Omon Ra — Viktor Pelevin

Omon Ra
Viktor PelevinDost Kitabevi Yayınları
Omon Ra
Viktor Pelevinimg src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Monokl
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi Tanıtım Bülteninden

MonoKL Yayınları
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi

MONOKL
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi

MonoKL
çev. Tümer, Varol
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi

MonoKL Yayınları
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi

Monokl Yayınları
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi

Kitap Hakkında Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi Tanıtım Bülteninden Ürün Özellikleri Yazar Viktor Pelevin Çevirmen Varol Tümer Yayınevi Monokl ISBN 9786057472380 Sayfa Sayısı 128 Boyut 13 5 x 21 Dil Türkçe Cilt Tipi İnce Kapak

DOST KİTABEVİ
çev. Barlas Çevikus
Yeryüzünün en sınır tanımaz ve yaratıcı romancılarından Pelevin bu kez uzaya el atıyor Sovyet Uzay Programı üzerine acımasız bir hiciv ve tek hayali kozmonot olup uzaya çıkmak olan Omon un kara mizahla yüklü öyküsü Fantastik yazının eşsiz örnekleriyle tüm dünyada büyük ilgi uyandıran Viktor Pelevin saçmalığı estetik sınırlarına vardıran ve eleştirmenlerin Gogol ve Bulgakov un eserleriyle kıyasladığı şaşırtıcı bir yapıtla bir kez daha Türkçe de Yazın tarihinin unutulmayacak serüvenlerinden biri için geri sayım başlıyor

Monokl Yayınları
Uyandığım zaman Dünya görüş alanımın dışında kalmıştı Lomboz deliklerinden sadece optik camın bulandırdığı ulaşılmaz yıldızlar görünüyordu Buz gibi soğuk boşlukta küçücük noktalar hâlinde parlayan belki de çoktan yok olmuş ama ışıkları hâlâ her yöne ilerleyen ve birbirlerinden milyarlarca kilometre uzak olan yıldızların arasında desteksiz duran muazzam büyüklükte bir ateş topu canlandı zihnimde Haklarında herhangi bir rastlantı ümidi bırakmayacak şekilde önceden var olan mekanik kanunlara tabi korkunç ve anlaşılmaz varlıklarından başka hiçbir şey bilmediğimiz yıldızlar arasında devasa bir ateş küresi Düşününce biz insanlar birbirimizle buluşuyor gülüşüyor omuz omuza veriyor ve vedalaşıyoruz sanki ancak bizim de bazen bilincimizin korkuyla baktığı yükseklik ve alçaklığın dünün ve yarının bulunmadığı birbirimize kavuşma ümidimizin kalmadığı ya da irademizi kullanarak kaderimizi değiştirme imkânımızın olmadığı özel bir boyutta hareketsiz asılı olduğumuzu anlıyorum Diğerlerinin başına gelenleri bize ulaşan aldatıcı parıltıya göre yorumluyoruz ve yaşamımız boyunca kaynağı çoktan yok olmuş olsa da bize göre var olan bir ışıltıya doğru yol alıyoruz Ben de yaşam boyu işçi köylü asker ve yaratıcı aydın sınıfın üzerinde yükselen bir yolda ilerlediğimi düşünüyordum Şimdi ise ışıltılı bir karanlığın içinde görünmeyen kader ipleriyle bir yörüngeye asılı duran gök cismi olmuştum bu aynı bir demir yolunda dur durak bilmeden dönen trenin hapishane vagonunda oturmak gibi bir şeydi