Osmanlı İmparatorluğunda İki Din Taşıyanlar

Osmanlı İmparatorluğunda İki Din Taşıyanlar
Selenge Yayınları
Osmanlı İmparatorluğunda İki Din Taşıyanlar
Derviş Tuğrul Koyuncu nun arşiv çalışmalarına dayanan Osmanlı İmparatorluğu nda İçki Üretimi ve Tüketimi başlıklı kitabı Osmanlı İmparatorluğu ndaki alkollü içeceklerin ekonomik boyutunu üretim ticaret ve tüketim incelemek ve bunların söz konusu ekonomik veçhesindeki değişimler ile imparatorluğun siyasi sosyal ve dış konjonktür şartları arasındaki bağlamsal ilişkilerin neler olduğunu göstermek amacıyla kaleme alınmıştır Çalışmanın temel sorusu İslam dinince yasaklanmış olmasına rağmen Osmanlı İmparatorluğu nda içki ticareti ve tüketiminin neden süreklilik gösterdiği ve bu süreklilikte meydana gelen değişimin nedenlerinin neler olduğudur Bu amaca ulaşmak ve söz konusu soruyu çözümlemek için Cumhurbaşkanlığı Osmanlı Arşivi nde yer alan ve bu çalışmanın kaynakçasında ayrıntılı olarak gösterilen belge defter ve dosyalardaki veriler kullanılmış ve bu kaynaklardaki verilerden hareketle imparatorluğun içki üretim bölgeleri İstanbul a içki gönderen yerleşim yerleri İstanbul un bilhassa 18 yüzyıldan sonraki içki tüketim miktarı ve bu miktarlardaki dönüşümler belirtilerek tüketimdeki süreklilik ve değişimin nedenleri incelenmiştir Kitabın birinci bölümünde içki tüketiminin İslam da haram kılınmasından hareketle Osmanlı İmparatorluğu nda içki tüketimine verilen cezaların içki üretiminin ticaretinin ve içki tüketimin vergilendirilmesinin hukuki dayanakları ele alınmıştır İkinci bölümde söz konusu hukuki dayanaktan hareketle 1500 1839 yılları arasında alkollü içkilerin ve bunun satışını gerçekleştiren mekânların siyasi olaylara ve devletin ekonomik şartlarına bağlı olarak geçirdiği serüven ve bu serüvenin Osmanlı ekonomisine etkileri değerlendirilmiştir Üçüncü ve son bölümde ise arşiv verilerinden hareketle alkollü içkilerin üretimi ticareti ve İstanbul daki tüketim eğilimi ve bu eğilimdeki değişim ve değişime etki eden faktörler ile bu faktörlerin etki dereceleri ortaya konmuştur Derviş Tuğrul Koyuncu nun bu olağanüstü çalışması Osmanlı İmparatorluğu nda alkollü içkilerin üretim ticaret ve tüketimi ile savaşların isyanların sosyolojik çalkantıların imparatorluğun ekonomik genişleme daralma temposu ve siyasi istikrarsızlık arasında sıkı bir ilişki olduğunu ayrıntılı bir şekilde gösteriyor

