MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Ordu da Sonbahar ve Ben — Tuna Eseliog lu

Ordu da Sonbahar ve Ben
154,20
ÖyküDiğerİnceleme

Ordu da Sonbahar ve Ben

Tuna Eseliog lu

Gece Kitaplığı

202371 sf.
Ciltsiz
Kitap SepetiEn ucuz

Ordu da Sonbahar ve Ben

Tuna Eseliog lu

Eylülden sonrası sonbahar Sonbaharsa hüznün başkenti Aşkların gazeller gibi döküldüğü mevsim Ulugöl de ayaklarının altında ezilen gazellerin hışırtısıyla muhteşem doğa yürüyüşü Yason da yüzlerce cep telefonuna veya bilgisayara fon olan muhteşem gün batımı Eşsiz tablolara esin veren o canım manzaralar Haşim in dizelerinde dile gelen gizli bir dil Tarancı nın Ayva sarı nar kırmızı sonbahar deyişi Telaşa gark olan bitişlerin ve başlangıçların perdesi Yeşilin üzerine sarının kırmızının turuncunun bin bir tonunun katmer katmer giydirilişi Sanki yeşilin ilkbahardan kışa uzanan sergüzeştte ünlü bir ressamın fırçasından çıkmışçasına boyanması bezenmesi Goncagül Ustaoğlu Denizinin dalgasından mevsimleri okuduğunuz ve taşına toprağına anılarınızı dokuduğunuz bir şehir düşünün Şehir ki kucağına mevsimleri almış kimine gurbet kimine sıla olmuş Bir şehir düşünün en çok yakışan elbisesinin giymiş nazlı bir genç kız gibi salınan Derler ki Ordu da deniz kolları açık bekler ve her mevsimde şehir insanıyla kucağına yerleşir Karadeniz in Kışsa uyur yazsa dalgalarıyla oynar baharsa aşkla coşar sonbaharsa ömrün hüznünü alır eline tarar Leyla Yıldırım Yaprakların yavaştan terk etmeye başladığı fındık dallarına tutunmaya çalışan tekleme bir fındık çizerim Bir teklemede tuvalime düşer nazlı nazlı esen yel ile cilveleşen daldan Ve teklemeye uzanan fındık yorgunu güneş yanığı bir el Başak sepetine yüklenmiş belki de gerçekleşmeyecek birkaç tane hayal Umuttur güz derim bu resimle Fındık veresiye bırakılmış mutluluklar vardır Aynı yastıkta bir ömür dilekleri ile kurulacak yuvaların sıcacık davetiyeleri dolanır elden ele Sokaklara yayılan müziğin karşılama sesini kına gecelerinin yanık türkülerini çizerim Mutluluk şimdi güz Turan AksoyHoynat Adası nda güneş gizliden doğar Beldibi nde uzun uzun vedalaşır Isıtmaz ama üşütmez de sizi İnce rüzgârı hissedersiniz üzerinizde Anne yeleği ihtiyaçtır artık Hazan sarar her yeri mevsim sonbahardır şimdi Duygusal olmak şehre ayak uydurmak zorunluluktur Koşmak eğlenmek değil de dostla bir kahve içmek istersiniz Şairler ayrılığı yakıştırır belki ama muhabbettir bana dosta sarılmaktır iskelede veda değil hoş geldin demektir ruhuma Yadigâr Padar Karakuş Suyun ressamı Monet resmetmeliydi sonbaharı Ordu da Kaçırılacak manzara mıydı yahu bu Hele de fonda Alpay varsa ve Eylül de gel diyorsa tatlı tatlı Bak şu hayale sen Hadi canım Hezarfen de arkasına sonbahar rüzgârını alıp süzülmeli miydi yoksa Boztepe den Yakışırdı hem de çok yakışırdı Yeşilden maviye bir martının özgürlüğüyle kanat çırpmak ve bir tüyün hafifliğiyle bir suya bir toprağa dokunmak Yağmurun da mı müziği vardı bu coğrafyada Acaba duyar mıydı bunu da o sessiz dünyasında Mozart Damlalar tuşlara dokunur da günlerce ağlar mıydı Kibele mabedinde Özlem Topal Ayaklarım beni doğruca sahile götürüyor Civil Deresi sahile doğru kollarını açmış köpük köpük yayılarak akıyor Onu ihtişamıyla karşılayan Karadeniz ne kadar hırçın da olsa sesini beton binalar kesiyor Denizin gerdanında ince dizincik halinde gelen gecen çok kimi hüzün satıyor kimi neşe Benim hüznüm kimin umurunda Ben de onların arasına katılıyorum Seyrani Göl

