MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Onuncu Hançer — Fatih Poçan

Onuncu Hançer
264,00
RomanROMAN ÖYKÜRoman Tarihi

Onuncu Hançer

Fatih Poçan

Bilge Oğuz Yayınları

2026480 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Onuncu Hançer

Fatih Poçan

Saruca Doğan unutma oğlum Vadesi yetmişse eğer bir topçu güllesi bile koca bir imparatorluktan daha ağır basar Bin yıllık bir cihan imparatorluğunun bakiyesi ile yüz elli senelik maziye sahip imparatorluk namzedi iki devlet karşı karşıya gelmiş idi Herkes sükût etmiş yaklaşan bir nihâyetin ayak seslerini dinliyordu Bir devir son bulacaktı ve biz onun eşiğinde durduğumuzu biliyorduk Akbatur Arnaldo nun necis kellesini düşürme arzusunu bastırarak doğruldu Yaralanmıştı Kuvveti yavaş yavaş tükeniyordu Vücudu uzak bir diyara doğru çekiliyormuşçasına hisleri sükût etmeye başlamıştı Cemaatin bir ağızdan tekbir getirdiğini işitti Bir Türk ün bir Rum a galip gelişini tebrik ettiklerini sanıyorlardı Uğraşın muzafferi olduğu halde kalbi mutmain gönlü mesrur değildi Atına doğru yürürken Yechiel e verdiği sözü tutamamanın üzüntüsünü zihnindeki su testisi su yolunda kırılır sözü teselli ediyordu Akbatur Galata nın o dar sokağındaki kılıç uğraşında Arnaldo ya galebe çalmıştı Lakin bu galibiyet yalnız bir şemşir darbesiyle değil asırlar evvel başlamış ve asırlar sonra da devam edecek bir mücadelenin intikamıyla mühürlenmişti Zeynep ve Tunç kafeden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar Arkalarında birinin olup olmadığını bilmiyorlardı ama içgüdüleri tedirgindi Bağdat Caddesi ne tam doksan beş metre kalmıştı ki Ülkü Sokağı nın köşesinde zifir kadar siyah bir minibüs yollarını kesti Üç siyah takım elbiseli adam minibüsten indi Akşamın sessizliğinde karanlıktan doğmuş bir duvar gibi önlerinde aniden yükselmişlerdi Tek kelime etmediler Hareketleri ölçülü sessizlikleri tehditkârdı Sanki bu sahneyi defalarca prova etmiş gibi pürüzsüz akışkan davranıyorlardı Zeynep in kolları arkaya doğru kıvrıldı Bağırmak üzereyken bir el ağzını kapattı Boynunda önce acı ardından tüm bedenine yayılan sıcak bir yanma hissetti Biraz önce karşı kaldırımda beklerken gördüğü trençkotlu adam elindeki şırıngayla işini sessizce tamamlamıştı Sodyum tiopental Zeynep in damarlarında bir yasak düşüncenin hızıyla dolaştı Gözleri kararmadan önce son gördüğü şey Tunç un sarsılarak yere yığılması ve başındaki adamın siyah eldivenli elinde parlayan elektroşok cihazıydı

Ekin Kitap
288,00

Bilgeoğuz Yayınları

480 sf.
Ekin Kitap

Saruca Doğan unutma oğlum Vadesi yetmişse eğer bir topçu güllesi bile koca bir imparatorluktan daha ağır basar Bin yıllık bir cihan imparatorluğunun bakiyesi ile yüz elli senelik maziye sahip imparatorluk namzedi iki devlet karşı karşıya gelmiş idi Herkes sükût etmiş yaklaşan bir nihâyetin ayak seslerini dinliyordu Bir devir son bulacaktı ve biz onun eşiğinde durduğumuzu biliyorduk Akbatur Arnaldonun necis kellesini düşürme arzusunu bastırarak doğruldu Yaralanmıştı Kuvveti yavaş yavaş tükeniyordu Vücudu uzak bir diyara doğru çekiliyormuşçasına hisleri sükût etmeye başlamıştı Cemaatin bir ağızdan tekbir getirdiğini işitti Bir Türkün bir Ruma galip gelişini tebrik ettiklerini sanıyorlardı Uğraşın muzafferi olduğu halde kalbi mutmain gönlü mesrur değildi Atına doğru yürürken Yechiele verdiği sözü tutamamanın üzüntüsünü zihnindeki su testisi su yolunda kırılır sözü teselli ediyordu Akbatur Galatanın o dar sokağındaki kılıç uğraşında Arnaldoya galebe çalmıştı Lakin bu galibiyet yalnız bir şemşir darbesiyle değil asırlar evvel başlamış ve asırlar sonra da devam edecek bir mücadelenin intikamıyla mühürlenmişti Zeynep ve Tunç kafeden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar Arkalarında birinin olup olmadığını bilmiyorlardı ama içgüdüleri tedirgindi Bağdat Caddesine tam doksan beş metre kalmıştı ki Ülkü Sokağının köşesinde zifir kadar siyah bir minibüs yollarını kesti Üç siyah takım elbiseli adam minibüsten indi Akşamın sessizliğinde karanlıktan doğmuş bir duvar gibi önlerinde aniden yükselmişlerdi Tek kelime etmediler Hareketleri ölçülü sessizlikleri tehditkârdı Sanki bu sahneyi defalarca prova etmiş gibi pürüzsüz akışkan davranıyorlardı Zeynepin kolları arkaya doğru kıvrıldı Bağırmak üzereyken bir el ağzını kapattı Boynunda önce acı ardından tüm bedenine yayılan sıcak bir yanma hissetti Biraz önce karşı kaldırımda beklerken gördüğü trençkotlu adam elindeki şırıngayla işini sessizce tamamlamıştı Sodyum tiopental Zeynepin damarlarında bir yasak düşüncenin hızıyla dolaştı Gözleri kararmadan önce son gördüğü şey Tunçun sarsılarak yere yığılması ve başındaki adamın siyah eldivenli elinde parlayan elektroşok cihazıydı

