Ordu ve Siyaset İkinci Meşrutiyet Devrinde — Ahmet Turan Alkan

Ordu ve Siyaset İkinci Meşrutiyet Devrinde
Ahmet Turan AlkanUFUK KİTAPLARI
Ordu ve Siyaset İkinci Meşrutiyet Devrinde
Ahmet Turan AlkanMeşrutiyet hadiselerinin neredeyse aslının aynı izdüşümlerini Cumhuriyet tarihimizin hemen her yılına ama bilhassa son yıllara dağılmış görmek mümkündür Meşrutiyet zamanlarını tarihçinin nazarında kritik değere ulaştıran şey onca hadisenin topu topu beş altı yıla sıkışması ve bir nevi konsantre Cumhuriyet tarihi manzarası kazanmasıdır Tarihî zaman nasıl binlerce yılın icmâlini beş on santimlik arkeolojik toprak tabakasına yoğunlaştırıyorsa Meşrutiyet yılları da kendinden sonraki zamanları anlamaya yarayacak pek çok enstrümanı sinesinde cem etmiş gibidir

ÖTÜKEN NEŞRİYAT
II Meşrutiyet ile başlayan süreç özellikle 1908 ve sonrasına dair kayıtlar Türkiye nin derin hafızasında hâlâ sızlayan yaraların kayda geçirildiği kapanmamış bir defterde tutulur Tarihçiler bu defterin tamamını hiç görmediler sanki Belki de bu yüzden Türkiye nin yakın tarihi yazıldığı kadarıyla bir gizli tanığın başka bir gizli tanığa fısıldadığından belki birazcık fazla belki de ancak o kadardır Elinizden tuttuğunuz eser o birazcık fazla içinde bence mühim bir yer işgal eder Ahmet Turan Alkan bu eserinde İkinci Meşrutiyet devrindeki Ordu ve Siyaset bahsine dair tanık ifadelerinin mühim bir kısmını o açık duran defter e kendi usülü ve üslubunca kayda geçirmiş Usül ve üslub ülkemizde tarihçiliğin biraz dikkat edilmeyen bir boyutudur Tarihçiliğin aynı zamanda bir hikâye anlatma ve metin yazma işi olduğu nedense unutulur Ahmet Turan Alkan bu eseriyle tarihçiliğin sadece bu tarafını hatırlatmakla kalmayıp tarih okumanın lezzetini de okuyucuya tattırıyor Tarihe dair herhangi bir metin yazmanın edebî bir faaliyet olduğunu bir sanatçı hassasiyeti ve bir edip dikkati gerektirdiğini emsaliyle ortaya koyuyor Kullandığı kaynaklardan ve bilhassa devrin hatıra kitaplarından yapılan iktibaslar Ahmet Turan Alkan dikkati nin farkını gösteriyor Hatıralardaki beşerî ayrıntıları yakalayıp onlar üzerine tarih bina edebilmek ancak Altıncı Şehir yazarına ait bir imtiyaz ols a gerek Ordu ve siyaset gibi meziyet ve zaafların resmiyet ve ciddiyet soğukluğunda dondurulduğu bir sahada hayatiyetini sürdürebilen insanî unsurların bulunup çıkarılması ve tarihî anlamıyla kıymetlendirilmesi elinizdeki esere bir edebî metin hüviyeti veriyor Böylece devrin tarihî şahsiyetlerinin bir karakter bütünlüğü içerisinde zihnimizde canlanıp adeta hayatımıza karıştıklarını hissediyor o gün için dert ettikleri meselelerin pek çoğunun bugün de nerdeyse aynı mahiyette devam ettiklerini görüyoruz Hülâsa eseri okuyunca anlayacaksınız ki o defter evet henüz kapanmamış ve bir müddet de kapanmayacak gibi