On Dokuz — Haluk Özdil

On Dokuz
Haluk ÖzdilSelis Kitaplar
On Dokuz
Haluk ÖzdilŞiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk ün gittiği yöne doğru ormana daldılar Sessiz ol dedi Ali ikisi de adımlarını yavaşlattılar Atatürk le aralarında elli metre mesafe vardı Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk birden gözden kayboldu Şaşırmışlardı Koş diye bağırdı Ali Bir şey oldu galiba Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler Çaresizce bakınıyorlardı etrafa en küçük bir iz bile yoktu Atatürk ten Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi Ses arkalarından gelmişti suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul da Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini Tanıtım Bülteninden

Selis Kitaplar
Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk ün gittiği yöne doğru ormana daldılar Sessiz ol dedi Ali ikisi de adımlarını yavaşlattılar Atatürk le aralarında elli metre mesafe vardı Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk birden gözden kayboldu Şaşırmışlardı Koş diye bağırdı Ali Bir şey oldu galiba Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler Çaresizce bakınıyorlardı etrafa en küçük bir iz bile yoktu Atatürk ten Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi Ses arkalarından gelmişti suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul da Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini

Selis Kitaplar
Haluk Özdil tarafından kaleme alınan On Dokuz Selis Kitaplar eseri olarak okurlarla buluşuyor On Dokuz Haluk Özdil Kitap Özeti Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk ün gittiği yöne doğru ormana daldılar Sessiz ol dedi Ali ikisi de adımlarını yavaşlattılar Atatürk le aralarında elli metre mesafe vardı Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk birden gözden kayboldu Şaşırmışlardı Koş diye bağırdı Ali Bir şey oldu galiba Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler Çaresizce bakınıyorlardı etrafa en küçük bir iz bile yoktu Atatürk ten Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi Ses arkalarından gelmişti suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul da Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini Yayınevi Selis Kitaplar Yazar Haluk Özdil Sayfa 268 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 12 00x19 50 cm Basım Yılı Mart 2019 Barkod 9786059311298 Kategori Tarihsel Romanlar

Selis Kitaplar
Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk ün gittiği yöne doğru ormana daldılar Sessiz ol dedi Ali ikisi de adımlarını yavaşlattılar Atatürk le aralarında elli metre mesafe vardı Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk birden gözden kayboldu Şaşırmışlardı Koş diye bağırdı Ali Bir şey oldu galiba Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler Çaresizce bakınıyorlardı etrafa en küçük bir iz bile yoktu Atatürk ten Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi Ses arkalarından gelmişti suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul da Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini

Selis Kitaplar
Şiddetini arttıran yağmura aldırmadan Atatürk ün gittiği yöne doğru ormana daldılar Sessiz ol dedi Ali ikisi de adımlarını yavaşlattılar Atatürk le aralarında elli metre mesafe vardı Uğuldayan rüzgârla savrulan yağmur ayak seslerini bastırdığı için bu mesafeden fark edilmeleri imkânsızdı Ormanlık bölgenin iç kısımlarına doğru ilerleyen Atatürk birden gözden kayboldu Şaşırmışlardı Koş diye bağırdı Ali Bir şey oldu galiba Silahlarını çekip hızla gözden kaybolduğu alana geldiler Çaresizce bakınıyorlardı etrafa en küçük bir iz bile yoktu Atatürk ten Ben size yerinizden ayrılmayın demedim mi Ses arkalarından gelmişti suçüstü yakalanan insanların utangaçlığıyla yüzlerini döndüler ne çabuk unutmuşlardı onun usta bir savaşçı olduğunu Son kez emrediyorum geri dönün ve arabada bekleyin beni Dondurucu rüzgârın eşsiz senfonik müziğine ayak uyduran yağmur taneleri ardı ardına çarparken yüzlerine başlarını öne eğip geldikleri yöne doğru yürüdüler Gerçeklerle düşlerin iç içe geçtiği bir gece yaşanıyordu İstanbul da Atatürk ağaçların arasında kaybolurken şiddetini daha da arttıran yağmur yedi tepeli kentin üzerindeki yedi ayrı noktaya dağıtıyordu evrenin kadim bilgilerini