Kitap Yurdu
167,05

GECE KİTAPLIĞI

17.07.202371 sf.
Karton Kapak13.5 x 21 cmKitap KağıdıTÜRKÇE
Kitap Yurdu

Eylülden sonrası sonbahar Sonbaharsa hüznün başkenti Aşkların gazeller gibi döküldüğü mevsim Ulugöl de ayaklarının altında ezilen gazellerin hışırtısıyla muhteşem doğa yürüyüşü Yason da yüzlerce cep telefonuna veya bilgisayara fon olan muhteşem gün batımı Eşsiz tablolara esin veren o canım manzaralar Haşim in dizelerinde dile gelen gizli bir dil Tarancı nın Ayva sarı nar kırmızı sonbahar deyişi Telaşa gark olan bitişlerin ve başlangıçların perdesi Yeşilin üzerine sarının kırmızının turuncunun bin bir tonunun katmer katmer giydirilişi Sanki yeşilin ilkbahardan kışa uzanan sergüzeştte ünlü bir ressamın fırçasından çıkmışçasına boyanması bezenmesi Goncagül Ustaoğlu Denizinin dalgasından mevsimleri okuduğunuz ve taşına toprağına anılarınızı dokuduğunuz bir şehir düşünün Şehir ki kucağına mevsimleri almış kimine gurbet kimine sıla olmuş Bir şehir düşünün en çok yakışan elbisesinin giymiş nazlı bir genç kız gibi salınan Derler ki Ordu da deniz kolları açık bekler ve her mevsimde şehir insanıyla kucağına yerleşir Karadeniz in Kışsa uyur yazsa dalgalarıyla oynar baharsa aşkla coşar sonbaharsa ömrün hüznünü alır eline tarar Leyla Yıldırım Yaprakların yavaştan terk etmeye başladığı fındık dallarına tutunmaya çalışan tekleme bir fındık çizerim Bir teklemede tuvalime düşer nazlı nazlı esen yel ile cilveleşen daldan Ve teklemeye uzanan fındık yorgunu güneş yanığı bir el Başak sepetine yüklenmiş belki de gerçekleşmeyecek birkaç tane hayal Umuttur güz derim bu resimle Fındık veresiye bırakılmış mutluluklar vardır Aynı yastıkta bir ömür dilekleri ile kurulacak yuvaların sıcacık davetiyeleri dolanır elden ele Sokaklara yayılan müziğin karşılama sesini kına gecelerinin yanık türkülerini çizerim Mutluluk şimdi güz Turan Aksoy Hoynat Adası nda güneş gizliden doğar Beldibi nde uzun uzun vedalaşır Isıtmaz ama üşütmez de sizi İnce rüzgârı hissedersiniz üzerinizde Anne yeleği ihtiyaçtır artık Hazan sarar her yeri mevsim sonbahardır şimdi Duygusal olmak şehre ayak uydurmak zorunluluktur Koşmak eğlenmek değil de dostla bir kahve içmek istersiniz Şairler ayrılığı yakıştırır belki ama muhabbettir bana dosta sarılmaktır iskelede veda değil hoş geldin demektir ruhuma Yadigâr Padar Karakuş Suyun ressamı Monet resmetmeliydi sonbaharı Ordu da Kaçırılacak manzara mıydı yahu bu Hele de fonda Alpay varsa ve Eylül de gel diyorsa tatlı tatlı Bak şu hayale sen Hadi canım Hezarfen de arkasına sonbahar rüzgârını alıp süzülmeli miydi yoksa Boztepe den Yakışırdı hem de çok yakışırdı Yeşilden maviye bir martının özgürlüğüyle kanat çırpmak ve bir tüyün hafifliğiyle bir suya bir toprağa dokunmak Yağmurun da mı müziği vardı bu coğrafyada Acaba duyar mıydı bunu da o sessiz dünyasında Mozart Damlalar tuşlara dokunur da günlerce ağlar mıydı Kibele mabedinde Özlem Topal Ayaklarım beni doğruca sahile götürüyor Civil Deresi sahile doğru kollarını açmış köpük köpük yayılarak akıyor Onu ihtişamıyla karşılayan Karadeniz ne kadar hırçın da olsa sesini beton binalar kesiyor Denizin gerdanında ince dizincik halinde gelen gecen çok kimi hüzün satıyor kimi neşe Benim hüznüm kimin umurunda Ben de onların arasına katılıyorum Seyrani Göl

