Ortodoks İktisat ile İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki — Tolga Kabaş

Ortodoks İktisat ile İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki
Tolga KabaşAkademisyen Kitabevi
Ortodoks İktisat ile İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki
Tolga KabaşBatının rasyonelleşme süreci toplum ve doğa üzerinde egemenlik kurmayı sağlayacak şekilde gerçekleşmiştir Rekabetçi bireyciliğin ve bencilliğin üzerine kurulu ekonomi modeliyle etkisine aldığı toplumlarda büyük sarsıntılara yol açmıştır Rekabetçi bir bireyciliğe ve tüketime dayalı toplumlarda madde ile mana arasındaki makasın açıldığı bu durumun toplumları çözülmeye götürdüğü görülmektedir Dünyayı uçuruma sürükleyen soğuk bir rasyonalizme dayalı Batılı hakikat anlayışının yanlış yanlarının olduğu ortaya çıkmıştır Dünyada başka medeniyetlere ait daha insani ve sıcak bir rasyonelliğin olabileceği görülmüştür Ahlaki bir yaşam kendimizi diğerleriyle özdeşleştirdiğimiz veya kendimizi diğerleriyle tanımladığımız bir hayattır Böyle bir yaşamda daha büyük hedeflerimiz olur bu hedefler hayatımıza bir anlam kazandırır Uzun zamandır Batı toplumuna hakim olan düşünce çıkar düşüncesidir Bu görüşe karşı alternatif sağlam bir görüş henüz geliştirilememiştir Sokrates e göre bireyin önem kazandığı geleneksel toplumlar tehlike altına girmektedir Batı dünyasının tarihine baktığımızda geleneksel toplumdan bireyin önem kazandığı bir topluma doğru geçiş vardır Bu geçiş özellikle Protestan Reformu ve piyasa ekonomisinin yükselişiyle gerçekleşmiştir Güçlü sosyal bağlar ve geleneksel bağlar olmadan bireyler nasıl diğergam veya ahlaki davranacaktır Bu sorunun cevabı birçok araştırmacı tarafından araştırılmaktadır Eğer tüm dünya Batı modelini takip ederek maddi gelişmeye çalışırsa çevre sorunları ve sosyal sorunlar artacaktır ancak mutluluk düzeyi artmayacaktır Yerine konulamayacak madenleri iklimi doğayı ve toplumsal sermayeyi hızlı bir şekilde tüketerek daha çabuk zenginleşebiliriz Özellikle II Dünya Savaşından sonra tüketim eğilimi ve bencillik hızlı bir şekilde artmıştır Batı toplumu maddi gelişmeye dayalı bir yol izlemektedir Bu sırada başka hedeflerin de olabileceği unutulmaktadır Ortodoks iktisat düşüncesi dünyanın ve insanlığın büyüyen sorunlarına çözüm bulamamaktadır Maddi zenginlik ile mutluluk arayışı bir aldatmacadan ibarettir Dolayısıyla yaşantımızda hedeflerimiz ne olmalıdır Dünya üzerinde daha farklı daha adil ve daha ahlaki bir yaşam yaşayabilir miyiz Günümüzde buna benzer sorular çok duyulmaya başlanmıştır Bu bağlamda iktisaden müreffeh bir toplum olmak isteyen Müslümanların manevi değerlerini ihmal ederek ve haksızlık yaparak ileri gitmesi maddi bir refaha kavuşmaları mümkündür İslam dini Müslümanlara bu tehlikeyi açıkça gösterir İslam temiz ve meşru bir iktisadi kalkınmayı emreder İslam dini madde bilim ile mana ahlak arasında dengeyi savunur Bu dengeye göre Müslümanlar maddi refaha ulaşmak için çok çalışmalı ancak ekonomik ve sosyal hayatlarını ahlaki bir temele oturtmalıdırlar Başta Prof Dr Murat Doğanlar Hocam olmak üzere İktisat Bölümündeki bütün hocalarıma ve Araş Gör Arkadaşlarıma güler yüzleri dürüstlükleri yardımseverlikleri için çok teşekkür ederim

