavramı sorgulamak yerine farklı gerekçelere sığınarak açıklama yapmak sadece kadınların konumlarını sabitler Bu ölen kadınların bedeni olurken yüzleri ise kavramların orijinal hali olur Gönüllerin yüzleri görecek zinciri yoktur Kutsanmış kavramlar ile hayata bakanlar sadece insanı etiketler ve geleneğe teslim olur Artık bu sese kulak vermenin zamanıdır Her ses pranganın bir halkasının kırılmasıdır Bu ses özgünlüğün sesidir Bu ses birilerinin sınırlarını belirlediği özgürlüğün sesi değil bu tamamen sınırlarını kendi çizdiği özgünlüğün sesidir Ölümün dönüşen yüzünü kadınların yaşamında aramak yerine kavramlara bakmak gerekir