Kitap Ambarı
169,62

Gece Kitaplığı

202371 sf.
İnce Kapak13,5 x 21
Kitap Ambarı

Eylülden sonrası sonbahar Sonbaharsa hüznün başkenti Aşkların gazeller gibi döküldüğü mevsim Ulugöl de ayaklarının altında ezilen gazellerin hışırtısıyla muhteşem doğa yürüyüşü Yason da yüzlerce cep telefonuna veya bilgisayara fon olan muhteşem gün batımı Eşsiz tablolara esin veren o canım manzaralar Haşim in dizelerinde dile gelen gizli bir dil Tarancı nın Ayva sarı nar kırmızı sonbahar deyişi Telaşa gark olan bitişlerin ve başlangıçların perdesi Yeşilin üzerine sarının kırmızının turuncunun bin bir tonunun katmer katmer giydirilişi Sanki yeşilin ilkbahardan kışa uzanan sergüzeştte ünlü bir ressamın fırçasından çıkmışçasına boyanması bezenmesi Goncagül Ustaoğlu Denizinin dalgasından mevsimleri okuduğunuz ve taşına toprağına anılarınızı dokuduğunuz bir şehir düşünün Şehir ki kucağına mevsimleri almış kimine gurbet kimine sıla olmuş Bir şehir düşünün en çok yakışan elbisesinin giymiş nazlı bir genç kız gibi salınan Derler ki Ordu da deniz kolları açık bekler ve her mevsimde şehir insanıyla kucağına yerleşir Karadeniz in Kışsa uyur yazsa dalgalarıyla oynar baharsa aşkla coşar sonbaharsa ömrün hüznünü alır eline tarar Leyla Yıldırım Yaprakların yavaştan terk etmeye başladığı fındık dallarına tutunmaya çalışan tekleme bir fındık çizerim Bir teklemede tuvalime düşer nazlı nazlı esen yel ile cilveleşen daldan Ve teklemeye uzanan fındık yorgunu güneş yanığı bir el Başak sepetine yüklenmiş belki de gerçekleşmeyecek birkaç tane hayal Umuttur güz derim bu resimle Fındık veresiye bırakılmış mutluluklar vardır Aynı yastıkta bir ömür dilekleri ile kurulacak yuvaların sıcacık davetiyeleri dolanır elden ele Sokaklara yayılan müziğin karşılama sesini kına gecelerinin yanık türkülerini çizerim Mutluluk şimdi güz Turan Aksoy Hoynat Adası nda güneş gizliden doğar Beldibi nde uzun uzun vedalaşır Isıtmaz ama üşütmez de sizi İnce rüzgârı hissedersiniz üzerinizde Anne yeleği ihtiyaçtır artık Hazan sarar her yeri mevsim sonbahardır şimdi Duygusal olmak şehre ayak uydurmak zorunluluktur Koşmak eğlenmek değil de dostla bir kahve içmek istersiniz Şairler ayrılığı yakıştırır belki ama muhabbettir bana dosta sarılmaktır iskelede veda değil hoş geldin demektir ruhuma Yadigâr Padar Karakuş Suyun ressamı Monet resmetmeliydi sonbaharı Ordu da Kaçırılacak manzara mıydı yahu bu Hele de fonda Alpay varsa ve Eylül de gel diyorsa tatlı tatlı Bak şu hayale sen Hadi canım Hezarfen de arkasına sonbahar rüzgârını alıp süzülmeli miydi yoksa Boztepe den Yakışırdı hem de çok yakışırdı Yeşilden maviye bir martının özgürlüğüyle kanat çırpmak ve bir tüyün hafifliğiyle bir suya bir toprağa dokunmak Yağmurun da mı müziği vardı bu coğrafyada Acaba duyar mıydı bunu da o sessiz dünyasında Mozart Damlalar tuşlara dokunur da günlerce ağlar mıydı Kibele mabedinde Özlem Topal Ayaklarım beni doğruca sahile götürüyor Civil Deresi sahile doğru kollarını açmış köpük köpük yayılarak akıyor Onu ihtişamıyla karşılayan Karadeniz ne kadar hırçın da olsa sesini beton binalar kesiyor Denizin gerdanında ince dizincik halinde gelen gecen çok kimi hüzün satıyor kimi neşe Benim hüznüm kimin umurunda Ben de onların arasına katılıyorum Seyrani Göl Tanıtım Bülteninden