Akademisyen Kitabevi
Bölüm 1 Ekonomi İle Toplumun Birleştirilmesini Sağlayan Sosyal Bilim Dalı Olarak İktisat Sosyolojisi Bölüm 2 Türk Toplumunda Ekonomik Planlama Versus Serbest Piyasa Ekonomisi İle Modernleşme Politikalarının Kültürel Kontekstle Olan İlişkisinin İncelenmesi Bölüm 3 2023 Yılına Girilirken Türk Toplumunda Liberalizmin Kültürle Olan İlişkisi Bölüm 4 Türk Toplumu Perspektifinden Alman Tarihçi Okulu İle İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Bölüm 5 Ziya Gökalp İle Amerikan Ekonomi Kurucusu Richard T Ely nin Düşüncelerinin Karşılaştırılması Bölüm 6 Türk Toplumu Perspektifinden Küresel Politika Paradigmalarının ve Ulusal Modellerin Değerlendirilmesi Bölüm 7 Amerikan ve Japon Toplumunda Kültür Modernleşme Ekonomi Bilimi Arasındaki İlişki Bölüm 8 Türk Toplumu Perspektifinden Alman ve Amerikan Modernleşmesinin Değerlendirilmesi Bölüm 9 Amerikan Eski Kurumsal İktisat Okulunun Ana Akım İktisat Düşüncesine Karşı Sürdürdüğü Eleştirel Yaklaşım Bölüm 10 Yoksulluğun İktisadi Nedenleri ve Kültürel Kontekstle Olan İlişkisi Bölüm 11 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Aile ve Eğitim Kurumu Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi Bölüm 12 Neoklasik İktisat Düşüncesinin Doğuşu ile Liberal Kapitalizmin Meşru Bir Ekonomik Sistem Olarak Kabul Edilmesi Bölüm 13 Türk Toplumunun Sağlam Bir Ahlak Temeline Oturmasını Sağlayacak Weberyen Sosyal Ekonomi Bölüm 14 Anglo Sakson Ülkelerde Modern İktisat Düşüncesinin Doğuşu ve Amerikan Kapitalizminin Dünyaya Yayılması Bölüm 15 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Sosyal Adalet Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi

Akademisyen Kitabevi
İçindekiler Bölüm 1 Ekonomi İle Toplumun Birleştirilmesini Sağlayan Sosyal Bilim Dalı Olarak İktisat Sosyolojisi Bölüm 2 Türk Toplumunda Ekonomik Planlama Versus Serbest Piyasa Ekonomisi İle Modernleşme Politikalarının Kültürel Kontekstle Olan İlişkisinin İncelenmesi Bölüm 3 2023 Yılına Girilirken Türk Toplumunda Liberalizmin Kültürle Olan İlişkisi Bölüm 4 Türk Toplumu Perspektifinden Alman Tarihçi Okulu İle İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Bölüm 5 Ziya Gökalp İle Amerikan Ekonomi Kurucusu Richard T Ely nin Düşüncelerinin Karşılaştırılması Bölüm 6 Türk Toplumu Perspektifinden Küresel Politika Paradigmalarının ve Ulusal Modellerin Değerlendirilmesi Bölüm 7 Amerikan ve Japon Toplumunda Kültür Modernleşme Ekonomi Bilimi Arasındaki İlişki Bölüm 8 Türk Toplumu Perspektifinden Alman ve Amerikan Modernleşmesinin Değerlendirilmesi Bölüm 9 Amerikan Eski Kurumsal İktisat Okulunun Ana Akım İktisat Düşüncesine Karşı Sürdürdüğü Eleştirel Yaklaşım Bölüm 10 Yoksulluğun İktisadi Nedenleri ve Kültürel Kontekstle Olan İlişkisi Bölüm 11 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Aile ve Eğitim Kurumu Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi