Osmanlı dan Günümüze Elitler Ve Din — Kemal Karpat

Osmanlı dan Günümüze Elitler Ve Din
Kemal KarpatTİMAŞ YAYINLARI
Osmanlı dan Günümüze Elitler Ve Din
Kemal KarpatEdebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Yayınları
çev. Güneş Ayas
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başladı Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi New York Üniversitesi Princeton Üniversitesi Robert Kolej Bilkent Üniversitesi Odtü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Aü Siyasal Bilgiler Fakültesi Harvard Üniversitesi John Hopkins Üniversitesi Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu 1970 88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı nı yürüttü Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu nun başkanlıklarını yaptı Orta Asya Çalışmaları Derneği nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevinde bulundu 1989 1995 Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödüllendirildi Kendisine Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü ne sahip olan Karpat 20 ülkede yayımlanmış 100 ü aşkın makaleye ve çok sayıda kitaba imza attı Halen Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor

Timaş Yayınları
Türk romanı henüz yazılmamıştır Bunun asıl nedeni modernleşmeyi bilinçli olarak benimseyen bir orta sınıfın henüz tam manasıyla ortaya çıkarak kendi ölçüleri içinde yüksek bir kültür ve edebiyat standardı oluşturmamış olmasıdır Gerçek bir orta sınıfın meydana çıkışı sosyal ve ekonomik bir değişim olduğu kadar kültürel ve felsefi bir devrimdir Aynı zamanda milletin temel karakterinin ve kültürünün ifadesidir Büyük romanlar kimliğini kendi tarihi dili kültürü karakteri sorunları ve özleyişleri üzerine kurmuş bir toplum içinde yazılabilir Topluma bağlı yani onun sorunlarını içselleştiren ve sanat yolu ile insanileştiren kültür ve edebiyat gerçek romanı yaratabilir Bugüne dek Türkiye nin en önemli tarihçilerinden biri olarak tanıdığımız Kemal Karpat ın edebiyata olan özel ilgisi ve ortaya koyduğu çalışmalar onun henüz keşfedilmemiş özelliklerinden biridir Kemal Karpat bu çalışmasında toplum ve edebiyat arasındaki karşılıklı etkileşimi gözler önüne sererken OsmanlI dan Cumhuriyet e yaşanan büyük sosyal değişimin Türkiye nin gerçek anlamda kültürel siyasal bütünleşmesindeki rolüne de ışık tutuyor