Kitap Sepeti
320,00

Bilgeoğuz Yayınları

2026480 sf.
Ciltsiz
Kitap Sepeti

Saruca Doğan unutma oğlum Vadesi yetmişse eğer bir topçu güllesi bile koca bir imparatorluktan daha ağır basar Bin yıllık bir cihan imparatorluğunun bakiyesi ile yüz elli senelik maziye sahip imparatorluk namzedi iki devlet karşı karşıya gelmiş idi Herkes sükût etmiş yaklaşan bir nihâyetin ayak seslerini dinliyordu Bir devir son bulacaktı ve biz onun eşiğinde durduğumuzu biliyorduk Akbatur Arnaldo nun necis kellesini düşürme arzusunu bastırarak doğruldu Yaralanmıştı Kuvveti yavaş yavaş tükeniyordu Vücudu uzak bir diyara doğru çekiliyormuşçasına hisleri sükût etmeye başlamıştı Cemaatin bir ağızdan tekbir getirdiğini işitti Bir Türk ün bir Rum a galip gelişini tebrik ettiklerini sanıyorlardı Uğraşın muzafferi olduğu halde kalbi mutmain gönlü mesrur değildi Atına doğru yürürken Yechiel e verdiği sözü tutamamanın üzüntüsünü zihnindeki su testisi su yolunda kırılır sözü teselli ediyordu Akbatur Galata nın o dar sokağındaki kılıç uğraşında Arnaldo ya galebe çalmıştı Lakin bu galibiyet yalnız bir şemşir darbesiyle değil asırlar evvel başlamış ve asırlar sonra da devam edecek bir mücadelenin intikamıyla mühürlenmişti Zeynep ve Tunç kafeden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar Arkalarında birinin olup olmadığını bilmiyorlardı ama içgüdüleri tedirgindi Bağdat Caddesi ne tam doksan beş metre kalmıştı ki Ülkü Sokağı nın köşesinde zifir kadar siyah bir minibüs yollarını kesti Üç siyah takım elbiseli adam minibüsten indi Akşamın sessizliğinde karanlıktan doğmuş bir duvar gibi önlerinde aniden yükselmişlerdi Tek kelime etmediler Hareketleri ölçülü sessizlikleri tehditkârdı Sanki bu sahneyi defalarca prova etmiş gibi pürüzsüz akışkan davranıyorlardı Zeynep in kolları arkaya doğru kıvrıldı Bağırmak üzereyken bir el ağzını kapattı Boynunda önce acı ardından tüm bedenine yayılan sıcak bir yanma hissetti Biraz önce karşı kaldırımda beklerken gördüğü trençkotlu adam elindeki şırıngayla işini sessizce tamamlamıştı Sodyum tiopental Zeynep in damarlarında bir yasak düşüncenin hızıyla dolaştı Gözleri kararmadan önce son gördüğü şey Tunç un sarsılarak yere yığılması ve başındaki adamın siyah eldivenli elinde parlayan elektroşok cihazıydı