Bölüm 12 Neoklasik İktisat Düşüncesinin Doğuşu ile Liberal Kapitalizmin Meşru Bir Ekonomik Sistem Olarak Kabul Edilmesi Bölüm 13 Türk Toplumunun Sağlam Bir Ahlak Temeline Oturmasını Sağlayacak Weberyen Sosyal Ekonomi Bölüm 14 Anglo Sakson Ülkelerde Modern İktisat Düşüncesinin Doğuşu ve Amerikan Kapitalizminin Dünyaya Yayılması Bölüm 15 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Sosyal Adalet Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi

Akademisyen Kitabevi
Tolga Kabaş tarafından kaleme alınan Milli İktisat ile İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Akademisyen Kitabevi eseri olarak okurlarla buluşuyor Milli İktisat ile İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Tolga Kabaş Kitap Özeti Bölüm 1 Ekonomi İle Toplumun Birleştirilmesini Sağlayan Sosyal Bilim Dalı Olarak İktisat Sosyolojisi Bölüm 2 Türk Toplumunda Ekonomik Planlama Versus Serbest Piyasa Ekonomisi İle Modernleşme Politikalarının Kültürel Kontekstle Olan İlişkisinin İncelenmesi Bölüm 3 2023 Yılına Girilirken Türk Toplumunda Liberalizmin Kültürle Olan İlişkisi Bölüm 4 Türk Toplumu Perspektifinden Alman Tarihçi Okulu İle İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Bölüm 5 Ziya Gökalp İle Amerikan Ekonomi Kurucusu Richard T Ely nin Düşüncelerinin Karşılaştırılması Bölüm 6 Türk Toplumu Perspektifinden Küresel Politika Paradigmalarının ve Ulusal Modellerin Değerlendirilmesi Bölüm 7 Amerikan ve Japon Toplumunda Kültür Modernleşme Ekonomi Bilimi Arasındaki İlişki Bölüm 8 Türk Toplumu Perspektifinden Alman ve Amerikan Modernleşmesinin Değerlendirilmesi Bölüm 9 Amerikan Eski Kurumsal İktisat Okulunun Ana Akım İktisat Düşüncesine Karşı Sürdürdüğü Eleştirel Yaklaşım Bölüm 10 Yoksulluğun İktisadi Nedenleri ve Kültürel Kontekstle Olan İlişkisi Bölüm 11 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Aile ve Eğitim Kurumu Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi Bölüm 12 Neoklasik İktisat Düşüncesinin Doğuşu ile Liberal Kapitalizmin Meşru Bir Ekonomik Sistem Olarak Kabul Edilmesi Bölüm 13 Türk Toplumunun Sağlam Bir Ahlak Temeline Oturmasını Sağlayacak Weberyen Sosyal Ekonomi Bölüm 14 Anglo Sakson Ülkelerde Modern İktisat Düşüncesinin Doğuşu ve Amerikan Kapitalizminin Dünyaya Yayılması Bölüm 15 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Sosyal Adalet Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi Yayınevi Akademisyen Kitabevi Yazar Tolga Kabaş Sayfa 283 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x23 50 cm Basım Yılı 2024 Barkod 9786253995843 Kategori İşletme

Akademisyen Kitabevi