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilalinden Bolşevik Devrimine faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından Cumhuriyetin kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiyede edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiyede büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımını doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiyede de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlıdan Günümüze Edebiyat ve Toplumda bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiyede toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpatın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Tarih
Demokrasi mücadelemiz aslında inanç özgürlüğü içindi Prof Kemal Karpat Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğu görüşünde Yazan Hale Kaplan Öz Yazı Kaynağı Yenişafak Kitap Prof Dr Kemal Karpatın Osmanlıdan Günümüze Elitler ve Din isimli kitabı Türkiyede elitlerin doğumunu ve fonksiyonlarını tarihi ve kavramsal bir çerçeve içinde ele alan önemli bir çalışma İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Elitler ve Demokrasi ikinci bölümünde Din ve Laiklik konuları irdeleniyor 7 8 yıl gibi uzun bir zamana mal olmuş kitap Temel Türk Filolojisi ve Tarihi ismiyle Paris ve Budapeşte Üniversitelerinin yayınladığı bir serinin parçası aslında Dünyanın farklı yerlerinde verdiği seminerlerin notları ve modernizm ve laiklik merkezli makalelerin bir araya toplanmasıyla oluşan kitabında Karpat bugün gündemin en yoğun tartışmalarından biri olan laiklik din modernizm konularını irdelemeye Osmanlıda modernleşmenin tarihsel aşamalarını anlatarak başlıyor Osmanlı uzun ömrünü devlet ve dini bağdaştırmasına borçlu Din temelli devletlerin yok olmasının mukadder olduğunu İbn Haldun Mukaddimesinde uzun uzadıya anlatır çünkü bu devletler kendilerini kendi güçleriyle yenileme kabiliyetinden mahrumdurlar Bu değişmez siyasi mukadderatın tek büyük istisnası Osmanlı Devleti ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyetidir diyen Karpat bunun sebebini Osmanlının maddi yaşam ile maneviyatı yani devleti ve dini bağdaştırmasına bağlıyor Fakat 17 yüzyılda din devlet dengeleri bozuluyor ve devlet dini kendi amaçları için kullanmaya başlıyor Osmanlı seçkinleri arasındaki ilk ciddi ayrım ıslahat yandaşlığı ve karşıtlığı şeklinde oluyor 1800 yılında ise II Mahmud bürokrasinin reformcu kanadı ve III Selimin ayan destekçileri tarafından kurnazca örgütlenen bir karşı hareket sonucunda tahta çıkarıyor ve reformcularla muhafazakârların arası iyice açılıyor Bu anlamda yazara göre Osmanlı padişahları arasında inanç ve bilimi en iyi uyumlaştıran Sultan II Abdülhamiddi fakat onun da mutlakıyetçiliği moderniteyi ruhundan yoksun bıraktı Türkiyenin tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışının olduğunu savunan yazar Cumhuriyet döneminde yanlış anlaşılan Fransız versiyonu bir laiklik uğruna bu kendine has anlayışın terk edildiğini söylemeden geçemiyor 1924ten sonra ortaya çıkan yeni İslamın savunucuları da kitapta dikkatle okunması gereken bölümlerden Devletin sıradan insanların yaşadığı İslam üzerinde sıkı bir denetim uygularken modern düşünceli dinsel elitleri İslama kendi modernist görüşlerini aşılamak üzere güçlendirdiğini buradan öğreniyoruz Laikliğe rağmen ve laiklik sayesinde en dindar ülke Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğuna da değinen Karpat İslam ve demokrasi tartışmasının odağında Halifelik veya Şeriat mahkemeleri gibi İslami kurumların diriltilmesi değil inanç özgürlüğü vardı diyerek devletin toplumun taleplerini görmezden gelmesini eleştiriyor Yazar laiklik kavgalarına ve Müslümanların üzerindeki baskılara rağmen Türkiyede dindar nüfusun çokluğunu ülkenin dayandığı temellerle ilişkilendiriyor Bugün Türkiye muhtemelen Mekkeye en fazla hacı gönderen ülke Kişi başına en fazla cami de Türkiyede bulunuyor Bence devletin benimsediği laikliğe karşın hatta belki de onun sayesinde dünyada dinine en çok riayet eden Müslüman toplum Türkiyede yaşıyor Müslüman ülkeleri arasında en güçlü ve nispeten en etkili devlete sahip olan Türkiyenin her ne kadar son elli yılda devlet ve inanç arasında sürekli bir kavgaya sahne olsa da varlığının iki temel dayanağı hâlâ devlet ve dindir Bugüne gelindiğinde geleneksel İslamcılarla Kemalist laikler arasındaki eski bölünmenin şiddetini arttırarak devam ettiği muhakkak Kemalist laikle

Timaş Yayınları
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor İnce Kapak Sayfa Sayısı 304 Baskı Yılı 2014 e Kitap Sayfa Sayısı 217 Baskı Yılı 2016 Dili Türkçe Yayınevi Timaş Yayınları

Timaş Yayınları
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor İnce Kapak Sayfa Sayısı 280 Baskı Yılı 2009 e Kitap Sayfa Sayısı 187 Baskı Yılı 2009 Dili Türkçe Yayınevi Timaş Yayınları

TİMAŞ YAYINLARI
çev. Güneş Ayas
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor

Timaş Tarih
Demokrasi mücadelemiz aslında inanç özgürlüğü içindi Prof Kemal Karpat Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğu görüşünde Yazan Hale Kaplan Öz Yazı Kaynağı Yenişafak Kitap Prof Dr Kemal Karpatın Osmanlıdan Günümüze Elitler ve Din isimli kitabı Türkiyede elitlerin doğumunu ve fonksiyonlarını tarihi ve kavramsal bir çerçeve içinde ele alan önemli bir çalışma İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Elitler ve Demokrasi ikinci bölümünde Din ve Laiklik konuları irdeleniyor 7 8 yıl gibi uzun bir zamana mal olmuş kitap Temel Türk Filolojisi ve Tarihi ismiyle Paris ve Budapeşte Üniversitelerinin yayınladığı bir serinin parçası aslında Dünyanın farklı yerlerinde verdiği seminerlerin notları ve modernizm ve laiklik merkezli makalelerin bir araya toplanmasıyla oluşan kitabında Karpat bugün gündemin en yoğun tartışmalarından biri olan laiklik din modernizm konularını irdelemeye Osmanlıda modernleşmenin tarihsel aşamalarını anlatarak başlıyor Osmanlı uzun ömrünü devlet ve dini bağdaştırmasına borçlu Din temelli devletlerin yok olmasının mukadder olduğunu İbn Haldun Mukaddimesinde uzun uzadıya anlatır çünkü bu devletler kendilerini kendi güçleriyle yenileme kabiliyetinden mahrumdurlar Bu değişmez siyasi mukadderatın tek büyük istisnası Osmanlı Devleti ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyetidir diyen Karpat bunun sebebini Osmanlının maddi yaşam ile maneviyatı yani devleti ve dini bağdaştırmasına bağlıyor Fakat 17 yüzyılda din devlet dengeleri bozuluyor ve devlet dini kendi amaçları için kullanmaya başlıyor Osmanlı seçkinleri arasındaki ilk ciddi ayrım ıslahat yandaşlığı ve karşıtlığı şeklinde oluyor 1800 yılında ise II Mahmud bürokrasinin reformcu kanadı ve III Selimin ayan destekçileri tarafından kurnazca örgütlenen bir karşı hareket sonucunda tahta çıkarıyor ve reformcularla muhafazakârların arası iyice açılıyor Bu anlamda yazara göre Osmanlı padişahları arasında inanç ve bilimi en iyi uyumlaştıran Sultan II Abdülhamiddi fakat onun da mutlakıyetçiliği moderniteyi ruhundan yoksun bıraktı Türkiyenin tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışının olduğunu savunan yazar Cumhuriyet döneminde yanlış anlaşılan Fransız versiyonu bir laiklik uğruna bu kendine has anlayışın terk edildiğini söylemeden geçemiyor 1924ten sonra ortaya çıkan yeni İslamın savunucuları da kitapta dikkatle okunması gereken bölümlerden Devletin sıradan insanların yaşadığı İslam üzerinde sıkı bir denetim uygularken modern düşünceli dinsel elitleri İslama kendi modernist görüşlerini aşılamak üzere güçlendirdiğini buradan öğreniyoruz Laikliğe rağmen ve laiklik sayesinde en dindar ülke Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğuna da değinen Karpat İslam ve demokrasi tartışmasının odağında Halifelik veya Şeriat mahkemeleri gibi İslami kurumların diriltilmesi değil inanç özgürlüğü vardı diyerek devletin toplumun taleplerini görmezden gelmesini eleştiriyor Yazar laiklik kavgalarına ve Müslümanların üzerindeki baskılara rağmen Türkiyede dindar nüfusun çokluğunu ülkenin dayandığı temellerle ilişkilendiriyor Bugün Türkiye muhtemelen Mekkeye en fazla hacı gönderen ülke Kişi başına en fazla cami de Türkiyede bulunuyor Bence devletin benimsediği laikliğe karşın hatta belki de onun sayesinde dünyada dinine en çok riayet eden Müslüman toplum Türkiyede yaşıyor Müslüman ülkeleri arasında en güçlü ve nispeten en etkili devlete sahip olan Türkiyenin her ne kadar son elli yılda devlet ve inanç arasında sürekli bir kavgaya sahne olsa da varlığının iki temel dayanağı hâlâ devlet ve dindir Bugüne gelindiğinde geleneksel İslamcılarla Kemalist laikler arasındaki eski bölünmenin şiddetini arttırarak devam ettiği muhakkak Kemalist laikler İslam ve modernitenin bağdaşmayacağını düşünse de Kemal Karpat bir gün Türklerin modernitenin maddi ve manevi yönleriyle bir bütün olduğunu ve bunu güvence altına alan yolun gerçek bir demokrasiden geçtiğini kabul edeceklerine dair inancını yitirmiyor

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilalinden Bolşevik Devrimine faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından Cumhuriyetin kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiyede edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiyede büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımını doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiyede de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlıdan Günümüze Edebiyat ve Toplumda bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiyede toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpatın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Tarih
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başladı Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi New York Üniversitesi Princeton Üniversitesi Robert Kolej Bilkent Üniversitesi Odtü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Aü Siyasal Bilgiler Fakültesi Harvard Üniversitesi John Hopkins Üniversitesi Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu 1970 88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı nı yürüttü Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu nun başkanlıklarını yaptı Orta Asya Çalışmaları Derneği nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevinde bulundu 1989 1995 Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödüllendirildi Kendisine Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü ne sahip olan Karpat 20 ülkede yayımlanmış 100 ü aşkın makaleye ve çok sayıda kitaba imza attı Halen Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Tarih
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başladı Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi New York Üniversitesi Princeton Üniversitesi Robert Kolej Bilkent Üniversitesi Odtü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Aü Siyasal Bilgiler Fakültesi Harvard Üniversitesi John Hopkins Üniversitesi Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu 1970 88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı nı yürüttü Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu nun başkanlıklarını yaptı Orta Asya Çalışmaları Derneği nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevinde bulundu 1989 1995 Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödüllendirildi Kendisine Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü ne sahip olan Karpat 20 ülkede yayımlanmış 100 ü aşkın makaleye ve çok sayıda kitaba imza attı Halen Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor

Timaş Yayınları
çev. Güneş Ayas
Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor

Timaş Yayınları - Araştırma - İnceleme Dizisi
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor İnce Kapak Sayfa Sayısı 304Baskı Yılı 2014e Kitap Sayfa Sayısı 217Baskı Yılı 2016Dili TürkçeYayınevi Timaş Yayınları

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya

Timaş Tarih
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilalinden Bolşevik Devrimine faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından Cumhuriyetin kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiyede edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiyede büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımını doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiyede de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlıdan Günümüze Edebiyat ve Toplumda bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiyede toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpatın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Tarih
Demokrasi mücadelemiz aslında inanç özgürlüğü içindi Prof Kemal Karpat Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğu görüşünde Yazan Hale Kaplan Öz Yazı Kaynağı Yenişafak Kitap Prof Dr Kemal Karpatın Osmanlıdan Günümüze Elitler ve Din isimli kitabı Türkiyede elitlerin doğumunu ve fonksiyonlarını tarihi ve kavramsal bir çerçeve içinde ele alan önemli bir çalışma İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Elitler ve Demokrasi ikinci bölümünde Din ve Laiklik konuları irdeleniyor 7 8 yıl gibi uzun bir zamana mal olmuş kitap Temel Türk Filolojisi ve Tarihi ismiyle Paris ve Budapeşte Üniversitelerinin yayınladığı bir serinin parçası aslında Dünyanın farklı yerlerinde verdiği seminerlerin notları ve modernizm ve laiklik merkezli makalelerin bir araya toplanmasıyla oluşan kitabında Karpat bugün gündemin en yoğun tartışmalarından biri olan laiklik din modernizm konularını irdelemeye Osmanlıda modernleşmenin tarihsel aşamalarını anlatarak başlıyor Osmanlı uzun ömrünü devlet ve dini bağdaştırmasına borçlu Din temelli devletlerin yok olmasının mukadder olduğunu İbn Haldun Mukaddimesinde uzun uzadıya anlatır çünkü bu devletler kendilerini kendi güçleriyle yenileme kabiliyetinden mahrumdurlar Bu değişmez siyasi mukadderatın tek büyük istisnası Osmanlı Devleti ve onun devamı olan Türkiye Cumhuriyetidir diyen Karpat bunun sebebini Osmanlının maddi yaşam ile maneviyatı yani devleti ve dini bağdaştırmasına bağlıyor Fakat 17 yüzyılda din devlet dengeleri bozuluyor ve devlet dini kendi amaçları için kullanmaya başlıyor Osmanlı seçkinleri arasındaki ilk ciddi ayrım ıslahat yandaşlığı ve karşıtlığı şeklinde oluyor 1800 yılında ise II Mahmud bürokrasinin reformcu kanadı ve III Selimin ayan destekçileri tarafından kurnazca örgütlenen bir karşı hareket sonucunda tahta çıkarıyor ve reformcularla muhafazakârların arası iyice açılıyor Bu anlamda yazara göre Osmanlı padişahları arasında inanç ve bilimi en iyi uyumlaştıran Sultan II Abdülhamiddi fakat onun da mutlakıyetçiliği moderniteyi ruhundan yoksun bıraktı Türkiyenin tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışının olduğunu savunan yazar Cumhuriyet döneminde yanlış anlaşılan Fransız versiyonu bir laiklik uğruna bu kendine has anlayışın terk edildiğini söylemeden geçemiyor 1924ten sonra ortaya çıkan yeni İslamın savunucuları da kitapta dikkatle okunması gereken bölümlerden Devletin sıradan insanların yaşadığı İslam üzerinde sıkı bir denetim uygularken modern düşünceli dinsel elitleri İslama kendi modernist görüşlerini aşılamak üzere güçlendirdiğini buradan öğreniyoruz Laikliğe rağmen ve laiklik sayesinde en dindar ülke Türkiyede demokrasi mücadelesinin esasen demokratik özgürlük ve hakları ve bunun göze çarpan bir parçası olan dinsel inanç özgürlüğünü elde etme mücadelesi olduğuna da değinen Karpat İslam ve demokrasi tartışmasının odağında Halifelik veya Şeriat mahkemeleri gibi İslami kurumların diriltilmesi değil inanç özgürlüğü vardı diyerek devletin toplumun taleplerini görmezden gelmesini eleştiriyor Yazar laiklik kavgalarına ve Müslümanların üzerindeki baskılara rağmen Türkiyede dindar nüfusun çokluğunu ülkenin dayandığı temellerle ilişkilendiriyor Bugün Türkiye muhtemelen Mekkeye en fazla hacı gönderen ülke Kişi başına en fazla cami de Türkiyede bulunuyor Bence devletin benimsediği laikliğe karşın hatta belki de onun sayesinde dünyada dinine en çok riayet eden Müslüman toplum Türkiyede yaşıyor Müslüman ülkeleri arasında en güçlü ve nispeten en etkili devlete sahip olan Türkiyenin her ne kadar son elli yılda devlet ve inanç arasında sürekli bir kavgaya sahne olsa da varlığının iki temel dayanağı hâlâ devlet ve dindir Bugüne gelindiğinde geleneksel İslamcılarla Kemalist laikler arasındaki eski bölünmenin şiddetini arttırarak devam ettiği muhakkak Kemalist laikle