Kitap Yayınevi
Osmanlı yönetimi uyruklarının hareketliliğini teşvik etmezdi Örneğin Osmanlı köylülerinin vergilerini toplamakla görevli yerel idarecilerin izni olmadan köylerini terk edemeyecekleri iyi bilinir Yine de köylüler sık sık çiftliklerini terk ederler özellikle kötü hasat birçok gencin köyden kaçmasına neden olurdu Ayrıca seyahat olmadan ticaret mümkün olamayacağından örneğin 16 yüzyıl ile 17 yüzyıl başlarında Yahudi Müslüman ve Hıristiyan yüzlerce Osmanlı taciri düzenli olarak Venedik i ziyaret etmişti Padişahın emriyle bir yerden başka bir yere gitmek de önemli bir hareket biçimiydi Belgeler Osmanlı padişahlarının uyruklarını devşirme yoluyla hizmete aldıklarını ya da uzak eyaletlere sürgün ettiklerini ya da örneğin yeni fethedilen Kıbrıs a nüfus sağlamak için her eyalete zorunlu kontenjan saptayarak köylülerin güney Anadolu nun dağlarını aşmalarına neden olduklarını gösterir Barış zamanında padişahların hamiliğindeki inşaat projeleri de birçok zanaatkârın İstanbul daki inşaat alanlarında çalışmasını ya da eğer gerçekten talihsizlerse Rus imparatorluğuyla müşterek sınırda buz gibi soğuk havada bir kaleyi onarmak için memleketlerini terk etmesini gerektirirdi 15 17 yüzyıllarda eyalet yöneticilerinden birçoğu önce sarayda eğitim görür sonra askeri görevli ve eyalet yöneticisi olarak uzak yerlere gönderilirdi Bunlara ek olarak birçok Müslüman hac görevini yerine getirmek amacıyla uzun yolculuklara çıkmıştı Osmanlı topraklarındaki hareket yalnızca padişahın uyruklarıyla ilgili bir konu değildi 15 yüzyıl sonları ile 17 yüzyıl başları arasında Osmanlı topraklarına gelenler arasında İspanyol Yahudileri veya İspanya dan kaçan Müslümanlar gibi mütevazı konumdaki mülteciler ile maiyetiyle Osmanlı sultanına sığınan İsveç Kralı XII Karl gibi seçkinler vardı Hatta Osmanlı toprakları bir nevi göçmen işçi hareketine de maruz kalmış İstanbul sokaklarını Tunuslu fes satıcıları doldurmuştu Suraiya Faroqhi Bilgi Üniversitesi öğretim üyesidir Türkçeye çevrilen başlıca eserleri Hacılar ve Sultanlar 1517 1638 Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir Osmanlı da Kentler ve Kentliler Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Osmanlı İmparatorluğu ve Etrafındaki Dünya Osmanlı Zanaatkârları

İş Bankası Kültür Yayınları
çev. Zeynep Rona
Osmanlı İmparatorluğu nda Doğal Afetler Yaron Ayalon bu çalışmasında Osmanlı İmparatorluğu nda Doğal Afetler i ve onlara devlet cemaat ve birey düzeyinde verilen tepkileri ele alıyor Müslümanlar ile gayrimüslimler arasındaki sınırların Osmanlı toplumu için sanıldığı kadar katı olmadığını ve dönemine göre değiştiğini savunuyor Tarihsel veriler ile toplumsal psikoloji ve toplumbilim çalışmalarını harmanlayan yazar felaketler karşısındaki kaçma saklanma veya tevekkül gibi çeşitli davranış kalıplarına yeni bir ışık tutuyor Çevresel ve toplumsal tarih ile felaket psikolojisini birlikte kullanan Ayalon Osmanlı devletinin kuruluşunda Kara Veba nın da önemli bir etken olduğunu ileri sürerken bu tür felaketlerle mücadelenin Osmanlı İmparatorluğu nun son dönemlerinde de taşıdığı öneme dikkat çekiyor

E Yayınları
çev. Mehmet Harmancı
Osmanlı İmparatorluğun nun 19 yüzyıl ve20 yüzyılın başlarındaki çağdaşlaştırılmasını tebası arasında milliyetçiliğin yayılmasını ve Osmanlı kurumlarında ve toplumunda yapılan devrimci değişikliklerle İmparatorluğun çöküşünü bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti nin doğuşunu içermektedir Tanzimat II Abdülhamit ve Genç Türkler dönemlerinde Osmanlı reform çabalarını anlatan yapıt Doğu Sorunu nun yanısıra Kırım Savaşı Lübnan daki Siyasal Bunalımlar Makedonya Sorunu Rus Savaşı Balkan Savaşları Arap ve Ermeni İsyanları Balfour Deklarasyonu gibi Avrupalı emperyalist güçlerin Osmanlı İmparatorluğu nu kendi çıkarlarına kullanma arzularından doğan olayları da incelemektedir Stanford ve Ezel Kural Shaw ikinci ciltte Türkiye Cumhuriyeti nin 1923 1975 arasındaki gelişmesini incelerken Atatürk ün başlattığı reformları II Dünya Savaşı ndaki tarafsızlık politikasını çok partili demokrasi sisteminin doğuşunu Kıbrıs sorununu uyuşturucu madde kaçakçılığı konusunu ve Türkiye nin Batı dünyasıyla bu arada NATO yla ilişkilerini irdelemektedir Yapıt bugünkü Türkiye Cumhuriyeti nin anayasal ve siyasal yapılarının temel ve dış sorunlarının bir çözümlemesiyle sona ermektedir