Batının rasyonelleşme süreci toplum ve doğa üzerinde egemenlik kurmayı sağlayacak şekilde gerçekleşmiştir Rekabetçi bireyciliğin ve bencilliğin üzerine kurulu ekonomi modeliyle etkisine aldığı toplumlarda büyük sarsıntılara yol açmıştır Rekabetçi bir bireyciliğe ve tüketime dayalı toplumlarda madde ile mana arasındaki makasın açıldığı bu durumun toplumları çözülmeye götürdüğü görülmektedir Dünyayı uçuruma sürükleyen soğuk bir rasyonalizme dayalı Batılı hakikat anlayışının yanlış yanlarının olduğu ortaya çıkmıştır Dünyada başka medeniyetlere ait daha insani ve sıcak bir rasyonelliğin olabileceği görülmüştür Ahlaki bir yaşam kendimizi diğerleriyle özdeşleştirdiğimiz veya kendimizi diğerleriyle tanımladığımız bir hayattır Böyle bir yaşamda daha büyük hedeflerimiz olur bu hedefler hayatımıza bir anlam kazandırır Uzun zamandır Batı toplumuna hakim olan düşünce çıkar düşüncesidir Bu görüşe karşı alternatif sağlam bir görüş henüz geliştirilememiştir Sokrates e göre bireyin önem kazandığı geleneksel toplumlar tehlike altına girmektedir Batı dünyasının tarihine baktığımızda geleneksel toplumdan bireyin önem kazandığı bir topluma doğru geçiş vardır Bu geçiş özellikle Protestan Reformu ve piyasa ekonomisinin yükselişiyle gerçekleşmiştir Güçlü sosyal bağlar ve geleneksel bağlar olmadan bireyler nasıl diğergam veya ahlaki davranacaktır Bu sorunun cevabı birçok araştırmacı tarafından araştırılmaktadır Eğer tüm dünya Batı modelini takip ederek maddi gelişmeye çalışırsa çevre sorunları ve sosyal sorunlar artacaktır ancak mutluluk düzeyi artmayacaktır Yerine konulamayacak madenleri iklimi doğayı ve toplumsal sermayeyi hızlı bir şekilde tüketerek daha çabuk zenginleşebiliriz Özellikle II Dünya Savaşından sonra tüketim eğilimi ve bencillik hızlı bir şekilde artmıştır Batı toplumu maddi gelişmeye dayalı bir yol izlemektedir Bu sırada başka hedeflerin de olabileceği unutulmaktadır Ortodoks iktisat düşüncesi dünyanın ve insanlığın büyüyen sorunlarına çözüm bulamamaktadır Maddi zenginlik ile mutluluk arayışı bir aldatmacadan ibarettir Dolayısıyla yaşantımızda hedeflerimiz ne olmalıdır Dünya üzerinde daha farklı daha adil ve daha ahlaki bir yaşam yaşayabilir miyiz Günümüzde buna benzer sorular çok duyulmaya başlanmıştır Bu bağlamda iktisaden müreffeh bir toplum olmak isteyen Müslümanların manevi değerlerini ihmal ederek ve haksızlık yaparak ileri gitmesi maddi bir refaha kavuşmaları mümkündür İslam dini Müslümanlara bu tehlikeyi açıkça gösterir İslam temiz ve meşru bir iktisadi kalkınmayı emreder İslam dini madde bilim ile mana ahlak arasında dengeyi savunur Bu dengeye göre Müslümanlar maddi refaha ulaşmak için çok çalışmalı ancak ekonomik ve sosyal hayatlarını ahlaki bir temele oturtmalıdırlar Başta Prof Dr Murat Doğanlar Hocam olmak üzere İktisat Bölümündeki bütün hocalarıma ve Araş Gör Arkadaşlarıma güler yüzleri dürüstlükleri yardımseverlikleri için çok teşekkür ederim

Akademisyen Kitabevi
Batının rasyonelleşme süreci toplum ve doğa üzerinde egemenlik kurmayı sağlayacak şekilde gerçekleşmiştir Rekabetçi bireyciliğin ve bencilliğin üzerine kurulu ekonomi modeliyle etkisine aldığı toplumlarda büyük sarsıntılara yol açmıştır Rekabetçi bir bireyciliğe ve tüketime dayalı toplumlarda madde ile mana arasındaki makasın açıldığı bu durumun toplumları çözülmeye götürdüğü görülmektedir Dünyayı uçuruma sürükleyen soğuk bir rasyonalizme dayalı Batılı hakikat anlayışının yanlış yanlarının olduğu ortaya