Osmanlı Türkçesinden Türkilizceye — Cemal Özgüven

Osmanlı Türkçesinden Türkilizceye
Cemal ÖzgüvenCinius Yayınları
Osmanlı Türkçesinden Türkilizceye
Cemal ÖzgüvenBugünün Türkçesinin 1950 li 1960 lı yıllarda büyüklerin konuştuğu ve yazdığı Türkçeden ne kadar farklı bir hale geldiğini yaşayarak gören bir insan olarak dilimizin nerelerden nerelere sürüklendiği konusunda sohbet mahiyetinde bir çalışma hazırlamayı görev bildim Gençlerimize hitaben kaleme aldığım bu çalışmada dil alanında söz sahibi olanların görüşlerine de tafsilatlı bir şekilde yer veriyorum Karman çorman bir hale gelen o uzun sadeleştirme serüvenimiz içinde üstelik bir ara siyasi bir mesele haline getirdiğimiz dilimizin başına bakınız neler geldi Türetilen neredeyse her yeni kelimenin herkesin bildiği ve kullandığı birden çok sayıda eski kelimemizin yerini almasıyla birlikte kelime dağarcığımız daraldı Oluşturmak ve dönüştürmekten başka yardımcı fiilimiz neredeyse kalmadı Moda haline gelen süreç algılamak imge çelişki olay ve söylem gibi kelimelerin olur olmaz her anlamda kullanılması zaten zayıflamış durumda olan dilimizi üstelik yer yer anlaşılmaz bir hale getirdi Uygulamaya ilkesizlik keyfilik ve derbederlik o derecede hâkim oldu ki konuşma dilimize girmiş eski kelimelerimizin yerlerini yabancı Fransızca İngilizce ve hatta Arapça Farsça kelimelerin aldığını ve o hengâmede Türkçe kelimelerin bile tasfiye edildiklerini gördük Eski kelimelerle birlikte onlara dayalı deyimlerimiz de zamanla yok olmaya yüz tuttu bunların yerini sığ lâubalî hatta pespaye deyişler almaya başladı Dilimiz züğürtleşmekle kalmadı bayağılaştı ve kirlendi Bütün bunlar yetmiyormuş gibi günlük İngilizce kelimeler deyişler ve kalıplar Türkçemizi istilâ etti Ortada hepimizi ilgilendiren çok ciddi bir dil sorunumuz var Bildiğimiz ve kullanabildiğimiz kelimelerin zenginliği ölçüsünde düşünebilir ve kendimizi o ölçüde ifade edebiliriz Dilimizin bu perişanlığı içinde ne tefekkür ne sanat ne de bilim alanında dünya çapında varlık gösterebiliriz

Cinius Yayınları
Bugünün Türkçesinin 1950 li 1960 lı yıllarda büyüklerin konuştuğu ve yazdığı Türkçeden ne kadar farklı bir hale geldiğini yaşayarak gören bir insan olarak dilimizin nerelerden nerelere sürüklendiği konusunda sohbet mahiyetinde bir çalışma hazırlamayı görev bildim Gençlerimize hitaben kaleme aldığım bu çalışmada dil alanında söz sahibi olanların görüşlerine de tafsilatlı bir şekilde yer veriyorum Karman çorman bir hale gelen o uzun sadeleştirme serüvenimiz içinde üstelik bir ara siyasi bir mesele haline getirdiğimiz dilimizin başına bakınız neler geldi Türetilen neredeyse her yeni kelimenin herkesin bildiği ve kullandığı birden çok sayıda eski kelimemizin yerini almasıyla birlikte kelime dağarcığımız daraldı Oluşturmak ve dönüştürmekten başka yardımcı fiilimiz neredeyse kalmadı Moda haline gelen süreç algılamak imge çelişki olay ve söylem gibi kelimelerin olur olmaz her anlamda kullanılması zaten zayıflamış durumda olan dilimizi üstelik yer yer anlaşılmaz bir hale getirdi Uygulamaya ilkesizlik keyfilik ve derbederlik o derecede hâkim oldu ki konuşma dilimize girmiş eski kelimelerimizin yerlerini yabancı Fransızca İngilizce ve hatta Arapça Farsça kelimelerin aldığını ve o hengâmede Türkçe kelimelerin bile tasfiye edildiklerini gördük Eski kelimelerle birlikte onlara dayalı deyimlerimiz de zamanla yok olmaya yüz tuttu bunların yerini sığ lâubalî hatta pespaye deyişler almaya başladı Dilimiz züğürtleşmekle kalmadı bayağılaştı ve kirlendi Bütün bunlar yetmiyormuş gibi günlük İngilizce kelimeler deyişler ve kalıplar Türkçemizi istilâ etti Ortada hepimizi ilgilendiren çok ciddi bir dil sorunumuz var Bildiğimiz ve kullanabildiğimiz kelimelerin zenginliği ölçüsünde düşünebilir ve kendimizi o ölçüde ifade edebiliriz Dilimizin bu perişanlığı içinde ne tefekkür ne sanat ne de bilim alanında dünya çapında varlık gösterebiliriz