Nobel Kitap
200,46

Gece Kitaplığı

202371 sf.
Nobel Kitap

Eylülden sonrası sonbahar Sonbaharsa hüznün başkenti Aşkların gazeller gibi döküldüğü mevsim Ulugöl de ayaklarının altında ezilen gazellerin hışırtısıyla muhteşem doğa yürüyüşü Yason da yüzlerce cep telefonuna veya bilgisayara fon olan muhteşem gün batımı Eşsiz tablolara esin veren o canım manzaralar Haşim in dizelerinde dile gelen gizli bir dil Tarancı nın Ayva sarı nar kırmızı sonbahar deyişi Telaşa gark olan bitişlerin ve başlangıçların perdesi Yeşilin üzerine sarının kırmızının turuncunun bin bir tonunun katmer katmer giydirilişi Sanki yeşilin ilkbahardan kışa uzanan sergüzeştte ünlü bir ressamın fırçasından çıkmışçasına boyanması bezenmesi Goncagül Ustaoğlu Denizinin dalgasından mevsimleri okuduğunuz ve taşına toprağına anılarınızı dokuduğunuz bir şehir düşünün Şehir ki kucağına mevsimleri almış kimine gurbet kimine sıla olmuş Bir şehir düşünün en çok yakışan elbisesinin giymiş nazlı bir genç kız gibi salınan Derler ki Ordu da deniz kolları açık bekler ve her mevsimde şehir insanıyla kucağına yerleşir Karadeniz in Kışsa uyur yazsa dalgalarıyla oynar baharsa aşkla coşar sonbaharsa ömrün hüznünü alır eline tarar Leyla Yıldırım Yaprakların yavaştan terk etmeye başladığı fındık dallarına tutunmaya çalışan tekleme bir fındık çizerim Bir teklemede tuvalime düşer nazlı nazlı esen yel ile cilveleşen daldan Ve teklemeye uzanan fındık yorgunu güneş yanığı bir el Başak sepetine yüklenmiş belki de gerçekleşmeyecek birkaç tane hayal Umuttur güz derim bu resimle Fındık veresiye bırakılmış mutluluklar vardır Aynı yastıkta bir ömür dilekleri ile kurulacak yuvaların sıcacık davetiyeleri dolanır elden ele Sokaklara yayılan müziğin karşılama sesini kına gecelerinin yanık türkülerini çizerim Mutluluk şimdi güz Turan AksoyHoynat Adası nda güneş gizliden doğar Beldibi nde uzun uzun vedalaşır Isıtmaz ama üşütmez de sizi İnce rüzgârı hissedersiniz üzerinizde Anne yeleği ihtiyaçtır artık Hazan sarar her yeri mevsim sonbahardır şimdi Duy