Timaş Yayınları
Kemal H Karpat tarafından kaleme alınan Osmanlı dan Günümüze Elitler ve Din Timaş Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı dan Günümüze Elitler ve Din Kemal H Karpat Kitap Özeti Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başladı Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi New York Üniversitesi Princeton Üniversitesi Robert Kolej Bilkent Üniversitesi Odtü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Aü Siyasal Bilgiler Fakültesi Harvard Üniversitesi John Hopkins Üniversitesi Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu 1970 88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı nı yürüttü Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu nun başkanlıklarını yaptı Orta Asya Çalışmaları Derneği nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevinde bulundu 1989 1995 Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödüllendirildi Kendisine Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü ne sahip olan Karpat 20 ülkede yayımlanmış 100 ü aşkın makaleye ve çok sayıda kitaba Yayınevi Timaş Yayınları Yazar Kemal H Karpat Sayfa 312 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Eylül 2024 Barkod 9789752639300 Kategori Araştırma İnceleme

Timaş Yayınları
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Karpat Kimdir Prof Dr Kemal H Karpat Dobruca nın Babadağ kasabasında doğdu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi nden mezun olduktan sonra Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine mastır ve doktora yaptı Romanya daki tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi Rus tarihi Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katıldı Akademik çalışmalarına 1950 yılında New York ve Washington üniversitelerinde başladı Birleşmiş Milletler Toplumsal Araştırmalar Bölümü ndeki görevinin ardından sırasıyla Montana Devlet Üniversitesi New York Üniversitesi Princeton Üniversitesi Robert Kolej Bilkent Üniversitesi Odtü İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Aü Siyasal Bilgiler Fakültesi Harvard Üniversitesi John Hopkins Üniversitesi Colombia Üniversitesi ve Ecole des Hautes Etudes en Science Sociales gibi eğitim kurumlarında öğretim üyeliği ve yöneticilik faaliyetlerinde bulundu 1970 88 yılları arasında Wisconsin Üniversitesi Ortadoğu Çalışmaları Bölüm Başkanlığı nı yürüttü Türk Araştırmaları Derneği ile Türk Araştırmaları Kurumu nun başkanlıklarını yaptı Orta Asya Çalışmaları Derneği nin kurucu başkanlığından sonra Wisconsin Üniversitesi Orta Asya Çalışmaları Programının bölüm başkanlığı görevinde bulundu 1989 1995 Halen Türk Tarih Kurumu onur üyesi olan Karpat bilimsel çalışmaları nedeniyle Romanya bağımsızlık madalyası ve Bükreş Üniversitesi Dimitri Cantemir madalyasıyla ödüllendirildi Kendisine Romanya Ovidius Üniversitesi ve Rusya Çuvaş Milli Üniversitesi tarafından onur doktoraları verildi Rusya Kazan Bilimler Akademisi Onursal Üyeliği Wisconsin Üniversitesi Hilldale Ödülü ve Türk Bilimler Akademisi Ödülü ne sahip olan Karpat 20 ülkede yayımlanmış 100 ü aşkın makaleye ve çok sayıda kitaba imza attı Halen Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor

Timaş Yayınları
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Yayınları
Kemal H Karpat tarafından kaleme alınan Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum Timaş Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum Kemal H Karpat Kitap Özeti Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilalinden Bolşevik Devrimine faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğunun yıkılışından Cumhuriyetin kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiyede edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiyede büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımını doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiyede de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserinin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlıdan Günümüze Edebiyat ve Toplumda bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiyede toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpatın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor Yayınevi Timaş Yayınları Yazar Kemal H Karpat Sayfa 312 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 13 50x21 00 cm Basım Yılı Ocak 2022 Barkod 9786051140926 Kategori Deneme