çıkmıştır Dünyada başka medeniyetlere ait daha insani ve sıcak bir rasyonelliğin olabileceği görülmüştür Ahlaki bir yaşam kendimizi diğerleriyle özdeşleştirdiğimiz veya kendimizi diğerleriyle tanımladığımız bir hayattır Böyle bir yaşamda daha büyük hedeflerimiz olur bu hedefler hayatımıza bir anlam kazandırır Uzun zamandır Batı toplumuna hakim olan düşünce çıkar düşüncesidir Bu görüşe karşı alternatif sağlam bir görüş henüz geliştirilememiştir Sokrates e göre bireyin önem kazandığı geleneksel toplumlar tehlike altına girmektedir Batı dünyasının tarihine baktığımızda geleneksel toplumdan bireyin önem kazandığı bir topluma doğru geçiş vardır Bu geçiş özellikle Protestan Reformu ve piyasa ekonomisinin yükselişiyle gerçekleşmiştir Güçlü sosyal bağlar ve geleneksel bağlar olmadan bireyler nasıl diğergam veya ahlaki davranacaktır Bu sorunun cevabı birçok araştırmacı tarafından araştırılmaktadır Eğer tüm dünya Batı modelini takip ederek maddi gelişmeye çalışırsa çevre sorunları ve sosyal sorunlar artacaktır ancak mutluluk düzeyi artmayacaktır Yerine konulamayacak madenleri iklimi doğayı ve toplumsal sermayeyi hızlı bir şekilde tüketerek daha çabuk zenginleşebiliriz Özellikle II Dünya Savaşından sonra tüketim eğilimi ve bencillik hızlı bir şekilde artmıştır Batı toplumu maddi gelişmeye dayalı bir yol izlemektedir Bu sırada başka hedeflerin de olabileceği unutulmaktadır Ortodoks iktisat düşüncesi dünyanın ve insanlığın büyüyen sorunlarına çözüm bulamamaktadır Maddi zenginlik ile mutluluk arayışı bir aldatmacadan ibarettir Dolayısıyla yaşantımızda hedeflerimiz ne olmalıdır Dünya üzerinde daha farklı daha adil ve daha ahlaki bir yaşam yaşayabilir miyiz Günümüzde buna benzer sorular çok duyulmaya başlanmıştır Bu bağlamda iktisaden müreffeh bir toplum olmak isteyen Müslümanların manevi değerlerini ihmal ederek ve haksızlık yaparak ileri gitmesi maddi bir refaha kavuşmaları mümkündür İslam dini Müslümanlara bu tehlikeyi açıkça gösterir İslam temiz ve meşru bir iktisadi kalkınmayı emreder İslam dini madde bilim ile mana ahlak arasında dengeyi savunur Bu dengeye göre Müslümanlar maddi refaha ulaşmak için çok çalışmalı ancak ekonomik ve sosyal hayatlarını ahlaki bir temele oturtmalıdırlar Başta Prof Dr Murat Doğanlar Hocam olmak üzere İktisat Bölümündeki bütün hocalarıma ve Araş Gör Arkadaşlarıma güler yüzleri dürüstlükleri yardımseverlikleri için çok teşekkür ederim

Akademisyen Kitabevi
Bölüm 1 Ekonomi İle Toplumun Birleştirilmesini Sağlayan Sosyal Bilim Dalı Olarak İktisat Sosyolojisi Bölüm 2 Türk Toplumunda Ekonomik Planlama Versus Serbest Piyasa Ekonomisi İle Modernleşme Politikalarının Kültürel Kontekstle Olan İlişkisinin İncelenmesi Bölüm 3 2023 Yılına Girilirken Türk Toplumunda Liberalizmin Kültürle Olan İlişkisi Bölüm 4 Türk Toplumu Perspektifinden Alman Tarihçi Okulu İle İktisat Sosyolojisi Arasındaki İlişki Bölüm 5 Ziya Gökalp İle Amerikan Ekonomi Kurucusu Richard T Ely nin Düşüncelerinin Karşılaştırılması Bölüm 6 Türk Toplumu Perspektifinden Küresel Politika Paradigmalarının