Şehadet Kitap
257,00

Gece Kitaplığı Yayınları

202371 sf.
Şehadet Kitap

Eylülden sonrası sonbahar Sonbaharsa hüznün başkenti Aşkların gazeller gibi döküldüğü mevsim Ulugöl de ayaklarının altında ezilen gazellerin hışırtısıyla muhteşem doğa yürüyüşü Yason da yüzlerce cep telefonuna veya bilgisayara fon olan muhteşem gün batımı Eşsiz tablolara esin veren o canım manzaralar Haşim in dizelerinde dile gelen gizli bir dil Tarancı nın Ayva sarı nar kırmızı sonbahar deyişi Telaşa gark olan bitişlerin ve başlangıçların perdesi Yeşilin üzerine sarının kırmızının turuncunun bin bir tonunun katmer katmer giydirilişi Sanki yeşilin ilkbahardan kışa uzanan sergüzeştte ünlü bir ressamın fırçasından çıkmışçasına boyanması bezenmesi Goncagül Ustaoğlu Denizinin dalgasından mevsimleri okuduğunuz ve taşına toprağına anılarınızı dokuduğunuz bir şehir düşünün Şehir ki kucağına mevsimleri almış kimine gurbet kimine sıla olmuş Bir şehir düşünün en çok yakışan elbisesinin giymiş nazlı bir genç kız gibi salınan Derler ki Ordu da deniz kolları açık bekler ve her mevsimde şehir insanıyla kucağına yerleşir Karadeniz in Kışsa uyur yazsa dalgalarıyla oynar baharsa aşkla coşar sonbaharsa ömrün hüznünü alır eline tarar Leyla Yıldırım Yaprakların yavaştan terk etmeye başladığı fındık dallarına tutunmaya çalışan tekleme bir fındık çizerim Bir teklemede tuvalime düşer nazlı nazlı esen yel ile cilveleşen daldan Ve teklemeye uzanan fındık yorgunu güneş yanığı bir el Başak sepetine yüklenmiş belki de gerçekleşmeyecek birkaç tane hayal Umuttur güz derim bu resimle Fındık veresiye bırakılmış mutluluklar vardır Aynı yastıkta bir ömür dilekleri ile kurulacak yuvaların sıcacık davetiyeleri dolanır elden ele Sokaklara yayılan müziğin karşılama sesini kına gecelerinin yanık türkülerini çizerim Mutluluk şimdi güz Turan Aksoy Hoynat Adası nda güneş gizliden doğar Beldibi nde uzun uzun vedalaşır Isıtmaz ama üşütmez de sizi İnce rüzgârı hissedersiniz üzerinizde Anne yeleği ihtiyaçtır artık Hazan sarar her yeri mevsim sonbahardır şimdi Duygusal olmak şehre ayak uydurmak zorunluluktur Koşmak eğlenmek değil de dostla bir kahve içmek istersiniz Şairler ayrılığı yakıştırır belki ama muhabbettir bana dosta sarılmaktır iskelede veda değil hoş geldin demektir ruhuma Yadigâr Padar Karakuş Suyun ressamı Monet resmetmeliydi sonbaharı Ordu da Kaçırılacak manzara mıydı yahu bu Hele de fonda Alpay varsa ve Eylül de gel diyorsa tatlı tatlı Bak şu hayale sen Hadi canım Hezarfen de arkasına sonbahar rüzgârını alıp süzülmeli miydi yoksa Boztepe den Yakışırdı hem de çok yakışırdı Yeşilden maviye bir martının özgürlüğüyle kanat çırpmak ve bir tüyün hafifliğiyle bir suya bir toprağa dokunmak Yağmurun da mı müziği vardı bu coğrafyada Acaba duyar mıydı bunu da o sessiz dünyasında Mozart Damlalar tuşlara dokunur da günlerce ağlar mıydı Kibele mabedinde Özlem Topal Ayaklarım beni doğruca sahile götürüyor Civil Deresi sahile doğru kollarını açmış köpük köpük yayılarak akıyor Onu ihtişamıyla karşılayan Karadeniz ne kadar hırçın da olsa sesini beton binalar kesiyor Denizin gerdanında ince dizincik halinde gelen gecen çok kimi hüzün satıyor kimi neşe Benim hüznüm kimin umurunda Ben de onların arasına katılıyorum