Osmanlı Basra sında Devlet ve Toplum 1908 1914

Osmanlı Basra sında Devlet ve Toplum 1908 1914
Küre Yayınları
Osmanlı Basra sında Devlet ve Toplum 1908 1914
II Meşrutiyet dönemi merkezileşmenin yerel eşraf aleyhine tesis edilmeye çalışıldığı ve buna desantralist eğilimlerin eşlik ettiği bir zaman dilimidir Basra Körfezi nin kilidi konumundaki Basra vilayetine odaklanan yazar II Meşrutiyet dönemi devlet toplum ilişkilerini bu çerçevede incelemek suretiyle hem Basra toplumunun kendine has yapısını ortaya koyuyor hem de merkezileşme siyasetinin imparatorluk geneline nüfuz etme potansiyelini belirlemeye çalışıyor Osmanlı devlet aygıtının taşrada işleyişi merkezileşme siyasetinin II Abdülhamid ve İttihat Terakki dönemlerinde nasıl farklılaştığı bölgedeki aşiret yapısı ve toprak mülkiyeti sisteminin siyasi güçle etkileşimi adem i merkeziyet ve yerel elitin nüfuzunun sınırları bir eşraf hareketi olarak ortaya çıkan muhalefetin Arabizm hareketi içerisindeki yeri Osmanlı İngiliz nüfuz mücadelesi gibi bir kısmı daha önce hiç ele alınmamış konular yazarın Osmanlı ve İngiltere devlet arşivleri ile hatıratlar temelinde ayrıntılı olarak irdelediği başlıklar arasında yer alıyor

İş Bankası Kültür Yayınları
çev. Ebru Kılıç
Osmanlı İmparatorluğu nun 1453 ten beri başkenti olan İstanbul 17 ve 18 yüzyıllarda dört yüz bin civarında bir nüfusa sahipti Bu megakent sadece Osmanlı vilayetlerinden değil imparatorluk sınırlarının ötesinden erkekleri ve kadınları da kendine çekiyordu Zaman içinde yeni göç dalgaları özgür erkekler ve kadınların yanı sıra çoğunu yabancı esirlerin oluşturduğu zorla iskân edilen insanlar kente aktı Osmanlı İmparatorluğu nda Kölelik ve Kadınlar işte bu İstanbul u merkezine koyan karşılaştırmalı bir bakışla kölelik ve sosyal düzenlemeler üzerinden Osmanlı İmparatorluğu ndaki toplumsal cinsiyet politikalarını inceliyor Madeline C Zilfi 18 ve 19 yüzyıllarda özellikle II Mahmud döneminin sonuna kadar kadın köleliğinin Osmanlı uygulamasında ne denli merkezi bir yer tuttuğunu vurgularken emperyal yönetimin ve seçkinlerin toplumsal üreme mekanizmalarının nasıl vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini de gösteriyor