Timaş Yayınları
Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor Türk siyasetinde jakobenliğin kökenleri nelerdir 31 Mart olayının arka planı tam olarak neydi İttihat ve Terakki yi ortaya çıkaran dinamikler nelerdi Kuruluşundan itibaren CHP sürekli ordu yandaşı politikalar mı izledi İnönü bir diktatör müydü demokrat mıydı Çok partili siteme geçişte dış dinamikler nasıl rol oynadı Türk modernleşmesi neden tepeden inmeci bir yöntem izledi Modern Türkiye nin oluşumunda Abdülhamit figürü neden bu kadar önemli Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı na zorla mı sokuldu Türk toplumu neden askere kutsallık atfeder İnce Kapak Baskı Yılı 2010 e Kitap Sayfa Sayısı 323 Baskı Yılı 2010 Dili Türkçe Yayınevi Timaş Yayınları

Timaş Tarih
Askerler Türkiyede siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiyenin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiyede de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiyenin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devletinin 1 Dünya Savaşına sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor Türk siyasetinde jakobenliğin kökenleri nelerdir 31 Mart olayının arka planı tam olarak neydi İttihat ve Terakkiyi ortaya çıkaran dinamikler nelerdi Kuruluşundan itibaren CHP sürekli ordu yandaşı politikalar mı izledi İnönü bir diktatör müydü demokrat mıydı Çok partili siteme geçişte dış dinamikler nasıl rol oynadı Türk modernleşmesi neden tepeden inmeci bir yöntem izledi Modern Türkiyenin oluşumunda Abdülhamit figürü neden bu kadar önemli Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına zorla mı sokuldu Türk toplumu neden askere kutsallık atfeder

Timaş Tarih
Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor

Timaş
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bunula sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Tanıtım Yazısı ndan

Timaş
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiye sinde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yıldan geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor Tanıtım Yazısı ndan

Timaş Yayınları
Kemal H Karpat tarafından kaleme alınan Osmanlı dan Günümüze Asker ve Siyaset Timaş Yayınları eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı dan Günümüze Asker ve Siyaset Kemal H Karpat Kitap Özeti Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor Yayınevi Timaş Yayınları Yazar Kemal H Karpat Sayfa 400 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 19 50x27 50 cm Basım Yılı Ocak 2022 Barkod 9786051141695 Kategori Araştırma İnceleme Tarihsel Romanlar Türk Tarihi Araştırmaları

Timaş Tarih
çev. Güneş Ayas
Askerler Türkiyede siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiyenin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiyede de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiyenin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devletinin 1 Dünya Savaşına sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor Türk siyasetinde jakobenliğin kökenleri nelerdir 31 Mart olayının arka planı tam olarak neydi İttihat ve Terakkiyi ortaya çıkaran dinamikler nelerdi Kuruluşundan itibaren CHP sürekli ordu yandaşı politikalar mı izledi İnönü bir diktatör müydü demokrat mıydı Çok partili siteme geçişte dış dinamikler nasıl rol oynadı Türk modernleşmesi neden tepeden inmeci bir yöntem izledi Modern Türkiyenin oluşumunda Abdülhamit figürü neden bu kadar önemli Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına zorla mı sokuldu Türk toplumu neden askere kutsallık atfeder

Timaş Yayınları
Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor

Timaş Tarih
Askerler Türkiyede siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiyenin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiyede de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiyenin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devletinin 1 Dünya Savaşına sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor Türk siyasetinde jakobenliğin kökenleri nelerdir 31 Mart olayının arka planı tam olarak neydi İttihat ve Terakkiyi ortaya çıkaran dinamikler nelerdi Kuruluşundan itibaren CHP sürekli ordu yandaşı politikalar mı izledi İnönü bir diktatör müydü demokrat mıydı Çok partili siteme geçişte dış dinamikler nasıl rol oynadı Türk modernleşmesi neden tepeden inmeci bir yöntem izledi Modern Türkiyenin oluşumunda Abdülhamit figürü neden bu kadar önemli Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşına zorla mı sokuldu Türk toplumu neden askere kutsallık atfeder

Timaş
Türk siyasal tarihinde askerlerin oynadığı rol yadsınamaz bir gerçektir Siyasal yaşamımıza bu derece nüfuz etmiş bir kurumun ve beraberinde temsil ettiği zihinsel altyapının analizini yapan Karpat 31 Mart tan 1 Dünya savaşına girişe İttihat Terakki nin kuruluşundan modern Türkiye nin yaşadığı darbelere kadar olay olay ayrıntılarıyla bir dönemin resmini çiziyor Yazar bu çalışmasında teorik yaklaşımlara nazaran daha çok olgusal bilgilere yer vererek tarihsel anlatıma ağırlık veriyor