ve Ulusal Modellerin Değerlendirilmesi Bölüm 7 Amerikan ve Japon Toplumunda Kültür Modernleşme Ekonomi Bilimi Arasındaki İlişki Bölüm 8 Türk Toplumu Perspektifinden Alman ve Amerikan Modernleşmesinin Değerlendirilmesi Bölüm 9 Amerikan Eski Kurumsal İktisat Okulunun Ana Akım İktisat Düşüncesine Karşı Sürdürdüğü Eleştirel Yaklaşım Bölüm 10 Yoksulluğun İktisadi Nedenleri ve Kültürel Kontekstle Olan İlişkisi Bölüm 11 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Aile ve Eğitim Kurumu Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi Bölüm 12 Neoklasik İktisat Düşüncesinin Doğuşu ile Liberal Kapitalizmin Meşru Bir Ekonomik Sistem Olarak Kabul Edilmesi Bölüm 13 Türk Toplumunun Sağlam Bir Ahlak Temeline Oturmasını Sağlayacak Weberyen Sosyal Ekonomi Bölüm 14 Anglo Sakson Ülkelerde Modern İktisat Düşüncesinin Doğuşu ve Amerikan Kapitalizminin Dünyaya Yayılması Bölüm 15 İktisat Sosyolojisiyle Neoliberal Politikaların Sosyal Adalet Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Değerlendirilmesi

Akademisyen Kitabevi
Batının rasyonelleşme süreci toplum ve doğa üzerinde egemenlik kurmayı sağlayacak şekilde gerçekleşmiştir Rekabetçi bireyciliğin ve bencilliğin üzerine kurulu ekonomi modeliyle etkisine aldığı toplumlarda büyük sarsıntılara yol açmıştır Rekabetçi bir bireyciliğe ve tüketime dayalı toplumlarda madde ile mana arasındaki makasın açıldığı bu durumun toplumları çözülmeye götürdüğü görülmektedir Dünyayı uçuruma sürükleyen soğuk bir rasyonalizme dayalı Batılı hakikat anlayışının yanlış yanlarının olduğu ortaya çıkmıştır Dünyada başka medeniyetlere ait daha insani ve sıcak bir rasyonelliğin olabileceği görülmüştür Ahlaki bir yaşam kendimizi diğerleriyle özdeşleştirdiğimiz veya kendimizi diğerleriyle tanımladığımız bir hayattır Böyle bir yaşamda daha büyük hedeflerimiz olur bu hedefler hayatımıza bir anlam kazandırır Uzun zamandır Batı toplumuna hakim olan düşünce çıkar düşüncesidir Bu görüşe karşı alternatif sağlam bir görüş henüz geliştirilememiştir Sokrates e göre bireyin önem kazandığı geleneksel toplumlar tehlike altına girmektedir Batı dünyasının tarihine baktığımızda geleneksel toplumdan bireyin önem kazandığı bir topluma doğru geçiş vardır Bu geçiş özellikle Protestan Reformu ve piyasa ekonomisinin yükselişiyle gerçekleşmiştir Güçlü sosyal bağlar ve geleneksel bağlar olmadan bireyler nasıl diğergam veya ahlaki davranacaktır Bu sorunun cevabı birçok araştırmacı tarafından araştırılmaktadır Eğer tüm dünya Batı modelini takip ederek maddi gelişmeye çalışırsa çevre sorunları ve sosyal sorunlar artacaktır ancak mutluluk düzeyi artmayacaktır Yerine konulamayacak madenleri iklimi doğayı ve toplumsal sermayeyi hızlı bir şekilde tüketerek daha çabuk zenginleşebiliriz Özellikle II Dünya Savaşından sonra tüketim eğilimi ve bencillik hızlı bir şekilde artmıştır Batı toplumu maddi gelişmeye dayalı bir yol izlemektedir Bu sırada başka hedeflerin de olabileceği unutulmaktadır Ortodoks iktisat düşüncesi dünyanın ve insanlığın büyüyen sorunlarına çözüm b