Osmanlı Çağı Ve Sonrası — Ümit Aktaş

Osmanlı Çağı Ve Sonrası
Ümit AktaşAnka Yayınları
Osmanlı Çağı Ve Sonrası
Ümit AktaşArka Kapak Bu kitapla amaçlanan şey kronolojik bir tarihe ya da mikro tarihsel analizlerin verilerine ulaşmaktan ziyade bir tarih perspektifi analizi tarihin anlaşılması ve yorumu çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse kaypak bir alandır Tüm bunlara rağmen bu ülkede yaşayan her sorumlu aydın ve her sorumlu insanın içinde yaşadığı Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir perspektif geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki karşıtlık ve ilişkilerin mahiyetini kavraması ve aydınlatması sonuçta tarihin ve coğrafyanın bize biçtiği tikel bir yaşama alanının önümüze koyduğu ve insan olmamızın da âdeta bir gereği olan bir çabadır Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İflâsı nda zikrettiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir Afrika Atasözü Önsöz Giriş Batı sisteminin kıyısında ağır bunalımların bedelini günlük hayatının her ânında ödeyen bir halkın daha yakın bir geçmişte aynı Batı sistemine tepeden bakan devasa bir imparatorluğun bakiyeleri ya da mirasçıları olduğunu düşünmek sorumluluk sahibi düşünme yetisine sahip her şahsı bu acı gerçeklik üzerine kafa yormaya yöneltecektir Ama ne yazık ki bu acı gerçekliği üreten temel nedenlerden biri de ülkemiz insanının düşünce ve analizlere yeterince bir önemlilik atfetmemesi çözümü salt pratik olgularda ve bu olguların değiştirilmesi ya da üretilmesinde görmesidir Ulaşılmaya çalışılan Batı uygarlığının dahi yaklaşık iki yüz yıllık batılılaşma sürecine rağmen anlaşılmaması ve işte bu yüzden de bu uygarlığın rastlantısal ve kendi toplumumuzun gerçekliğiyle asla uzlaşamayacak yönlerinin dahi bir kurtuluş ideolojisi olarak ithal edilmesinin yarattığı şu kan uyuşmazlığının doğurduğu sorunlar içinde debelenmemiz ve bocalamamız dahi bunun en açık işaretlerinden biridir İşte bu yanlışlıklardan biri yani harf devriminin yol açtığı ve kendi kültürümüzün dilinin artık yabancı bir dil ve dökümanlarının ise bir hurda yığını haline gelmesi nedeniyle bu araştırma da ister istemez ikincil kaynaklar alanında sınırlanmıştır Elbet bu tek neden değil Zira Osmanlı İmparatorluğu ve oluşturduğu uygarlık tarzı ve alanının özgül nitelikleri öylesine devasa bir tarihsel cesametdedir ki bu alan üstüne yapılacak her çalışma daha baştan kendisini sınırlandırmak mecburiyetindedir Bu kitap da bir yandan bir akademisyen olmamam öte yandan ise tarihe yaklaşım farklılığım yani tarihi mikro verilerin kronolojik bir sıralamasından öte bir anlamlar değerler ve insanoğlunun kendisini bir gerçekleştirme ve özgürleştirme alanı olarak görmem ayrıca bu çalışmanın önemli ölçüde yukarıda zikredilen sebepler yüzünden klasik bir tarih kitabı olmayı amaçlamaması nedenleriyle daha baştan kendisini ortaya koyduğu amaçlarla sınırlandırmıştır Öte yandan birincil kaynaklardaki birçok temel bilimsel verinin de zaten ikincil kaynaklarda zikredilmesi ve konu üstüne yazılmış olan ikincil kaynakların yorum ve analizlerin dahi külliyatlı miktarı daha işin başında böylesi bir sınırlanmayı zorunlu kılmaktadır Elbet bunun da ötesinde dil problemi yani Osmanlı dökümanlarının henüz hurda bir kâğıt yığını olmaktan kurtarılamaması ve bu kaynaklar üzerindeki bir araştırmayı zaten Osmanlı mirasını reddeden resmi anlayışın imkânsızlaştırması bu sınırlanmanın diğer gerekçeleridir Zaten benim yapmayı amaçladığım şey kronolojik bir tarihsel döküme ya da mikro tarihsel analizlerin verilerine ulaşmaktan ziyade bir tarih perspektifi analizi tarihin anlaşılması ve yorumu çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece d
Osmanlı Çağı Ve Sonrası
Ümit Aktaş
Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

ÇIRA YAYINLARI
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir
Osmanlı Çağı Ve Sonrası
Ümit Aktaş
ÇIRA YAYINLARI
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İflâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

Çıra Yayınları
Bu kitapla amaçlanan her şeyden önce Osmanlı tarihi dolayısıyla günümüzü anlama ve yorumlama çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu ve karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse muğlak ama bir o kadar da derinleştirilmeye müsait bir alandır Bu ülkede yaşayan her sorumlu insanın Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir bakış açısı geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki ilişkilerin çatışma ve uzlaşmaların mahiyetini kavraması ve buradan dersler çıkarması âdeta bir vecibesidir İnsan olmaklığımızın önümüze koyduğu bu zorunluluk bir bilim den ziyade bir bilince ulaşmanın ve bunun bize yüklediği sorumlulukları yüklenmemizin de bir gereğidir Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İâsı nda zikrettiği bir Afrika atasözünde dile getirildiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir

ANKA YAYINLARI
Bu kitapla amaçlanan şey kronolojik bir tarihe ya da mikro tarihsel analizlerin verilerine ulaşmaktan ziyade bir tarih perspektifi analizi tarihin anlaşılması ve yorumu çabasıdır Tarih ise gerek malzemenin çokluğu karmaşıklığı gerekse yaklaşım açılarının farklılıkları nedeniyle ister istemez asla noktalanamayacak sürekli yeniden anlaşılması gereken ve yaşadığımız sürece de devam edip değiştiği için tüm analizleri sonuçsuz bırakan tabiri caizse kaypak bir alandır Tüm bunlara rağmen bu ülkede yaşayan her sorumlu aydın ve her sorumlu insanın içinde yaşadığı Osmanlı toplumu ve sonrasındaki altüst oluş hakkında bir perspektif geliştirmesi Batı ve Doğu dünyası arasındaki karşıtlık ve ilişkilerin mahiyetini kavraması ve aydınlatması sonuçta tarihin ve coğrafyanın bize biçtiği tikel bir yaşama alanının önümüze koyduğu ve insan olmamızın da âdeta bir gereği olan bir çabadır Bunun ötesinde ise Fikret Başkaya nın Paradigma nın İflâsı nda zikrettiği gibi Arslanlar kendi tarihçilerine sahip olana kadar avcılık öyküleri her zaman avcıyı yüceltecektir Afrika Atasözü