Timaş Tarih
Osmanlı dan Günümüze Elitler ve Din ismini taşıyan eser kronolojik tarih anlayışının ötesinde siyaset bilimi kavramlarının aydınlatıcılığında disiplinlerarası bir çalışma Kemal H Karpat ın tarih sahasında gördüğü yoğun ilgi akademik ehliyeti ve uluslararası çaptaki itibarının yanı sıra kendisinin yaşayan bir tarihçi olmasından kaynaklanıyor Siyasetin yaşayan yüzüyle toplumsal olaylarla bağını hiç koparmaması ünlü tarihçinin aynı zamanda güncel gelişmeleri doğru okumaya imkan verecek çıkarsamalarını kamuoyuyla sakınmaksızın paylaşması sonucunu veriyor Nitekim yazar bu eserde Türk siyasal hayatının en tartışmalı kavramları olan laiklik demokrasi ve din olgularını tarih ve siyaset bilimi birlikteliğinde ele alıyor Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti Tanzimat döneminde kırsal kesimde devletten nispeten bağımsız ve mevki sahibi olmayan ulema arasında yeni bir dini liderler kuşağı ortaya çıktı O güne dek kâh statükonun korunmasıyla kâh toplumsal ve siyasal değişimi İslami açıdan meşrulaştırmakla meşgul olan ulema kesiminin içinden çıkan bu yeni zümrenin toplumsal konumu yeni oluşmaya başlayan Osmanlı orta sınıfıyla paraleldi bundan böyle Ve bu paralellik Osmanlı Türk siyasal tarihini derinden etkileyecekti Neticede Cumhuriyet Türkiyesi nde modernite ve laikliğin yol haritasını hem devlet yani askeri ve sivil bürokrasi hem de mahalli eşrafın liderlik ettiği siviller belirledi Dünya çapında pek çok Osmanlı tarihi kürsüsüne değerli katkılarda bulunmuş olan Prof Dr Kemal H Karpat siyaset bilimi ile tarihin buluşma noktasında Türk toplumunun son yüz elli yılda geçirdiği sosyal ekonomik ve siyasal değişime ilişkin kuşatıcı bir perspektif sunuyor Osmanlı dan bugüne Türkiye de siyasal katılımın halka halka genişleme sürecini bir bakıma Türk demokrasi tarihinin toplumsal arka planını anlatıyor

Timaş Tarih
Edebiyat toplumsal olguları yansıtması açısından her zaman değerli bir sosyolojik araç olmuştur Edebiyat sayesinde toplumu doğrudan gözlemlemek yerine onu kavramada dâhiyane bir yeteneğe sahip olan edebiyatçının yansıttıkları üzerinden şaşırtıcı varsayımlara ulaşabiliriz Özellikle toplumsal tarih çalışmalarında ancak edebî metinler sayesinde geçmişte yaşanmış sosyal ilişkilileri olayları ve yapıları betimleme şansımız olur Edebiyatın toplumla olan ilişkisi bununla sınırlı değildir Edebiyatın bizzat kendisi tarihin çeşitli dönemlerinde toplumsal dönüşümün ana motiflerinden biri olmuştur Fransız İhtilali nden Bolşevik Devrimi ne faşist rejimlerin ortaya çıkışından 68 olaylarına kalemin toplumu dönüştürmede önemli bir rol oynadığını görürüz Bugün Türk toplumunun yaşadığı tarihsel değişime ışık tutmak istediğimizde edebiyat bizim için en önemli anahtar haline gelir Osmanlı İmparatorluğu nun yıkılışından Cumhuriyet in kuruluşuna dek yaşanan süreç toplumsal sancılar Tanzimat Edebiyatı Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı derinlemesine incelenmeden tahlil edilemez Tüm bunlarla birlikte Türkiye de edebiyat akımlarının ortaya çıkış şekillerinin Türk toplum yapısının dönüşümüyle paralellik arz ettiğini görürüz Örneğin roman ancak belirli ölçülerde Batılı anlamda orta sınıf tanımına uyan bir kitlenin palazlanmasıyla güçlenmiştir Türkiye de büyük göç dalgası öncesi önemli bir toplumsallık arz eden köy yaşantısı köy edebiyatını ortaya çıkarmıştır Kentleşmeyle birlikte ortaya çıkan yabancılaşma ve yeni toplumsal sorunlar Garip Akımı nı doğurmuştur Bunlar gibi sayabileceğimiz sayısız örnek Türkiye de de edebiyat ve toplumun etle tırnak gibi birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösterir Ancak edebiyatın toplum ile kurduğu bu yakın ilişki ve bunun sonucunda sunduğu sosyolojik zenginlik edebiyat eserini asıl amacı olan sanatsal kaygısından saptırmamalıdır Bir edebî eserin toplumsal yönü ne kadar güçlü olursa olsun eserin var oluşunun ön koşulu sanatsal ifadesidir Dünya çapında şöhrete sahip en önemli tarihçi ve sosyal bilimcilerimizden biri olan Prof Dr Kemal Karpat Osmanlı dan Günümüze Edebiyat ve Toplum da bu iki temel kaygıyı göz önünde bulundurarak edebiyat aracılığıyla Türk toplum yapısının tarihsel süreç içerisinde farklı bir resmini çiziyor Türk dili ve edebiyatıyla ilgili olarak şaşırtıcı bilgiler verirken yaptığı analizlerle okuyucuyu çok farklı perspektiflerden sosyolojik bir okuma yapmaya teşvik ediyor Türkiye de toplum ve edebiyat ilişkisi üzerine henüz güçlü bir literatürün oluşmadığı göz önünde bulundurulduğunda Karpat ın bu eseri alanında eşsiz bir başvuru kaynağı haline geliyor