Cinius
Bugünün Türkçesinin 1950 li 1960 lı yıllarda büyüklerin konuştuğu ve yazdığı Türkçeden ne kadar farklı bir hale geldiğini yaşayarak gören bir insan olarak dilimizin nerelerden nerelere sürüklendiği konusunda sohbet mahiyetinde bir çalışma hazırlamayı görev bildim Gençlerimize hitaben kaleme aldığım bu çalışmada dil alanında söz sahibi olanların görüşlerine de tafsilatlı bir şekilde yer veriyorum Karman çorman bir hale gelen o uzun sadeleştirme serüvenimiz içinde üstelik bir ara siyasi bir mesele haline getirdiğimiz dilimizin başına bakınız neler geldi Türetilen neredeyse her yeni kelimenin herkesin bildiği ve kullandığı birden çok sayıda eski kelimemizin yerini almasıyla birlikte kelime dağarcığımız daraldı Oluşturmak ve dönüştürmekten başka yardımcı fiilimiz neredeyse kalmadı Moda haline gelen süreç algılamak imge çelişki olay ve söylem gibi kelimelerin olur olmaz her anlamda kullanılması zaten zayıflamış durumda olan dilimizi üstelik yer yer anlaşılmaz bir hale getirdi Uygulamaya ilkesizlik keyfilik ve derbederlik o derecede hâkim oldu ki konuşma dilimize girmiş eski kelimelerimizin yerlerini yabancı Fransızca İngilizce ve hatta Arapça Farsça kelimelerin aldığını ve o hengâmede Türkçe kelimelerin bile tasfiye edildiklerini gördük Eski kelimelerle birlikte onlara dayalı deyimlerimiz de zamanla yok olmaya yüz tuttu bunların yerini sığ lâubalî hatta pespaye deyişler almaya başladı Dilimiz züğürtleşmekle kalmadı bayağılaştı ve kirlendi Bütün bunlar yetmiyormuş gibi günlük İngilizce kelimeler deyişler ve kalıplar Türkçemizi istilâ etti Ortada hepimizi ilgilendiren çok ciddi bir dil sorunumuz var Bildiğimiz ve kullanabildiğimiz kelimelerin zenginliği ölçüsünde düşünebilir ve kendimizi o ölçüde ifade edebiliriz Dilimizin bu perişanlığı içinde ne tefekkür ne sanat ne de bilim alanında dünya çapında varlık gösterebiliriz