Paradigma Yayınları
Batı dünyasındaki keşifler sömürgecilik faaliyetleri merkantilizm ilmî ve teknolojik ilerleme zihniyet değişmeleri gibi gelişmeler sanayi inkılabına yol açan şartları oluşturdu Aynı gelişmeler ki Osmanlı toplumu aynı süreçlerden geçmedi Osmanlı İmparatorluğu nu olumsuz yönde etkiledi Bu çerçevede Osmanlı ekonomisinin bahsedilen gelişmelere uyum sağlayamamasının sebepleri Osmanlı İmparatorluğu nun çöküş sebepleriyle benzerlik gösteriyor Hüsamettin Arslan ın Osmanlı devletinin toplum yapısını merkeze alan Osmanlı İmparatorluğu nda Sanayileşme Teşebbüsleri başlıklı kitabı bugüne kadar tartıştığımız ve tartışmaya devam edeceğimiz Osmanlı devletinin geri kalmasının arkasındaki nedenler Batı daki gelişmelerin Osmanlı ya yansımaları ve Dersaadet in bu gelişmelere karşı gösterdiği tepki ve de dış güçlerin ekonomik öncelikleri gibi hususları düşünürken dikkate alınması gereken bir çalışma

İş Bankası Kültür Yayınları
Tunus Cezayir ve Trablusgarp eyaletlerinin oluşturduğu Garp Ocakları Osmanlı İmparatorluğu nun Akdeniz deki deniz egemenliği mücadelesinde önemli rol oynamıştır On yedinci yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu nun Akdeniz de mutlak hâkimiyetinin başlamasıyla birlikte Garp Ocakları denizcilerinin faaliyetleri de artmıştır Avrupa ülkeleri Akdeniz de ticaret gemilerinin emniyet ve güvenliğini sağlamak için Osmanlı İmparatorluğu ile barış yapma çabası içine girmişlerdir Bunun sonucunda da ticaretlerini korumak ve ticari ayrıcalıklar elde etmek maksadıyla barış ve dostluk seyrüsefer ve ticaret antlaşmaları yapmışlardır Denizlerde egemen olmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri ile Garp Ocakları arasında da yedi adet Barış ve Dostluk antlaşması imzalanmıştır Bir zamanlar Türk Gölü olan Akdeniz deki Osmanlı egemenliğinin 1795 1824 yılları arasında ABD ile imzalanan bu antlaşmalarla nasıl etkilendiği antlaşmaların özgün metinlerinin ve tercümelerinin yer aldığı bu çalışmada ortaya konulmaktadır

Profil Kitap
çev. Hasan Ferhad, Muallim Angel
Ünlü yazar Paul Imbert 1909 yılında yazdığı bu eserinde Osmanlı nın son dönemlerinin panoramik bir görüntüsünü sergiliyor Batının Osmanlı ve Türklere kayıtsız kalmadığını hele mesele kişisel çıkarlarıysa sanki bize yardım etmek istiyorlarmış gibi görünüp hemen sorunlarımıza el attıklarını çarpıcı bir şekilde dile getiriyor Yazar demiryolları politikamızı İngiltere Almanya ve Fransa nın bu politikalarda nasıl etkin olduğunu Osmanlı nın zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden savrulup yeniden varolma savaşını büyük ölçüde tarafsız ve estetik bir dille anlatıyor Yakın tarihimizle ilgili Osmanlı da Yenilenme ve Türkiye nin Sorunları mutlaka okunması gereken adeta günümüzün fotokopisi niteliğinde önemli bir eser

Doğu Kitabevi
Yeni Batı toplum düzeninin temeli endüstri veya teknolojiye ve bu bağlamda buhar makinesine dayandırılmaktadır Bu durumda Türkiye de de buhar makinesinin ilk kullanılışının yenileşme akımı içinde önemli bir yeri olması kaçınılmazdır Bu çalışmada buhar makinesinin ve endüstrileşme sürecinin Batı da ve Türkiye de aynı özellik ve koşulları taşıyıp taşımadığı sorgulanmakta ve aradaki farklılıkların kaynakları ele alınmaktadır XIX yüzyılda Batı da ortaya çıkan endüstrileşme ve buhar makinesinin kullanımı Batı nın belli bir dönemindeki konumunu ve koşullarını tanıtmaktadır Söz konusu koşulları paylaşmadıkça endüstrinin ve buhar makinelerinin Türkiye de yararlılığı ve işlerliği tartışmalıdır Osmanlı da endüstrileşme Batı ile askeri ve siyasi işbirliğinin belirlediği alanlarla sınırlanmıştır Endüstri ilişkileri ile Doğu nun soyulması sömürülmesi amaçlanmamıştır Bu nedenle Osmanlı toplumunun geleneksel kimliği ve yapısı değişmemiştir Osmanlı devletinde endüstri ilişkileri ve buhar makinelerinin endüstride kullanılması dünya egemenlik siyasetinin bir aracıdır Osmanlı nın tasfiyesinden sonra yeni Türkiye devletinin Batı ile ilişkileri sınırlandığında kendisini tarım ilişkileri ile tanımlaması bu nedenledir Yeni Türkiye devletinin tarım ilişkileri ile tanımlanması dünya siyasetinden vazgeçtiğimizin bir kanıtı olmuştur