Timaş Yayınları
çev. Onur Güneş Ayas
img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Timaş Yayınları
Osmanlı toplumsal yapısı tarihsel olarak inancın ve devletin özerk yetki alanlarına sahip olduğu kendine has bir laiklik anlayışı üretmişti Osmanlılar etnik ve dinsel olarak karmaşık bir toplumu idare ederken bir yandan da Müslüman kalmayı başarabilecekleri bir yola ihtiyaç duyuyorlardı Çözüm belli başlı her gayrimüslim grubu bir millet olarak düşünmek ve her birine kendi inanç dil ve aile ilişkileri konusunda eksiksiz bir özgürlükten yararlanmalarını sağlayacak mutlak bir özerklik vermekti img src https s3 eu west 1 amazonaws com dia kitadagitim ckeditor_assets pictures 53 content_1_original_original jpg alt height 15 width 15 font size 1 color white font img

Timaş Tarih
Türk siyasal tarihinde askerlerin oynadığı rol yadsınamaz bir gerçektir Siyasal yaşamımıza bu derece nüfuz etmiş bir kurumun ve beraberinde temsil ettiği zihinsel altyapının analizini yapan Karpat 31 Mart tan 1 Dünya savaşına girişe İttihat Terakki nin kuruluşundan modern Türkiye nin yaşadığı darbelere kadar olay olay ayrıntılarıyla bir dönemin resmini çiziyor Yazar bu çalışmasında teorik yaklaşımlara nazaran daha çok olgusal bilgilere yer vererek tarihsel anlatıma ağırlık veriyor

Timaş Yayınları
çev. Cüneyt Dalgakıran
Askerler Türkiye de siyasal yaşamın başaktörleridir Askerlerin Türk siyasetindeki rollerinin geçmişi modern Türkiye nin tarihinden çok daha eskidir Birçok padişah ordunun baskısıyla tahttan indirilmiş veya tahta çıkarılmıştır Bunun dışında toplumsal alanda da askeri zihniyet ataerkil bağlarla toplumun düşünce yapısına ve davranış şekline sirayet etmiştir Modern Türkiye de de durum bundan çok farklı değildir Türkiye Cumhuriyeti yaklaşık 90 senelik tarihinde birçok askeri müdahaleye sahne olmuş ve başta anayasası olmak üzere siyasal sistemi bu müdahaleler sonucunda şekillenmiştir Bugün Türkiye nin siyasal gündemindeki en önemli mesele yine asker siyaset ilişkisidir Ülke gündemi akıl almaz derecede hareketli gibi gözükse de 20 30 senelik periyotlarla bakıldığında aynı tartışmaların halen devam ettiğini ve pek bir ilerleme kat edilemediğini görüyoruz Gündelik tartışmalar ve yüzeysel yaklaşımlar sorunun temellerine inmemizi engelliyor Kemal Karpat bu eserinde disiplinler arası bir çalışmaya imza atarak bu boşluğu doldurma adına önemli bir adım atıyor 31 Mart olayından 80 darbesine Osmanlı Devleti nin 1 Dünya Savaşı na sürüklenişinden devşirme sistemine kadar asker siyaset ilişkisini toplumsal kökenlerini gözler önüne sererek inceliyor