Cinius Yayınları
Bugünün Türkçesinin 1950 li 1960 lı yıllarda büyüklerin konuştuğu ve yazdığı Türkçeden ne kadar farklı bir hale geldiğini yaşayarak gören bir insan olarak dilimizin nerelerden nerelere sürüklendiği konusunda sohbet mahiyetinde bir çalışma hazırlamayı görev bildim Gençlerimize hitaben kaleme aldığım bu çalışmada dil alanında söz sahibi olanların görüşlerine de tafsilatlı bir şekilde yer veriyorum Karman çorman bir hale gelen o uzun sadeleştirme serüvenimiz içinde üstelik bir ara siyasi bir mesele haline getirdiğimiz dilimizin başına bakınız neler geldi Türetilen neredeyse her yeni kelimenin herkesin bildiği ve kullandığı birden çok sayıda eski kelimemizin yerini almasıyla birlikte kelime dağarcığımız daraldı Oluşturmak ve dönüştürmekten başka yardımcı fiilimiz neredeyse kalmadı Moda haline gelen süreç algılamak imge çelişki olay ve söylem gibi kelimelerin olur olmaz her anlamda kullanılması zaten zayıflamış durumda olan dilimizi üstelik yer yer anlaşılmaz bir hale getirdi Uygulamaya ilkesizlik keyfilik ve derbederlik o derecede hâkim oldu ki konuşma dilimize girmiş eski kelimelerimizin yerlerini yabancı Fransızca İngilizce ve hatta Arapça Farsça kelimelerin aldığını ve o hengâmede Türkçe kelimelerin bile tasfiye edildiklerini gördük Eski kelimelerle birlikte onlara dayalı deyimlerimiz de zamanla yok olmaya yüz tuttu bunların yerini sığ lâubalî hatta pespaye deyişler almaya başladı Dilimiz züğürtleşmekle kalmadı bayağılaştı ve kirlendi Bütün bunlar yetmiyormuş gibi günlük İngilizce kelimeler deyişler ve kalıplar Türkçemizi istilâ etti Ortada hepimizi ilgilendiren çok ciddi bir dil sorunumuz var Bildiğimiz ve kullanabildiğimiz kelimelerin zenginliği ölçüsünde düşünebilir ve kendimizi o ölçüde ifade edebiliriz Dilimizin bu perişanlığı içinde ne tefekkür ne

Cinius Yayınları
Bugünün Türkçesinin 1950 li 1960 lı yıllarda büyüklerin konuştuğu ve yazdığı Türkçeden ne kadar farklı bir hale geldiğini yaşayarak gören bir insan olarak dilimizin nerelerden nerelere sürüklendiği konusunda sohbet mahiyetinde bir çalışma hazırlamayı görev bildim Gençlerimize hitaben kaleme aldığım bu çalışmada dil alanında söz sahibi olanların görüşlerine de tafsilatlı bir şekilde yer veriyorum Karman çorman bir hale gelen o uzun sadeleştirme serüvenimiz içinde üstelik bir ara siyasi bir mesele haline getirdiğimiz dilimizin başına bakınız neler geldi Türetilen neredeyse her yeni kelimenin herkesin bildiği ve kullandığı birden çok sayıda eski kelimemizin yerini almasıyla birlikte kelime dağarcığımız daraldı Oluşturmak ve dönüştürmekten başka yardımcı fiilimiz neredeyse kalmadı Moda haline gelen süreç algılamak imge çelişki olay ve söylem gibi kelimelerin olur olmaz her anlamda kullanılması zaten zayıflamış durumda olan dilimizi üstelik yer yer anlaşılmaz bir hale getirdi Uygulamaya ilkesizlik keyfilik ve derbederlik o derecede hâkim oldu ki konuşma dilimize girmiş eski kelimelerimizin yerlerini yabancı Fransızca İngilizce ve hatta Arapça Farsça kelimelerin aldığını ve o hengâmede Türkçe kelimelerin bile tasfiye edildiklerini gördük Eski kelimelerle birlikte onlara dayalı deyimlerimiz de zamanla yok olmaya yüz tuttu bunların yerini sığ lâubalî hatta pespaye deyişler almaya başladı Dilimiz züğürtleşmekle kalmadı bayağılaştı ve kirlendi Bütün bunlar yetmiyormuş gibi günlük İngilizce kelimeler deyişler ve kalıplar Türkçemizi istilâ etti Ortada hepimizi ilgilendiren çok ciddi bir dil sorunumuz var Bildiğimiz ve kullanabildiğimiz kelimelerin zenginliği ölçüsünde düşünebilir ve kendimizi o ölçüde ifade edebiliriz Dilimizin bu perişanlığı içinde ne tefekkür ne sanat ne de bilim alanında dünya çapında varlık gösterebiliriz