Nobel Bilimsel Eserler
Osmanlı İmparatorluğu nun Son Döneminde ve Gazetecilikte Manipülasyon başlığını taşıyan kitap İbrahim Müteferrika dan 234 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu nun ilk matbaasının 1493 yılında Sefarad göçmeni David ve Samuel İbn Nahmias Kardeşler tarafından kurulmasından başlayarak 1727 yılında da ilk Müslüman matbaasının açılmasının ardından Tanzimat Dönemleri ve sonrasında Kurtuluş Savaşı süresince ülkemizin gazetecilik basın medya ve iletişim konularının tarihine olaylar ve seçilmiş önemli kişiler açısından özet bir bakış açısı getirmek bu alanda yaşanmış ilginç manipülasyon örneklerini ele almak amacını taşımaktadır Bunu yaparken de araştırmacı gazeteciliğin ve objektif tarihin yaklaşımlarından yararlanmıştır Daha önce yayınlanan ve bir doktora tezi olan ilk kitabımda İkinci Dünya Savaşı nda ve gazetecilikte manipülasyon konusu detaylı olarak incelenmiştir Bu kitap ile başlatılan çalışmanın genel kapsamı ise Türkiye de ve gazetecilikte manipülasyon olarak belirlenmiştir Yazımları süren ve konunun devamı niteliğindeki diğer kitapların içerikleri ise şunlardır Türkiye Cumhuriyeti nin kuruluşunda ve gazetecilikte manipülasyon Türkiye yüzyılında ve gazetecilikte manipülasyon Toplum yönetiminde kamuoyunun oluşturulması ve yönlendirilmesinde belirleyici etken olan gazetecilik işi konusunda daha önce de görüşlerinden yararlandığım değerli yazar Umberto Eco nun şu sözlerine atıf yapmak kanımca özetleyici olacaktır Sorun şu ki gazeteler haberleri yaymaya değil örtmeye yarıyorlar

E Yayınları
çev. Mehmet Harmancı
1968 yılından beri California Üniversitesi Los Angeles kampüsünde Türkçe ve Yakındoğu Tarihi Profesörü olarak bulunan Stanford J Shaw un iki ciltlik Osmanlı İmparatorluğu ve Modern Türkiye adlı yapıtının ilk cildi Osmanlı Türkleri nin küçük bir göçebe aşiretiyken onbeşinci ve on altıncı yüzyıllarda büyük bir imparatorluk haline nasıl geldiğini anlatmaktadır İmparatorluk Anadolu nun yanısıra Güneydoğu Avrupa nın tümünü Arap dünyasına ve Karadeniz e kıyısı olan bölgeleri de kapsadığından tarihi Türklerin yanısıra birçok tabi halkın tarihini de içermektedir Yunanlılar Macarlar eski Yugoslavya yı oluşturan topluluklar Bulgarlar Romenler Arnavutlar Araplar Kürtler Kırım Tatarları Ermeniler Yahudiler ve diğerleri Stanford Shaw un bu yapıtı büyük oranda Osmanlı arşivlerine dayanmakta yüzyılların biriktirdiği ön yargıları ve yanlış yorumları bir yana iterek Osmanlıları yaşayan sürekli değişime uğrayan bir toplum olarak tanıtmakta ve bu toplumun diğer tarihçilerin ihmal ettikleri ekonomik sosyal ve siyasal değişimlerini ayrıntılı olarak çözümlemektedir