Nobel Kitap
360,00

Bilgeoğuz Yayınları

2026480 sf.
Ciltsiz13.5x21 cm2. Hamur
Nobel Kitap

Saruca Doğan unutma oğlum Vadesi yetmişse eğer bir topçu güllesi bile koca bir imparatorluktan daha ağır basar Bin yıllık bir cihan imparatorluğunun bakiyesi ile yüz elli senelik maziye sahip imparatorluk namzedi iki devlet karşı karşıya gelmiş idi Herkes sükût etmiş yaklaşan bir nihâyetin ayak seslerini dinliyordu Bir devir son bulacaktı ve biz onun eşiğinde durduğumuzu biliyorduk Akbatur Arnaldo nun necis kellesini düşürme arzusunu bastırarak doğruldu Yaralanmıştı Kuvveti yavaş yavaş tükeniyordu Vücudu uzak bir diyara doğru çekiliyormuşçasına hisleri sükût etmeye başlamıştı Cemaatin bir ağızdan tekbir getirdiğini işitti Bir Türk ün bir Rum a galip gelişini tebrik ettiklerini sanıyorlardı Uğraşın muzafferi olduğu halde kalbi mutmain gönlü mesrur değildi Atına doğru yürürken Yechiel e verdiği sözü tutamamanın üzüntüsünü zihnindeki su testisi su yolunda kırılır sözü teselli ediyordu Akbatur Galata nın o dar sokağındaki kılıç uğraşında Arnaldo ya galebe çalmıştı Lakin bu galibiyet yalnız bir şemşir darbesiyle değil asırlar evvel başlamış ve asırlar sonra da devam edecek bir mücadelenin intikamıyla mühürlenmişti Zeynep ve Tunç kafeden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar Arkalarında birinin olup olmadığını bilmiyorlardı ama içgüdüleri tedirgindi Bağdat Caddesi ne tam doksan beş metre kalmıştı ki Ülkü Sokağı nın köşesinde zifir kadar siyah bir minibüs yollarını kesti Üç siyah takım elbiseli adam minibüsten indi Akşamın sessizliğinde karanlıktan doğmuş bir duvar gibi önlerinde aniden yükselmişlerdi Tek kelime etmediler Hareketleri ölçülü sessizlikleri tehditkârdı Sanki bu sahneyi defalarca prova etmiş gibi pürüzsüz akışkan davranıyorlardı Zeynep in kolları arkaya doğru kıvrıldı Bağırmak üzereyken bir el ağzını kapattı Boynunda önce acı ardından tüm bedenine yayılan sıcak bir yanma hissetti Biraz önce karşı kaldırımda beklerken gördüğü trençkotlu adam elindeki şırıngayla işini sessizce tamamlamıştı Sodyum tiopental Zeynep in damarlarında bir yasak düşüncenin hızıyla dolaştı Gözleri kararmadan önce son gördüğü şey Tunç un sarsılarak yere yığılması ve başındaki adamın siyah eldivenli elinde parlayan elektroşok cihazıydı

Pandora

Bilgeoğuz

2026480 sf.
Pandora

Saruca Doğan unutma oğlum Vadesi yetmişse eğer bir topçu güllesi bile koca bir imparatorluktan daha ağır basar Bin yıllık bir cihan imparatorluğunun bakiyesi ile yüz elli senelik maziye sahip imparatorluk namzedi iki devlet karşı karşıya gelmiş idi Herkes sükût etmiş yaklaşan bir nihâyetin ayak seslerini dinliyordu Bir devir son bulacaktı ve biz onun eşiğinde durduğumuzu biliyorduk Akbatur Arnaldo nun necis kellesini düşürme arzusunu bastırarak doğruldu Yaralanmıştı Kuvveti yavaş yavaş tükeniyordu Vücudu uzak bir diyara doğru çekiliyormuşçasına hisleri sükût etmeye başlamıştı Cemaatin bir ağızdan tekbir getirdiğini işitti Bir Türk ün bir Rum a galip gelişini tebrik ettiklerini sanıyorlardı Uğraşın muzafferi olduğu halde kalbi mutmain gönlü mesrur değildi Atına doğru yürürken Yechiel e verdiği sözü tutamamanın üzüntüsünü zihnindeki su testisi su yolunda kırılır sözü teselli ediyordu Akbatur Galata nın o dar sokağındaki kılıç uğraşında Arnaldo ya galebe çalmıştı Lakin bu galibiyet yalnız bir şemşir darbesiyle değil asırlar evvel başlamış ve asırlar sonra da devam edecek bir mücadelenin intikamıyla mühürlenmişti Zeynep ve Tunç kafeden çıkıp hızlı adımlarla yürümeye başladılar Arkalarında birinin olup olmadığını bilmiyorlardı ama içgüdüleri tedirgindi Bağdat Caddesi ne tam doksan beş metre kalmıştı ki Ülkü Sokağı nın köşesinde zifir kadar siyah bir minibüs yollarını kesti Üç siyah takım elbiseli adam minibüsten indi Akşamın sessizliğinde karanlıktan doğmuş bir duvar gibi önlerinde aniden yükselmişlerdi Tek kelime etmediler Hareketleri ölçülü sessizlikleri tehditkârdı Sanki bu sahneyi defalarca prova etmiş gibi pürüzsüz akışkan davranıyorlardı Zeynep in kolları arkaya doğru kıvrıldı Bağırmak üzereyken bir el ağzını kapattı Boynunda önce acı ardından tüm bedenine yayılan sıcak bir yanma hissetti Biraz önce karşı kaldırımda beklerken gördüğü trençkotlu adam elindeki şırıngayla işini sessizce tamamlamıştı Sodyum tiopental Zeynep in damarlarında bir yasak düşüncenin hızıyla dolaştı Gözleri kararmadan önce son gördüğü şey Tunç un sarsılarak yere yığılması ve başındaki adamın siyah eldivenli elinde parlayan elektroşok cihazıydı