Osmanlı Taşra İdaresinde AYNAROZ MANASTIRLARI XIX Yüzyıl Kolektif 10 İndirim — Kolektif

Osmanlı Taşra İdaresinde AYNAROZ MANASTIRLARI XIX Yüzyıl Kolektif 10 İndirim
Kolektif
Nobel Bilimsel Eserler
Osmanlı Taşra İdaresinde AYNAROZ MANASTIRLARI XIX Yüzyıl Kolektif 10 İndirim
Kolektif
Bugün Yunanistan ın Halkidiki Yarımadası nda bulunan ve hâlen özerk bir statüye sahip olan Athos Dağı gerek Hristiyanlık gerekse Bizans tarihi içinde özel bir yere sahiptir Athos Dağı Hristiyanlığın daha ilk asırlarından itibaren keşişler için muhteşem bir inziva mekânı olmuştur X asırda Bizans monastizminin simgesi ve Ortodoksluğun kutsal emanetlerini barındıran bir belde olarak Athos aynı zamanda ruhbanlar için bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi Ortodoks milletlerin etkileşimde bulunmasına vesile olan bir platform dünyanın en zengin el yazması koleksiyonlarından birine sahip bir kültür merkezi ve dünyada kadınların giremediği tek coğrafya olarak şöhreti tüm Hristiyan âlemince bilinen bir yer hâline gelmiştir 1430 yılında Osmanlı egemenliğine alındığında Aynaroz olarak isimlendirilen yarımadanın kadim ayrıcalıkları ve yönetim usulleri ruhani idare adı altında korunmuş ancak oluşturulan mülki idareyle de taşra teşkilatının genel yapısına yaklaştırılmaya çalışılmıştır Böylece yarımadada Osmanlı taşrasının belki başka hiçbir yerinde emsaline rastlanamayacak çift başlı bir idare teşekkül etmiştir Yaklaşık dört asır sorunsuz biçimde devam ettirilen bu statü XIX asırda Tanzimat bürokratlarının reform düşünceleriyle karşı karşıya gelmiştir

Nobel Bilimsel Eserler
Kolektif tarafından kaleme alınan Osmanlı Taşra İdaresinde AYNAROZ MANASTIRLARI XIX Yüzyıl Nobel Bilimsel Eserler eseri olarak okurlarla buluşuyor Osmanlı Taşra İdaresinde AYNAROZ MANASTIRLARI XIX Yüzyıl Kolektif Kitap Özeti Bugün Yunanistanın Halkidiki Yarımadasında bulunan ve hâlen özerk bir statüye sahip olan Athos Dağı gerek Hristiyanlık gerekse Bizans tarihi içinde özel bir yere sahiptir Athos Dağı Hristiyanlığın daha ilk asırlarından itibaren keşişler için muhteşem bir inziva mekânı olmuştur X asırda Bizans monastizminin simgesi ve Ortodoksluğun kutsal emanetlerini barındıran bir belde olarak Athos aynı zamanda ruhbanlar için bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi Ortodoks milletlerin etkileşimde bulunmasına vesile olan bir platform dünyanın en zengin el yazması koleksiyonlarından birine sahip bir kültür merkezi ve dünyada kadınların giremediği tek coğrafya olarak şöhreti tüm Hristiyan âlemince bilinen bir yer hâline gelmiştir 1430 yılında Osmanlı egemenliğine alındığında Aynaroz olarak isimlendirilen yarımadanın kadim ayrıcalıkları ve yönetim usulleri ruhani idare adı altında korunmuş ancak oluşturulan mülki idareyle de taşra teşkilatının genel yapısına yaklaştırılmaya çalışılmıştır Böylece yarımadada Osmanlı taşrasının belki başka hiçbir yerinde emsaline rastlanamayacak çift başlı bir idare teşekkül etmiştir Yaklaşık dört asır sorunsuz biçimde devam ettirilen bu statü XIX asırda Tanzimat bürokratlarının reform düşünceleriyle karşı karşıya gelmiştir Yayınevi Nobel Bilimsel Eserler Yazar Kolektif Sayfa 366 Sayfa Kağıt 2 Hamur Boyut 16 50x24 00 cm Basım Yılı Eylül 2022 Barkod 9786254336836 Kategori Araştırma İnceleme Osmanlı Tarihi

Nobel Bilimsel Eserler
Bugün Yunanistan ın Halkidiki Yarımadası nda bulunan ve hâlen özerk bir statüye sahip olan Athos Dağı gerek Hristiyanlık gerekse Bizans tarihi içinde özel bir yere sahiptir Athos Dağı Hristiyanlığın daha ilk asırlarından itibaren keşişler için muhteşem bir inziva mekânı olmuştur X asırda Bizans monastizminin simgesi ve Ortodoksluğun kutsal emanetlerini barındıran bir belde olarak Athos aynı zamanda ruhbanlar için bir eğitim ve rehabilitasyon merkezi Ortodoks milletlerin etkileşimde bulunmasına vesile olan bir platform dünyanın en zengin el yazması koleksiyonlarından birine sahip bir kültür merkezi ve dünyada kadınların giremediği tek coğrafya olarak şöhreti tüm Hristiyan âlemince bilinen bir yer hâline gelmiştir 1430 yılında Osmanlı egemenliğine alındığında Aynaroz olarak isimlendirilen yarımadanın kadim ayrıcalıkları ve yönetim usulleri ruhani idare adı altında korunmuş ancak oluşturulan mülki idareyle de taşra teşkilatının genel yapısına yaklaştırılmaya çalışılmıştır Böylece yarımadada Osmanlı taşrasının belki başka hiçbir yerinde emsaline rastlanamayacak çift başlı bir idare teşekkül etmiştir Yaklaşık dört asır sorunsuz biçimde devam ettirilen bu statü XIX asırda Tanzimat bürokratlarının reform düşünceleriyle karşı karşıya gelmiştir