Dergah Yayınları
19 yüzyıldan itibaren Osmanlı iktisat literatüründe serbest ticaret laissez faire vurgusu ağırlık kazanmış ve bu vurgu çeşitli yayınlarla desteklenmiştir Serbest ticaret temelli modern iktisadın içeriğine usulüne ve uluslararası ticaret anlayışına ilk ciddi eleştiri yüzyılın sonlarında yayınladığı kitapları ile Akyiğitzade Musa tarafından yapılmıştır Akyiğitzade getirdiği eleştiride Adam Smith ve Jean Baptiste Say çizgisinde gelişen iktisadi anlayışın Osmanlı Devleti için uygun bir model olmadığı vurgusunu yapmış ve bu eleştirisini iktisat tarihinden verdiği müşahhas örneklerle desteklemiştir Elinizdeki eserde Akyiğitzade nin İktisad yahud İlm i Servet Azadegi i Ticaret ve Usul i Himaye ve İlm i Servet veyahud İlm i İktisad Kava id i Mühimme i İktisadiyyeyi Havidir kitaplarının çeviri yazımı yapılmıştır Ayrıca Akyiğitzade nin biyografisi ile iktisadi düşüncesindeki mihenk noktası olan himayeciliğin önemi ve serbesti i ticaretin neden uygun olmadığı etrafındaki düşünceleri ele alınmıştır

Yeditepe Yayınevi
Cumhuriyet döneminde demokrasinin işleyişi sık sık darbelerle kesildi Aslında bu bizim eski bir geleneğimiz Osmanlı İmparatorluğu nda askeri isyanlar ve darbeler Fatih Sultan Mehmed in ilk hükümdarlığı zamanında 1446 Buçuktepe İsyanı ile başlar ve 1913 teki Babıali baskınıyla sona erer Neredeyse Fatih Sultan Mehmed den sonra isyanla yüzleşmeyen Osmanlı padişahı yok gibidir 36 Osmanlı padişahından 12 sinin isyan ve darbeyle tahtını kaybettiği gözönüne alındığında durumun vahameti daha iyi anlaşılır Günlerce hatta aylarca devam eden isyanlar İstanbul halkına korkulu günler yaşatıyor günlük hayat tamamen felç oluyordu İsyanlar zaman zaman o kadar ileri boyutlara ulaşıyordu ki bazen devlet adamlarının cesetleri köpeklere yem ediliyor bazen sadrazamların kelleleri alınıyor bazen de padişahlar acımasızca katlediliyorlardı

Derin Yayınları
Bu çalışma 1907 1918 zaman dilimi ile kısıtlıdır Bunun sebebi Türkçülük hareketinin anlamlı bir kesiti ile okuyucunun gözleri önüne serme düşüncesidir Kitapta genel literatür dışında İkinci Meşrutiyet devri Türkçülük hareketi önderlerinin düşüncelerini bulma olanağı sağlayan Türk Yurdu Dergisi ana süreli yayın olarak değerlendiriliyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları
İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri Bilimsel Sorumluluk ve Demokrasi başlıklı bu kitap aynı başlıkla beş yılı aşkın bir süre önce düzenlenen ve o dönemde yaratmış olduğu değişik tepkilerle toplumun gündemini günlerce meşgul etmiş sonuçta sadece Türkiye de değil birçok başka ülkede de yankılar yaratmış ve toplumsal hafızalarda yer etmiş bir konferansın kitabı İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları hazırladığı bu kitapla 2005 yılında düzenlenen konferansın tarihi gerçeklerin dile getirilmesi ve farklı görüşlerin tartışıldığı bir ortam yaratması açısından da konferansın önemini belgeliyor Bu tarihi konferansı zaman çarkının ulaşılamayan kör kuyularında bırakmaya razı olmayan İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları konferanstaki tüm sunumları derlemenin dışında bir de DVD hazırlayarak kitapla birlikte okurlarına sunuyor Konferansı özetleyen bir niteliğe sahip olan DVD de Hrant Dink in tarihi konuşması da bütünüyle yer alıyor Kitabın sunuşunu yapan ve konferansın da kısa tarihçesini kaleme alan Selim Deringil giriş yazısında konferans fikrinin ortaya çıkışını ne tür bir toplantı olacağına ve olması gerektiğine dair tartışmalarını ve konferansın ortak şiarının vicdani sorumluluk olarak nasıl tanımlandığını anlatıyor Sözlerini Kanımca bizler vazifemizi yaptık bu konuda da son derece müsterihim diyerek bitiriyor Kitabı Muallim Naci nin Kalmasın Allahım âlemde hiçbir hakikat nihân sözüyle okura sunuyoruz
