MejelleKitap fiyat karşılaştırma

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim — Fuat Aydın

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim
366,00
Tarih Araştırma ve İnceleme KitaplarıTarih AraştırmalarıTürk Osmanlı

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim

Fuat Aydın

Mahya Yayıncılık

2016368 sf.
Şehadet KitapEn ucuz

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim

Fuat Aydın

İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın II Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır

Ekin Kitap
432,00

Mahya Yayınları

2016368 sf.
Ekin Kitap

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın 2 Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır

BKM Kitap
462,00

Mahya Yayınları

2016368 sf.
Ciltsiz
BKM Kitap

Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın 2 Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır

Benli Kitap
480,00

Mahya Yayıncılık

2016-10-011. baskı368 sf.
Kuşe160-230-02.HamurTürkçe
Benli Kitap

İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın II Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır

Ucuz Kitap Al
510,00

Mahya Yayınları

Ekim 2016368 sf.
16.00x23.00 cm2. Hamur
Ucuz Kitap Al

Mükerrem Bedizel Aydın tarafından kaleme alınan Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim Mahya Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim Mükerrem Bedizel Aydın Kitap Özeti Osmanlı da Felsefe Tasavvuf ve Bilim İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın 2 Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır Yayınevi Mahya Yayınları Yazar Mükerrem Bedizel Aydın Sayfa 368 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 00x23 00 cm Basım Yılı Ekim 2016 Barkod 9786055222413 Kategori Araştırma İnceleme Osmanlı Tarihi

Kitap Yurdu

MAHYA YAYINLARI

03.11.2016368 sf.
Karton Kapak16 x 23 cmKuşe KağıtTÜRKÇE
Kitap Yurdu

İnsanlık tarihinin şahitlik ettiği çok geniş bir coğrafyada hüküm süren ve tek bir hanedan tarafından altı yüzyıl boyunca yönetilen yegâne imparatorluk olan Osmanlı Devleti hem içinden çıktığı İslam medeniyetinin hem de genişlemesi sırasında kendi yönetimi altına dâhil ettiği öteki medeniyetlerin Roma Bizans ın vârisi olmuştur Kültürel anlamda Moğol istilasının yol açtığı yıkımlardan yeni yeni kendisini kurtarmaya başlayan ve bazıları tarafından İslam ın II Klasik Dönemi olarak isimlendirilen zaman diliminin başlangıcında tarih sahnesine çıkmıştır Bu bağlamda kültürel olarak daha ziyade kendisinin her bakımından devamı olduğu Anadolu Selçukluları nın birikimi üzerine oturmuş devletin sınırları genişlediği ve maddi zenginlikler arttığı ölçüde İslam coğrafyasının farklı bölgelerinden ulemayı da kendisine çekmeye başlamıştır Dolayısıyla Osmanlı İslam kültür havzasının yeni bir parçasını oluştururken her şeye yeniden başlamak zorunda kalmamış devraldığı Selçuklu birikimiyle kurduğu ilişkinin yanı sıra hem az önce zikredilen dışarıdan gelen ulema hem de dönemin seçkin eğitim ve entelektüel merkezleri olan yerlere Mısır Orta Asya İran gönderdiği talebelerle söz konusu havzayla olan bağını sürdürmüştür Devletin entelektüel ve ilmî hayatını şekillendirenler de önceki geleneğin taşıyıcısı ve İznik teki ilk medrese olan Orhan Gazi Medresesi ve ondan sonra inşa edilen Süleyman Paşa Medresesi nde ders veren başta Davud ı Kayserî olmak üzere Taceddin el Kürdî Alaeddin el Esved Halil el Cenderî Çandarlı gibi hocalar ve buradan yetişen Molla Fenârî ve Kutbuddin İznikî gibi ulema olmuştur Bu gelenek ve onun ortaya koyduğu entelektüel ve ilmî hayat hakkında yakın zamanlarda hem Batı da hem de Türkiye de başlayan akademik faaliyetler gittikçe artarak devam etmektedir Ancak şimdiye kadar yapılanların onun bir iskeletini ortaya koyacak sayıda olduğunu söylemek bile mümkün değildir Bunun en önemli göstergesi konuyla alakalı olarak yapılan çalışmaların hâlâ parmakla sayılacak kadar az olmasıdır Dolayısıyla Osmanlı entelektüel ve ilmî hayatının her yönüyle ortaya konulabilmesi için daha çok akademisyenin himmetine ihtiyaç vardır Kaldı ki bu himmete yalnızca entelektüel ve bilimsel hayat için değil Osmanlı Dönemi nin tarih iktisat toplum hukuk din uluslararası ilişkiler bürokrasi eğitim vs gibi konuları için de ihtiyaç bulunmaktadır Osmanlıda Felsefe Tasavvuf ve Bilim başlıklı bu kitap yukarıda ifade edilen maksada uygun yeni çalışmalara bir zemin teşkil etmesi amacıyla Uluslararası Osmanlı Araştırmaları Kongresi nde sunulan tebliğlerden başlığa yansıtılan konularla ilgili olanlarından seçilerek hazırlanmıştır